İran’da gerçek dönüşümün yalnızca rejim değişikliğiyle sınırlı olmadığını belirten İranlı gazeteci Mahdieh Golroo, ‘Kalıcı demokrasi ancak sivil toplumun köklerinden ve toplumsal direnişten filizlenebilir’ dedi
Avrupa Parlamentosu’nda 11 Haziran’da düzenlenen “We Weave a Democratic Iran” (Demokratik Bir İran’ı Birlikte Örüyoruz) başlıklı konferans, Avrupa Parlamentosu bünyesindeki Progressive Alliance of Socialists and Democrats (S&D) ile Democratic Platform of Iran iş birliğinde gerçekleştirildi. Oturum, Avrupa Parlamentosu üyelerini, siyasetçileri, insan hakları savunucularını, akademisyenleri ve İran ile Rojhilat’ın farklı halklarını ve siyasal eğilimlerini temsil eden çok sayıda muhalif aktörü bir araya getirdi.
Toplantıya, yeni kurulan Iran Freedom Congress bünyesindeki siyasetçiler ve sivil toplum temsilcilerinin yanı sıra Kürt, Beluç, Arap, Azeri ve diğer halkların temsilcileri, kadın hakları savunucuları, sendikacılar, araştırmacılar ile Avrupa Parlamentosu üyeleri de katıldı. Bu yönüyle konferans, İran muhalefetinin yıllardır süren “rejim değişikliği” tartışmasını aşarak “nasıl bir İran?” sorusunu merkeze taşıyan; demokratik, laik ve çoğulcu, federal ya da ademimerkeziyetçi bir siyasal düzenin temel ilkelerinin tartışıldığı önemli bir uluslararası platform olarak öne çıktı.
Demokratik öz yönetim modeli vurgusu öne çıktı
Konferansta PJAK adına yapılan değerlendirmelerde, İran’daki siyasal krizin yalnızca rejim değişikliğiyle çözülemeyeceği, asıl meselenin ise devletin merkeziyetçi yapısının demokratik biçimde dönüştürülmesi olduğu vurgulandı. Bu çerçevede, farklı halkların ve toplulukların karar alma süreçlerine doğrudan katıldığı, yerel demokrasiyi esas alan demokratik öz yönetim modeli öne çıkarıldı. Demokratik öz yönetim modelinin, tek ve katı bir idari formül olarak değil, dönemin siyasal koşullarına göre federal ya da diğer demokratik yönetim modellerini de kapsayabilecek esnek bir çerçeve sunduğu belirtildi.
‘Katılımcı demokrasi ilkesini gündemimizin merkezine yerleştirdik’
İranlı gazeteci, kadın hakları aktivisti ve öğrenci hareketinin önde gelen isimlerinden Mahdieh Golroo da konferansta yer alan isimlerden oldu. Mahdieh Golroo, konferansta yürütülen tartışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Mahdieh Golroo, “Bu konferans ile daha önce Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen diğer benzer etkinlikler arasındaki en önemli fark, İran’ın çoğulcu bir imajının sunulmasıydı. Bu toplantıya İran Özgürlüğü Kongresi adına katıldım. İran Özgürlük Kongresi’nde, çoğulcu ve katılımcı demokrasi ilkesini gündemimizin merkezine yerleştirdik” dedi.
Kendisi ve konferansa katılan temsilcilerin çoğunun, laik ve demokratik bir cumhuriyet kurulması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu ifade eden Mahdieh Golroo, gücün ademimerkeziyetçi biçimiyle birlikte, çok sayıda ve birbiriyle örtüşen ayrımcılık katmanlarına dikkat edilerek gündeme alınması gerektiğini söyledi.
‘Cinsiyet eşitliği sağlanmadan demokrasi gerçekleştirilemez’
Son kırk yılda İranlı kadınlar, devrimden sonra haklarını ilk kaybeden toplumsal kesim olduklarına dikkat çeken Mahdieh Golroo, kadınların İslam Cumhuriyeti hükümetine karşı yürütülen hareketlerin öncüleri haline geldiğini söyledi. Mahdieh Golroo, “Son yıllarda çok sayıda kadın siyaset sahnesine girdi. Örneğin, İran muhalefeti tarihinde ilk kez, İran Özgürlük Kongresi, Merkez Konseyi üyelerinin yarısından fazlasının kadınlardan oluştuğu ilk siyasi grup olmuştur. Ben, demokrasinin genişlemesi ile toplumsal cinsiyet eşitliği arasında inkâr edilemez bir bağ olduğuna inanıyorum ve toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadan demokrasinin gerçekleştirilmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorum” dedi.
‘Tüm halkların yönetime katılımı demokrasinin vazgeçilmez koşulu’
İran’da demokrasi tartışmalarının etnik kimlik ve yerel yönetim meselelerinde düğümlenmesine dair değerlendirmelerde bulunan Mahdieh Golroo, “Ben, her türlü merkeziyetçiliğin eninde sonunda iktidarın tek elde toplanmasına ve nihayetinde diktatörlüğe yol açtığına inanıyorum. Bu yüzden, ademimerkeziyetçiliği ve tüm halkların yönetime katılımını demokrasinin inşası için vazgeçilmez koşullar olarak görüyorum. Yerel düzeyde karar alma mekanizmalarının güçlendirilmesi, anadilde eğitim ve özyönetim, İran’ın geleceği için uygun çözümler sunabilir. Bu çeşitlilik ve çoğulculuk ise demokratik bir ülkenin inşası için altın değerinde bir fırsat yaratabilir” diye belirtti.
‘Demokratik olmayan bir değişim yeniden güç kazanmış diktatörlük getirir’
Dış müdahale yoluyla demokrasinin sağlanabileceğine inanmadığını ifade eden Mahdieh Golroo, “Kalıcı demokrasi ancak sivil toplumun köklerinden ve toplumsal direnişten filizlenebilir. Yabancı devletler ise bu süreci, insan haklarını esas alan hedefe yönelik yaptırımlar uygulayarak ve sivil toplumu destekleyerek güçlendirebilir” diye ekledi.
Şu anda iktidarda demokratik olmayan bir yönetim bulunduğunu aktaran Mahdieh Golroo, son olarak şunları belirtti:
“Bu nedenle, demokratik olmayan başka bir yönetimin kurulmasıyla sonuçlanacak bir değişim gerçek bir değişim değildir. Yalnızca bir diktatörün yerini başka bir diktatörün alması anlamına gelir. Bu iki senaryo da İran’ın geleceği açısından tehlike oluşturmaktadır. İslam Cumhuriyeti, halkın desteğini yitirmiş, halkın çıkarlarına karşı hareket eden ve hem toplumu hem de ülkenin ulusal çıkarlarını tahrip etmiş bir yönetimdir. Bu nedenle bir an önce sona ermesi gerekmektedir. Öte yandan, demokratik olmayan bir değişim de onun yerine yeni ve yeniden güç kazanmış bir diktatörlüğü getirebilir. Bu ihtimallerin her ikisi de İran’ın geleceği açısından son derece kaygı vericidir.”
Haber: Melek Avcı \ JINNEWS









