• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Şubat 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Propaganda düşkünlüğü-Dr. Hayri Hazargöl

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
19 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Tayyip Erdoğan birçok mitingde Kürdistan’ı arayanlar Irak’a gitsinler, çağrısı yaptı. Bu çağrı bir zamanlar Turancıların ideologlarından olan Nihal Atsız’ın Ötüken Dergisi’nde ‘Kürtler kafamızı kızdırmasın, Orta Asya’dan Türkleri getiririz, sizleri de kovarız’ mealindeki sözlerini hatırlattı. Bir zamanlar komünistler Moskova’ya, diye slogan atılırdı. İran İslam Devrimi’nden sonra da siyasal islamcılara İran’a gidin, çağrıları yapılmıştı. Şimdi de Gürcü kökenli Tayyip Erdoğan Kürtleri vatanından kovmaya çalışıyor.

Dağdan gelmiş, bağdakini kovuyor. Tayyip Erdoğan, ben sadece HDP yönetimine söylüyorum, diyemez. Tüm Kürtler HDP’ye Kürtlerin dili ve kültürüyle vatanlarında, yani Kürdistan’da özgür yaşasınlar, dediği için oy veriyorlar. Kürdistan’ı Kürtlerin vatanı olarak görmese hiçbir Kürt HDP’ye oy vermez. Hatta AKP’ye oy veren Kürtlerin önemli bölümü de yaşadıkları toprağın Kürdistan olduğunu söylüyor. Bu açıdan Tayyip Erdoğan sadece HDP’ye oy veren Kürtlere değil, AKP’ye oy veren Kürtlerin önemli bölümüne de Habur Kapısı’nı gösteriyor. Kürtleri bu topraklardan kovma zihniyetini, politikasını ve planını ortaya koyuyor.

Kürtleri Kürdistan’dan kovma ve buraları Türk uluslaşmasının yayılma haline getirme niyetlerini açıkça dile getiriyor. Bu politika cumhuriyetten beri vardı. Tayyip Erdoğan’ın bir zamanlar CHP’yi teşhir etmek için diline doladığı Dersim Soykırımı da bu amaçla yapılmıştı. Kürtler üzerindeki tüm baskılar ve katliamlar bunun için yapılmıştı. 12 Eylül faşizmi de bunun için gerçekleşmişti.

12 Eylül faşizminin bir amacı da iktidarcı siyasal İslamı sistem içine alarak Kürtleri kuşatıp soykırıma uğratmak, demokrasi güçlerini de ezmekti. Şu andaki AKP-MHP iktidarı 12 Eylül askeri darbesinin arzuladığı siyasi iktidardır. Zaten Alparslan Türkeş 12 Eylül’de biz zindanda, fikrimiz ise iktidardadır, demişti. Şimdi buna 12 Eylül faşizminin sistem içine almayı hedeflediği siyasi İslam da eklemlenmiştir. Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli şimdi 12 Eylül’ün amaçlayıp da başaramadığı kırımı gerçekleştirmeyi hesaplıyorlar. Tayyip Erdoğan’ın Kürdistan yoktur, Kürdistan diyenlerin Türkiye siyasi sınırları içinde yeri yok, demesi bu anlama geliyor. Zaten Erdoğan yıllar önce tek millet olmayı kabul etmeyenlerin bu ülkede yeri yok, demişti.

MHP ile ittifak kurmadığı yıllarda da bu zihniyetini ortaya koymuştur. Türkiye siyaseti ve toplumu açısından Erdoğan’ın sözleri utanç verici. Ancak bu sözlerden Türkiye halkları için hayırlı sonuçlar da çıkar. Türkiye halkı içinden milyonlarcası komşuları olan Kürtler için böyle söylenmesine itiraz edenler çıkar. Kürtler için ise büyük bir uyanış olur. AKP’ye oy verenler, Tayyip Erdoğan ve AKP’ye bir zamanlar olumlu bakanlar bu fikirlerini değiştirir. AKP’nin Kürtler içinde iyi ilişkide olduğu KDP bile bu zihniyetin bir gün kendilerine dokunacağını düşünür. Zaten bağımsızlık referandumunda Kürdistan diyenlere yolunu gösterdiği Güney Kürdistanlıları aç bırakmakla tehdit etmişti. Kerkük Kürt şehri değildir, diyerek Kürdistan dediği coğrafyanın da Kürdistan olmadığını haykırmıştı. Bu açıdan Irak’ta olduğunu söylediği Kürdistan’ı da kabul etmediği bilinmektedir. Zaten Irak’ın kuzeyinde yaptığımız hatayı Suriye’nin kuzeyinde yapmayacağız, diyerek Irak’ın kuzeyi konusundaki hesaplarını da ortaya koymuşlardır.

Fırsat ortaya çıktığında yaptıkları hatayı düzelteceklerdir. Yani Güneydeki federe yapılanmayı ortadan kaldıracaklardır. “Erdoğan’ın Kürdistan yok”, söyleminden sonra Kürtler meydanlara çıkarak burası Kürdistan diyeceklerdir. Bu Newroz “Kürdistan yok”, diyenlere karşı “Kürdistan buradadır” diyenlerin meydan okuması biçiminde geçecek. Hiçbir şey Kürtleri bu kadar öfkelendirmezdi. Erdoğan bu söyleme neden başvurdu? Hem de bu söylemleri tüm halkın burası Kürdistan’dır dediği Hakkari’de ve Şırnak’ta neden söyledi? Elazığ gibi şovenizmin var olduğu yerden taşıdığı mitingciler karşısında neden söyledi? Bu söylemin oy kaybettireceğini bile bile neden söyledi? Tüm şovenistler ve Kürt düşmanlarına ‘bakın ben Hakkari’de bile Kürdistan yok diyorum’ mesajı vererek onların oyunu almak için. “Hakkari’de Kürdistan yok” demesinin başka bir mantığı yok.

Bütün Kürtler tüm baskılara rağmen sandığa giderek kayyumları geldikleri yere gönderecektir. “Kürdistan yok”, söylemi metropollerdeki Kürtlerin de AKP’ye kaybettirmek için daha fazla sandığa gitmelerine yol açacaktır. Erdoğan ve AKP’liler öyle ucuz propagandaya başvuruyorlar ki, bu onların çok sıkıştığını gösteriyor. Kadınların polisleri protesto etmesi ve ıslıklamasını “ezanı ıslıklıyorlar” biçiminde yansıtması propagandada ne kadar düştüklerini gösteriyor. Sanki mazlumların haklarını savunmak için aynı milletten olması gerekirmiş gibi hiçbir politik kişiliğin söyleyemeyeceği biçimde Sezai Temelli Kürt değil Kürtleri savunuyor, diyerek zihniyet kalitesini ortaya koyuyor.

Halbuki Sezai Temelli Kürt değildir diyen Erdoğan, Türkiye halklarını aldatmak için sık sık biz dünyanın diğer ucundaki mazlumları da savunuyoruz, demagojisine başvurmaktadır. Tüm bunlar AKP-MHP ittifakının çok sıkıştığını, en pespaye propaganda diline başvurduğunu göstermektedir. Herhalde dünya tarihinde bu kadar pespaye, utanmaz, ahlak dışı, vicdan dışı bir propaganda diline rastlanmamıştır. Tayyip Erdoğan bu propaganda diliyle Türk halkının seviyesini de çok düşürmektedir. Böyle bir propaganda dilini Türkiye halklarına layık görmek en başta da Türkiye halklarına hakarettir. Türkiye halkını eğitimiyle, basını ile, üniversiteleriyle, kültürsanat alanıyla böyle bir propagandanın alıcısı haline getirmişlerdir. Türkiye’de politik düzey hiçbir dönemde bu düzeyde düşürülmemişti; bu Türkiye’nin düşürülmesidir.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

2026 ve sonrası: Finansal kriz, emperyalist savaş ve otokrasi (III)

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

5 Ocak’ta Bitcoin’in fiyatı yüzde 12’lik bir düşüşle 63.000 dolara kadar geriledi. Bu seviye, Ekim 2025'teki 126.000 dolarlık tüm zamanların...

15 Şubat komplosu ve süreç

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

27 yıl önce Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın esir alındığı uluslararası komplonun yıl dönümündeyiz. Komplocuların amacı Kürt halkının özgürlük mücadelesini...

‘Hani derler ya kimsesizlerin kimsesi’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Bütün yaşamı boyunca eşit ve demokratik bir toplumun inşası için mücadele veren, saygıya değer bir kişilik olarak aklımızda ve yüreğimizde...

Fidan, tehdit dili ve bölgesel barış ihtiyacı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bir televizyon kanalındaki “Sıra Irak’a gelecek,” değerlendirmesi tepki topladı. Fidan, Türkiye’de ve bölgede uzun süredir farklı...

Emekçileri sefalete sürükleyen kumpas!

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Siyasi iktidar, devletin kurumlarını da kullanarak toplumun en geniş kesimini oluşturan ücretlilere ve emeklilere açıkça kumpas (tuzak) kuruyor*. Nasıl mı?...

15 Şubat’tan 6 Ocak’a güncellenen komplo

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Önder Apo, ‘yaralı bırakılmış’ ve ‘kapana alınmış’ bir Kürt gerçekliği üzerine kurulan Ortadoğu sisteminin karşısına özgür Kürtlük ideolojisini çıkarmıştır. Varlığı...

Sonraki Haber

‘Beka meselesi’ni tersten okumak-Pakrat Estukyan

SON HABERLER

Mazlum Ebdî: Adı ne olursa olsun Kürtlerin kendilerini yönettiği bir yapı istiyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Mazlum Ebdî’den Münih değerlendirmesi: Rojava için yeni bir aşamadayız

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Mazlum Ebdî ve Neçirvan Barzani Münih’te görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Mazlum Ebdî ve Îlham Ehmed’in Münih görüşmeleri dünya basınında

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Yeni Delhi’de Abdullah Öcalan’a özgürlük talebi

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Kongra Star: Komplolar özgürlük yürüyüşünü durduramaz

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Adana’da 15 Şubat protestosu: Komplo boşa çıkartıldı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır