• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
8 Eylül 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Barışın ve yaşamın garantisi biziz

8 Eylül 2026 Salı - 00:00
Kategori: Güncel, Manşet

 Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyesi Kadriye Turan ve Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi üyesi Selman ile konuştuk:

  • Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi üyesi Selman: ‘Eksiklerine rağmen bu yasanın daha büyük kapıları zorlamanın gerekliliğini hatırlatmasını ve herkesin şerhlere, itirazlara rağmen barış için yan yana gelebilme iradesi göstermesini umut ediyoruz. Mücadele edeceğiz’
  • Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyesi Kadriye Turan: ‘ Amacımız sadece taleplerimizi dile getirmek değil, barışın kurulmasında aktif özne olmak… Barış için sadece silahların susması yeterli değildir. Silahlı çatışmayı doğuran sebepleri de ortadan kaldırılması gerekir…’

Duygu Kıt

Ülke genelinde yeni bir sürecin kapısı aralanıyorken, uzun yıllardır kadınlar ve LGBTİ+’lar olarak savaşa, militarizme ve erkek şiddetine karşı barış mücadelesini yükselten birliktelikler, bu kez barışın toplumsallaşması için sözünü söylüyor. Sınır kapılarında tuttukları nöbetlerden sokak eylemleri ve kayyım darbelerine kadar pek çok alanda barış talebini yükselten kadınlar ve LGBTİ+’lar, savaşın yalnızca çatışma alanlarında yaşanmadığını, militarizmin ve erkek egemen düzenin gündelik yaşamda farklı baskı ve şiddet biçimlerinde karşılık bulduğunu her alanda anlattı. Yıllardır verdikleri mücadelede barışın yalnızca silahların susmasından ibaret olmadığını, özgür ve eşit yaşam hakkının barışın ayrılmaz bir parçası olduğunu savunan kadınlar ve LGBTİ+’lar, Çerçeve Yasa’nın kabulüyle gelinen yeni aşamayı barışın kalıcılaşması ve toplumun bütün kesimlerine yayılması açısından önemli bir eşik olarak değerlendiriyor. Erkek ve devlet şiddetine karşı barışın asli kurucusu olduklarını söyleyen Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyesi Kadriye Turan ve Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi üyesi Selman ile yıllardır yürüttükleri mücadeleyi, Çerçeve Yasa ile açılan yeni süreci ve barışın toplumsallaşmasına dair beklentilerini konuştuk.

‘Tarihi bir eşik’

Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Selman, Çerçeve Yasa’yı Kürt sorununun çözümü açısından önemli bir noktada gördüklerini vurguladı. “Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren inkâr ve imha politikaları uygulanan, yüzleşilmeyen Kürt sorunu, defalarca kez bozulan masaların ardından Çerçeve Yasa’yla, hukuki bir adımla tanındı” diye devam eden Selman, yasanın önemine dikkat çekmekle birlikte uygulanma biçiminin ve demokratikleşme adımlarının belirleyici olacağını söyleyerek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Geri dönüşlerin önünü açan resmi bir başlangıç adımı olarak yasanın önemini görmezden gelmek mümkün değil. Bununla birlikte yasanın uygulanması ve demokratikleşme mücadelesinin barışı kalıcılaştırmak için daha belirleyici olacağını düşünüyoruz. Biz de Barış için LGBTİ+ İnisiyatifi olarak bu mücadeleyi sürdürmekte, barışa katkı sunmakta kararlıyız. BİL+ olarak 2024 Ekim itibariyle başlayan süreçten bugüne kadar iktidarın güvenlikçi söylemlerini sürdürmekte ısrarcı olduğunu görüyoruz. Bu yasa da güvenlikçi dili yine sürdürmekte; yalnızca silahsızlanmayı ve infazların ertelenmesini ele almakta. Bu politikalar, yasada Kürt kimliğinin dahi geçmemesi, Kürt halkının temel taleplerini ve varlığını görünmez kılıyor. Yine eleştirilen noktalardan biri yasanın demokrasi ve/ya demokratik topluma dair bir adım atmıyor oluşu. Meclis’in yeniden açılmasının ardından demokratik talepleri içeren yasaların da ertelenmeden sunulması gerekiyor. Ancak iktidarın demokratik talepleri görmesi için mücadele sürmeli, açılan barış kapısından demokratik toplum talepleri zorlanmalı.”

‘Güvenlikçi söylem sürüyor’

Selman, iktidarın güvenlikçi söylemlerini yalnızca barış masasında değil, LGBTİ+’lara yönelik politikalarında da sürdürdüğünü belirterek, barış ile demokratik toplum arasındaki ilişkinin birbirinden koparılamayacağını vurguladı. Selman, “Yine sürecin başından beri dikkat çektiğimiz gibi, iktidar güvenlikçi söylemlerini yalnızca barış masasında değil, LGBTİ+’lara karşı da kullanıyor. Diğer tarafta barış yasasını barış-demokrasi ikiliğine sıkıştırarak rafa kaldıran anlayışa da itiraz ediyoruz. Demokratik topluma, özgürlükçü yaşama dair mücadelemiz baki ancak bu barış-demokrasi diyalektiğinde demokratik bir toplumun inşası için barışın inşa edildiği çatlaklardan da sızılabilir. Güvenlikçi söylem aşıldığında demokratik toplumun, onurlu barışın nihai bir hedef olacağını düşünüyoruz. Demokratik barışı bütün halkların, kimliklerin, inançların birlikte yaşamı inşa ettiği bir zemin olarak tahayyül ediyoruz. Bu sebeple de barışa dair söz söyleme, barışa dair sorumluluk alma iradesi gösteriyoruz. Bunu 10-11-12. yargı paketlerinin taslaklarında gördük. Yine yalnızca çerçeve yasayı somut olarak ele aldığımız son iki haftaya baktığımızda LGBTİ+ düşmanlığını, Bahçeli’nin nefret söylemlerinde, RTÜK’ün cezalarında, Mabel Matiz’e açılan soruşturmadan görebiliyoruz. Bu politikalar soyut değil, doğrudan hayatlarımıza dokunuyor; LGBTİ+’lara yönelik artan yoksulluk, ayrımcılık, şiddet ile bağını kurmak gerekiyor” şeklinde konuştu.

Yan yana gelmek

Selman, Çerçeve Yasa’nın eksiklerine rağmen barış için yeni mücadele alanları açabileceğini belirterek, bu umudun iktidardan değil toplumsal hareketlerden beslendiğini söyledi. Selman sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çerçeve Yasa, bugün bize bir kapıyı açıyor. Onurlu barışı inşa etme umudunu yeşertiyor. Bu umudu iktidardan değil birlikte mücadele ettiğimiz toplumsal hareketlerden alıyoruz. Eksiklerine rağmen bu yasanın daha büyük kapıları zorlamanın gerekliliğini hatırlatmasını ve herkesin şerhlere, itirazlara rağmen barış için yan yana gelebilme iradesi göstermesini umut ediyoruz. Yasa başlangıç değil, son da olmayacak. Mücadele edeceğiz.”

‘Aktif özne olmak istiyoruz’

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyesi Kadriye Turan, kadınların ve feminist hareketin barış mücadelesinin yeni olmadığını, 1990’lı yıllardan bugüne uzanan bir mücadele birikiminin bulunduğunu vurguladı. Turan, “94 yılında yapılan Arkadaşıma Dokunma Kampanyası’ndan 2009 yılında kurulan Barış İçin Kadın Girişimi, Kadın Özgürlük Meclisi, bugün de Barışa İhtiyacım Var İnisiyatifi olarak birikmiş mücadele deneyimi ile barış için sorumluluk almaya devam ediyoruz” diye devam ederek, kadınların bu süreçte yalnızca taleplerini dile getiren değil, barışın kurulmasına doğrudan katılan bir özne olmak istediğini söyledi. Turan sözlerine şöyle devam etti:

“Amacımız sadece taleplerimizi dile getirmek değil, barışın kurulmasında aktif özne olmak. Bunun için en temel ihtiyacımız barışın toplumsallaşması, barış ihtiyacının toplumsal bir talebe dönüşmesi. Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmemesi, geçmişi daha eski de olan ancak tanıklık ettiğimiz 40 yılı aşkın süredir devam eden çatışmalı süreç toplumda derin etkiler yarattı. Bu ülkede her gün kadınlar katlediliyor. Failler cezasızlık zırhı ile korunuyor. Bunların hepsi savaşın olağanüstü araçlarının gündelik pratiklere dönüştüğünü gösteriyor bize. Şiddet Kürt illerinde korucular ve üniformalı erkekler eliyle genç kadınlara yönelirken kadınların şüpheli biçimde kaybedilmesiyle ülke genelinde ise genç erkeklerin çeteleşmesi ve çeşitli şiddet araçlarına erişebilmesiyle yaygınlaşıyor.”

‘Savaş günlük yaşamda’

Turan, savaşın yalnızca çatışma alanlarında yaşanan bir durum olmadığını, savaşın yöntemlerinin gündelik yaşamın farklı alanlarında da sürdüğüne dikkat çekti. Gözaltındaki cinsel şiddet ve işkenceden güvenlik güçleri eliyle gerçekleştirilen hak ihlallerine, delillerin karartılmasından cezasızlıkla örülen koruma mekanizmalarına kadar pek çok alanda savaşın izlerinin görüldüğüne işaret eden Turan, “Savaş ile gündelik yaşam arasında keskin bir sınır yok” dedi. Bu durumun kadınlara yönelik şiddet ve cezasızlık mekanizmalarında da görünür olduğunu söyleyen Turan, Gülistan Doku dosyasını örnek göstererek: “Her tarafı devletin güvenlik kameraları ile kolluk güçleri ile çevrili olan Dêrsim’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku’nun bedenine hâlâ ulaşılamadı. Gülistan Doku cinayetinin açığa çıkardığı suç ilişkilerini ve devlet erkek şiddetini görünür kılmak amacıyla Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak Dêrsim’e gittik. Yereldeki kadın kurumları ve Munzur Üniversitesi öğrencileriyle bir araya geldik ve duyduklarımız, tanık ettiklerimiz gerçekten korkunç boyuttaydı. Devletin tüm savaş pratiklerini bir kent üzerinden nasıl toplumsal ve mekansal bir çöküş yaratacak şekilde örgütlendiğini gördük. Gülistan Doku cinayetinin münferit bir olay olmadığını biliyoruz. 90’lardan bugüne Batman’daki kadın intiharlarından bugünkü şüpheli ölümlere uzanan cezasızlık zırhıyla kadınlara yönelik sistematik savaş politikasının ve savaş siyasetiyle beslenen erkek egemenliğinin bütün bir coğrafyaya yayıldığını görüyoruz. Biz kadınlar farklı coğrafyalarda farklı politikalarla aynı şiddete maruz kalıyoruz. İpek Er, Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz, Rojin Kabaiş ve henüz aydınlatılmamış birçok cinayet kadınlara dönük saldırılarda erkek devlet politikalarının özel ve sistematik olarak işletildiğinin açık bir göstergesi. Devlet personeli yargı kolluk ittifakıyla örtbas edilen kadın cinayetlerinin tüm failleri ve destekçilerinin ortaya çıkartılması ve yargılanması için kadın hakikati komisyonlarının kurulması en acil talebimizdir” ifadelerini kullandı.

‘Dil bariyeri de bir şiddet’

Turan, savaş politikalarının ve erkek egemenliğinin kadınların gündelik yaşamındaki etkilerinin yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı olmadığını, eğitim ve sağlık gibi temel haklara erişimde de kendisini gösterdiğini belirtti. Turan şöyle devam etti:

“Kürt illerindeki kadınlar en temel hakkı olan eğitim ve sağlık hakkından da mahrum. Dil bariyerinden kaynaklı temel hakkı olan hizmetlerden faydalanamıyor. Bu da bir şiddettir. Kadınların anadilinde Kürtçe hizmet alamaması onları erkeklerden daha fazla toplumsal hayatın dışında ve erişimsiz bıraktı. Birçok Kürt ilinde kadınlar jinekolojik muayeneden doğuma kadar sağlık hizmetlerine ulaşamıyor. Batman Belediyesi örneğinde çok dilli çalışmalar kayyım tarafından yok sayıldı ve engellendi. Kayyımla yönetilen belediyelerin ilk icraatları kadın kazanımlarını yok saymak oldu. Tüm kayyım uygulamalarına derhal son verilmeli. OHAL bahanesiyle yasallaştırılan Cumhurbaşkanı kararnamesi iptal edilmesi gerekir. Şu anki yasa tasarısı silahsızlandırmaya yönelik bir taslak niteliğinde. Ancak barış ve demokrasi bunun çok daha üstünde. Uzun vadede toplumla işlenmesi gereken bir süreç. Yasanın dili ve bağlamı barış beklentilerimizi karşılamaktan uzak da olsa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu sürecin siyasi sorumluluğunu üstlenmesini önemli buluyoruz.”

Kadın gerillaların durumu

Turan, silah bırakma sürecinin kadınlar açısından yalnızca silahların bırakılmasıyla sınırlı ele alınamayacağını, kadın gerillaların toplumsal hayata katılımını sağlayacak mekanizmaların da kurulması gerektiğini belirtti. “11 Temmuz 2025’te Besê Hozat’ın okuduğu açıklama ile başlayan silah bırakma sürecine karşılık silah bırakan kadın gerillaların toplumsal hayata katılımında güçlendirici mekanizmaların inşası çok önemli” diye devam eden Turan, son olarak şunları ekledi:

“Silahsızlanma ve siyasallaşma kurulunda Sayın Abdullah Öcalan’ın eşit müzakereci olarak tanınması, kadınlar, sivil toplum, gazetecilerle görüşmesinin yolu açılması bu sürecin bir koşuludur. Barış için sadece silahların susması yeterli değildir. Silahlı çatışmayı doğuran sebepleri de ortadan kaldırılması gerekir. Bu sürecin de yolu demokratik siyaset alanının ve kadın özgürlük mücadelesinin önünün açılmasından geçiyor. Kadınların siyasal mücadele içinde yer almalarının temel alındığı düzenlemeleri artık görmemiz gerekiyor. Siyasetin suç olmaktan çıkartılması, buna sebep olan terörle mücadele kanunu ve benzerlerinin kaldırılması, hasta mahpuslar başta olmak üzere tüm siyasi tutsakların acilen serbest bırakılması gerekir. Yıllardır süren barış mücadelemizin devamı olarak biz kadınlar yasanın getirdiği meclis izleme komisyonunda bağımsız kadın komisyonu olarak yer alma kararlılığındayız. Çünkü bu yasa yalnızca bir başlangıç. Asıl önemli olan bundan sonraki pratik uygulama süreci. Bu süreçte barışı ve demokrasiyi kadınların, gençlerin, LGBTİ+’ları mücadelesiyle birlikte inşa edebiliriz. Kadınlar olarak taleplerimizin hayata geçirilmesini, barışın toplumsallaşmasının temel koşullarından biri olarak görüyoruz. Bu nedenle taleplerimiz karşılanana kadar mücadele etmeye ve bu sürecin öznesi olmaya ısrarla devam edeceğiz.”

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Mikro faşizm ve içimizdeki faşist ruh

SON HABERLER

Barışın ve yaşamın garantisi biziz

Yazar: Yeni Yaşam
8 Eylül 2026

Mikro faşizm ve içimizdeki faşist ruh

Yazar: Yeni Yaşam
8 Eylül 2026

Kürt sinemasında belgeselin omurgası (3)

Yazar: Yeni Yaşam
8 Eylül 2026

Ah şu Aleviler…

Yazar: Yeni Yaşam
8 Eylül 2026

Alevilik, hakikat ve barış

Yazar: Yeni Yaşam
8 Eylül 2026

Hemşire İkra Avcı memurluktan ihraç edildi

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Bursa’da da Amedspor forması giyen Kürt işçilere ırkçı saldırı

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır