Cambridge Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi Dr. Thomas Jeffrey Miley, ABD ve İngiltere’nin Rojava’ya saldırılar karşısında sessizliğine tepki göstererek ‘Sessizlik, soykırım niteliğindeki saldırılara fiili bir ortaklık anlamına gelir’ dedi
Türkiye destekli HTŞ’nin Rojava’ya yönelik saldırılarına tapki gösteren Cambridge Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi Doç. Dr. Thomas Jeffrey Miley, saldırıların ırkçı ve soykırım amaçlı olduğuna dikkat çekti.
Kürt halkının dostu ve Kürdistan’da barışın destekçilerinden olduğunu söyleyen Dr. Thomas Jeffrey Miley, “Bugün, Kürt halkının karşı karşıya bulunduğu varoluşsal tehdit ortamında, onlara yönelik yürütülen soykırım niteliğindeki saldırılar ve Rojava halkına karşı gerçekleştirilen suç teşkil eden askeri operasyonlar karşısında en derin dayanışma duygularımı ifade etmek istiyorum. Rojava’nın temsil ettiği radikal demokrasi modeli, kapitalist modernitenin yarattığı yıkımlara karşı uygulanabilir, arzu edilir ve etik bir alternatif sunmaktadır” dedi.
Saldırılara tepki
Kobanê’de şu anda yaşananlar son derece korkunç olduğunu vurgulayan Dr. Thomas Miley, şu ifadeleri kullandı: “Bu trajedi bütünüyle önlenebilir nitelikteyken, uluslararası güçlerin sergilediği tutum son derece vahim olmuştur. Vatandaşı olduğum Amerika Birleşik Devletleri, Kürt halkını ağır ve utanç verici bir biçimde yüzüstü bırakmıştır. Benzer biçimde, ikamet ettiğim Birleşik Krallık da neredeyse hiçbir şey yapmamış, neredeyse hiçbir şey söylememiştir. Bu sessizlik, NATO müttefiki Türkiye ile birlikte Kürt halkına ve Rojava’daki doğrudan demokrasi projesine yönelik yürütülen soykırım niteliğindeki saldırılara fiili bir ortaklık anlamına gelmektedir.”
Saldırı Kürt demokratik projesine yöneliktir
Saldırıların aynı zamanda, geçmişte El-Kaide mensubu olan Colani’ye fiili bir serbestiyet tanınmasını da içerdiğine dikkat çeken Jeffy, “Bu süreçte, sözde “teröre karşı savaş” döneminden bu yana tutuklu bulunan DAİŞ mensupları serbest bırakılmıştır ve bunun ne gibi sonuçlar doğuracağı son derece endişe vericidir. Dolayısıyla bugün tanık olduğumuz şey, Kürt demokratik projesine yönelmiş İslamcı bir saldırı ve buna eşlik eden klasik bir böl-ve-yönet stratejisidir” diye dikkat çekti.
Bu durumun Abdullah Öcalan’ın dile getirdiği Demokratik İslam Kongresi gibi çoğulcu ve demokratik perspektiflerin tamamen karşısında yer almak olduğunu vurgulayan Dr. Thomas Jeffy, bugün ihtiyaç duyulan şeyin Türkiye ve Suriye devletlerinin benimsediği biçimde İslam’ın siyasallaştırılması değil, demokratik bir çerçeve olduğunun altını çizdi.
Rojava umut ışığı olmuştur
Tüm bu zorluklara rağmen Kürt halkının büyük bir cesaretle direnişini sürdürdüğünü ifade eden Dr. Jeffy, şöyle konuştu: “Bu direnişi derin bir hayranlıkla selamlıyor ve devam etmeleri yönünde çağrıda bulunuyorum. Umutsuzlukla dolu bir dünyada Rojava bir umut ışığı olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Bugün yok edilmek istenen şey Rojava modeli ve onun sunduğu alternatif yaşam biçimidir. Ancak Rojava halkı bu modeli savunmaya kararlı olduğu sürece bunun başarılması mümkün değildir. Kürt halkının mücadele azmi son derece takdire şayandır. Bu nedenle Rojava modeli varlığını sürdürecektir. Kürt halkı mücadelesine devam edecek ve mevcut jeopolitik düzenin yarattığı sayısız engele rağmen zafer kazanacaktır.”
Sarsılmaz dayanışmamı sunuyorum
Dr. Jeffy, sözlerini şöyle tamamladı: “Söylendiği gibi, Kürtlerin dağlardan başka dostu yoktur. Rojava’da dağlar az olsa da, Kürt halkı direnme kapasitesini kararlılıkla sürdürmektedir. Bu nedenle kendilerine en derin ve sarsılmaz dayanışmamı sunuyorum.”
Haber: Hikmet Erden-Nejla Ari / ANF









