• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Ekim 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Mehmet Nuri Özdemir

Kontrollü umut işkencesi

27 Ekim 2026 Salı - 23:00
Kategori: Mehmet Nuri Özdemir, Yazarlar

Doksanlardan sonraki ikinci büyük değişim-dönüşüm dalgası, 2010’lu yıllardan itibaren yaşandı. Bu dalga Batı’da iktidar, Ortadoğu’da rejim değişikliklerine neden oldu. Özellikle Ortadoğu’da Arap Baharı sonrasında bilinen politik nizam yıkıldı, yıkılıyor. Sömürgecilik, sömürgelere yeni yüklerin bindirilmesi ile devam ediyor. Statükocu devletler revize edildi, sistem karşıtı hareketler silahsızlandırılıyor. Revize edilen devletler, Afganistan ve Irak benzeri yıkımlar istenmediği için, eskisine nazaran şiddet tekeli zayıflatılmış, içerde otoriter-dışarda itaatkar liderlerin kontrolünde yönetiliyor. Her halükarda yeni bir düzene doğru gittiğimiz aşikâr. Ancak düzenin kuruculuğu, niteliği ve doğrultusu konusunda henüz bir berraklık yok.

Yukarıda özetlediğimiz üzere, dünya güllük gülistanlık olmadığından Kürt meselesinin demokratik çözümü için başlatılan süreç de bu mayın tarlasında ilerliyor. Sürecin ivme kazanması, devletin adım atmasına kilitlenmiş durumda. Özellikle yasanın Meclis’ten geçmesiyle birlikte toplumsal desteğin yükselmesine rağmen (Konda, Eylül-Ekim ayı barometresi) devletin bekleme pozisyonunda kalması kafalardaki soru işaretlerini arttırıyor.

Böylesi tarihi bir eşikte, atılması gereken adımlar neden gecikir, diye sormadan geçemiyoruz. Büyük ihtimalle atılacak adımlarla birlikte Kürtlerin moral ve motivasyonunun yükseleceğinden korkuluyor. Sayın Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesinde yol alınmaması, teyit-tespit meselesinin krize dönüşmesi, kayyım rejiminde ısrar, Demirtaş ve arkadaşlarının rehin tutulması gibi politikalar olsa olsa Kürtlerin moral ve umudunu denetim altında tutan konjonktürel taktikler olabilir. Bu ara sürece, Kürtlere uygulanan kontrollü umut işkencesi damgasını vurmuş görünüyor.

Süreçte atılması gereken adımların askıda tutulup Kürdün umudu ve morali üzerinde derin hesapların yapıldığı bir eşikte Türkiye’nin batısında ulusalcı sağ dalganın yükselmesi ise pek şaşırtıcı değil. Her iki durum da aynı planın farklı parçalarıdır. Şurası çok açık ki sürecin araçsallaştırılması ve de muhalefetin meşru olmayan yollardan zayıflatılmaya yönelik baskı stratejisinden geri adım atılmaması Türkiye siyasetini bir çok açıdan zehirliyor. Bu gidişat bir çuval inciri berbat edebilme potansiyeli taşıyor.

Oysa ki yeni süreçle birlikte iki fırsat ortaya çıktı. Birincisi ve de en önemlisi Kürt meselesinin demokratik çözümü ile at başı gidebilecek şekilde cumhuriyetin yeniden yapılandırılmasına ve demokratikleşmesine yönelik imkandı. Bu eşikte Türklerin bir kısmı Post-monarşiye, bir kısmı Post-Kemalizme göz kırpıyor olsa da Kürtler neo-monarşi ve tekçi cumhuriyet yerine tüm yurttaşların çatısı olabilecek üçüncü bir seçeneği, Demokratik Cumhuriyeti önerdi. İkincisi, yine süreçle birlikte jeopolitik ölçekte de Türkiye’ye geniş bir manevra alanı açıldı. Türkiye’ye açılan jeopolitik alanın amacı, başkasının evini yangın yerine çevirmek değil, demokrasi ve barış coğrafyasının öncülüğünü yapmaktı.

Maalesef mevcut koşullarda her iki fırsatın da heba edilme ihtimali yükseliyor. Eğer içerde süreci rahatlatacak adımlar atılmaz, muhalefete yönelik operasyonlar kesintisiz sürerse; hakeza dışarda barışçıl politikalar yerine bu zemini manipüle eden Mekke İttifakı gibi tehlikeli sularda yüzmeye devam edilirse o zaman bu gidişat, barış toplumuna değil kaotik geleceğe hizmet edebilir. Aklı başında olan herkes, sürekli, yeni süreçle birlikte Türkiye’yi içerde ve dışarda rahatlatan barışçıl zeminin son derece stratejik olduğunu, siyasi partilerin menfaatlerine, güncel politikalara indirgenemeyecek kadar hayati değer taşıdığını, başkalarının savaşına feda etmemek gerektiğini hatırlatıyor. Küresel ve bölgesel alt-üst oluşun yaşandığı bu konjonktürde Türklerin ve Kürtlerin ortaklaştığı seçenek, büyük bir soğukkanlılıkla hayata geçirilmeye çalışılan tarihsel bir seçenek olduğu izah ediliyor. Bu seçeneği konjonktürün felaket senaryolarına kurban etmemek, sahiplenerek hedefine ulaştırmak, bir her şeyden önce her Türk ve her Kürt için temel bir yurtseverlik görevidir.

Bunun için öncelikle, küresel-bölgesel savaşlara mesafeli durmak Kürt-Türk ittifakının temel ilkesi olmalı. Zira bu ittifak, başkalarının savaşına değil, bölgesel ölçekte etkileri olabilecek yeni bir demokratik ve barışçıl yaşama hizmet edebildiği ölçüde anlamlı olabilir. Bu nedenle dışarda maceralı politikalarda ısrar etmek yerine, içerde ülkeyi normalleştirebilecek gündemlere bir an önce geri dönmek en rasyonel seçenek olacaktır. İkincisi Kürt meselesinde şiddetli savaşa rağmen, hâlâ ortak yaşam olgusunun büyük bir olgunlukla sürdürülüyor olması, sürecin yarattığı fırsatların artık kurumsallaşmasını zorunlu kılmaktadır. Bu da bekletilen adımların bir an önce atılmasının ne kadar hayati olduğunu gösteriyor. Onun için meseleyi oraya buraya çekmeden, Kürtleri yıllardır tehlike olarak gören anlayış artık köklü olarak değişmeli ve süreç somut hukuki adımlarla mesafe almalıdır.

Sonuç olarak; devlet cephesinde çözümden yana olanların temel argümanı içerde ve dışarıda çöküşün Kürt barışı ile durdurulabileceği yönündeydi. Bu nedenle Kürt barışına tutundular ve içerde-dışarıda bazı mesafeler de alındı. Ancak iktidarın her şeyi tüketme alışkanlığı, her şeyin eşya muamelesine tabi tutularak pazarlanmasını ve değersizleşmesini beraberinde getiriyor. Bu çok tehlikeli bir siyasettir. Kürt barışı eldeki en son politik ve kültürel sermayemiz. Tüketilmesi halinde büyük felakete sürükleniriz. Eski ego olmasa da devletin köşe taşlarının bir kısmı bu riski görmelerine rağmen cesur davranmakta gecikiyorlar. İleri demokrasi iddiasından post-monarşiye göz kırpma aşamasına gelmek, bu geleneksel gecikmenin sonucudur. Geciktikçe kötü senaryoların nasıl da tüm ülkeyi kuşattığını görmelerine rağmen gecikiyorlar. Öncülüğe tavsiyemiz: Cesaret, daha fazla cesaret!

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Norm dışı güçler ve barış

Sonraki Haber

Çiftçi darda: Mücadele etmeden kazanım olmaz!

Sonraki Haber

Çiftçi darda: Mücadele etmeden kazanım olmaz!

SON HABERLER

Tüm mal varlığına el konuldu: İranlı yönetmen Penahi’ye 5 yıl hapis cezası

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Yeni Anayasa için ‘Yurttaş Meclisleri’ kuralım

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Çiftçi darda: Mücadele etmeden kazanım olmaz!

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Kontrollü umut işkencesi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Norm dışı güçler ve barış

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Suçlu var ama yok

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Devrim değil ama devrim gibi bir şey!

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır