• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Mayıs 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Ekoloji

Biyoçeşitlilik varsa yaşam var!

23 Mayıs 2026 Cumartesi - 23:00
Kategori: Ekoloji, Manşet

Dünya da biyoçeşitlilik hızla yok olurken, ortaya konan çabalar biyoçeşitliliğin sermaye eline teslimi sürüyor. Halen var olabilen türler ise sermaye tarafından patentlenerek genleriyle oynanıyor

K.Bülent Ongun

22 Mayıs 1992 tarihinde kabul edilen Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 34. yıl dönümünde her yıl yapılan açıklamalar hem dünya da hem de Türkiye’de kısık seslerle yapılmış olması dikkat çekti. Tarım Orman Bakanlığı her yıl Bakanın ağzından duyduğumuz söylemler yerini bu yıl sessizliğe bıraktı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) instagram sayfasından paylaşımda bulunurken, Genel Müdürlüğe bağlı bazı bölge müdürlükleri de kısa ve günü kurtaran açıklamalar yapmakla yetindi.

Veri tabanına yüklenmiş!

Açıklama yapan bir kurum ise GAP İdaresiydi. GAP İdaresi tarafından Güneydoğu Anadolu’nun biyolojik çeşitliliğine yönelik kapsamlı çalışmalar yürütüldüğü ve bölgedeki nadir türler ve korunması gereken alanların detaylı şekilde kayıt altına alındığı belirtilildi. Açıklamada bu çalışmalar sayesinde bölgeden birçok alan, küresel Önemli Doğa Alanları (ÖDA) veritabanında yer aldığı vurgulandı. Açıklama veri tabanında olmasının yeterli bir durum olduğuna işaret ediyor. Kürt coğrafyasında maden, enerji vd. girişimlerle büyük bir çöküş yaşanıyor olması, BM’nin açıkladığı biyoçeşitliğin dünya da yüzde 75 oranından yok olduğunu hatırlatıyor. Yok oluşun nedenleri ise Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan nedenlerdi.

Yüzde 75’i yok oldu

FAO verilerine göre dünyadaki biyoçeşitliliğin yüzde 75’i yok olurken, benzer bir durum Türkiye’de de yaşanıyor. Dünyada biyoçeşitliliğin hızla yok olmasının temel nedeni kapitalizmin aşırı üretim ve tüketim dayatmaları olurken, bu dayatmalara bağlı olarak gelişen kuraklık, çölleşme, su kaynaklarının azalması-kirlenmesi sonucu yaşamsal anlamda geri dönülmez noktaya ulaşılmış durumda. Biyoçeşitlilik dünyadaki yaşamın devam edebilmesinin en temel unsuru olduğuna dikkat çeken bilim insanları, biyoçeşitlilik kaybının doğal süreçlere göre 1000 kat hızla arttığını belirtiyorlar.

Veri kullanımları ticari amaçlı

Sydney Üniversitesi’nden Dr. Ayesha Tulloch ve Queensland Üniversitesitarafından yönetilen uluslararası bir bilim insanı grubu, veri yayıncılığının birçok türe yardımcı olmak için önemli olduğunu ancak birçok tehlike barındırdığını açıklamıştı. Dr. Tulloch’un, “Buradaki zorluk, yereltürlerin sömürülmesine yol açacak biçimde verileri paylaşmaktır. Bazı durumlarda yaban hayatı ticareti amacına hizmet için bu verileri kullandıkları inkâr edilemez” sözleri biyoçeşitlilik verilerinin paylaşılıyor olmasının, ticarileştirmeye hizmet ettiğine dikkat çekiyor. Birçok bilim insanı tarafından, türlerin korunmasına yardımcı olmak için doğa fotoğraflarında konum verilerini gizlemek gerektiğine işaret ediliyor olması saldırının boyutunu gösteriyor.

BM Raporu

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı ‘Hükümetler Arası Bilim-Politikası Platformu’ tarafından (IPBES) hazırlanan bir raporda, küresel biyolojik çeşitlilikteki azalma konusunda uyarı yapıldı. Türkiye’nin de taraf olduğu platform, 3 yıl süren toplantıların ardından küresel ekosistemle ilgili genel bir değerlendirme yayımladı. 50 ülkeden 145 uzman ve 310 yardımcı uzman tarafından hazırlanan IPBES Global Değerlendirme Raporu’nda son 50 yıllık ekolojik değişim, ekonomik kalkınma yolları ve bunun doğaya etkisi hesaplandı.

680 omurgalı tür yok edildi

Çok kısa bir süre içerisinde 1 milyon hayvan ve bitki türü yok olma tehlikesi altında olduğu belirtilen raporda; 1900’den bu yana kara kökenli türler en az yüzde 20 oranında azaldı. Amfibi türlerinin yüzde 40’tan fazlası, resif mercanların neredeyse yüzde 33’ü ve deniz memelilerinin 3’te 1’inden fazlası tehlike altında. Böcek türlerinin ise yüzde 10’u tehlikede. 16. yüzyıldan bu yana en az 680 omurgalı tür yok edildi. Bu süre içerisinde tarım ve hayvancılık için kullanılan evcil memeli türlerinin yüzde 9’u 2016’da tükendi ve bunlarla birlikte bin tür daha tehlike altında.

400 milyon ton ağırmetal!

Doğadaki değişimi doğrudan etkileyen 5 faktörün: Toprak ve su kullanımındaki değişiklikler, türlerin aşırı avlanması, iklim değişikliği, çevre kirliliği ve istilacı yabancı türler olarak sıralandı. Karasal ortamların 3’te 1’i ve deniz ortamlarının yüzde 66’sı değişime uğradı. Dünyadaki karasal bölgelerin 3’te 1’inden fazlası ve tatlı su kaynaklarının neredeyse yüzde 75’i sanayi, enerji, petrol ve tarıma tahsis edilmiş durumda. Arazilerin kalitesizleşmesi küresel arazi yüzeyindeki üretkenliği yüzde 23 azalttı. Küresel ekinler tehlike altında. Kıyı habitatı kaybı ile birlikte sel ve kasırgalardan dolayı 100-300 milyon insan tehlike altında. Endüstriyel tesislerden yılda 300-400 milyon ton ağır metal, çözücü, zehirli atık ve diğer atık dünya sularına akıtılıyor ve kıyı ekosistemlerine karışan gübreler okyanuslarda 400 den fazla ‘ölü bölge’ oluşturmuş durumda.

Biyoçeşitlilik patentlendi

Bundan yaklaşık 10 bin yıl önce tarımın Mezopotamya’da ortaya çıkışıyla birlikte bugün kullandığımız kültür bitkilerini çiftçiler ve özellikle kadınlar tarafından geliştirilerek insanlığa miras bırakmışlardır. Ancak son 50 yılda tohum şirketleri tohumları patentlemeye başladılar. Günümüzde ise patentsiz tohumun kullanımını yasaklatmayı başardılar. Tohum ve gen şirketlerinin bütün dünya üzerinde genişleyerek hakimiyet kurmalarıyla birlikte biyoçeşitlilik büyük bir darbe aldı. FAO’nunda belirtiği gibi dünya üzerindeki biyoçeşitliliğin yaklaşık yüzde 75’i kapitalizm tarafından yok edildi. Diğer yandan tohumun patentlenmesiyle, mono kültürel üretimlerle biyoçeşitliliğin darbelenmesi sonucu mono kültürel tarım tek üretim biçimi haline getirildi.

Türkiye’de biyoçeşitliliğe bakış!

DKPM, 30 Nisan 2026 tarihinde Ankara’da, “Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nın Güncellenmesi ve 7. Ulusal Rapor Hazırlığının Desteklenmesi Şemsiye Programı” kapsamında Proje Açılış Toplantısı” gerçekleştirildi. DKMP Genel Müdürü Kadir Çokçetin konuşmasında, “Dünyadaki sekiz bitki gen merkezinden üçünün kesiştiği tek ülke olmamız, ülkemize adeta bir kıta özelliği kazandırmaktadır. 12 bin bitki türüne ev sahipliği yapan topraklarımızda, bu türlerin yaklaşık 4 bini sadece coğrafyamıza özgü, yani endemiktir. Ayrıca, dünya üzerindeki en önemli iki kuş göç yolunun merkezinde yer almaktayız. Böylesine muazzam bir zenginliğe sahip olmak, bizlere büyük bir sorumluluk yüklemektedir” dedi.

Gen ve tohum şirketleri!

G. Müdür Çokçetin, biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kullanımı ve genetik kaynaklardan elde edilen faydaların adil ve hakkaniyetli paylaşımı alanlarında ulusal stratejilerin oluşturulmasında merkezi bir rol üstlendiklerini ifade etmesi ise dikkat çekici. Eski adıyla Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sürdürülen ‘biyolojik çeşitliliğin kayıt altına alınarak bu bilgilere erişimin düzenlenmesi’ amacıyla yürütülen çalışma tüm Türkiye coğrafyasında tamamlanırken, yürütülen çalışmanın, ‘uluslararası patent uzmanlarına’ açılmasıyla biyoçeşitlilik gen ve tohum şirketlerinin yağmasına sunuldu.

Biyoçeşitlilik sermaye 
hizmetinde 

DKMP tarafından sürdürülen biyolojik çeşitliliğin kayıt altına alınarak bu bilgilere erişimin düzenlenmesine yönelik çalışmayla ilgili açıklamalar gerçeği göstermektedir. Görev yaptığı ilçe ve illerde, özellikle kırsal kalkınmaya yönelik birçok alt yapı projesini AB fonlarıyla hazırlayan, bugün Kastamonu Vali Yardımcısı olan Hakan Kubalı, Samsun’da Vali Yardımcılığı yaptığı günlerde, “Sahip olduğu tabii kaynaklar bakımından oldukça zengin bir ülke olan Türkiye’nin, biyolojik çeşitliliğin ekonomiye kazandırılması ve genetik kaynaklarımıza dayalı sınai mülkiyet haklarından ülkemizin faydalanmasına katkıda bulunulması hedeflenmekte” olduğunu belirtmişti. Biyoçeşitliliğin tespiti ve kayıt altına alınması, bitki ve hayvanların sermaye yağmasına sunulacağını açık göstergesiydi.

Yaşam paraya endeksli

Eski Milletvekili ve TBMM Tıbbi Aromatik Bitkiler Komisyonu Başkanlığı yapan AKP’li İbrahim Aydın Ekim 2019’da Hatay’da yaptığı açıklamada, dünya ekonomisinde tıbbı ve aromatik bitki hacminin 115 milyar dolar olduğunu belirterek, “Bizim ülkemizde ise 500-600 milyon dolardan bahsediliyor. Biz diyoruz ki; bunları iyi bir şekilde değerlendirirsek 2023 yılında, buradan 5 milyar dolar gelirimizin olması gerekiyor” diyordu. Tıbbi ve aromatik bitkilerin ihracatı konusunda kurumlara tavsiyelerde bulunacaklarını da belirten Aydın, “Hatta endemik türlerin korunmasını sağlayarak tarımını yapmamız ve sanayileştirerek ülke dışına ihracatını yapmamız gerekiyor” sözleri biyoçeşitliliğe bakışın önemli bir özetiydi.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Buğday sevinci

Sonraki Haber

Testiyi kıran suyu elekle içmeye kalkar

Sonraki Haber

Testiyi kıran suyu elekle içmeye kalkar

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
24 Mayıs 2026

Bern’de Rojhilat’taki idamlar protesto edildi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

‘Umut hakkından sosyal statüye’

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

Kürtçe, savunma ve devletin yargısal inkâr hafızası -I

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

Her yerde tahliyeler erteleniyor

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

Testiyi kıran suyu elekle içmeye kalkar

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

Biyoçeşitlilik varsa yaşam var!

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır