1990’lı yıllarda ABD’li bir gazetecinin sorularını yanıtlayan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, ABD’nin Kürdistan için rolünün ikili olduğu tespitinde bulundu
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 1990’lı yıllarda ABD’li bir gazeteci ile yaptığı röportajın ilk bölümü Özgür Düşünceler sitesinde (https://ozgurdusunceler.com/video.php?media_id=581) yayınlandı. Röportajda, Abdullah Öcalan Kürtlerin ne istediği, maruz kaldıkları hak ihlalleri, Kürdün Kürde kırdırılması, yaşamını yitiren siviller, PKK’ye savaşmanın dayatıldığı, köylerin yakılması, ABD emperyalizmi ve ABD’nin Kürt politikalarına dair değerlendirmelerde bulunuyor. Kürtlere vahşi bir savaşın dayatıldığını belitten Abdullah Öcalan, insan hakları ve demokrasinin tanınması şartı ile savaşı durdurmaya hazır olduklarını atlını çiziyor. 1990’lı yıllarda köylerin Türkiye tarafından yakıldığını vurgulayan Abdullah Öcalan, amacın Kürtleri tarihten silmek olduğunu vurguladı.
Röportajın başında Abdullah Öcalan’ın kısa bir açıklaması oluyor daha sonra soru cevap kısmına geçiliyor. Başlangıçta Abdullah Öcalan şunları dile getiriyor:
“Amerika Birleşik Devletleri acaba Vietnam’dan sonra en kapsamlı savaşın arkasında olduğunu biliyor mu? Türk özel savaşımının hem tarihte hem de günümüzde nasıl icra edildiğini yine biliyor mu? Ayrıca birkaç tane tarihi halkın bu özel savaş tarafından tarihten tasfiye edildiğini biliyor mu? 4 bin yıllık Grek halkı ve kültürü, Ermeni halkı ve kültürü tümüyle ortadan kaldırılmıştır. Sonuncu halkayı biz teşkil ediyoruz. Bu çok vahşi bir savaştır. Ama çok trajik olan bir şey var ki tarihin tanıdığı en terörist barbar devlete demokrasi kılıcı giydiriliyor. Bir halkın varlık savaşını kutsal, var olma hakkını ileri süren bizlere ise maalesef bir nolu terörist deniliyor. Bu çok büyük bir çelişkidir.
Ben ABD’nin kamuoyu olsun, aydınları olsun oldukça gerçek duygusunun yüksek bir konuda olduğunu söyleyebilirim. Onların da gerçekten bu savaşı anlamaları benim için çok önemli. Ben demin tarihten silinen halklardan bahsettim. Ve unutmamak gerekir ki halkımızın adı dahil kabul edilmiyor. Bir ilkokulu yok, bir radyosu yok. Kendi kendini bizzat diliyle ifade edecek hiçbir kurumu yok. Bu halka kimlik kazandırmak için yürütülen bir mücadeleyi terörist olarak değerlendirmek veya kadın veya çocukları vuruyor demek ona yapılabilecek en büyük haksızlık, kötülük… Şunu belirtmeliyim; adını versinler, okulunu versinler, radyo televizyonunu versinler. Biraz da benim için insan haklarını ve demokrasiyi tanısınlar. Biz yarından itibaren kendi payımıza bu savaşı durdurmaya varız. Sanıyorum Amerika kamuoyu bunun ne demek olduğunu artık anlıyor.”
Yayınlanan röportajda yer alan soru ve cevaplar şu şekilde:
- Bana ismini verin dediğiniz zaman şuna mı değinmek istiyorsunuz; Türkiye’de Kürtler kendi çocuklarına Kürt ismi takamazlar mı?
Zaten şimdiye kadar takamıyorlardı. Sadece bu da değil. Biz Kürt’üz. Kürt gerçeğinin kabul edilmesini istiyoruz.
- Savaşla ilgisi olmayan siviller, PKK’liler tarafından hiç öldürülmüş müdür?
Gayet tabii ölen vardır. Ama dikkatlerini çekiyorum; demin söylediğiniz gibi -çok yüksek rakamda ki 900 binden bahsediyoruz bununla yetinmeyen- Türk ordusu Kürt köylülerinden özellikle işbirlikçi ağlarında 60 bini aşkın korucu görevlendirilmişti ve bunlar da kendi ailelerini de için alarak ateş açmaktadırlar. Açılan ateş-karşı ateş sonucu eğer bu ailelerin içinde bazı kadın ve çocuk ölüyorsa kesinlikle sorumlusu biz değiliz. Bu kadar özel kuvvet yetmiyor da bu Kürt’ü Kürt’e kırdırmaya niye bu kadar önem veriyor? Ve onları çoluk çocuklarıyla niye bizim üzerimize saldırtıyor? Burayı anlamak gerekiyor. Gerçekten kadın, çocukların ölümünden duyduğum üzüntüyü gerillanın şehit düşmesinden daha fazla duyuyorum. Ama çok uğursuz bir savaşı bize dayattıklarını kesinlikle bilmek gerekiyor.
- Türkiye sizi öğretmenleri öldürdünüz diye kınamıştır. Bu doğru mu, yanlış mı?
Birkaç öğretmenin öldürülmesinden bahsedile bilinir. Fakat gerçekten bunlar bir iki kişidir ve bunları da kasıtlı öldürmüyoruz. Bu kesindir. Bunlar özel istihbarat görevlileri olarak görüldüklerinde böyle bir cezalandırılma yoluna gidilmiştir. Ama kesinlikle öğretmen olsun farklı bir memur olsun kimseye karşı özel bir yönelmemiz yok. Dikkatlerini çekerim. Eğer özel olarak sivilleri öldürmeye çalışsak, memurlarla içinde günde bu yüzleri bulabilir. Bu da ne demek istediğimi oldukça doğrular nitelikte.
- PKK, Türkiye hükümetini kınadığınız gibi -kendi davanızın haklılığını ortaya çıkarmak için- onların kullandığı metotlarla sivilleri öldürme yoluna girebilmiştir. Bunu nasıl görebiliyorsunuz?
Soruyu biraz daha açar mısınız?
- Sizin söylediğinize göre Türkiye devleti sivilleri öldürmüştür. Onların söylediğine göre de siz sivilleri öldürmüşsünüz. Eğer bu doğruysa kendi davanızın farklılığı için nasıl sivilleri öldürmeyi kabul edebiliyorsunuz?
Ben kesinlikle şunu söyleyebilirim; sivillerin en az kayba uğradığı savaş bizim yürüttüğümüz savaşta söz konusu olmuştur. Bosna ile karşılaştırdığımızda devede kulak bu rakam. Ayrıyeten, özel ile vurguluyorum; savaşın Kürtler arası geçmesi için Türklerin bir kanunu vardır. O Cumhuriyetin oluşumundan beri sürdürülmektedir; iti ite kırdırma politikası. Bunu Türkiye’de bilmeyen yoktur. Yani Kürt’ü Kürt’e kırdırma Türk özel savaşının en temel yasasıdır. Sivillerin katledilmesinden gerçekten Türk devleti sorumludur. Bunu herkes biliyor. Açıklık getireyim; 2 bin 500 faili meçhul cinayet vardır. Bunlar hep sivildir ve hepsi de yurtsever Kürtlerdir. İnsan hakları raporlarından geçmiştir. Ayrıyeten 3 bin köyün yakılması vardır. Bu da Türk devleti tarafından nasıl yıkıldığına dair insan hakları raporuna geçmiştir. 3 milyon Kürt’te kendi ülkesinden boşaltılmıştır. Bu da insan hakları raporuna geçmiştir.
- Köylerin boşaltılması ve yıkılmasının sorumlusu kimdir?
Gerçekten bizim köyleri yıkacak silahlarımız yoktur. Bu silahlar ile köyler yıkılmaz. Köylerin hepsi ülkededir. Görevliler. Bu ancak ağır silahlarla yıkılır ve bütün araştırmalar da bunu açıkça gösteriyor. Kaldı ki kendileri de bunu itiraf etmiştir. 3 milyon insanın göç ettiğini herkes biliyor ve ben her gün çağrı yapıyorum. Ülkenizden ayrılmayın diye.
- Yakılan köylerin sorumlusu kimdir?
Gerçekten Türkiye Cumhuriyeti’dir. Tekrar vurguluyorum; birkaç halk, en eski halkları tarihten silmiştir. Tek bir köyleri bile kalmamıştır. Şimdi sıra Kürtlerdedir. Onları da tarihten silmek istiyorlar. Ben bunun anlaşılmasını istiyorum.
- Kürt köylerinin üç seçeneği var. Birincisi korucu olup PKK tarafından öldürülme şansını elde etmek. İkincisi PKK’yi destekleyip Türk güvenlik güçleri tarafından öldürülmek. Ya da alıp başlarını giderler bunlar. Bunlar ne biçim seçeneklerdir?
Üçü de tasvip etmediğim seçeneklerdir. Ve fakat gerçekten politikayı çok acımasızca uygulayan Türk devletidir. Biz hiçbir Kürt köylüsüne “Gelin zorla bizi destekleyin” demedik. Zaten politik örgüt zorla desteklenmez, desteklense de fazla kıymeti, gücü olmaz. Bu politikayı çok vahşice ‘devletin politikasını desteklemezsen ya göçeceksiniz ya yol alacaksınız’ demişlerdi ve bunu uygulamışlar. Yüz binlerce Kürt’e gidip sorabilirler. Diyarbakır’da, Adana’da, İstanbul’da sırada bir araştırma bile milyonları göçertenin kim olduğunu çok açıkça gösterecektir. Bizi destekleyen 15 bin Kürt şimdi Güney Kürdistan’dadır. Ve o kadardır yani. Bizim yanımızda Kuzey Kürdistan’da olup da imha edilmeyen tek bir Kürt köylüsü yoktur. Çok vahşice hepsi katledilmiştir. Bizim açımızdan sorun gerçekten bizim yanımızda köylülerin olup olmaması değildir. Sorunu doğru koymak bu noktada çok önemlidir.
- Amerika hakkında Ne düşünüyorsunuz? Sizin fikriniz nedir?
Çağdaş ulusal ulus savaşlarında Amerika genellikle çok kötü değerlendirmek istenilir. Ben bu konuyu epey düşündüm. İki tür Amerika’dan bahsetmek bana göre en doğrusudur. Reel Sosyalizmin Amerikan paralaması belki bizi biraz sınırlı etkiledi ama ben Amerika’yı daha somut anlayabilmeye özen gösterdim.
- Reel sosyalizmden biraz söz eder misiniz?
Amerikan emperyalizmi aleyhinde kendine göre bir görüş geliştirmişti. Ben de bu görüşten etkilendim. Ve halen bana göre de ABD’de emperyalist eğilimler vardır. Fakat diğer ikinci Amerika’nın gerçeğini de görmek gerekiyor. Bu benim daha fazla ilgimi çekiyordu. Amerika belki bize karşı yürütülen savaşın arkasındadır. Bak çok kötü bir durumdur bu. Fakat bu benim bir koyu Amerika düşmanı olmamı gerektirmiyor. Fakat önemli bir kesimi özellikle yönetim gücü Türklerle stratejik nedenlerden ötürü Kürtleri fazlasıyla göz ardı ettiler. Şimdi bunlar sanıyorum sıkıntı duyuyorlar. Hatta bir haksızlık konumu içinde olduklarını oldukça düşünüyorlar.
- ABD, Kuzey Irak’ta milyonlarca dolar sarf edip oradaki Kürtleri korumaktadır. Amerika’yı Kürtlerin dostu olarak mı görüyorsunuz?
Amerika’nın Kuzey Irak’taki rolü çelişkilidir. Tümüyle olumsuz görmüyorum. Genelde bölge için olduğu gibi Kürdistan için de rolü ikilidir. Amerika’nın bakış açısında Kürtlere yer olduğuna inanıyorum. Yerel rejimlerden daha fazla Kürtlere yer vermek istediğine de eminim. Fakat bir yanılgısı var. İyi Kürtler ve kötü Kürtler diye bir ayrım yapıyor. Bu hem yanlış yapılıyor hem de kavram olarak aslında tümüyle yanlış. Bu konuda sanıyorum kendisini düzeltme gereği de duyuyor. Kötü Kürt dediğinin iyi Kürt olacağını yakında görecek aslında.
Kaynak: MA









