ABD’li şirket önce Farqîn ardından Bismil’de boy gösterirken bu kez Sûr’da ortaya çıktı. ABD’li şirketin Sûr’un Baxçecik köyünde 2 adet kaya petrolü sondajı yapacağı bildirildi
Amed’in Bismil ilçesinde önce 600 bin dekar kaya petrolü alanı ilan edilmiş ve ardından bu alanın 7 milyon 200 bine ulaşacağı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Selçuk Bayraktar tarafından duyurulmuştu. Türkiye’ye kaya petrolü ve kaya gazı üretimi için gelen TransAtlantic Petroleum Şirketi Amed coğrafyası ile Trakya’da adımlarını hızlandırırken, bu kez Amed’in Sûr ilçesinde boy gösterdi. Amerikan TransAtlantic Petroleum Ltd. şirketinin Türkiye kolu olarak nitelenen TransAtlantic Petroleum Ham Petrol ve DoğalGaz Arama ve Üretim A.Ş. tarafından Amed’in Sûr İlçesi’nde Dicle Nehri kıyısında olan Baxçecik köyü coğrafyasında Ham Petrol Arama – Çıkarma (Üretim) ve Depolama ile Çatlatma (Hidrolik kırma) sürecinin başlatılacağı bildirildi.
Çıkan gazla santral kurulacak
ARİ/TRS/K/M44-B2-1 ruhsat nolu alanda bir adet poligonda çalışma yürütülecek. Yeniev – 21 lokasyonunda yapılacak olan sismik çalışmalar sonucunda, 2 adet sondaj kuyusu açarak üretime ve depolamaya geçileceği duyuruldu. Bölgede günlük yaklaşık 80 ton ham petrol üretimi yapılması ve depolanmasının öngörüldüğü belirtiliyor. Projede 6 adet 500 m3 ‘lük toplamda 3.000 m3 depolama kapasiteli tank kurulacağı ve depolama tanklarındaki, doluluk seviyesinin yüzde 80’e ulaştığında, ya karayoluyla nakliye araçları ile yada TPAO ya ait Petrol Boru Hatları ile TPAO ya ait tesislere aktarılacak. Ayrıca sondajlarda ortaya çıkan kaya gazı kurulacak olan tesiste yakılarak elektrik üretilecek.
Dicle Nehri zehirlenecek
Şirnex, Êlih ve Amed coğrafyasında tarım alanları, meralar ve su varlıkları petrol ve kaya petrolüne feda edilme süreci hızlanarak devam ederken, geçtiğimiz günlerde kaya petrolü sondajı yapıldığı duyuruldu. ABD’li şirket TransAtlantic Petroleum ve alt şirketi gibi çalışan ve operasyonlarda yer alan yine ABD’li Continental Resources şirketi binlerce ton suyu kimyasallarla doldurarak yeraltına bastığı ve ilk petrole ulaşıldığı açıklandı. Bölgede Bismil ve Farqîn (Silvan) coğrafyasını da içine alan 7 milyon 650 bin dekar doğal alan, mera ve tarım arazisinde 4 kilometre derinliğe inilip yapılan yatay sondajla ilk petrole ulaşırlarken, bölgede 3 yıl içinde 600 bin dekarlık kısımda 24 kuyu daha açılacak. Bu sayı yakın süreçte ise 10-12 kat artarken sondajlar tüm coğrafyaya yayılacak. Dicle Nehri sularının kullanılıp zehirlenmesine yol açacak olması ise bölgede olası yıkımların kalıcı hale gelmesine yol açacak.
84 milyon m3 su tüketilecek
Diyarbakır’da 2026, 27, 28… 24 yatay sondaj yapacaklarını söyleyen Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanı Alpaslan Bayraktar, “Çatlatma yapacağımız bu kuyularla beraber 4 sahayı, 4 bloğu, 600 kilometrekarelik bir alanı test ediyoruz. Fakat baktığınız zaman o bölgedeki potansiyel bunun yaklaşık 10-12 katı. Yani 7.200 kilometrekarelik bir alanda, Bismil’in kuzeyinden bahsediyorum.
Diyarbakır’da, burada bu testini yapacağımız, çalışmasını yapacağımız alanın 10-12 kat büyüklüğünde bir saha olacak aslında. Yani orada biz başarabilirsek bunu diğer taraflara da taşıyacağız ve burada yani Gabar’ı böyle ikiye, üçe katlayabilecek bir potansiyel görüyoruz…” sözleri bölgeye dair hedeflerini ortaya koyarken, kuyu sayısı sadece bu bölgede 300’e çıkacağını, kullanacakları su miktarının ise 84 milyon m3’e ulaşacağı anlaşılırken, bu sular hiçbir yerde geri dönüştürülüp kullanılamayacak.
Kaya petrolü ve gazı öldürür!
Kaya petrolü ve kaya gazı üretim sürecinde 600’e yakın zehirli kimyasallar kullanılmakta. ABD’de hazırlanan bir raporda, ExxonMobil ve Chevron dahil olmak üzere petrol ve gaz şirketlerinin, 2012 ile 2020 yılları arasında altı ABD eyaletindeki 1.200’den fazla kuyuda petrol ve gaz için hidrolik kırılma yöntemiyle yapılan çalışmalarda, 600 kimyasal zehir içinde Perfloroalkil ve Polifloroalkil maddeler (PFAS) ve/veya PFAS’a dönüşebilen kimyasal kullandığı ortaya çıkmıştı. Kalıcı kimyasallar olarak nitelenen Perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler (PFAS) yüksek kalıcılıkları ile bilinmektedir. İnsanlarda ve yaban hayatında birikmeleri, yüksek hareketlilikleri (çevrede dolaşıp içme suyu kaynaklarını kirletebilirler), uzun menzilli taşınma potansiyelleri (emisyon kaynaklarından uzak alanları kirletebilirler) ve bitkilerde birikmeleri (gıda kaynaklarını kirletebilirler) ile insanları ve çevreyi etkileyebilecek çok yüksek toksikolojik etkileri bulunmaktadır.
Türkiye’de serbest!
Türkiye’de içme suyu kalitesi İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik (17 Şubat 2005 tarihli ve 25730 sayılı Resmî Gazete) ile düzenlenir. Bu yönetmeliğin güncel hali PFAS (per- ve polifloroalkil maddeler) için spesifik bir limit değeri içermediği için bu zehirler rahatça kullanılabilmektedir. Türkiye’de içme suyu için özel ve yasal olarak bağlayıcı bir PFAS sınır değeri bulunmamaktadır. Küresel perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler (PFAS) kimyasalları pazar hacmi 2024 yılında 788,70 bin ton olarak hesaplanmış, 2025 yılında 832 bin tona yükselmiş ve 2034 yılına kadar yaklaşık 1.347,10 bin tona ulaşması öngörülürken, özellikle Türkiye’de kaya petrolü ve kaya gazı üretimiyle bu zehir kontrolsüz biçimde kullanılacaktır.
Sular tüketilip zehirlenecek
Kaya petrolü ve kaya gazı çıkarılma sürecinde bir adet sondaj kuyusuna bir seferde 600’ü aşan zehirli kimyasallar ve kum, yaklaşık 18.000M3 suyla çok yüksek basınç uygulanarak yer altına basılmaktadır. Bu işlem bir kuyuda 15-20 kez tekrarlanmakta ve toplamda bir kuyuda kullanılan su miktarı yaklaşık 300.000M3’e ulaşmaktadır. Kullanılan kimyasallar dışında çıkarılan petrol ve veya gazla birlikte yeraltından yüzeye çıkan ağır metallerle dolu akışkanlar nedeniyle sular hiçbir biçimde geri kazanılamamaktadır. Sondaj kuyuları arttıkça yer üstü ve yer altı sularının tükenip kirleneceği, yeraltında suları depolayan akiferlerin yok edileceği, çevrede bulunan barajların ve derelerin kuruyacağı ve tarımın yapılamayacağı ve nihayetinde tüm insan ve hayvanların bölgede yaşayamaz hale gelerek göç etmek zorunda kalacağı bir gelecek öncelikle Amed coğrafyasını bekliyor.









