• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
17 Eylül 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Zeynel Kete

Barış en büyük cem erkânıdır

17 Eylül 2026 Perşembe - 00:00
Kategori: Yazarlar, Zeynel Kete

Demokratik toplum, esas itibariyle Alevilik inancındaki rıza toplumunun güncel biçimi ya da ahlaki-politik toplumun çağdaş hali olarak değerlendirilebilir. Alevi inancında “edep ve erkân” olarak ifade edilen kavrmlar da ahlaki ve politik toplum anlayışıyla güçlü bir paralellik taşır. Edep ahlaki ilkeye, erkân ise toplumsal sorunların çözümünde politik tutum belirlemeye karşılık gelir. Doğal toplumun temel özellikleri Alevi inancı içerisinde binlerce yıl boyunca devralınarak günümüze taşınmıştır. Bu nedenle Aleviliğin tarihsel hafızası, yalnızca geçmişi anlatan bir miras değil, bugün ve gelecek açısından yol gösteren bir toplumsal deneyimdir. “Kadın mürşidi kâmilullah’tır” kelamı da bu anlayışın önemli ifadelerinden biridir. Alevi inancında insan ve toplum ilişkilerinde duygusal akıl ile analitik aklın birbirinden koparılmadığı, çoğu zaman bir sentez içerisinde ele alındığı, ana kadının aklı olarak görülür. İktidarlaşma, savaşı kutsama, barış karşıtlığı, sermaye biriktirme, zulmetme kabul edilmemiş ve toplumsallık karşıtı bütün eylem ve zihniyetler bu hakikat ölçüsü içersinde mahkûm edilmiştir.

“72 millete bir nazardan bakmak” anlayışı, yaşamın homojenleştirilmesine karşı güçlü bir cevaptır. Rıza toplumunda yaşamın anlamı, güzelliği ve zenginliği; farklılıkların ortadan kaldırılmasında değil, farklılıkların birlikte ve ortak bir rıza temelinde yaşayabilmesindedir. Birinci doğada nasıl ki çeşitlilik ve uyum birlikte var oluyorsa, toplumsal doğada da tekçilik en büyük fakirliktir. Demokratik toplum perspektifinin temelinde bulunan farklılıklar içinde birlik anlayışı, rıza toplumunun tarihsel hafızasıyla örtüşmektedir. Erdem, güzellik, mutluluk, doğruluk, yaşamın anlamı ve toplumsal zenginlik gibi değerler demokratik toplumla özsel bir ilişki içerisindedir. Bu ilişkinin temelleri binlerce yıldır “ikrar” ve “rızalık” kavramlarıyla ifade edilmektedir. “Cümle can” kavramı, bütün toplumsal formların birlik içerisinde var olmasının anlamını taşır. “Asıl olan yoldur, yol cümleden uludur” kelamı ise birlik içerisinde hakikate verilen ikrarın en güçlü ifadelerinden biridir.

Rıza toplumu zaten doğası gereği politiktir. Demokratik siyaset ise Rıza toplumunun bu politik niteliğinin kurumsallaşmış biçimidir. Cem erkânı öncesinde canların kendi iç barışını gerçekleştirmesi, birbirine niyaz olarak özgür iradeleri ile eşitlenerek meydana girmesi ve meydana ruhen ve zihnen hazır hale gelmesi, aslında ortamın demokratikleştirilmesidir. Ortam demokratikleştiğinde her can kendi sorumluluğunu üstlenir, barışın inşasında kendi payına düşeni yerine getirmiş olur. Bireyin bireyle, toplumla ve kâinatla “yâr” olması, evrenle simbiyotik bir ilişki kurmasıdır. Gülbanklarda “Arş’ta, Kürs’te, on sekiz bin âlemde kendini var eden Hakk’ın aşkı ile” denilmesi de ayrıştırıcı değil, bütünlüklü bir yaklaşımı ifade eder. Binlerce yıllık “yaşam hakkını” esas alan bu gelenek  anlam kazanmıştır. Bütün bu tarihsel ve toplumsal gerçeklikler birer delildir. Bu delillerin ışığında halk meydanında bir hakikat açığa çıkmaktadır: Barış ve Demokratik Toplum perspektifi, başta Kürtler ve Aleviler  olmak üzere farklı toplumsal kesimlerin ve kimliklerin birlikte demokrasiye doğru yol almasını gerektirmektedir.

Alevilerin önemli bir bölümünün  Kürt olması, bu ortak tarihsel gerçekliğin önemli bir boyutudur. Dolayısıyla farklı kimlikleri birbirine karşı konumlandırmak yerine, farklılıklarıyla birlikte demokratik yaşamı inşa etmek esas alınmalıdır. Bunun için tarihsel adımların atılması, hakikati dile getiren meydanların açılması, ve bu yüzyılın sözünün söylenmesi gerekmektedir. Nasıl ki Mansur “Ene’l-Hak” diyerek kendi hakikatini haykırdıysa, Aleviler de bugün kendi tarihsel hakikatinden hareketle “Barış, 72 milletin kurduğu en büyük cem erkânıdır.” demeliler. Bu kelam cumhuriyetin ikinci yüzyılında yaşanabilecek yeni katliamların ve Alevilere yönelik kuşatma politikalarının önüne geçilmesine katkı sunacaktır.

Elbette barış erkanına ikrar veren cümle canlar çeşitli zorluklarla karşılaşacaktır. İçten gelen kuşatma, zihin bulanıklığı yaratma, algı oluşturma, Alevilik üzerinden Kürt karşıtlığı geliştirme ve farklı sürekleri birbirinden ayrıştırma, saptırılmış tarihi okumalarını gündemde tutma çabaları bunların başında gelmektedir. Ancak tarihsel perspektif bize göstermektedir ki Anadolu ve Mezopotamya’nın kemaleti, irfanı, direnişi ve bilgeliği; cümle canlara verilen ikrar, hak kelamı, dervişçe yaşam anlayışıyla kendisini var etmeye devam edecektir. Bugün ihtiyaç duyulan, bu tarihsel hafızayı yeniden canlandırmak ve Aleviliğin binlerce yıllık toplumsal deneyimini demokratik toplum perspektifiyle buluşturmaktır. Çünkü rıza toplumunun ahlaki ve politik değerleri aynı zamanda demokratik toplumunun da güçlü dayanaklarıdır. Aleviliğin edep ve erkânı, ikrar ve rızalığı, 72 millete bir nazardan bakışı ve cümle can anlayışı; farklılıkların eşit ve özgür biçimde bir arada yaşamasının tarihsel referanslarıdır. Bu nedenle Barış ve Demokratik Toplum perspektifi Alevilik açısından dışarıdan gelen bir yaklaşım değildir. Rıza toplumunun hafızasında, Cem erkânının çözüm yönteminde ve binlerce yıllık toplumsal deneyiminde karşılığı bulunan güncel bir politik imkândır. Bugün yapılması gereken bu hakikati yeniden meydana çıkarmaktır. Çünkü barış, yalnızca savaşın sona ermesi değil; cümle canların rızalık temelinde aynı meydanda buluşmasıdır.

Barış, 72 milletin birlikte kurduğu en büyük cem erkânıdır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Sözcü’den barışa karşı medyatik tetikçilik

Sonraki Haber

Spinoza ve Öcalan gündelik yaşam filozofu

Sonraki Haber

Spinoza ve Öcalan gündelik yaşam filozofu

SON HABERLER

Bir kampanya çok anlam

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Spinoza ve Öcalan gündelik yaşam filozofu

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Barış en büyük cem erkânıdır

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Sözcü’den barışa karşı medyatik tetikçilik

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Kürt halkının başı sağ olsun

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Ekonomi nasıl kurtulur

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

PJAK ve Rojhilat Siyasi Güçler İttifakı’ndan genel grev açıklaması

Yazar: Yeni Yaşam
16 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır