• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Eylül 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Kürt sinemasında kolektif dönüşüm

15 Eylül 2026 Salı - 00:00
Kategori: Forum
  • Oyunculuğa yönelik ilgisizlik ve eksiklik, filmlerde süreklileşen bir kast krizine yol açmaktadır. Kürtçe bilmeyen, dilin ruhuna yabancı oyuncularla çekilen yapımlar, Kürt sinemasını yapaylığa hapsetmektedir
  • Bir filmin yalnızca dil tercihi ‘Kürtçe’ ele aldığı politik/toplumsal tema üzerinden koşulsuz bir kabul görmesi, sanatsal niteliğin gözden kaçmasına ve edilgen bir takdir mekanizmasının işlemesine yol açabilir
  • Kürt/Kürdistan sineması, tüm eleştiri ve eksikliklere rağmen son derece ciddi başarılara imza atmıştır. Mevcut sorunları çözmek ve ortak bir Kürt/Kürdistani sinema dili oluşturmak hepimizin sorumluluğudur

Veysi Altay*

Kürt sinemasında yönetmen merkezli gelenek, başlangıçta üretimi ayakta tutan ana motor olsa da; bugün sinema alanının kurumsallaşması, profesyonelleşmesi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması önündeki en belirgin bariyerlerden biri haline gelmiştir.

Mezopotamya Sinema Kolektifi, Aram Tîgran ve Cegerxwîn Akademileri gibi tarihsel hafızada mihenk taşı olan kurumlar, dönemlerinde sinemaya yön verip yönetmenlik ve senaryo odaklı önemli bir alan açmış olsa da kolektif bir üretim biçimi olan sinemanın diğer anahtar bileşenlerini sistemli bir kurumsallığa ulaştırmakta yetersiz kalmıştır.

Sinema, kendi başına yönetmenin omuzlarında taşınabilecek bütüncül bir sanat değildir. Bir yapıtın niteliği; yönetmenin yaklaşımı kadar kast direktörünün sezgisi, görüntü yönetmeninin ışığı, kurgucunun ritmi, kostümcünün sanatı, makyözün değiştiren gücü ve ses tasarımcısının atmosferiyle biçimlenir. Kamera arkasındaki ve önündeki bu insanların kendi profesyonel ağlarını ve kurumsal altyapılarını kuramamış olması, alanın tamamında ciddi bir görünürlük, eğitim ve ağ (networking) eksikliğine yol açmaktadır. Bu ağın bir an önce kurulması Kürt sineması için elzemdir.

Kast mekanizması

Ayrı bir kast mekanizmasının yokluğu, yönetmenleri sürekli benzer çevrelerden oyuncu seçmeye (typecasting) ya da amatör arayışlara mahkum etmekte; bu da anlatı çeşitliliğini daraltmaktadır. Kast direktörlüğü, “tanıdık çağırmak” veya “oyuncu bulmak” olarak görülmemeli; senaryodaki alt metni çözümleme ve karakterin ruhuna uygun doğru yeteneği keşfetme alanı olarak açılmalıdır. Oyuncuların performanslarını, demoreel içeriklerini ve özgeçmişlerini sergileyebileceği merkezi bir platformun bulunmaması, yetenek keşfini tesadüflere bırakmaktadır. Kamera arkası profesyonellerinin (görüntü yönetmenleri, kurgucular, ses tasarımcıları vb.) işlerini profesyonellerine sunabileceği dijital kataloglar ve portfolyo alanları oluşturulmalıdır. Bağımsız yapımların ve kamera arkası emekçilerinin “ulusal” / uluslararası ağlara eklemlenebilmesi için bütün Kürt film festivalleri ve kurumsal yapılar bünyesinde mesleki buluşmalar, yapım marketleri ve işbirliği platformları organize edilmelidir. Yönetmenin üzerindeki senaryo, kast ve teknik yükü hafifletecek uzmanlaşmış iş kollarının oluşturulması kaçınılmazdır. Kürt sinemasının bireysel çabaların ötesine geçen, kolektif, nitelikli ve kurumsal yapıya dönüşmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir. Kürt sinemasının bugün karşı karşıya olduğu sorunlardan biri de, oyunculuk alanındaki kurumsal kuraklaşmadır. Yönetmenlik, senaryo veya görüntü yönetmenliği vb. disiplinlerde bireysel çabalarla ya da alternatif mecralarla bir eğitim zemini oluşturulabilirken; mesele oyunculuğa geldiğinde Bakur’dan diasporaya kadar Kürdistan’ın hiçbir coğrafyasında maalesef geçmişte olduğu gibi bugün de bu ihtiyaca yanıt verecek nitelikte kurumsal bir yapı bulunmamaktadır.

Oyuncunun rolü

Oyunculuğa yönelik bu ilgisizlik ve eksiklik, kurmaca filmlerde süreklileşen bir kast krizine yol açmaktadır. Kürtçe bilmeyen, dilin ruhuna, jestlerine ve tınısına yabancı oyuncularla çekilen yapımlar, Kürt sinemasını kendi anadilinde yapaylığa ve karikatürleşmeye hapsetmektedir. Dilsel asimilasyonun ve sömürgeci politikaların cenderesinde var olma ve büyüme mücadelesi veren sinema, bel kemiği olan oyunculuk sorununu aşabilmek için geleceğe dönük olumlu adımlar atmalıdır. Bu doğrultuda; oyunculuğa ilgi duyan gençlerin eğitim alabilecekleri, yeteneklerini geliştirebilecekleri, tanışıp birlikte hareket edebilecekleri ve bulundukları alanda kurumsal ile kolektif bir irade ortaya koyabilecekleri zeminler oluşturulması Kürt sinemasının geleceği için iyi olacaktır. Oyunculuk ve dil eğitimi, yalnızca estetik bir tercih değil; Kürt sinemasının varoluşu ve geleceği açısından hayati bir zorunluluktur.

Eleştiri yetersizliği

Kürt sinemasının güncel durumuna bakıldığında, kurumsallaşma ve entelektüel derinlik eksikliği olduğu aşikardır. Sinema; sadece kamera arkasına geçip görüntü kaydetmek ya da mağduriyet anlatılarını tekrar tekrar üretmek değildir. Sinema; kendisini sorgulayan bir akademi ve kendi hatalarını neşterleyen sert bir eleştiri mekanizmasıyla birlikte var olur. Kürt sinemasının büyük eleştirisel çıkmazı, üretimlerin “dostlar alışverişte görsün” mantığıyla yapılması ve ardından gelen süreçte de “ayaküstü sohbetlerden” öteye geçilememesidir.

Kürt sinema ortamlarında eleştiri kurumsallaşmamış, dedikoduya dönüşmüştür. Yönetmenin yüzüne övgüler dizilip arkasından kahve masalarında film harcanmaktadır. Bu durum, niteliksiz üretimi teşvik eden ve sinemacıyı zehirleyen sahte bir alçakgönüllülük üretir.

Kürt akademi dünyasının sinemayı yalnızca sosyolojik bir veri ya da propaganda malzemesi olmanın ötesinde değerlendirmesi, Kürt sinemasının da akademiye samimiyetle kapılarını açması değerli bir adım olacaktır. Sinemayı bir form, estetik ve politik dil olarak inceleyen akademik yayınlar ve teorik araştırmalar henüz oldukça kısıtlıdır. Bu teorik zemini ve yayınları çoğaltabilmek, alanın ortak gelişimi açısından büyük bir önem taşıyor.

Medyanın bakışı

Aynı sorun medyada da mevcut. Köşe yazarlarının sinema teorisinden, dramaturjiden ve film dilinden habersiz ya da çok az haberdar oluşu, film üzerine yazılan yazıları birer “özet ve tebrik” metnine dönüştürmektedir. Eleştirmen yetiştirmeyen bir kültür; nitelikli yönetmen, senarist ve sinemacı yetiştiremez.

Bir filmin yalnızca dil tercihi “Kürtçe” ele aldığı politik / toplumsal tema üzerinden koşulsuz bir kabul görmesi, sanatsal niteliğin gözden kaçmasına ve edilgen bir takdir mekanizmasının işlemesine yol açabilir. Sinemanın kendi iç yapısıyla hesaplaşabilmesi; özgün bir görsel dil, sağlam bir anlatı ve kalıcı bir estetik kimlik inşa edebilmesinin temel koşuludur. Tema odaklı indirgemeciliğin ötesine geçerek sinematografik araçların kendisine odaklanmak, üretimi mağduriyet anlatılarının sıkışmışlığından çıkarıp evrensel bir niteliğe kavuşturabilir.

Bu doğrultuda, estetik derinliği ve kurumsal yapıyı güçlendirmeye yönelik doğrudan sinema eleştirisine, teorisine ve estetiğine odaklanan basılı ve dijital yayınlar kritik bir ihtiyaçtır. Yüzeysel övgüler yerine; filmleri biçimsel, tarihsel ve kuramsal açılardan ele alan derinlikli ve yapıcı analizlerin yaygınlaşması sinema alanına ivme kazandırabilir. Filmleri yalnızca “içeriği” veya “teması” üzerinden değerlendirme kolaycılığının ötesine geçmek faydalı olacaktır. Kameranın konumlandırılması, kurgu ritmi, ışık kullanımı, ses tasarımı ve senaryodaki dramatik aksaklıklar tutarlı ve yetkin bir analiz diliyle masaya yatırılabilir. “Sinema ve sanat alanı baskı altında, birbirimizi eleştirmeyelim” yaklaşımı, niteliksel gelişimin önünde bir engel oluşturabilir. Sansüre ve imkansızlıklara karşı durmak ile teknik ve estetik yetersizlikleri görünür kılmak birbirini dışlamaz; aksine, yapıcı eleştiri en güçlü dayanışma biçimlerinden biridir. Yerel bağlamı ve estetik kodları kavrayabilen, aynı zamanda dünya sinemasıyla nitelikli bir diyalog kurabilen eleştirmenlerin yetişmesi önem taşımaktadır. Bu süreçte akademi, bağımsız yayınlar ve sinema kolektifleri arasında kurulacak iş birlikleri dönüştürücü bir rol oynayabilir.

Kürt Sinemacılar İnisiyatifi

Yaklaşık yarım asırlık bir emeğin ürünü olan Kürt/Kürdistan sineması, dile getirilen tüm eleştiri ve eksikliklere rağmen son derece ciddi başarılara imza atmıştır. Uzun süredir yürütülen bu mücadelenin görünürlüğünü artırmak, yaşanan hikayeleri ve direnişi uluslararası mecraya taşımak hususunda teslim edilmesi gereken önemli bir rol üstlenmiştir. Bütün baskılara, yasaklara ve engellemelere rağmen görsel alanı oldukça etkili kullanmayı başarmıştır.

Bu doğrultuda kurulan Kürt Sinemacılar İnisiyatifi’nin, söz konusu sorunları tamamen ortadan kaldıramasa bile çözümlerine ciddi katkılar sunacağı kesindir. İki gün boyunca belirlenen başlıkların tartışılması ve çözüm yönünde sergilenen kararlılık, her ne kadar kolay olmasa da sorunların üstesinden gelebilecek güçlü bir iradenin göstergesidir.

Şüphesiz ki bu durum yalnızca Bakur’un değil; Kürdistan’ın tüm parçalarının ve bütün Kürt sinemacılarının ortak sorunudur. Benzer çalışmaların Başur, Rojhilat, Rojava ve diasporadaki Kürt sinemacılar tarafından da yürütülmesi kaçınılmazdır. Bu coğrafyalarda açığa çıkacak sorunların ve çözüm yollarının da büyük ölçüde paralellik göstereceği açıktır.

Sorunlar da çözümler de ortadadır. Bu süreçleri nihayete erdirecek olanlar ise yine Kürt sinemasına öncülük eden sinemacıların kendisidir. Mevcut sorunları çözmek ve ortak bir Kürt/Kürdistani sinema dili oluşturmak hepimizin sorumluluğudur. Bu doğrultuda çalışmalar yürütmek ve yeni adımlara önayak olmak, sinemamızın geleceğine son derece kıymetli katkılar sunacaktır.

* Yönetmen

Not: Pek çok Kürt sinemacı arkadaşım eleştiri ve önerileriyle bu yazı dizisine değerli katkılar sunmuştur. BİTTİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Zindan zindandır!

Sonraki Haber

Paris Toplantısı: Kürtler için ne planlanıyordu? (1)

Sonraki Haber
Ferhad Hami Şiraz Hami

Paris Toplantısı: Kürtler için ne planlanıyordu? (1)

SON HABERLER

Göcek’te mapa-şamandıra deniz çayırları için mi?

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Bağımlılığa karşı toplumsal mücadele

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Özgür düşünce cesaret ve sorumluluk ister

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Hukuk dışılığın aşılması ve demokratik entegrasyon

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Rejimin derinleşen hapishane politikasında sürgün sevkler

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Faşizm ve kadınlar

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Ferhad Hami Şiraz Hami

Paris Toplantısı: Kürtler için ne planlanıyordu? (1)

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır