• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Ekim 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Yeni Anayasa için ‘Yurttaş Meclisleri’ kuralım

27 Ekim 2026 Salı - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

‘Anayasa için Yurttaş Meclisleri’ çağrısı hukukçular, aydınlar, sivil toplum ve parti temsilcilerinin oluşturduğu bir heyet tarafından yapılabilir. Sonuçta bu heyetin görevi can suyu vermekten ibarettir. Çağrı üzerine iller ve ilçeler düzeyinde toplantılar düzenlenebilir

Hasan Basri Karabey*

“Beştepe’nin Stalinisti” Mehmet Uçum’un süreç  yorumları tepki çekti. Uçum’un yazdıkları dar kafalı statükoculuğa bürokratik kibrin eşlik ettiği zırvalar olmanın ötesine geçmese de “aparatçikten al haberi” misali Saray’ın stratejisine dair ipuçları veriyor.

Beştepe ve çevresindeki oligarşik yapılanma sürece karşı en başından beri hasmane tutum sergiliyor. Şimdi de sürüncemede bırakma taktiğine yönelmiş görünüyorlar.

Erdoğan sürece “terörsüz Türkiye” adını taktı. Bu adlandırma Kürt meselesinin mevcudiyetini dahi inkar ediyor.

Kemalist inkarcılığı yaya bırakan “inkârın da inkârı” yaklaşımının sosyo-psikolojik sebepleri ya da süründürme taktiğinin maksadı hakkında çok şey söylenebilir. En basitinden süreç oligarşinin oyun planını bozdu ve Erdoğan yönetimi tel tel dökülüyor. Ancak bugün asıl mesele Beştepe’nin süreci süründürme taktiğinin nasıl boşa düşürüleceği.

Yeni anayasa ertelenemez

Türkiye’nin en acil gündemi barış sürecini sağlam bir zemine oturtacak olan yeni bir anayasanın hazırlanması. Bunun için ivedilikle kurucu meclis seçimlerinin gerçekleşmesi gerekiyor. Oysa iktidar gibi muhalefet de Başkanlık seçimlerine kilitlenmiş durumda. Saray sözcüleri seçimlerin 2028’de gerçekleşeceğini söylüyor. Bu önümüzdeki birkaç yılın boşa harcanması anlamına gelecek. Demokratik cumhuriyet güçleri barış süreci açısından kritik öneme haiz bu sürenin kısır tartışmalarla geçirilmesine de Saray’ın süreci arafta bırakma taktiğine de tahammül gösteremez.

Öyleyse yapılması gereken anayasa tartışmalarına bir an önce başlamaktır.

Anayasalar toplum sözleşmeleridir. Barış sürecinin başarısı üzerine yazılacak olan yeni anayasa aynı zamanda bir “birlik sözleşmesi” olacak. 1921 kuruluş anayasasından 105 yıl sonra bugün darbe ürünü olmayan demokratik bir “yeniden kuruluş anayasası” yazma fırsatı yakaladık ve onu hakkıyla değerlendirmek mecburiyetindeyiz.

Halkçı anayasa

Fransız devrimi ulus-devlet paradigmasının evrensel modeli olarak değerlendirilir ve Anayasa tartışmaları için de referans kabul edilir. Ancak ortada yekpare ve tek bir model olmadığı bilakis en başından beri birbiri ile mücadele eden iki eğilimin olduğu gerçeği genellikle gözardı edilir. Sağ kanattaki burjuva ulusçuluğu ile sol kanattaki halkçılık eğilimleri birbirine zıt demokrasi tahayyüllerine sahiptir.

Sağ kanat egemenliği ulus üzerinden tanımlar ve temsili demokrasiyi önerir. Bu modelde seçmen vekil ilişkisi seçimle birlikte kopar, vekiller soyut ve manevi bir kimlik olan ulusun temsilcisi haline gelirler. Böylece sömürgeci burjuvazinin çıkarlarının “ulusal çıkar” olarak dayatılması mümkün olur.

Sol kanat ise yaşayan yurttaşların toplamı olarak halkı esas alır. Her yurttaş irade sahibidir, bunların toplamı  genel iradeyi oluşturur ve egemenlik bu iradeye aittir. Bu eğilim aktif yurttaşlığı ve yerel meclislerden yükselen doğrudan demokrasiyi savunur. 1793 Fransız Anayasası halkçı anayasa yaklaşımının klasik örneğidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş belgesi olan 1921 Anayasası da 1793 anayasası ile belirgin paralellikler taşır ve yerel meclisler üzerinden yükselen bir doğrudan demokrasi öngörür.

Kürt hareketinin savunduğu ‘komünalist siyaset” perspektifi de halkçı eğilimle aynı felsefi zemini paylaşır ve onu derinleştirir.

Anayasaların muhtevası kadar yazım sürecinin nasıl gerçekleştiği de politiktir. Yöntem ve muhteva birbirini tamamlar. Demokratik ve halkçı bir anayasa perspektifine sahipseniz anayasanın hazırlık sürecinde de demokratik mekanizmaların işletilmesini önemsersiniz.

Demokratik Cumhuriyet güçleri yeni anayasanın aşağıdan yukarıya doğru, halkın aydınların ve sivil toplumun dahil olduğu demokratik bir tartışma sürecinin ürünü olması için çabalamalı ve oligarşinin süründürme taktiğine de yeni anayasa ihtiyacına da halkçı ve komünalist bir cevap vermelidir. Daha somut ifade etmek gerekirse demokrasi  güçleri halk egemenliği perspektifini ve milli mücadele ruhunu arkasına alarak yeni anayasayı tartışmak amacıyla mahallelerde ve köylerde “yurttaş meclisleri” kurmak için harekete geçmelidir.

Başkan Öcalan tam da bu yüzden demokratik cumhuriyetin kazanılmasını bir “inşa süreci” olarak nitelendiriyor. İnşa temelden ve aşağıdan başlar.

Yeni Anayasa için ‘Yurttaş Meclisleri’

Halk egemenliği felsefesinin ve doğrudan demokrasinin yapı taşını yerel meclisler oluşturur. Bu düşüncenin teorisyeni Rousseu’ya göre yerel meclisler ne kadar küçük olursa doğrudan demokrasiye o kadar yaklaşılırdı. Rousseu 700-800 yurttaşı temsil eden birincil yerel meclislerin ideal olduğunu düşünüyordu. Günümüz Türkiyesi’nde mahalle ve köy meclisleri buna karşılık gelebilir.

Anayasayı mahalle ve köy meclislerin başlayan doğrudan demokrasi mekanizmaları işleterek tartışmaya açmak tarihsel ve felsefi referansları son derece kuvvetli halkçı bir inisiyatif almaktadır ve bunu hayata geçirmenin önünde herhangi bir engel de yoktur.

Yurttaş meclisleri için önemli bir tartışma başlığı da görev ve yetkileri tanımlanmış demokratik kurumlar olarak anayasada yer almak olacaktır. Meclisler anayasa hazırlık sürecinde etkin ve yapıcı bir rol oynayabilirse bu da kazanılabilir bir hedef haline gelir. İnşa esprisi yurttaş meclislerinin kendisi için de geçerlidir.

Türkiye’de 30 binin üzerinde mahalle ve köy bulunuyor. Bunların hepsinde bir etapta yurttaş meclisleri kurmak elbette kolay değil.

Aktif yurttaşlık politik bilinçle doğru orantılıdır ve politik bilinç demokrasi mücadelesi içinde gelişir. Bu açıdan bakınca “Anayasa için Yurttaş Meclisleri” Amed’de kolaylıkla kurulabilir ama örneğin Trabzon’da hak ettiği ilgiyi görmeyebilir. Kürt illerindeki yurttaş meclislerinde verimli tartışmalar yürütülürse bunlar bütün ülkeye örnek olacak bir aşamada Trabzon’da da yurttaş meclisleri kurulacaktır.

Yurttaş meclisleri için çağrı 

“Anayasa için Yurttaş Meclisleri” çağrısı hukukçular, aydınlar, sivil toplum ve parti temsilcilerinin oluşturduğu bir heyet tarafından yapılabilir. Sonuçta bu heyetin görevi can suyu vermekten ibarettir. Çağrı üzerine iller ve ilçeler düzeyinde toplantılar düzenlenebilir. Bu toplantıların amacı da mahalle ve köylerde yurttaş meclislerinin kurulmasına kolaylaştırmak olacaktır.

Yurttaş meclisleri herhangi bir partinin ya da siyasi eğilimin uzantısı değil, yerelde yaşayan herkesin katılımına açık çoğulcu demokratik zeminler olmalıdır. Bütün yurttaşların katılımına açıklık ve demokratik işleyiş bu meclislerin meşruiyetinin temelini oluşturur. Açıklığa ve çoğulculuğa azami düzeyde önem verilmelidir.

Mahalle ve köylerdeki birincil meclisler ilçe meclisine gönderilecek olan temsilcileri seçer. Temsilcilerin sayısı başlangıçta sınırlı olabilir, temsil oranı bilahare bir üst meclis tarafından belirlenebilir.

Doğrudan demokraside temsilcilerin görevi onu seçen meclisin görüşlerini ve eğilimlerini bir üst meclise taşımaktır. Geri çağırma mekanizması bu noktada anlam kazanır. Meclis temsilcilerini istediği an geri çağırabilir ve yerine yenilerini seçebilir.

Yerel meclisler gerek üst meclislerden gelecek talep doğrultusunda, gerekse yerel ihtiyaçlar için görevlendirmeler yapabilir. Görevliler herhangi bir ayrıcalığa sahip değildir ve düzenli olarak rotasyona tabi tutulur.

Son olarak üst meclislerin aldığı kararlar yerel meclisler için bağlayıcıdır.

Halkçı ve komünalist İrade

Komünalizmi teorik bir bütünlüğe kavuşturan düşünür Murray Bookchin ulus-devlet çağında yerel meclisler kuruma girişiminin güçlü bir politik iradeye ihtiyaç duyduğuna dikkat çeker. Bir kaç sebepten bu böyledir. Temsili demokrasiyi müesses nizama daha uygun gören ulus devlet, doğrudan demokrasinin kendi sınırlarını aşma potansiyeli olan alternatif güçlü siyasetlere zemin sunabileceğinin bilincindedir ve kendi siyaset tarzını dayatır. Sistem kendi politik kültürünü oluşturmuş ve siyaseti meslek haline getirmiştir. Doğrudan demokrasinin siyaseti toplumsallaştırması “meslek erbabının” da hoşuna gitmez ve dirençle karşılaşır. Politik bilinci bu kültür içinde şekillenmiş olan insanlar da kimi zaman “politikacılar ve akademisyenler bizden iyi bilir” diye düşünebilir. Enternasyonal marşının söylediği gibi “bizi kurtaracak olan kendi kollarımızdır.” İnsanlar ve topluluklar kendileri için neyin iyi olduğunu bilebilir ve öğrenebilir. Doğrudan demokrasi mekanizması çalıştığında insanlar bunun en iyi yöntem olduğunu hemen kavrayacaktır. Bu yüzden öncü iradenin öncelikli görevi mekanizmanın saat gibi çalışması için çabalamaktır. Demokratik siyaset döneminin en ileri kadrosu mahallesinde ve köyünde herkesin özgürce tartışıp birlikte karar verdiği yurttaş meclislerinin kuruluşuna emek veren kadrodur.

Meclislerin belirli bir politik hatta kazanılması görevi de elbette önemlidir ama komünalist siyaset komuta etmeye değil ikna etmeye dayanır ve ikna etmenin çoğu zaman komuta etmekten daha zor olduğu hayatın içinde deneyimlenecektir.

Kürt Özgürlük Hareketi halkla bütünleşmiştir ve güçlü bir kadro birikimine sahiptir. Bu hareket ‘Anayasa İçin Yurttaş Meclisleri” kurmaya girişirse binlerce mahalle ve köyde yurttaş meclisinin kurulmasına öncülük edebilir ve milyonlarca insanı doğrudan demokrasi mekanizmasına dahil edebilir. Bu komünalist siyasetin tarih sahnesine çıkış kampanyası da olabilir.

Öyleyse sürecin önünü barışın önünü açmak, barışı toplumsallaştırmak, özgürlükçü, özyönetimci ve demokratik yeni bir anayasa yazmak, demokratik cumhuriyeti aşağıdan yukarıya doğru inşa etmek için kolları sıvayalım, her mahallede ve köyde “Anayasa İçin Yurttaş Meclisleri” kurmak hedefiyle harekete geçelim.

*Sosyalist Alternatif dergisi editörü

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Çiftçi darda: Mücadele etmeden kazanım olmaz!

Sonraki Haber

Tüm mal varlığına el konuldu: İranlı yönetmen Penahi’ye 5 yıl hapis cezası

Sonraki Haber

Tüm mal varlığına el konuldu: İranlı yönetmen Penahi’ye 5 yıl hapis cezası

SON HABERLER

Tüm mal varlığına el konuldu: İranlı yönetmen Penahi’ye 5 yıl hapis cezası

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Yeni Anayasa için ‘Yurttaş Meclisleri’ kuralım

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Çiftçi darda: Mücadele etmeden kazanım olmaz!

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Kontrollü umut işkencesi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Norm dışı güçler ve barış

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Suçlu var ama yok

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Devrim değil ama devrim gibi bir şey!

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır