Efrîn ve Şehba Göçmenleri Koordinasyonu’ndan Muşîre Mele Reşîd, 3 bin 400’den fazla ailenin Qamişlo kentine geçtiğini belirterek, göç ettirilen bu ailelerin zor koşullar altında olduğunu, ancak şu ana kadar bölgeye herhangi bir yardım ulaşmadığını söyledi
Efrîn ve Şehba Göçmenleri Koordinasyonu’ndan Muşîre Mele Reşîd, ANF’ye verdiği röportajda bölgedeki durum ve göçmenlerin yaşadığı zorluklar hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Muşîre Mele Reşîd, konuşmasının başında, Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerinde gerçekleşen saldırıların bir iş birliği sonucu meydana geldiğini belirterek şunları söyledi: “Bugün Suriye ve Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan durum, Fransa’daki iş birlikçi siyasetin bir sonucudur. Bu iş birlik, Suriye’yi parçalama temelinde yürütülmektedir ve bunun sonucu olarak Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde çatışmalar ve saldırılar ortaya çıkmıştır. Bu, dünyanın tümü için utanç verici bir durumdur; bugün bu güçler iki mahalleyi hedef alarak katliam ve soykırımı hayata geçirmeye çalışmıştır. Gerçekleştirilen bu eylemler, uluslararası anlaşmalar ve sözleşmeler açısından suç teşkil ediyor, ancak iki mahalleye karşı yürütülen saldırı ve katliamlara karşı büyük bir sessizlik vardı. Öte yandan bir kez daha aynı yöntemlerin uygulanıp Dêr Hafir’e saldırıldığı görüldü; bu terörist çeteler, Halep’teki iki mahallede yaptıklarını Dêr Hafir, Tebqa ve Reqa’da da sivillere karşı suç sayılacak eylemlere yönelmiştir.”
‘Halkımız dördüncü kez göçertildi’
Efrîn halkının dördüncü defadır yerinden edildiğini belirten Muşîre Mele Reşîd, “Bugün herkes insanlık adına savaşan savaşçıların nasıl vahşi saldırılara maruz kaldığını izliyor ve sessiz kalıyor. Bu sessizlik, aynı zamanda bu terörist gruplarla iş birliği anlamına geliyor. Halkımız dördüncü kez göçe zorlandı. Görüldüğü üzere kış koşulları son derece ağır ve insanlar çok büyük yaşam engelleriyle karşı karşıya. Bölgelerimiz ve kentlerimiz kuşatma altında, DAİŞ çeteleri ve terör unsurlarının tutulduğu cezaevleri açılıyor. Bu nedenle bugün kentlerimiz üzerinde çok büyük bir baskı ve tehdit bulunmaktadır” dedi.
Her bir aile en az 10 aileyi yanına almış
Şimdiye kadar 3 bin 400’den fazla ailenin Qamişlo kentine geçtiğini açıklayan Muşîre Mele Reşîd, “Efrîn Göçmenler Meclisi, zorlu ve olağan dışı bir süreçte kuruldu ve son iki günde 3 bin 400’den fazla aile yerleştirildi. 70’ten fazla okul, mülteci merkezi ve cami açıldı ve bu sayı giderek artıyor, çünkü hâlâ diğer bölgelerden de halk Qamişlo’ya geliyor. 2024 yılında Şehba’dan göç ettirilenler buraya yerleşirken, yeni gelenleri de kendi aralarına alıyorlar; her bir aile en az 10 aileyi yanına almış durumda” diye belirtti.
İhtiyaçlar karşılanamıyor
Şu ana kadar mevcut imkanlara rağmen halkın birçok temel ihtiyacının karşılanamadığını aktaran Muşîre Mele Reşîd, “Şimdiye kadar göç ettirilen halka yapılan yardımlar çoğunlukla bireysel çabalarla ve kendi elimizdeki yardımlar; yardım kuruluşları ve örgütler destek vermedi. Başûrê Kurdistanê’den yardım kuruluşu Rojava’ya yardıma geldi, çoğu yardım örgütü yalnızca iletişime geçmekle yetiniyor; halk ise kendi arasında göç ettirilenlere yardım ediyor. Halep’ten Efrîn’e göç eden ve Efrîn, Şehba ve Tebqa’ya yerleşen Efrîn halkı birkaç kez göç etmek zorunda kaldı; şu ana kadar ihtiyaçlarının bir kısmı karşılandı ama hâlâ birçok temel ihtiyaca gereksinim var. Biz, Meclis olarak binlerce aileye ulaştık, ancak onların temel ihtiyaçları mutlaka karşılanmalı” diye konuştu.
Uluslararası kurumlar ilgilenmiyor
Konuşmasının devamında, bu halkın en temel ihtiyacının hukuk ve istikrar olduğunu belirten Muşîre Mele Reşîd, “Uluslararası yardım örgütleri mevcut durumda halkla ilgilenmedi ve onlara hiçbir yardım sağlamadı. Öte yandan bu halkın en büyük ihtiyaçları hukuk ve istikrardır. Suriye’de işlenen bu suçlar savaş suçlarıdır ve herkes buna sessiz kalmaktadır. Bununla birlikte, uluslararası mahkemelerde bu konularla ilgili yasa ve düzenlemeler bulunmaktadır. Ayrıca 10 Mart Anlaşması’nda Şam hükümetinin sorumsuzluğu nedeniyle hiçbir şey uygulanmadı; onların yasası tek taraflıdır ve tek renkli ve her şeyi parçalıyor. Bu nedenle ilgili taraflara çağrı yapıyoruz ki bu eylemlerden hesap sorsunlar. Uluslararası insan hakları örgütleri de sessizleri oynayan uluslararası sistemlere bağlılar; kanun ve yasaları yoktur. Uluslararası güçlerin sessizliği ve Şam geçici hükümetinin keyfi uygulamaları sonucu, bölgenin bir kaosa sürükleneceği ve Suriye’de bir parçalanma meydana geleceği belliydi; bugün bu gerçek ortadadır” dedi.
Mücadelemizi sürdürelim
Muşîre Mele Reşîd, konuşmasının sonunda halka direnişlerini sürdürme çağrısında bulunarak şunları aktardı: “Eğer dünya örgütleri ve sistemleri bu kadar vahşiyse, dünya halklarının iradesinin ortaya çıkması gerekir ki bu topraklarda neler yaşandığını görsünler. Çünkü insanlık tehlike altındadır. Bunun çözümü demokratik bir sistemdir; ancak bu demokratik sistem kiminle kurulacaktır? DAİŞ çetelerinin zindanlarında onca kahramanımız şehit oldu, fakat bugün o zindanlar açıldı ki çıkıp yeniden savaşlarını yürütsünler. Bu nedenle çağrımız halkımızadır: Kendimizi örgütleyelim ve mücadelemizi sürdürelim; çünkü direniş ve mücadele dışında başka bir yolumuz yoktur.”
DIŞ HABERLER









