- Oyunculuğa yönelik ilgisizlik ve eksiklik, filmlerde süreklileşen bir kast krizine yol açmaktadır. Kürtçe bilmeyen, dilin ruhuna yabancı oyuncularla çekilen yapımlar, Kürt sinemasını yapaylığa hapsetmektedir
- Bir filmin yalnızca dil tercihi ‘Kürtçe’ ele aldığı politik/toplumsal tema üzerinden koşulsuz bir kabul görmesi, sanatsal niteliğin gözden kaçmasına ve edilgen bir takdir mekanizmasının işlemesine yol açabilir
- Kürt/Kürdistan sineması, tüm eleştiri ve eksikliklere rağmen son derece ciddi başarılara imza atmıştır. Mevcut sorunları çözmek ve ortak bir Kürt/Kürdistani sinema dili oluşturmak hepimizin sorumluluğudur
Veysi Altay*
Kürt sinemasında yönetmen merkezli gelenek, başlangıçta üretimi ayakta tutan ana motor olsa da; bugün sinema alanının kurumsallaşması, profesyonelleşmesi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması önündeki en belirgin bariyerlerden biri haline gelmiştir.
Mezopotamya Sinema Kolektifi, Aram Tîgran ve Cegerxwîn Akademileri gibi tarihsel hafızada mihenk taşı olan kurumlar, dönemlerinde sinemaya yön verip yönetmenlik ve senaryo odaklı önemli bir alan açmış olsa da kolektif bir üretim biçimi olan sinemanın diğer anahtar bileşenlerini sistemli bir kurumsallığa ulaştırmakta yetersiz kalmıştır.
Sinema, kendi başına yönetmenin omuzlarında taşınabilecek bütüncül bir sanat değildir. Bir yapıtın niteliği; yönetmenin yaklaşımı kadar kast direktörünün sezgisi, görüntü yönetmeninin ışığı, kurgucunun ritmi, kostümcünün sanatı, makyözün değiştiren gücü ve ses tasarımcısının atmosferiyle biçimlenir. Kamera arkasındaki ve önündeki bu insanların kendi profesyonel ağlarını ve kurumsal altyapılarını kuramamış olması, alanın tamamında ciddi bir görünürlük, eğitim ve ağ (networking) eksikliğine yol açmaktadır. Bu ağın bir an önce kurulması Kürt sineması için elzemdir.
Kast mekanizması
Ayrı bir kast mekanizmasının yokluğu, yönetmenleri sürekli benzer çevrelerden oyuncu seçmeye (typecasting) ya da amatör arayışlara mahkum etmekte; bu da anlatı çeşitliliğini daraltmaktadır. Kast direktörlüğü, “tanıdık çağırmak” veya “oyuncu bulmak” olarak görülmemeli; senaryodaki alt metni çözümleme ve karakterin ruhuna uygun doğru yeteneği keşfetme alanı olarak açılmalıdır. Oyuncuların performanslarını, demoreel içeriklerini ve özgeçmişlerini sergileyebileceği merkezi bir platformun bulunmaması, yetenek keşfini tesadüflere bırakmaktadır. Kamera arkası profesyonellerinin (görüntü yönetmenleri, kurgucular, ses tasarımcıları vb.) işlerini profesyonellerine sunabileceği dijital kataloglar ve portfolyo alanları oluşturulmalıdır. Bağımsız yapımların ve kamera arkası emekçilerinin “ulusal” / uluslararası ağlara eklemlenebilmesi için bütün Kürt film festivalleri ve kurumsal yapılar bünyesinde mesleki buluşmalar, yapım marketleri ve işbirliği platformları organize edilmelidir. Yönetmenin üzerindeki senaryo, kast ve teknik yükü hafifletecek uzmanlaşmış iş kollarının oluşturulması kaçınılmazdır. Kürt sinemasının bireysel çabaların ötesine geçen, kolektif, nitelikli ve kurumsal yapıya dönüşmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir. Kürt sinemasının bugün karşı karşıya olduğu sorunlardan biri de, oyunculuk alanındaki kurumsal kuraklaşmadır. Yönetmenlik, senaryo veya görüntü yönetmenliği vb. disiplinlerde bireysel çabalarla ya da alternatif mecralarla bir eğitim zemini oluşturulabilirken; mesele oyunculuğa geldiğinde Bakur’dan diasporaya kadar Kürdistan’ın hiçbir coğrafyasında maalesef geçmişte olduğu gibi bugün de bu ihtiyaca yanıt verecek nitelikte kurumsal bir yapı bulunmamaktadır.
Oyuncunun rolü
Oyunculuğa yönelik bu ilgisizlik ve eksiklik, kurmaca filmlerde süreklileşen bir kast krizine yol açmaktadır. Kürtçe bilmeyen, dilin ruhuna, jestlerine ve tınısına yabancı oyuncularla çekilen yapımlar, Kürt sinemasını kendi anadilinde yapaylığa ve karikatürleşmeye hapsetmektedir. Dilsel asimilasyonun ve sömürgeci politikaların cenderesinde var olma ve büyüme mücadelesi veren sinema, bel kemiği olan oyunculuk sorununu aşabilmek için geleceğe dönük olumlu adımlar atmalıdır. Bu doğrultuda; oyunculuğa ilgi duyan gençlerin eğitim alabilecekleri, yeteneklerini geliştirebilecekleri, tanışıp birlikte hareket edebilecekleri ve bulundukları alanda kurumsal ile kolektif bir irade ortaya koyabilecekleri zeminler oluşturulması Kürt sinemasının geleceği için iyi olacaktır. Oyunculuk ve dil eğitimi, yalnızca estetik bir tercih değil; Kürt sinemasının varoluşu ve geleceği açısından hayati bir zorunluluktur.
Eleştiri yetersizliği
Kürt sinemasının güncel durumuna bakıldığında, kurumsallaşma ve entelektüel derinlik eksikliği olduğu aşikardır. Sinema; sadece kamera arkasına geçip görüntü kaydetmek ya da mağduriyet anlatılarını tekrar tekrar üretmek değildir. Sinema; kendisini sorgulayan bir akademi ve kendi hatalarını neşterleyen sert bir eleştiri mekanizmasıyla birlikte var olur. Kürt sinemasının büyük eleştirisel çıkmazı, üretimlerin “dostlar alışverişte görsün” mantığıyla yapılması ve ardından gelen süreçte de “ayaküstü sohbetlerden” öteye geçilememesidir.
Kürt sinema ortamlarında eleştiri kurumsallaşmamış, dedikoduya dönüşmüştür. Yönetmenin yüzüne övgüler dizilip arkasından kahve masalarında film harcanmaktadır. Bu durum, niteliksiz üretimi teşvik eden ve sinemacıyı zehirleyen sahte bir alçakgönüllülük üretir.
Kürt akademi dünyasının sinemayı yalnızca sosyolojik bir veri ya da propaganda malzemesi olmanın ötesinde değerlendirmesi, Kürt sinemasının da akademiye samimiyetle kapılarını açması değerli bir adım olacaktır. Sinemayı bir form, estetik ve politik dil olarak inceleyen akademik yayınlar ve teorik araştırmalar henüz oldukça kısıtlıdır. Bu teorik zemini ve yayınları çoğaltabilmek, alanın ortak gelişimi açısından büyük bir önem taşıyor.
Medyanın bakışı
Aynı sorun medyada da mevcut. Köşe yazarlarının sinema teorisinden, dramaturjiden ve film dilinden habersiz ya da çok az haberdar oluşu, film üzerine yazılan yazıları birer “özet ve tebrik” metnine dönüştürmektedir. Eleştirmen yetiştirmeyen bir kültür; nitelikli yönetmen, senarist ve sinemacı yetiştiremez.
Bir filmin yalnızca dil tercihi “Kürtçe” ele aldığı politik / toplumsal tema üzerinden koşulsuz bir kabul görmesi, sanatsal niteliğin gözden kaçmasına ve edilgen bir takdir mekanizmasının işlemesine yol açabilir. Sinemanın kendi iç yapısıyla hesaplaşabilmesi; özgün bir görsel dil, sağlam bir anlatı ve kalıcı bir estetik kimlik inşa edebilmesinin temel koşuludur. Tema odaklı indirgemeciliğin ötesine geçerek sinematografik araçların kendisine odaklanmak, üretimi mağduriyet anlatılarının sıkışmışlığından çıkarıp evrensel bir niteliğe kavuşturabilir.
Bu doğrultuda, estetik derinliği ve kurumsal yapıyı güçlendirmeye yönelik doğrudan sinema eleştirisine, teorisine ve estetiğine odaklanan basılı ve dijital yayınlar kritik bir ihtiyaçtır. Yüzeysel övgüler yerine; filmleri biçimsel, tarihsel ve kuramsal açılardan ele alan derinlikli ve yapıcı analizlerin yaygınlaşması sinema alanına ivme kazandırabilir. Filmleri yalnızca “içeriği” veya “teması” üzerinden değerlendirme kolaycılığının ötesine geçmek faydalı olacaktır. Kameranın konumlandırılması, kurgu ritmi, ışık kullanımı, ses tasarımı ve senaryodaki dramatik aksaklıklar tutarlı ve yetkin bir analiz diliyle masaya yatırılabilir. “Sinema ve sanat alanı baskı altında, birbirimizi eleştirmeyelim” yaklaşımı, niteliksel gelişimin önünde bir engel oluşturabilir. Sansüre ve imkansızlıklara karşı durmak ile teknik ve estetik yetersizlikleri görünür kılmak birbirini dışlamaz; aksine, yapıcı eleştiri en güçlü dayanışma biçimlerinden biridir. Yerel bağlamı ve estetik kodları kavrayabilen, aynı zamanda dünya sinemasıyla nitelikli bir diyalog kurabilen eleştirmenlerin yetişmesi önem taşımaktadır. Bu süreçte akademi, bağımsız yayınlar ve sinema kolektifleri arasında kurulacak iş birlikleri dönüştürücü bir rol oynayabilir.
Kürt Sinemacılar İnisiyatifi
Yaklaşık yarım asırlık bir emeğin ürünü olan Kürt/Kürdistan sineması, dile getirilen tüm eleştiri ve eksikliklere rağmen son derece ciddi başarılara imza atmıştır. Uzun süredir yürütülen bu mücadelenin görünürlüğünü artırmak, yaşanan hikayeleri ve direnişi uluslararası mecraya taşımak hususunda teslim edilmesi gereken önemli bir rol üstlenmiştir. Bütün baskılara, yasaklara ve engellemelere rağmen görsel alanı oldukça etkili kullanmayı başarmıştır.
Bu doğrultuda kurulan Kürt Sinemacılar İnisiyatifi’nin, söz konusu sorunları tamamen ortadan kaldıramasa bile çözümlerine ciddi katkılar sunacağı kesindir. İki gün boyunca belirlenen başlıkların tartışılması ve çözüm yönünde sergilenen kararlılık, her ne kadar kolay olmasa da sorunların üstesinden gelebilecek güçlü bir iradenin göstergesidir.
Şüphesiz ki bu durum yalnızca Bakur’un değil; Kürdistan’ın tüm parçalarının ve bütün Kürt sinemacılarının ortak sorunudur. Benzer çalışmaların Başur, Rojhilat, Rojava ve diasporadaki Kürt sinemacılar tarafından da yürütülmesi kaçınılmazdır. Bu coğrafyalarda açığa çıkacak sorunların ve çözüm yollarının da büyük ölçüde paralellik göstereceği açıktır.
Sorunlar da çözümler de ortadadır. Bu süreçleri nihayete erdirecek olanlar ise yine Kürt sinemasına öncülük eden sinemacıların kendisidir. Mevcut sorunları çözmek ve ortak bir Kürt/Kürdistani sinema dili oluşturmak hepimizin sorumluluğudur. Bu doğrultuda çalışmalar yürütmek ve yeni adımlara önayak olmak, sinemamızın geleceğine son derece kıymetli katkılar sunacaktır.
* Yönetmen
Not: Pek çok Kürt sinemacı arkadaşım eleştiri ve önerileriyle bu yazı dizisine değerli katkılar sunmuştur. BİTTİ









