• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Eylül 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

İran’daki protestolar artık izole edilmiş talepler değil

15 Eylül 2026 Salı - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Haber-Analiz

22 Aralık 2025 ile 20 Ocak 2026 arasında 1.839 protesto eylemi kaydedilmiş, bunların 1.767’si ülke çapındaki ayaklanmanın parçası olarak sınıflandırılmıştır. Bu durum, yapısal bir kopuşa işaret etmektedir

Ortaya çıkan tablo, yoğun sosyoekonomik baskı altında bulunan bir toplumda siyasi ve örgütlü muhalefet biçimlerinin de ağır baskı koşullarına rağmen varlığını sürdürdüğüne işaret etmektedir

Shahrokh Tavakoli*

İran’daki protesto tablosu yeni bir aşamaya girmiştir. Daha önce ağırlıklı olarak birbirinden ayrı işçi, emekli, öğrenci, tarım veya geçim sorunlarına dayalı protestolar şeklinde görülen toplumsal hareketlilik, giderek daha geniş bir toplumsal huzursuzluk tablosuna dönüşmüş ve 22 Aralık 2025 ile 20 Ocak 2026 tarihleri arasında ülke genelinde büyük bir tırmanış yaşanmıştır. Rapora göre, 20 Mart 2025 ile 20 Mart 2026 tarihleri arasında toplam 4 bin 229 protesto eylemi kaydedilmiştir. Bu sayı, bir önceki raporlama döneminde kaydedilen 3 bin 902 protestoya göre yaklaşık yüzde 8,4’lük bir artışa işaret etmektedir. Verilerin önemi yalnızca toplam protesto sayısından değil, katılımın çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. İşçiler, emekliler, kamyon şoförleri, fırıncılar, öğrenciler, çiftçiler, öğretmenler ve sağlık çalışanları protesto kayıtlarında yer almıştır.

İşçiler 744 protestoyla ilk sırada yer alırken, emekliler 597 protesto gerçekleştirmiştir. Diğer gruplara ait protestoların sayısı 490 olarak kaydedilmiştir. Kamyon şoförleri 204 protestoyla bunları takip ederken, fırıncıların gerçekleştirdiği protestolar 104, üniversite öğrencilerinin protestoları ise 103 olarak kaydedilmiştir. Bu dağılım, toplumsal hoşnutsuzluğun tek bir meslek grubuna, bölgeye veya toplumsal sınıfa özgü olmadığını göstermektedir.

Tablo ne söylüyor?

En dikkat çekici gelişme ise ülke genelindeki protesto dalgasında yaşanmıştır. 22 Aralık 2025 ile 20 Ocak 2026 arasında 1.839 protesto eylemi kaydedilmiş, bunların 1.767’si ülke çapındaki ayaklanmanın parçası olarak sınıflandırılmıştır. Bu durum, yılın büyük bölümünde görülen ve belirli sektörlerle sınırlı kalan protesto örüntüsünden yapısal bir kopuşa işaret etmektedir. Ekonomik koşullar, yaşanan toplumsal hareketliliğin önemli bir arka planını oluşturmaktadır. Ekmek fiyatlarında ciddi artışlar yaşanmıştır. Lavaşın fiyatı 14 bin riyalden 27 bin riyale, taftunun fiyatı 23 bin riyalden 45 bin riyale, barbarinin fiyatı 53 bin riyalden 100 bin riyale, sangak ekmeğinin fiyatı ise 74 bin riyalden 155 bin riyale yükselmiştir. Nisan sonu ve mayıs aylarında tavuğun kilogram fiyatı yaklaşık 2,8 milyon riyalden 3,58 milyon riyale çıkarken, 900 mililitrelik bir şişe yemeklik yağın fiyatı yaklaşık 3,48 milyon riyal olarak kaydedilmiştir. Konut ve ulaşım maliyetlerindeki artış da ekonomik baskıyı artırmıştır. Bir tahmine göre Tahran’da konut fiyatları 2024 yılında metrekare başına yaklaşık 980 milyon riyale ulaşırken, bu rakam 2018 yılında yaklaşık 70 milyon riyal düzeyindeydi. Şehir içi ve şehirlerarası ulaşım maliyetleri de artmıştır. Asgari ücrette nominal olarak yaklaşık yüzde 60 oranında artış gerçekleşmesine rağmen rapor, bu artışın satın alma gücündeki kaybı telafi etmediğine dikkat çekmektedir. 2025 yılı için enflasyon yaklaşık yüzde 42,2 olarak tahmin edilirken, bağımsız hesaplamalar dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının birçok asgari ücretlinin aylık gelirinin oldukça üzerinde olduğunu ortaya koymaktadır.

Raporda, her protestonun doğrudan belirli bir ürünün fiyatındaki artıştan kaynaklandığı ileri sürülmemektedir. Bunun yerine raporun temel bulgusu, gıda, konut, ulaşım, istihdam ve hane halkının satın alma gücü üzerindeki ağır ekonomik baskıyla eş zamanlı olarak geniş çaplı bir toplumsal mobilizasyonun geliştiğidir.

Raporun okuması

Ancak ekonomik zorluklar, yoğun baskı koşullarına rağmen protestoların neden devam ettiğini tek başına açıklamamaktadır. Raporda ikinci bir faktöre, İran içerisinde faaliyet gösteren örgütlü muhalefet ağlarına dikkat çekilmektedir. Raporda özellikle İran Halkın Mücahitleri Örgütü (PMOI/MEK) ile bağlantılı Direniş Birimleri’nin faaliyetlerine yer verilmektedir. Bununla birlikte, protesto veri setinin söz konusu yapıların gösterilerin toplam sayısı üzerindeki nedensel katkısını ölçmek amacıyla hazırlanmadığı özellikle vurgulanmaktadır. Rapora göre Ulusal Direniş Konseyi (NCRI) ve PMOI/MEK kaynakları, Tahran ve diğer kentlerde Direniş Birimleri tarafından gerçekleştirildiği belirtilen faaliyetleri düzenli olarak raporlamaktadır. Bu faaliyetler arasında devlet baskısıyla ilişkilendirilen kurum ve sembollere yönelik eylemler de bulunmaktadır. Bu yapıların önemi, protestoya katılımın tutuklama, hapis veya daha ağır cezalarla sonuçlanabildiği bir ortamda örgütlü muhalefet biçimini sürdürmelerinden kaynaklanmaktadır. Raporda ayrıca bu durumun işçi, emekli, öğrenci veya geçim kaynaklı protestoların tamamının PMOI/MEK tarafından organize edildiği ya da yönlendirildiği anlamına gelmediği özellikle belirtilmektedir.

Bu tablonun diğer tarafında ise devletin giderek genişleyen güvenlik müdahalesi bulunmaktadır. Ocak ayındaki protesto dalgasının ardından yetkililer kapsamlı kontrol noktaları, devriyeler, hareket kısıtlamaları, sokağa çıkma yasakları ve kitlesel gözaltılar uygulamaya koymuştur. İdamlar, ölüm cezaları ve hapis cezaları daha geniş bir caydırıcılık politikasının parçası olarak öne çıkmaktadır. Protestolar bu nedenle, toplumsal mobilizasyonu zorlaştırmak ve tehlikeli hale getirmek üzere tasarlanmış koşullara rağmen devam etmektedir.

Türkiye ve bölgesel boyut

İran’daki bu gelişmeler Türkiye açısından doğrudan bölgesel bir boyut taşımaktadır. İran’ın iç istikrarı; sınır ötesi ticaret, ulaşım, göç baskısı, enerji ilişkileri ve Türkiye’nin genel güvenlik hesaplarını doğrudan etkilemektedir. Uzun süreli bir protesto ve baskı döngüsü Ankara’nın Tahran’la ilişkilerini karmaşıklaştırabilir. İran’da yaşanabilecek önemli bir siyasi değişim ise Türkiye’nin Güney Kafkasya ve daha geniş Ortadoğu’daki ilişkileri de dahil olmak üzere bölgesel dengeleri etkileyebilir. Bu gelişmelerin Türkiye’de yaşayan İranlılar açısından da doğrudan insani bir boyutu bulunmaktadır. Türkiye’de yaşayan İranlılar, İran’daki gelişmeleri yakından takip etmekte ve ülkedeki güvenlik, göç ve sınır ötesi ilişkilerde yaşanabilecek değişimlerden etkilenebilmektedir. Dolayısıyla İran’daki 2025–2026 protestoları yalnızca birbirinden kopuk ekonomik şikâyetler bütünü olarak değerlendirilmemelidir. Ekonomik zorluklar, satın alma gücündeki düşüş, işsizlik ve toplumsal hoşnutsuzluk; örgütlü muhalefet faaliyetleri ve giderek daha baskıcı hale gelen devlet aygıtıyla birlikte daha geniş bir toplumsal ve siyasi krize dönüşmektedir. Artık temel soru yalnızca İran’da kaç protesto yaşandığı değildir. Asıl mesele, birikmiş toplumsal sorunların, ülke çapındaki mobilizasyonun ve örgütlü direnişin kalıcı bir siyasi meydan okumaya dönüşüp dönüşemeyeceği ve İran devletinin yanı sıra bölgedeki komşu ülkelerin bu gelişmelere nasıl karşılık vereceğidir.

Sonuç

Raporlama döneminde kaydedilen 4 bin 229 protesto, İran’da son derece geniş bir toplumsal hareketlilik tablosunun ortaya çıktığını göstermektedir. Bu hareketlilik, 22 Aralık 2025 ile 20 Ocak 2026 tarihleri arasında ülke çapında yaşanan protesto dalgasıyla doruk noktasına ulaşmıştır. Ortaya çıkan tablo, yoğun sosyoekonomik baskı altında bulunan bir toplumda siyasi ve örgütlü muhalefet biçimlerinin de ağır baskı koşullarına rağmen varlığını sürdürdüğüne işaret etmektedir. Mevcut protesto dalgasının önemi yalnızca ölçeğinden değil, farklı alanlarda ortaya çıkan dağınık toplumsal hoşnutsuzlukların daha geniş bir ulusal meydan okumada birleşme ihtimalinden kaynaklanmaktadır.

*İranlı insan hakları aktivisti

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Güven sorunu ve anadilde eğitim hakkının anlamı

Sonraki Haber

Yeni Suriye’de Kürtlerin rolü

Sonraki Haber

Yeni Suriye’de Kürtlerin rolü

SON HABERLER

İstanbul’da 106 gözaltı, Ankara’da 8 tutuklama

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Suriye’de Kürtçe anadilde eğitimin dünü ve bugünü

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Yeni Suriye’de Kürtlerin rolü

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

İran’daki protestolar artık izole edilmiş talepler değil

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Güven sorunu ve anadilde eğitim hakkının anlamı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

ABD’li TransAtlantic Petroleum: Sûr’da da ortaya çıktı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Sürecin gölgesindeki Rojava

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır