Bildiriye imza atanların korkuları ve kaygılarını Kürt hareketi üzerinden tariflemek istemesi, Kürt hareketine karşı dogmatik, inkârcı ve süreci birilerinin oy potansiyeline oynayarak ilerletmek istemesi açıktır. Her imzacı bu kapsamda düşünmese de asıl amacın Kürt karşıtlığı üzerine geliştirilmiş olmasıdır
Ayten Kordu*
Rea Haq, Kızılbaş, Alevilik, yüzyıllar boyunca bu toprakların toplumsal hafızasında yer etmiş; hakikati, adaleti, eşitliği ve rızalığı esas alan güçlü bir inanç ve yaşam anlayışı ola gelmiştir.
Jiyar u diyarlarında bağrında öz olarak bulundurduğu demokratik özü; asimilasyon, inkâr, katliam ve başkalaştırma politikalarına rağmen kadının, doğanın ve farklılıkların bir arada olduğu yol, bir sürek, binbir düsturu ile hep var ola gelmiştir.
Fakat tarihsel olarak içinde bulunduğumuz sürecin, barışın kapılarının aralandığı ve büyük destek gördüğü bir süreçte Alevilerin olumsuz tartışmalar ile ardı ardına gündeme taşınması normal değildir.
Aleviliğin siyasal duruşu, yaşayışı ve tarihteki yerine ilişkin toz duman içerisinde sözün, kelamın anlaşılmaz kılınarak nefret dili ile ele alınarak hedef gösterilmesi, yine ardından tarihsel akışların içerisinde hassasiyetlerinin araçsal kılınmak istenmesi; ancak bir hakikati bağlamından kopartarak Kürt hareketi ile karşı karşıya getirilecek zemine çekilmesi, asıl hassasiyeti ve kaygıları gölgelemektedir.
Parçalayan değil, birleştiren; ayrıştıran değil, demokratik bir özün kendi sürekleri içerisinde yol alması, inancın özünün rızalık bağı ile süreklerin bir arada yol alması bize asıl değerin nasıl yol aldığını göstermektedir. Bildiriye imza atanların korkuları ve kaygılarını Kürt hareketi üzerinden tariflemek istemesi, Kürt hareketine karşı dogmatik, inkârcı ve süreci birilerinin oy potansiyeline oynayarak ilerletmek istemesi açıktır. Her imzacı bu kapsamda düşünmese de asıl amacın Kürt karşıtlığı üzerine geliştirilmiş olmasıdır. Bunun kimseye bir faydası da yoktur.
Sayın Öcalan’ın çıkışı ve yol alışı, bu çeşitliliği ve değerleri hep gören bir yerden yükselmiş ve bağrında büyük değerleri yine Dersim topraklarında ortaya çıkarmıştır. Bu topraklar nice büyük değerleri savunan öncüler yaratmıştır.
Bu tarihsel akış içerisinde farklı dönemlerde baskı, dışlanma, inkâr ve katliamlarla karşı karşıya kalan Aleviler, Êzidîler, Ermeniler ve ötekilenen farklı inanç ve kimlikler elbette tarihsel akışları ve süreçleri farklı değerlendirmeler ile sürecektir; konu bu değildir. Konu, tarihsel olarak parçalanmış hakikatin bugün aynı parçalanmışlık içerisinde sürdürülmek istenmesine zemin olma sorunudur.
Aleviliğin hak ve hakikat anlayışının bu tarihsel direniş birikimiyle birlikte ele alınması, bugün demokratik toplum ve barış tartışmalarında Alevilerin taşıdığı özgün, vazgeçilmez tarihsel yerini anlamak açısından da önemlidir.
Oysa kendi yaşam deneyimlerimizden bile görebileceğimiz bir gerçek var ki, o da Özgürlük Hareketi içinde buluşarak bu inkâr edilmiş ve her türlü asimilasyonun karşısında büyük mücadeleler ile her yerde tartışma, konuşabilme zeminine kavuşmuş olmasıdır. Bu zemin pek çok insanın emeği ile örülüdür. Hassasiyetlerin elbette dile getirilmesi önemlidir; fakat sorun şu ki, bu hassasiyetin sadece bir metnin üzerinden, bir bağlamla ele alınmış olması hakkaniyetli olmamış, hakkaniyet zeminini gölgelemiştir.
Sayın Öcalan’ın önderliğinde Kürt Özgürlük Hareketi içerisinde Aleviler ve farklı kimlik ve inanç toplulukları, Kürt hareketinin taşıdığı özgürlük, eşitlik ve demokratikleşme mücadelesinde önemli özneler olmuştur. Birçok kurucu özne Alevidir ve bunların birçoğu da Dersimlidir. Sakine Cansız, Ali Haydar Kaytan, Rıza Altun gibi pek çok öncü bulunmaktadır.
Sayın Öcalan’ın değerlendirmelerinde Alevi inancı ve toplumsal hafızası, merkezi iktidarın baskılarına karşı özgürlük arayışının ve direnişin tarihsel öznesi olarak ele alınmaktadır.
Tarihsel direniş çizgisine, özellikle Seyit Rıza şahsında ortaya çıkan hakikat arayışına ve onurlu duruşa özel bir değer atfetmiş; bu mirasın kendi mücadele deneyimine de büyük katkı sunduğunu belirtmiştir. Özgürlük Hareketi ve onu şekillendiren değerlerin özü olduğunu belirtmiştir.
Türkiye’nin demokratikleşme ve barış paradigmasını kurarken (Demokratik Cumhuriyet ve Demokratik Modernite teorileri), Alevileri bu sistemin asli ve kurucu merkezlerinden biri olarak tanımlar. “Sadece Kürt’e, Türk’e demokrasi olmaz” ilkesi, etnik ve inanç kimliklerinin eşit yurttaşlık temelinde özgürleşeceği Demokratik Ulus fikrine dayanır. Bu çerçevede Alevilerin eşitlikçi ve rızalığa dayalı yaşam felsefesi, Öcalan’ın toplumsal sözleşme modelinin vazgeçilmez öznelerinden biridir.
Alevilerin tarihsel hafızası, eşitlik ve özgürlük arayışı ile bugün sürdürdükleri eşit yurttaşlık mücadelesi, demokratik toplumun ve kalıcı toplumsal barışın kurulması açısından vazgeçilmez bir yere sahiptir. Alevilerin hassasiyetleri ve tarihsel deneyimleri üzerinden yürütülen tartışmaların, onları barış ve çözüm sürecinin dışında konumlandıracak bir zemine dönüştürülmesi kabul edilemez.
Kürt hareketi içerisindeki yeri ve taşıdığı değer, bugün eşitlik, özgürlük ve barış yönündeki güçlü iradesi, hiçbir çarpıtma ve yapay tartışmayla ortadan kaldırılamaz. Alevileri barış sürecinin karşısında göstermeye ya da onların kaygıları üzerinden sürecin dışında tutmaya yönelik tüm girişimlere rağmen, Aleviler barış ve demokratik toplum inşasında tarihsel birikimleri, mücadele deneyimleri ve özgür iradeleriyle geleceğin önemli öznelerinden biri olmaya devam edecektir. Dersim topraklarının mayası özgür, eşit, onurlu ve adil bir yaşamın özlemi ile doludur. Kürt hareketinden Alevileri koparmaya çalışmak akıl ve yürek işi değil; lakin Alevilerin hassasiyetlerini içeren tartışmalarda yöntem önemlidir. Çözüm sürecinden rahatsız olan ve Aleviliğin Kürt karşıtlığı üzerine kurulmak istenmesi yeni değil. Dersim’de Kürt karşıtlığı yapmak için her zemini kullanan bir akıl var. Bu akla hizmet etmek bu topraklara kazandırmamış; aksine demokratik değerleri, birliktelikleri zehirlemeye çalışmıştır. Her imzacı için bu geçerli değil tabii, fakat bu zemin bir zihniyet olarak hep yer almış, alan açmak için fırsat kollamıştır.
O yüzden yöntem ve hakikat çizgisinin önemi üzerine Sayın Öcalan’ın “Yöntem ve Hakikat Rejimi Üzerine” yazdığı metin önemli.
Hakikati mutlak, değişmez veya salt nesnel bir metafizik olgu olarak değil; tarihsel-toplumsal bağlam içinde şekillenen ve insanın özgürleşme arayışıyla bağdaşan dinamik bir süreç olarak ele alır. Ve kapitalist modernitenin dayattığı çarpıtılmış hakikat rejimine karşı, ekolojik, kadın özgürlükçü ve demokratik toplum olma perspektifi ile ele alınır.
Hep birlikte ortak değerlerimizi büyütmek, barışı ve ortak geleceği tüm inanç ve kimliklerle, devlet otoritelerinin tekçi aklına bırakılamayacağını bilerek; örgütlülüğü, ortaklaşmayı, mücadeleyi büyütmeyi, yaşanan hassasiyet ve kaygıların da biricik güvencesi olacağını her perspektifte de öz olarak ifade etmiştir.
DEM Parti olarak bu gerçekliğin yarattığı büyük değerler ile tüm kimlik ve inançların birlikte yürüdüğümüz bir zemin olması, bu gerçekliğin ifadesidir. Diğeri, tüm hesapların boşa çıktığı; barışın ve demokratik bir yaşamı inşa etmenin sorumluluğu ile yürüyen büyük hakikatin hepimize güzel yarınları yaratacağıdır.
*DEM Parti Dersim Milletvekili









