• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
8 Şubat 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

‘Devrim, Qamişlo caddelerinde düz bir yürüyüş değildir’

8 Şubat 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Forum, Manşet
  • Eski kuşak devrimciler, devrimlerin yalnızca ileri gitmekten ibaret olmadığını ve kimi zaman istenmeyen durumların, geri çekilmelerin de olabileceğini tarif ederken Bolşeviklerden alıntılayarak ‘Devrim, Nevski Bulvarı’nda düz bir yürüyüş değildir’ derlerdi. Güncelleyeyim: ‘Devrim, Qamişlo caddelerindeki düz bir yürüyüş de değildir.’
  • Rojava’nın kıvılcımlarından yeni ateşler çıkaracağımız o tarihsel anı yakalayana kadar. O ana kadar görevimiz, bu devrim ocağının ateşini her daim diri tutmaktır

Mihri Yılmaz

Rojava Devrimi ile söze başlıyoruz. Bugün gündemimizin merkezinde, birçok askeri ve siyasal denklemin kesişim noktası olarak Rojava var. Hepimiz Rojava’nın geleceğini, bu devrimin yoluna nasıl devam edeceğini, onu kuşatan bu ağır ve zorlu süreçten hangi biçimde çıkacağını soruyoruz. Yalnızca sormuyoruz; aynı zamanda bu devrimin yarınlara kalması için mücadele ediyoruz.

Evet, son derece karmaşık bir tarihsel anın içerisindeyiz. Rojava cephelerinden yükselen dumanların gölgesinde birbirinden farklı fikirler ve düşünceler birbirine karışıyor. Doğru sözlerle yanlış sözleri ayırmak her zamankinden daha zor, ama aynı zamanda her zamankinden daha zorunlu. Tam da bu nedenle Rojava Devrimi’nin Halep savaşıyla başlayan, ardından Rakka ve Tabka’dan geri çekilmeyle şekillenen süreci üzerine yoğun tartışmalar yaşanıyor.

Bu tartışmaların bir bölümü açık biçimde kötü niyetlidir. Kürtlere, devrim mücadelesine, özgürlük arayışına düşman olan; uzun zamandır Kürt özgürlük hareketinin ayağı taşa deysin diye bekleyenleri bir kenara koyuyoruz. Bu tartışmanın muhatabı onlar değildir. Ancak Rojava Devrimi’yle güçlü bir gönül bağı kurmuş, bu devrimin ilerlemesini içtenlikle arzulayanlar arasında da ciddi sorgulamalar yaşandığı bir gerçek.

Özellikle Rojava’nın HTŞ yönetimiyle yaptığı anlaşma üzerinden yürüyen tartışmalar öne çıkıyor. Bu anlaşmayı teslimiyet olarak niteleyen, Şam’la herhangi bir uzlaşının daha en baştan reddedilmesi gerektiğini savunan, hiçbir yerden hiçbir biçimde geri çekilmemek gerektiğini ileri süren yaklaşımlar kamuoyunda yankı buluyor. Yukarıda ifade edilen kesimleri bir kenara bırakırsak ve devrimci bir yerden bakmaya devam edersek, bu tartışmaların bir kısmının iyi niyetli kaygılarla yapıldığı inkar edilemez.

Ancak tam da burada açıkça ifade etmek gerekir: İçinden geçtiğimiz süreç bir savaş ve siyaset denklemidir. Siyasette ise yalnızca sıcak bir kalp, yalnızca coşkulu devrimci duygular yeterli değildir. Aynı zamanda buz gibi soğukkanlı ve gerçekçi bir akla ihtiyaç vardır. Aksi halde, niyet ne kadar iyi olursa olsun, siyaset insanı en kötü ve en içinden çıkılamaz pozisyonlara sürükleyebilir.

Direnme savaşı ya da Rojava’nın kırmızı çizgileri

Rojava Devrimi, yalnızca HTŞ ile değil; Türkiye’nin yürütücülüğü ile gelişen ve ABD-İsrail onayıyla şekillenen kapsamlı bir karşı-devrimci yangına karşı savaşmak zorunda bırakılmıştır. Bu konseptin amacı açıktır: Rojava’yı yalnızlaştırmak, Kürtleri bölgedeki diğer halklarla karşı karşıya getirmek, bir Kürt-Arap savaşı zemini yaratmak ve nihayetinde Rojava Devrimi’ni tümden tasfiye etmek.

Bu amaçla Rojava’nın ön cephesinde, Türk devletinin her türlü askeri ve lojistik destek sunduğu cihatçı gruplar birleştirilmiştir. Arka cephede ise Türkiye sınırında kazılan siperler, yığılan tanklar, toplar ve ağır silahlar Rojava’ya çevrilmiştir. Rojava Kürdistanı’na yönelik bir soykırım siyaseti işletilmek istendiği açıktır.

Tam da bu nedenle Rojava bir savunma hattı kurmuş, kendi adına uzlaşabileceği zeminleri belirlemiş ve bunun gerisine düşmeyeceğini ve bunların uğruna tarihi bir direnme savaşı yürüteceğini ilan etmiştir. Bu direniş dört parçadaki Kürtlerin yanı sıra dünyadaki halk hareketleri ile de birleşerek tarihi bir toplumsal hareketin yaratılmasına meydan vermiştir.

Bugün üzerinde anlaşmaya varılan uzlaşı zemini başta Rojava olmak üzere gösterilen direniş ve kararlılığın sonucudur. Günün sonunda Rojava’nın kırmızı çizgilerini kabul etmek zorunda kalan Türkiye destekli karşı-devrim cephesinin kendisidir.

Devrimler düz bir çizgide ilerlemez

Ancak lafı dolandırmadan söylemek gerekiyor. Rojava, kendi kırmızı çizgilerini kabul ettirmeyi başarırken bazı gri noktalarda uzlaşı zemini yaratmak adına eski konumundan kimi esnemeler göstermiş, çok katı durduğu yerlerin yanı sıra bazı başlıklarda da uzlaşı zeminlerini genişletmiştir. Yine mevcut anlaşmanın kimi muğlaklıklar taşıdığı da ortadadır.

Lakin açık değil mi, siyasal konjonktür ve mevcut güç dengeleri dünkünden çok daha farklı cereyan ediyor ve siyasal özneleri bazı uzlaşı zeminlerine zorluyor.

Tam da bu nedenle bütün uzlaşı zeminlerini bir kenara atarak daha büyük kazanımlar elde edileceğini propaganda etmek, Rojava’nın tümden tasfiyesine dönük çok daha kapsamlı bir karşı-devrimci konseptin devreye sokulması demektir. Bundan kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Üstelik bugünkü uzlaşı zemini dahi direnilerek kazanılmıştır. Yoksa bahsettiğimiz karşı-devrimci ittifakın bir uzlaşı zemini ya da açık kapı bıraktığını düşünmek hatalıdır. Direniş ve mücadele, onları Rojava’nın ve Kürtlerin haklarını tanıma temelinde bir uzlaşıya zorunlu bırakmıştır.

Bazıları en doğru denklemin şu olduğunu söylüyorlar: “Ya Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin eski sınırlarına dönmesi, devletin Rojava’ya hiçbir biçimde sokulmaması ve savaşı aynı biçimde sürdürmek ya da ihanet…”
Ancak hayır, mevcut durumu böyle tarif edenler ya bilerek yalan söylüyor ve Rojava’nın düşmanlarına hizmet ediyor ya da bilmeyerek gerçekleri çarpıtıyorlar. Çünkü içinde bulunduğumuz anın gerçek denklemi şudur:
“Ya Kürtlerin ve Rojava’nın kazanımlarını korumak için savaşmak ve bu haklar temelinde bir uzlaşı zemini bulmak ya da Rojava’yı tümden yenilgi riski ile karşı karşıya bırakarak bütün uzlaşıları reddetmek.”

Eski kuşak devrimciler, devrimlerin yalnızca ileri gitmekten ibaret olmadığını ve kimi zaman istenmeyen durumların, geri çekilmelerin de olabileceğini tarif ederken Bolşeviklerden alıntılayarak “Devrim, Nevski Bulvarı’nda düz bir yürüyüş değildir” derlerdi. Güncelleyeyim: “Devrim, Qamişlo caddelerindeki düz bir yürüyüş de değildir.”

Evet, devrim bugün önemli kazanımlarını korumaktadır. Öz savunma gücü, kurumları, kadınların ordulaşması ayaktadır. Rojava, kendisine yönelik tasfiye konseptinden temel kazanımları koruyarak çıkmayı başarmıştır.
Kuşku duyulmasın, devrimin düşmanları bundan sonra çok daha kapsamlı ve karmaşık saldırılar örgütleyecektir. Bu nedenle en hayati görev, Rojava’nın mevcut kazanımları sürdürmek ve onları statüye kavuşturacak biçimde kurumsallaştırmaktır.

Rojava Devrimi’nin en stratejik haklarını ve kazanımlarını koruduğunu söylemiştik, lakin hiçbirimizin gönlü “sosyal ve siyasal şartların sonuçlarına” tam olarak razı değil.

Lakin devrimlerin temel niteliği de tam da böylesi anlarda ortaya çıkar: Gerçekçi olmak, dünyanın koşullarını görmek, olanakları doğru okumak ve bu gerçekliğin içinde sabır ve inatla mücadeleyi sürdürmek.

Ta ki daha ileri sıçrayabileceğimiz, yani Rojava’nın kıvılcımlarından yeni ateşler çıkaracağımız o tarihsel anı yakalayana kadar. O ana kadar görevimiz, bu devrim ocağının ateşini her daim diri tutmaktır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Tarifi anlatılamayan bir iz kaldı

Sonraki Haber

İnsan izdir

Sonraki Haber

İnsan izdir

SON HABERLER

Sosyalistlerin ellerine vurulan kelepçeler…

Yazar: Yeni Yaşam
8 Şubat 2026

Maden şirketlerinin dayanılmaz hafifliği!

Yazar: Yeni Yaşam
8 Şubat 2026

Semsûr’da zaman dondu: Ne unutuldu, ne affedildi, ne helalleşildi

Yazar: Yeni Yaşam
8 Şubat 2026

İnsan izdir

Yazar: Yeni Yaşam
8 Şubat 2026

‘Devrim, Qamişlo caddelerinde düz bir yürüyüş değildir’

Yazar: Yeni Yaşam
8 Şubat 2026

Tarifi anlatılamayan bir iz kaldı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Şubat 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
8 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır