• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
7 Eylül 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Ah şu Aleviler…

7 Eylül 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Forum, Manşet
  • Aleviler komünal toplumsal direnişin temsilcileri olduklarından bugüne kadar kendileri olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Aleviler üzerindeki uygulamaları katliam, yasaklama, inkar etme, yok etme-yok sayma, sürgün, yaşam alanlarından koparma gibi birçok formda görmek mümkündür
  • ‘Açıkça söylemeliyim ki, Alevi ve Êzidî Kürt’ündeki binlerce yıldan beri süzülüp gelen uygarlığı, karşı-uygarlıktan çok daha ahlaki ve politik buldum. Hâlbuki klasik uygarlık söylemleri, Aleviler ve Êzidîler hakkında ağza alınmayacak karalamalarla doludur. Tabii ki burada kastettiğim, Sünni inancına bağlı emekçiler, kabile ve aşiret kültürleri değildir’
  • Ortaya çıkan söylemler özünde Alevilerin sürecin öznesi olmasına karşı bir tepkidir. Bu kesimler, geliştirilen Barış ve Demokratik Toplum sürecine karşıt olmadıklarını söyleseler de özünde içine girdikleri tutum karşıtlıktır, fırsatçılıktır, süreci provoke etmektir. Alevi deyişiyle bu kişiler ‘ağzı Ali söyleyip gözü Muaviye’ye bakan’ kişilerdir

Dilzar Dîlok

Tarihte devletçi iktidar öznesi olmayan toplum kesimleri, kendi varlıklarını sürdürmeyi bir direniş temelinde ele alırken, iktidarcı güçler onlar hakkında söz söylemeyi, hüküm vermeyi kendi varlıklarının garantisi görürler. Ortadoğu’da hakkında devletçi iktidar tarafından en fazla söz söylenenlerdendir Aleviler. Devletçi çizgiyi temsil edenlerin Aleviler hakkındaki söylemleri Osmanlı döneminde ihrak-ı binnar olarak tanımlanırken cumhuriyet tarihinde X işaretinde kısaca özetlenebilir. Bu yaklaşımların içeriği yok sayma, yok etme ve eriterek kendi varlığına katma temelinde şekillenir. Devletçi çizgi bunu yaparken Alevileri kendi çizgisine tabi kılmanın türlü yollarını da oluşturmayı hedefler.

Devletlerde demokratikleşme olmadan geliştirilen yaklaşımlardan biri de açılım adı altında ortaya konulan devletçi Aleviliktir. Oysa isimlendirmeden içeriğe kadar Aleviler komünal toplumsal direnişin temsilcileri olduklarından bugüne kadar kendileri olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Aleviler üzerindeki uygulamaları katliam, yasaklama, inkar etme, yok etme-yok sayma, sürgün, yaşam alanlarından koparma gibi birçok formda görmek mümkündür.

Bunun getirdiği negatif toplumsal unsurlarla birlikte Alevilik fazlasıyla daralan kültürel varlığını sürdürme mücadelesi vermektedir. 20. yüzyıl Alevilerin, kendilerine uygulanan devletçi politikaları çözme, varlık mücadelesini güçlendirerek özgürlüklerini sağlama temelinde belli yönelimlerini de barındırır.

Dersim’den Maraş’a Bakur Kürdistan’daki Aleviliğin en fazla kendisi olabildiği, kolektif temelde kendi varlığını kesinleştirme mücadelesinde başarılı olabildiği alan da Kürdistan özgürlük mücadelesi oldu. Kürt kimliği gibi Alevi kimliği de Önder Apo öncülüğünde başlatılan Kürdistan özgürlük mücadelesi ile kendini var kılmaya başladı. Bu durum Aleviler içinde devletçi yapılanmaların geliştirilmesiyle belli parçalanma yarattıysa da Alevilerin kimliksel temelde en fazla var olabildiği ve örgütlenebildiği alan Kürdistan özgürlük mücadelesi oldu.

‘Devrimci dinamiği oluşturanlar…’

Türkiye devrimci hareketin gelişimi, bunun Kürdistan’a yansıması sonucu Alevi gençler ilk Apocular olarak tarihte yerlerini aldılar. Ali Haydar Kaytan, Mazlum Doğan, Sakine Cansız bunlardan en bilinenleridir. Yine PKK’nin silahlı mücadele döneminde öncü komutanları Alevi gençler arasından çıktı. Erdal (Mustafa Yöndem), Onun ardılları olarak Engin Sincer, Kasım Engin yoldaşlar, dağların filozofu Atakan yoldaş bunlardan en bilinenlerindendir. Kadın özgürlük mücadelesinin öncüleri olarak da birçok arkadaş tarihimizde yerini almıştır. Türkan Derin, Besê Anus, Azime Demirtaş, Rahime Kahraman, Çiçek Selcan arkadaşlar Kürdistan özgürlük mücadelesinde büyük izler bırakmış, yol açmış, kendilerini yol yapmış ve mücadeleye binlerin katılımının gerçekleştiricisi olmuşlardır. Apocu geleneğin bir gereği olarak yaşayan yoldaşların adını vermesek de bugün binlerce yoldaş özgürlük mücadelesi saflarındadır. Sadece Bakur Kürdistan eksenli değil dört parça Kürdistan’dan Alevi, Yarsan, Ezidi yoldaşımız kendi toplumsal kimlik ifadesini Kürdistan özgürlük mücadelesinde görmektedir. Bugün Türkiye devrimci dinamiğini oluşturan Kürt Özgürlük Hareketi’nin ve Ortadoğu devrim mücadelesinin temel dinamiğinin oluşmasında hem Alevi bireylerin katılımının hem de kimliksel olarak Aleviliğin büyük payı vardır. Özgürlük mücadelemizin de Aleviliği tarihsel toplumsallık olarak gördüğünden alevi geleneğinden aldığı birçok özellik vardır. Eleştiri-özeleştiri, yol yoldaş gibi toplumsallığı güçlendiren öğelerin kaynağı Alevi kültüründedir. Her birey katılırken kendi kültürel kimliklerini PKK ile özdeş görmüş ve katılmışlardır. Katılarak mücadeleyi büyüttükleri gibi mücadele değerleriyle de Alevilik daha tarihsel toplumsal bir zemine kavuşmuştur. Belki bunları anlatmaya gerek yok, ancak yanlışlar çok fazla dile geldiği için doğruların en asgarisini de olsa dile getirmek farz olmuştur.

Önder Apo’nun Demokratik Uygarlık Manifestosu’nun 3. ve 5.ciltlerinde konuya dair tahlillerinin bir kısmı şöyledir:

“Kendi yaşamımda da tanıklık ettim: Alevi Kürt’ü de, Sünni Kürt’ü de, Êzidî Kürt’ü de gözlemledim. Açıkça söylemeliyim ki, Alevi ve Êzidî Kürt’ündeki binlerce yıldan beri süzülüp gelen uygarlığı, karşı-uygarlıktan çok daha ahlaki ve politik buldum. Hâlbuki klasik uygarlık söylemleri, Aleviler ve Êzidîler hakkında ağza alınmayacak karalamalarla doludur. Tabii ki burada kastettiğim, Sünni inancına bağlı emekçiler, kabile ve aşiret kültürleri değildir. Tüm bu kesimlerin uygarlık kefesindeki yeri demokratik medeniyettir. Bunun örneklerini her yerde ve zamanda göstermek mümkündür. Amacımızı açıklamak açısından sanırım yeterlidir.

Êzîdî Kürtlerdeki neredeyse kurumaya yüz tutmuş bu tarihsel demokratik gelenek araştırılmaya değer önemli bir konudur. Êzîdî Kürtlerle Alevi Kürtler yakından gözlemlendiğinde, özellikle kadınlarında temsilini bulan Zerdüştî kültürün demokratik, özgür ve eşitlikçi özellikleri rahatlıkla fark edilebilir. Tüm bastırılmışlıklarına rağmen, doğayla bütünleşmiş, açık sözlü ve cesur yanları dikkate değerdir.” Kürdistan özgürlük mücadelesinin Alevilik yaklaşımını bir gazete sayfasına sığdırmak mümkün değildir. Özü ise PKK’nin Ortadoğu’da bir Hüseyni hareket olarak kendini var kıldığıdır. Kürtler üzerindeki Kerbelalara karşı bir Hüseyni hareket olarak bu çağın bir özünü yaratma mücadele büyük sonuçlar da doğurmuştur.

Alevilerin bütünlüklü olarak varlık mücadelesi ve kolektif kimlikle yaşaması konusunda tartışmalar çoktur ancak tartışmalarda kazandıran, yereli güçlendirdiği kadar evrensele taşıyan unsurlar da yeterli düzeyde değildir. Bu da zaman içinde demokratik komünal kültürün inşa mücadelesinde esas alınması gereken konu başlığı ve görevlerden biridir. Zihniyet yapısı önemli oranda korunmakla birlikte form kazanma ve tarihsel toplumsal kimlikle buluşma konusunda yapılması gerekenler çok fazladır.

İnsanlığın on inlerce yıllık serüvenini

Tarihsel tahliller kadar güncele dair eleştirel tespitlere rağmen Alevi deyişlerinde hakikatin gözünden söylenen sözler vardır. Hakikat aşığı da diyebileceğimiz Alevi âşıkların gönül pınarlarından durmadan akan damlalar ülkenin dört bir yanına dağılmıştır. Mücrimi için söylenen “Mücrimi çok şiir yazmış ama harmanını dağ aşına yığmıştır. Rüzgar gelmiş savurmuş, samanını Anadolu’nun dört yanına götürmüştür.” sözü aslında hak ve hakikat aşığı olmayı başaran tüm âşıkları anlatır.

Bu kültür ırmağının kaynağı, nasıllığı bilimsel araştırmalardan ziyade siyasal araştırmalara konu edilmesi Alevilik üzerinden iktidar kavgasının hâlâ verilmeye devam ettiğinin göstergesidir.

“On dört bin yıl gezdim viranelikte / İçtim şarabını mestanelikte” sözlerindeki on dört bin yıl gezilen viranelikten maksadın ne olduğundan ve bu maksadın bir şarkının sözünde bugüne değin ne pahasına taşındığından pek söz edilmez. İnsanlığın on inlerce yıllık serüvenini kendi benliğinde hisseden bir canın tarihsel toplum tahlilinde konulacağı yerden bihaber konuşmalar yapılır. Aleviler “esas” olanın dışındaki, öteki, “marjinal” “dar grup” olarak görülür. Olmasa da bir “suç” tanımının merkezine yerleştirilmeye çalışılır. Bu, iktidar olanın, devletçi uygarlığın merkezinde olanın esas-özne olarak görülmesinin, bunun dışında kalan tüm kesimlerin ise nicel oransal olarak fazla da olsa tali-nesne olarak görülmesinin bir sonucudur.

Aleviler Araplara, Türklere başka halklara bağlanarak farklı yorumların zemini hazırlanır. Burada en fazla hedef haline getirilenler Kürt Aleviler olsa da tüm Aleviler bu paydan mahrum olmaz. Tüm bunlar Muaviye çizgisinin Sünni Müslüman topluluğuna yoğun etkisinden kaynaklanmaktadır.

Her şeye rağmen Hz.Ali’ye ve Aleviliğe dair her tartışmada mutlaka Alevilerin suçlanacağı bir nokta bulunur. Alici de olsalar, Alisiz de olsalar, Hüseyni de olsalar mutlaka Aleviler suçlanan, hedef gösterilendir. Ateşi kutsayan Aleviler de suçludur, Hz.Ali’ye saygı duyan Aleviler de. Dağ başlarına çıra yakan Aleviler de suçludur, semah dönenler de. Cem yapan da suçludur, iktidar çizgisindeki cemevine gitmeye zorlanan da. Kendi dilini konuşan da suçludur, asimile olan da. Muharrem Orucu’nu tutanı da suçludur, “abdestsiz” gezeni de.

Örnekler çoktur. Alevilerin tarihsel toplum bağlamında değerlendirilmesi, kimliklerini kolektif olarak yaşaması konusunda tartışmalar yürütülerek ele alması gereken çok konu vardır. Ama bunu yapacak olanlar da Alevilerdir. Kendini inkar eden, devletin denetimine giren, Alevi kimliğini özgürlük mücadelesini parçalamanın hatta karşıtlık yapmanın sahte ve kirli bir silahına dönüştürenler değildir, olamazlar. Çıkarları devletçi çizgi ile ortaklaşanların söylemi ne olursa olsun Alevilerin kolektif kimlik hakları hakkında söz söylemesinin, demokratik komünal hakikatçi yol anlamında değeri yoktur. Ki bu da bir tür aslını inkar etmek olur, haramzade olmak anlamına gelir.

Konuyu salt inanç ekseninden değil sosyalist bir açıdan ele alarak mücadele dinamiğine dönüştürmek gerekir. Çünkü demokratik komünal çizginin savunulması ve inşası sosyalizmin bir gereğidir. Bunu yapmamak, karşı durmak ya da karşı duranlarla mücadele etmemek ise üst sınıf olarak devletçi çizgi sahipleri karşısında tutumsuz kalmak olur.

Demokratik siyaset herkesin-her kesimin kendini özgürce ifade edebileceği bir zemin yaratmaktadır. Bunun toplumun tüm kesimlerine büyük faydası vardır. Ancak bu imkan doğru değerlendirilmezse, geçen 10 yıldan daha zalim yıllara dönüşün taşlarının döşeneceğinin de bilinmesi gerekir. İktidarcı çizgiye hizmet eden söylemlerde bulunmak demokratik hakların kullanılması değildir, oluşan demokratik zemini kullanmak ve iktidara hizmet etmektir. Bu tür söylem sahipleri böyle düşünmeyebilir, kendilerini de böyle görmeyebilirler. Ancak tarih okumalarındaki zayıflığı aşmak, konuya vakıf insanların araştırmalarına tekrar tekrar bakarak konum almak tarihsel önemdedir. Zira ehli olana danışmak, kendindeki noksanı ehli olanla tamamlamak Alevilik ahlakının bir ilkesidir.

‘Ağzı Ali söyleyip gözü Muaviye’ye bakan’ kişiler

Alevi kimliğine her durumda karşıt olan adeta Muaviye çizgisinin günümüzdeki temsilcisi gibi fırsat buldukça Alevilere karşı nefret söylemini geliştirenlerin konuşması hak da değildir, doğru da değildir. Önder Apo’nun yarattığı demokratik siyaset zeminini istismar eden bu tip kişilere karşı gösterilecek en doğru tutum da bilinçli ve örgütlü duruş içinde olmak ve demokratik komünal toplum inşasını tüm toplumsal kesimlerde geliştirmektir. Alevilerin bu çizgi sahipleri karşısında yapması gereken salt söylemsel cevaplar üretmek değil kolektif hakların örgütlü yaşanması hedefiyle doğru tarihsel duruş içinde olmalarıdır.

Önder Apo’nun geliştirdiği Barış ve Demokratik Toplum Süreci adım adım büyük fedakarlıklarla ilerledikçe bu kesimlerin dile gelmesi konunun siyasallığını ortaya koymaktadır. Barış ve Demokratik Toplum Süreci Alevileri Kürdistan özgürlük hareketiyle birlikte Demokratik Cumhuriyet’in öznesi haline getirme, tarih yapıcı, demokratik komünal toplum kurucu öğe kılması mücadelesidir. Ortaya çıkan söylemler özünde Alevilerin sürecin öznesi olmasına karşı bir tepkidir, nefretin siyasete dönüştürülmeye çalışılmasıdır. Bu kesimler, geliştirilen Barış ve Demokratik Toplum sürecine karşıt olmadıklarını söyleseler de özünde içine girdikleri tutum karşıtlıktır, fırsatçılıktır, süreci provoke etmektir. Alevi deyişiyle bu kişiler “ağzı Ali söyleyip gözü Muaviye’ye bakan” kişilerdir. Bu tip kişiler özünde demokratik çizginin mücadelecisi değil, simsarlarıdır.

Aşık Noksani’nin sözleri konuyu güzel bir şekilde bağlamaktadır:

Simsar daim yoğu cahile satar

Ellerin bağında şakıyıp öter

Yakınına varma yakanı tutar

Hakkın dergahından düşürür seni

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Alevilik, hakikat ve barış

Sonraki Haber

Kürt sinemasında belgeselin omurgası (3)

Sonraki Haber

Mikro faşizm ve içimizdeki faşist ruh

SON HABERLER

Barışın ve yaşamın garantisi biziz

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Mikro faşizm ve içimizdeki faşist ruh

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Kürt sinemasında belgeselin omurgası (3)

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Ah şu Aleviler…

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Alevilik, hakikat ve barış

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Hemşire İkra Avcı memurluktan ihraç edildi

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Bursa’da da Amedspor forması giyen Kürt işçilere ırkçı saldırı

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır