1992 yılının Eylül ayının 20’sinde Diyarbakır Seyrantepe mahallesinde organize bir eylemle Musa Anter katledildi. Bu kalleşçe eylemi gerçekleştiren kişilerin bazıları halen hayattalar ve konuşmuyorlar. Bu ülkede her zaman Kürt insanlarına orantısız bir şekilde saldırılar düzenlenmiştir. İnsanların hayatlarını ters yüz bir yaşama mahkûm etmişlerdir. JİTEM ( ki devlet tarafından devamlı olarak inkâr edilen çete) yapısı içinde yuvalanmış kişilerin işlediği cinayetler toplum hafızasından silinmedi ve silinmeyecektir. Bu cinayetleri işleyen rütbeli askerler, itirafçılar ve bu planlar içinde bulunan devletin yetkili memurları da çekilecek tuğla altında kalmamak için susuyorlar veya susturuluyorlar. Faili meçhul cinayetler içinde faili belli cinayetler işlendi bu ülkede. Türkiye’de demokrasinin ve cumhuriyetin tam olarak hayat bulması için çaba gösteren insanlar öldürüldü. Devlet içinde yer edinmiş mafya ile iş birliğinde olan bürokratlar işledikleri suçlara bakılmaksızın bakanlık seviyesine kadar yükselmişlerdir. En büyük icraatlarını da ırkçılık üzerinden topluma yayarak var olan yarayı daha da derinleştirmişlerdir. Bugün ise ‘’ Mardin’in Allahı’yım’’ diyen zamanında albay olarak görev yapan Atilla Uğur cezaevinde şüpheli olarak öldürülen koğuş arkadaşı Kâşif Kozinoğlu nedeniyle gözaltına alındı. Umarız bu sefer ‘’ Allah’ın adaleti’’ yerini bulur. Bu cinayetin nasıl aydınlatılacağı ve sonucun ne olacağını hep beraber göreceğiz. Biri MİT elemanı biri de JİTEM mensubu arasında geçen önemli bir olay. O dönemlerde Şırnak’ta da alay komutanlığı yapan Levent Ersöz vardı. Şırnak ili ‘’ Şırnak Cumhuriyeti’’ olarak tanımlanıyordu yetkililer tarafından. 2001 yılında İdil’de Hizbullah’a yapılan operasyonda yakalanan silahların askeriyeye ait olduğu tespit edilmişti. Ergenekon sanığı olan Levent Ersöz Rusya’nın Rosoboron Export adlı silah şirketinin de danışmanıydı. Gerçekler elbette ki ortaya çıkacaktır ve bu halk sizden hesap soracaktır. Bu suçları işleyen insanların cezalandırılması, terörsüz Türkiye için çok önemli bir virajdır.
Suriye’de eğitim sorunu halen devam ediyor. Senelerdir okullarda Kürtçe eğitim alanlar birden bire Arapça eğitim görmeye başladılar ve bu durum doğal olarak Kürtler tarafında kabul edilmiyor. Kürtçenin eğitim dili olması konusunda direniş devam ediyor. Burada Türkiye’nin müdahalesi söz konusudur. Türkiye’deki Kürtler Kürtçe konusunda taleplerini dile getiriyorlar ama tepki ile karşılaşıyorlar. Bugüne kadar Kürt dilini yasak eden bir ülke ve aynı zamanda arka planında destek verdiği komşu ülkenin Kürtçe eğitimine de karşı ve bu kabul edilemez. İktidarın samimiyet içinde siyaset yapmasının en önemli adımı İran ve Suriye’de yaşayan Kürt halkına yapılan haksızlıklara tavır koymasıdır. İran’da idam cezasına nasıl Türkiye’de kaldırılmışsa, karşı durmaları gerekir ve yaşanan provokasyonları kınamakla yetinilmemeli tavır konmalıdır. Bu tavır koyma Orta Doğu’daki savaş ortamının sona ermesi için bir başlangıç olacaktır.
Türkiye ekonomi açısından çok kritik bir dönem içinde kaotik bir sıkıntı yaşanıyor. Trump ile görüşmeye gidilecek bu görüşme sonucu nasıl bir değişiklik olacak merak konusu. Yatak odasında gözaltına alınan Venezüella başkanının sağ kolunun itirafçı olması Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. Bakalım Çorum’a iddia edildiği gibi gelen altınların akıbeti ne olacak ve iktidarın ABD’nin Venezüella’ya yaptırımlarının delmesi ilişkileri nasıl etkileyecek.
Musa Anter 20 Eylül’de katledilmesinin 34. yılında vurulduğu yerde ve mezarının başında anılacak. 23’ünde de Diyarbakır’da Musa Anter ve özgür Basın Şehitlerinin ödül töreni düzenlenecek. Bu vesileyle tüm basın şehitlerini saygıyla anıyorum.









