TPAO’ya, Adana ve Mersin açıklarında 53 bin hektarlık deniz sahasında petrol arama ruhsatı verildi. Diğer yandan Doğu Akdeniz’in tamamı petrol sondaj alanı olurken, Akkuyu NGS ve termik santralerle Akdeniz ekosistemi katlediliyor
K. Bülent Ongun
ABD’li enerji şirketi ExxonMobil ile birlikte Akdeniz’de, Karadeniz’de ve dünyadaki farklı coğrafyalarda arama yapma konusunda bir anlaşma imzalandığını açıklayan Bakan Bayraktar, “Benzer mahiyette bir anlaşmayı şimdi bir başka ABD’li şirket Chevron ile yapıyoruz. Şubat ayında İstanbul’da imzalar atılacak… Bir somut projeyi de bu sene içerisinde duyurmuş olacağız” ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz gün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından TPAO’ya Adana ve Mersin açıklarında 52 bin 903 hektarlık deniz alanında 8 yıllık petrol arama ruhsatı verilmiş olması bu sondajlara TPAO ile ortaklık kuran Chevron’a verileceği söylenebilir.
529 milyon metrekare
52 bin 903 hektar yani 529 milyon m2 deniz sahası için verilen ruhsat süresi, kararın Resmi Gazete’de yayımı tarihinden itibaren sekiz yıl olarak belirlendi. TPAO, Türkiye karasularında bulunan bu sahada hidrokarbon arama faaliyetlerini yürüteceği belirtilen karar, TPAO’nun Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz arama çalışmalarının genişleteceği iddia ediliyor. Diğer yandan ABD’li Chevron ve Katar merkezli Power International Holding bünyesindeki UCC Holding ile Suriye açıklarında petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerine yönelik bir ön mutabakat imzalanması Doğu Akdeniz’in ekosistemini yerle bir edecek adımlar olurken, Mersin, Adana ve Hatay yaşanamaz bir bölge halini alacak.
Yok ediciler Doğu Akdeniz’de
Suriye’de Şam Halk Sarayı’nda yapılan petrol anlaşmasına Ahmed Şara ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack katıldı. Barrack yaptığı konuşmada, Chevron’un dünya çapında tanınmış bir enerji şirketi olduğunu vurgulayarak, bu ortaklığın Suriye’nin uluslararası imajını yeniden şekillendirme yönünde dönüştürücü bir adım olduğunu belirterek, mutabakat zaptı, önümüzdeki iki ay boyunca geçerli olacak ve bu süre içinde nihai sözleşmeler ile operasyonel detayların netleştirileceği belirtildi. Daha önce benzer bir anlaşmayı Beşar Esad yönetimi 2013 yılında Rus enerji şirketi Soyuzneftegaz ile kapsamlı bir anlaşma imzalamış ancak Rus şirket herhangi bir arama ya da keşif faaliyetinde bulunmamıştı. Diğer yandan İsrail’in Gazze şeridine çökmesiyle birlikte petrol ve doğal sondajlarıyla Doğu Akdeniz’in en büyük yok edicisi olarak öne çıkmakta.
Deniz ısısı 35 derece
TPAO ve ortaklarının petrol sondajları Meksika Körfezindeki felaketleri anımsatmakta. Diğer yandan İskenderun Körfezi’nde Tufanbeyli Termik Santrali, İskenderun Termik Santrali ve Atlas Termik Santrali faaliyette bulunurken, birçok petrokimya endüstrisi bölgeyi adeta kuşatarak boğmaya başladı. Ayrıca Körfez ağızına inşası süren Akkuyu Nükleer Santrali bölgenin adeta cenehheme dönüştüreceği apaçık ortadayken, deniz ısısı 35 dereceye ulaştı ve nükleer santralin bu sıcaklıkta soğutma yapması mümkün değil. Termik santraller soğutma suyunu denizden alırken, nükleer santralin çalışmasıyla birlikte deniz suyu ısısı ve kirlilik rekor düzeylere ulaşacak.
Deniz ısısı 28’i aşmamalı!
Körfez’de deniz sıcaklığı normalin çok üstünde 35 derecelere ulaşamaya başlarken, bu santrallerin tamamı denizden aldıkları soğutma suyunu kullanmakta ve ısınan suyu yeniden denize deşarj etmekte. Bu durum Akkuyu Nükleer Santral’in 28 dereceden yüksek ısıda suyu kullanamıyor ve bu durum radyasyon kirliliği dışında yeni bir Çernobil riskini ortaya çıkarıyor. Termik santrallerin deşarj noktaları ve çevresindeki deniz suyunun ısınması, santrallerin kurulduğu bölgelerdeki yerel canlı türlerinin ölümüne ve yok olmasına neden olurken, bölgeyi istilacı türler doldurdu ve nükleer santral bu nedenle adeta soykırım yaşatacak. Diğer yandan aynı bölgede petrokimya endüstri bölgesi oluşturulmuş olması bölgenin idam fermanı anlamına geliyor









