• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
28 Ekim 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Haber-Analiz

Devrim değil ama devrim gibi bir şey!

28 Ekim 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Haber-Analiz, Manşet

Sırbistan’da Aleksandar Vucic’in liderliğindeki iktidar koalisyonunun yenilgiyi kabul ettiği seçimlerde Öğrenci Listesi, yüzde 52,9 oy ve 250 sandalyeli parlamentoda 140 sandalye kazandı. Ancak bu sonucu yalnızca bir seçim başarısı olarak değerlendirmek eksik kalabilir zira Sırbistan’da yaşanan değişim seçim günü ya da dönemi içinde şekillenip ortaya çıkan bir şey değil, iki yıl boyunca üniversitelerde, sokaklarda ve ülkenin farklı yerleşimlerinde gelişen bir hareketin, geleneksel siyasal temsil mekanizmalarını aşan bir pratik hat çizmesiyle ortaya çıktı. Öğrenciler, kendilerini temsil etmesi beklenen muhalefetin yetersizliğine karşı yeni bir siyasi özne yarattı. Üstelik bu özneyi, alışıldık anlamda bir liderin, partinin ya da profesyonel siyasetçi kadrosunun etrafında değil, kolektif karar alma süreçleri üzerinden kurdu. Hareket, temsilcilerini tabanın belirlediği, adayların tartışma ve veto süreçlerinden geçirildiği, siyasal meşruiyetin kişisel karizma ya da zenginlikten çok ortak iradeye dayandırıldığı bir model geliştirdi.

Öfkenin harekete dönüşmesi

Hareketin 1 Kasım 2024’te Novi Sad tren istasyonunda beton sundurmanın çökmesi ve 16 kişinin yaşamını yitirmesiyle başladığını söylemek yanlış olmaz sanırım. ‘Kazanın’ arkasındaki ihmaller zinciri ve kurumsal yozlaşma bağlantıları ortaya çıktıkça insanların öfkesi, yalnızca kazanın sorumlularının bulunmasına değil, böyle bir felaketin yaşanmasına imkân veren düzenin sorgulanmasına yöneldi.

Üniversite öğrencileri bu öfkenin örgütlü bir toplumsal güce dönüşmesinde belirleyici rol oynadı. Kampüslerde başlayan blokajlar ve boykotlar hızla istasyonun yenilenmesine ilişkin belgelerin açıklanması, sorumluların hesap vermesi, gözaltına alınan protestocuların serbest bırakılması ve üniversitelerin bütçelerinin artırılması gibi somut taleplere dönüştü.

İktidarın talepleri karşılamaması ve büyüyen öğrenci ve halk hareketine dönük sert polis müdahalesi hareketi geriletmek yerine genişletti. Üniversitelerdeki eylemler sokaklara, sokaklardaki itiraz ülke çapındaki bir toplumsal harekete evrildi. Mart 2025’te Belgrad’da gerçekleşen kitlesel gösteriler, öğrenci hareketinin artık yalnızca kampüslerin sınırları içinde değerlendirilemeyeceğini ortaya koydu.

Başlangıçta hesap verebilirlik talep eden hareket, zamanla ülkenin nasıl yönetileceğine ilişkin bir soruyla karşı karşıya kaldı. İktidarı eleştirmekle yetinmek yerine, iktidarın karşısına kimin ve hangi yöntemle çıkacağını tartışmaya başladı.

Yeni bir siyasal özne

Öğrenci hareketinin gelişimindeki kritik eşiklerden biri, geleneksel muhalefet partileriyle kurduğu ilişkinin sınırlarını görmesiydi. İktidarın karşısında yıllardır bulunan muhalefet ortaya çıkan toplumsal hareketle ya ilişki kurmuyor ya da kendi zeminlerine hapsetmeye çalışıyordu. Dahası kurumsal yozlaşmaya duyulan güvensizlik sadece iktidar değil tüm siyaset alanına yayılıyordu. Doğal olarak öğrenciler açısından sorun, yalnızca muhalefetin olası bir seçimi kazanıp kazanmayacağı değildi. Siyasetin yine aynı kadrolar, aynı hiyerarşiler ve aynı temsil anlayışı içinde sürdürülmesiydi. Bu nedenle hareket, mevcut partilerden birinin arkasında birleşmek yerine kendi siyasal aracını oluşturma yoluna gitti. Öğrenci Listesi böyle doğdu.

Dahası bu yenilik burada kalmadı. Geleneksel siyaset birçok ülkede olduğu gibi Sırbistan’da da toplumsal talepleri temsil edecek kişileri çoğunlukla parti merkezlerinde belirliyor; seçmenlerden de bu kadrolar arasından tercih yapmalarını istiyordu. Öğrenci hareketi bu geleneğin dışına çıkarak adayları belirleme yetkisini tabandaki meclislere ve forumlara taşıdı. Öğrenciler tabandan gelişen bu doğrudan demokrasi yönelimini sadece bununla sınırlı tutmadı, kurdukları siyasi listenin adayları olmayı da reddetti. Hareketin öncülüğünü yapanlar parlamenter koltuklara yerleşmek yerine adaylık hakkını başka toplumsal kesimlere devretti. Bu tercih, siyasal faaliyetin kişisel kariyer basamağına dönüştürülmesine karşı somut bir örgütsel kural hâline getirildi.

İktidardaki Sırp İlerleme Partisi’nde görev almış olanların ve muhalefet partilerinin yönetici kademelerindeki isimlerin adaylık dışında tutulması da aynı yaklaşımın parçasıydı. Amaç, yalnızca yeni yüzler göstermek değil, hareketin mevcut siyasal kast tarafından sahiplenilmesini veya kendi içinden yeni bir profesyonel siyasetçi tabakası üretmesini zorlaştırmaktı.

Böylece Öğrenci Listesi, toplumsal muhalefetin temsilcilerini seçtiği bir araç olmanın ötesine geçerek temsil ilişkisinin kendisini tartışmaya açtı.

Plenumlar (Meclisler)

Öğrenci Listesi deneyiminin özgün taraflarından biri de karar alma süreçlerini örgütleme biçimi oldu. Hareketin temel birimleri olan öğrenci meclisleri, yani plenumlar, yalnızca eylemlerin koordinasyonunu sağlayan yapılar değildi. Taleplerin tartışıldığı, ortak kararların üretildiği ve hareket adına kimin konuşabileceğinin belirlendiği siyasal zeminler olarak inşa edildi. Bu zeminlerde kararlar, tek bir liderin ya da merkez komitesinin talimatıyla alınmadı. Katılımcılar görüşlerini ortaya koyuyor, farklı öneriler tartışılıyor ve mümkün olduğunca uzlaşma aranıyordu. Oylama ise uzlaşmanın sağlanamadığı durumlarda devreye giriyordu. Bu yöntem zaman alıcıydı. Ancak amaç yalnızca en hızlı kararı almak değil, kararın meşruiyetini onu uygulayacak topluluğun katılımıyla oluşturmaktı. Bir başka ifadeyle, katılımcılar yalnızca kendileri adına karar veren bir mekanizmayı denetlemiyor, karar verme yeteneğini birlikte geliştiriyordu.

Öğrenci Listesi’nin aday belirleme süreci bu anlayışın somut örneği oldu. Sırbistan’da basına yansıyan bilgilere göre beş devlet üniversitesine yayılan 85 öğrenci meclisi sürece katıldı. Aday adayları mülakatlardan ve değerlendirmelerden geçirildi; önerilen isimler farklı meclislerde tartışıldı. Öğrenci meclisleri veto yetkisini korudu ve 130’dan fazla potansiyel aday listeden çıkarıldı. Hazırlanan 250 kişilik liste, yalnızca bir merkezde oluşturulup tabanın onayına sunulan bir kadro değildi. Adaylar, farklı forumlarda tartışılan ve itirazlara açık tutulan bir süreç sonunda belirlendi. Böylece temsilcilerin meşruiyeti, yalnızca mesleki başarılarından veya tanınmışlıklarından değil, ortak karar sürecinden geçmelerinden de kaynaklandı. Bu bakımdan hareketin gücü, bütün katılımcıların aynı düşünmesi değil, farklılıkların ortak bir karar sürecinde işlenebilmesiydi.

Yeni siyasetin tabanı

Öğrenci Listesi’nin toplumsal etkisi, üniversite gençliğinin ötesine geçebilmesinde de görüldü. Hareket, seçim kampanyasında büyük mitinglerin yanı sıra kapı kapı dolaşarak seçmenlerle doğrudan ilişki kurdu. Özellikle iktidarın güçlü olduğu kırsal bölgelere ve maden yerleşimlerine yönelmesi, yalnızca zaten muhalif olan kesimlere seslenmekle yetinmediğini gösterdi. Hareket iktidarın ulusal medya üzerindeki etkisini aşmak için dijital mecraların yaygın ve yaratıcı biçimde kullanılması, yerel temasların sürdürülmesi ve farklı toplumsal kesimlerin hareketin parçası hâline getirilmesi gibi araçları birbirini tamamlayan bir biçimde kullandı.

Hareketin toplumsal kapsayıcılığı, etnik ve kültürel ayrımlar bakımından da dikkat çekici sonuçlar yarattı. Milliyetçiliğin etkili olduğu Sırbistan’da toplumda Yeni Pazar’dan Boşnak gençlerin Sırp gençlerle ortak mücadele yürütmesi ya da Filistin bayrakları ve kefiyelerle, başörtüleriyle eylemlere katılan gençlerin aynı demokratik talepler etrafında buluşmasıyla milliyetçi şoven kutuplaşmaların aşılması için önemli bir zemin yaratıldı. Adayların %55,6’sının erkek, %44,4’ünün kadın olduğu; %75’inin büyük üniversite merkezlerinden, %25’i taşra beldelerinden ve yerel topluluklardan seçildi.

Sonuç olarak seçimde görece yüksek bir katılımın gerçekleşmesi ve hareketin yüzde 52,9 oyla çoğunluğu kazanması, bu yeni siyaset tarzının geniş bir seçmen kitlesinde karşılık bulduğunu gösterdi.

Toplumsal dönüşüm

Öğrenci Listesi’nin programı, kamu kurumlarının bağımsızlaştırılması, yolsuzlukla mücadele, eğitim ve kamu yönetiminde liyakat, sosyal adalet ve refah başlıkları etrafında şekillendi. On bir maddelik Öğrenci Planı’nın üç ana ekseni; devlet kurumlarının suç ve siyasi nüfuzdan arındırılması, bilgiye dayalı kamu yönetimi ve ekonomik-toplumsal refahın geliştirilmesi olarak özetlenebilir.

Bağımsız yargı, şeffaf kamu ihaleleri, kamu görevlilerinin mal varlıklarının denetlenmesi ve siyasi baskılardan arındırılmış medya, planın demokratikleşme hedefleri arasında. Ücretsiz ders kitapları, eğitimde eleştirel düşünce, kamu işletmelerine liyakat temelinde atama ve üniversite-sanayi işbirliği de programın diğer unsurları.

Sosyal alandaki vaatler ise süreli iş sözleşmelerinin azami süresinin 24 aydan 12 aya indirilmesi, genç çiftler ve sağlık çalışanları için sosyal konut projeleri, gıda fiyatlarını manipüle eden ithalat lobilerine karşı önlemler ve kırsal yerleşimlerde sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını kapsıyor. Yolsuzluğun ve kayırmacılığın sıradanlaştığı, kamu kaynaklarının denetim dışına çıktığı bir düzende bu talepler ve öneriler hareketin acil talepleri bakımından etkiler yaratabilir.

Bununla birlikte programın temel sınırı da burada ortaya çıkıyor. Öğrenci Listesi, kapitalist üretim ilişkilerini, mülkiyet yapısını veya sermayenin ekonomik ve siyasal iktidarını köklü biçimde dönüştürmeyi hedefleyen bir toplumsal program önermiyor. Ekonomik yaklaşımı, yolsuzluğun önlenmesi, liyakatin güçlendirilmesi, yerli girişimcilerin ve çiftçilerin desteklenmesi, katma değerli üretimin geliştirilmesi üzerinden şekilleniyor.

Bu ayrımın hareketin demokratik değerini küçültmese de geleceğini değerlendirirken gözardı edilememesi ve kırılma potansiyeli olarak kaydedilmesinde yarar var. Zira yolsuzlukla mücadele, tek başına ekonomik eşitsizlikleri ortadan kaldırmayacağı gibi kamu yönetiminde liyakat de emekçilerin üretim sürecindeki karar hakkını kendiliğinden güvence altına almaz. Şeffaf ihaleler, kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasını önlemeye yardımcı olabilir fakat kaynakların hangi toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda dağıtılacağı sorusunu tek başına yanıtlamaz. Bu nedenle Sırbistan deneyiminin önündeki temel mesele, demokratik yöntem ile toplumsal dönüşüm programı arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağı gibi görünüyor.

Hareketin iktidarla sınavı

Peki toplumsal bir hareket olarak işleyen bu deneyimin ortaya çıkardığı siyasi çıktı devlet yönetirken aynı ilkeleri nasıl koruyacak? Sokakta ve üniversitede ortak karar almakla parlamentoda bütçe hazırlamak, yerleşik egemenlik kurumlarını yönetmek ve ekonomik çıkar gruplarıyla karşı karşıya gelmek daha farklı bir güç ilişkileri alanında gerçekleşiyor. Öğrenci Listesi’nin 140 milletvekiliyle parlamentoda çoğunluğu elde etmesi, hareketin bu sorunla doğrudan yüzleşmesini gerektiriyor. Bu bakımdan plenumların kararları ile milletvekillerinin parlamentodaki faaliyetleri arasında nasıl bir ilişki kurulacağı, hareketin geleceğini belirleyecek. Milletvekillerinin tabana karşı siyasi sorumluluk taşıması önemli ancak bu sorumluluğun nasıl işleyeceği henüz sınanmaya muhtaç. Temsilciler hangi kararları almakta serbest olacak? Plenumların itirazları nasıl değerlendirilecek? Seçilmiş temsilciler ortak kararlardan uzaklaştığında ne tür yaptırımlar uygulanabilecek? Hareket, farklı görüşlerin varlığını korurken ortak eylem kapasitesini nasıl sürdürecek?

Öte yandan uzun yıllar iktidarda kalan bir partinin devlet kurumlarında oluşturduğu ağlar ve onun ötesinde yerleşik egemenlik kurumlarının bir seçim yenilgisiyle ortadan kalkması ya da dönüşmesi beklenemez. Bürokratik direnç, yargı ve güvenlik kurumlarındaki siyasi ilişkiler, sınıfsal temel ve medya üzerindeki etkilerin bu gerilim içinde yol açmaya yönelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Bu nedenle seçim zaferi, hareketin tabanını pasif bir destekçi konumuna çekerse, iktidara karşı geliştirilen yeni siyaset tarzı kendi başarısının gölgesinde zayıflayabilir.

Tam da bu nedenle plenumların seçim sonrasında da etkin kalması belirleyici. Hareketin toplumsal gücü, yalnızca parlamentoda kaç sandalyeye sahip olduğundan değil, karar alma süreçlerine katılan insanların siyasal özne olma niteliğini koruyup koruyamadığından anlaşılacak.

Şimdi asıl soru şu: Tabanın değiştiren gücü, iktidarın kendisini de dönüştürebilecek mi?

Meşruiyet inşası

Protestolardan toplumsal bir harekete evrilen süreçte Öğrenci Listesi (Studentska lista – SL), geleneksel parti yapılarından farklı bir model geliştirdi. 21 Mayıs 2026 tarihinde dernekleşen ve erken genel seçimlerin resmi olarak ilan edildiği 9 Eylül 2026’da vatandaş grubu statüsü kazanan hareket, halkın yoğun desteğiyle yaklaşık 70 bin ila 75 bin geçerli imza toplayarak 3 numarayla oy pusulasındaki yerini aldı. Liste öğrenciler tarafından oluşturulmasına rağmen listede tek bir öğrenci dahi aday gösterilmedi. Harekete yön veren öğrenci meclisleri (plenumlar), siyasi ikbal veya menfaat peşinde koşmadıklarını halka ispatlamak amacıyla adaylık haklarını toplumun güvendiği tanınan akademisyenlere, uzmanlara ve meslek temsilcilerine devrettiler.

Harekete yön veren bu yüksek moral üstünlük, geleneksel muhalefet partileri üzerinde muazzam bir kamuoyu baskısı yarattı ve çok sayıda vekil ile muhalefet partisinin Öğrenci Listesi lehine seçimlerden çekilmesini sağladı. Böylelikle muhalefet oylarının bölünmesi engellenerek seçim partiler arası bir yarıştan ziyade otokratik rejim ile halk arasında doğrudan bir “referanduma” dönüştürüldü. Geleneksel muhalefetin oy oranı %30’lar seviyesinden %10-15’lere gerilerken, Öğrenci Listesi iktidar değişiminin tek meşru adresi haline geldi.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Gün gün, hafta hafta yapılan planlar

Sonraki Haber

Suçlu var ama yok

Sonraki Haber

Suçlu var ama yok

SON HABERLER

Yeni Anayasa için ‘Yurttaş Meclisleri’ kuralım

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Çiftçi darda: Mücadele etmeden kazanım olmaz!

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Kontrollü umut işkencesi

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Norm dışı güçler ve barış

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Suçlu var ama yok

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Devrim değil ama devrim gibi bir şey!

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Gün gün, hafta hafta yapılan planlar

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır