• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
19 Eylül 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Ender İmrek

Cendere, iktidar ve hesap

19 Eylül 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Ender İmrek, Yazarlar

İktidar her alanda daralan bir cendere gibi duruyor başımızda. Ekonomi, tefecilerin kar makinesine dönüşmüşken yoksulluk, işsizlik, açlık ve sefalet çığ gibi büyüyor. Borsa bir kez daha bir kesimin vurgun alanı olarak sarsılan borsa piyasa dolandırıcılarının alanına döndü. Göz göre göre gelen bir soygun. “Biz borsada olan manipülasyonları biliyoruz” diyenler şişen balonu izledi ve sonuç 20 milyar dolar… Bu cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir dolandırıcılık. Yük ya da fatura halkın sırtına yıkılıyor.

Yoksulluğun matematik hali

2026’nın net asgari ücreti 28 bin 75 lira. Dolar 49 liraya dayanmışken bu ücret, beş yüz küsur dolara ancak denk geliyor. Dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için gereken tutar ise eylülde 49 bin 655 lira. Yoksulluk sınırı 124 bin lirayı aşmış bulunuyor. Yani asgari ücret, resmi açlık sınırının bile dörtte üçüne denk geliyor. Milyonlarca emeklinin maaşı ise 23 bin TL. Bu rakamlar istatistik değil; evdeki tencerenin, okul masrafının, kira kontratının dilidir.

İktidar temsilcilerinin, akaryakıtın “asgari ücreti ortalama iki bin euro olan Almanya’dan daha ucuz” olduğunu söylemesi, bu yüzden yalnızca çarpıtma değil, aklın aşağılanmasıdır. Almanya’da saatlik asgari ücret 13,90 euro; tam zamanlı bir ücretle aylık iki bin euronun üzerindedir. Türkiye’de ise 500 euro dolayındaki 28 bin lira hem açlığı hem barınmayı hem de yakıtı aynı anda karşılaması beklenen bir “hayat standardı” diye sunuluyor.

Pompadaki üç hane

17 Eylül 2026 itibarıyla motorin, Türkiye tarihinde ilk kez üç haneyi gördü. İstanbul’da litre 100 liranın üzerine çıktı; bazı illerde 103 lirayı aştı. Pompalar artık yalnızca fiyat değil, bir eşiği ilan ediyor. Üretim, tarım, ulaşım ve sıcak su aynı anda daha da pahalı hale geldi. Akaryakıtta vergiyi kaldırmayanlar tefecilere milyarlarca doları bir gecede teslim ediyor.

Bunu “dünyadaki duruma” bağlayıp işin içinden sıyrılmak kolaydır. Ne var ki resmi enflasyon bile ağustosta yüzde 31,51. Savaşan ülkelerin birçoğunda enflasyonun yüzde onu bile görmediği bir tabloda, Türkiye’de TÜİK rakamları bile yüzde otuzun üstünde seyrediyor. Enflasyon burada doğal afet değil; bir tercihtir. Tercih edilen şey de açıktır ki; sermayenin kârını korumak, emeğin payını eritmek, tüm faturayı halka kesmek.

Susturma makinesi

Ekonomik cendere tek başına işlemiyor! Yanına hukukun silah olarak kullanıldığı bir sindirme düzeni ekleniyor. Gözaltı ve tutuklamalar artık muhalefetin, gazetecinin, hak savunucusunun, sendikacının ve sokaktaki yurttaşın ortak kaderi oldu! Her güne yeni bir kılıf bulunur; her kılıf toplumun bir kesimini hedef gösterir.

LGBTİ+ bireylere, derneklere ve hak örgütlerine yönelik operasyonlar tam da bu iklimin parçasıdır. Yukarıdaki borsa dolandırıcılığını seyredenler, “Ailem Güvende” adı altında LGBTİ+ bireylere karşı cengâver kesildi. Ülkeyi böyle güvene alıyorlar! 15 dolayında ilde yürütülen soruşturmalarda onlarca kişi tutuklanmış, hak, hukuk, adalet diyen muhalifler gözaltına alınmış, “genel ahlak” söylemi 81 il başsavcılığına yazıyla taşınmış… Ahlak burada etik bir ölçü değil; devletin kimin nasıl yaşayacağına karar verdiği bir nizamnamedir.

Aynı anda gazetelere, gazetecilere, uluslararası hak örgütlerine ve yüzlerce sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Tutuklama furyasına karşı sesini yükselten hak savunucuları da aynı çarkın içine çekiliyor. Amaç bir kesimi hedef gösterirken toplumu örgütsüzleştirmek, korkutmak, iktidarın çıkmazını perdelemek ve gündemi parçalamaktır.

Aile sarayı ve ölen çocuk işçiler

Aile Bakanlığı ise yeni saray peşinde. Atatürk Orman Çiftliği’nde, 97 bin metrekareyi aşan bir hizmet binası için ihale hazırlığı konuşuluyor. 1001 odalı sarayın “küçük versiyonu” diye tarif edilen bu yapı, ailelerin konut derdine değil, iktidarın ve bürokrasinin konforuna ayrılmıştır.

Oysa aynı ülkede kadın cinayetleri katlanarak sürüyor. Çocuk işçiler MESEM’lerde ve merdiven altı atölyelerde ölümle anılıyor. İSİG Meclisi’ne göre yalnızca 2026’da 62 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetmiştir. Emekliler yetmiş yaşında inşaat iskelelerinde, “iş cinayeti” denen o soğuk tabirle toprağa düşüyor. Bakanlık ne kadın cinayetlerini ne barınmayı ne güvenliği ne çocukların geleceğini ne de yoksulluktan kıvranan ailelerin tükenişini konu ediyor. “Aile” sözcüğü, aileyi korumak için değil; toplumun bir kesimini hedef göstermek ve seçim hesabını mayalamak için kullanılıyor.

Barışın ayak sürüyen eşiği

Bütün bu karanlığın içinde topluma nefes aldıran tek gelişme, Kürt sorununda şiddetin devre dışı bırakılmasıdır. Bu da esas olarak Kürt siyasal hareketinin çabasıyla mümkün olmuştur. Ne var ki kalıcı barışa ve demokratik çözüme gidecek adımlarda ayak sürüme devam eder. Kürt halkının acılarını yaşaması, evlatlarını anması, taziye buluşmaları bile gözaltı ve tutuklamalarla karşılanıyor.

Adım atmak yerine toplum beklentiye bağlanırken; beklenti örgütsüzlüğün yastığına dönüştürülmek isteniyor. Burada da iktidar bir toplum mühendisliği peşindedir: Kürt’ü Türk’ten, yoksulu muhafazakârdan, emekçiyi kimlik talebinden ayırmak; herkesin kendi yarasıyla meşgul olmasını sağlamak istiyor. Erdoğan’ın bir kez daha, hukuken tartışmalı biçimde yeniden aday olacağı açıklanmışken bütün hesap, sömürü ve baskı düzenini sürdürmeye endekslenmiştir.

Hesabı bozacak olan

Tüm bu tablo, iktidarın hesabını bozmaya bağlıdır. Hesabı bozacak olan ise tek bir parti, tek bir kimlik, tek bir slogan değildir. Ezilen ve sömürülen kesimlerin demokratik birliği; işçinin, emeklinin, kadının, Kürt’ün, Alevi’nin, gençliğin, hak savunucusunun ve yoksul mahallenin ortak örgütlenmesidir.

Çünkü cendere ancak birlikte kırılır. Eşit ve özgür bir gelecek, bu dağınık öfkeyi ortak bir iradeye çevirmekle mümkündür. İktidar toplum mühendisliği yapıyorsa, cevap da aynı ciddiyetle kurulmalıdır: Parçalanmaya karşı birlik, korkuya karşı örgüt, yoksulluğa karşı emek, baskıya karşı hukuk ve barış… Bu düzen sürdürülemez. Sürdürülemez olanı değiştirmek ise, ancak birlikte mümkün olur.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Altın Koza’dan Jocelyne Saab seçkisi

Sonraki Haber

Trump’tan medyaya yasak

Sonraki Haber

Trump'tan medyaya yasak

SON HABERLER

Yaşamın özgürlüğü

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

ÇEDES, MESEM ve özel okul kıskacında eğitimin hal-i pür melâli

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Alışarak kaybetmek

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Orta Vadeli Program ve çiftçinin durumu

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Barış gemisinin dümenindeki militarist

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Trump’tan medyaya yasak

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Cendere, iktidar ve hesap

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır