• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
30 Nisan 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Özel

AKP veya ‘kırk yaşındaki adama sekiz yaşındaki çocuğun ceketini giydirmek!’-Fikret Başkaya

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
9 Mayıs 2019
Kategori: Özel, Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

AKP, ABD’nin İslam coğrafyasında otokratik rejimlerin yerine ‘Ilımlı İslam’ modelini ikame etme projesinin bir parçası olarak peydahlandı. Asla “yerli ve milli” değildi. Başlarda gerçek yüzünü açık etmemeye özen gösterdi. Devlete hakim oldukça da artık niyeti açık etmekten çekinmedi. Başta Ortadoğu olmak üzere İslam ülkelerinde ‘Ilımlı İslam’ rejimleri oluşturulacak, Türkiye de model olacaktı…

2011’de Tunus ve Mısır devrimleri, ABD ve bir bütün olarak ‘kolektif emperyalizmin’ projesi için bir fırsata dönüştürülmek istendi. Mısırda Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) iktidara taşındı. Bu durum, Müslüman Kardeşler’in Türkiye versiyonu olan AKP’nin ve liderinin iştahını kabarttı… Artık II. Abdülnamit’in yapamadığını yapabilecekleri kuruntusuna kapılmışlardı. Nitekim, II. Abdülhamit, imparatorluğun çöküşünü, bir İslam Birliği (İttihad-ı İslam) oluşturarak engelleyebileceğini düşünüyordu. AKP’nin Abdülhamit hayranlığının gerisinde yatan bir neden de odur… Aslında ‘İttihad-ı İslam’ projesinin bir karşılığı olmadığının anlaşılması için fazla zaman gerekmedi. İttihatçıların ‘Panturanizm’ saplantısı sonucunda da İmparatorluk çöktü… Esasen çöküş kaçınılmazdı, zira İmparatorluk ömrünü doldurmuştu…

Fakat, emperyalistlerin ve Tayyip Erdoğan’ın hesap edemedikleri bir şey vardı: İktidar yapılmak istenen ‘Politik İslam’ın’ (Ilımlı İslam- ki, ılımlısıyla radikali, yumuşağıyla serti arasında kayda değer bir fark yoktur) alternatif bir ‘toplum projesi’ yoktur. Nitekim, iktidara taşıdıkları Müslüman Kardeşler bir yıl bile dayanamadı. Büyük bir halk ayaklanmasının ardından ve bir askeri darbeyle denklem dışına atıldı… Geniş halk kitlelerini bezdirmesi için bir yıldan az bir zaman yetti… Politik İslamcıların tüm renklerinin alternatif bir toplum projesi yoktur. Çözümü geride arıyorlar ve fakat ‘tarihte geriye dönüş’ mümkün değildir. Yaptıkları ve yapabilecekleri yegane şey, neoliberal politikaları gözü kara uygulamaktır. Bildikleri yegane şey ülkenin varını yağmalamak, talan etmek, yağmayı ve talanı din sosuna batırmaktır… Dolayısıyla İslam’la ‘Politik İslam’ı’ aynı şey saymamak gerekir… Politik İslam’da dine yapılan göndermeden amaç, iktidarı meşrulaştırmak, kitleleri aldatmak, oyalamaktır… ‘Kutsalın’ iktidar için araçlaştırılmasıdır… Politik İslam’da din bir ‘şov aracına’ dönüşür…

Türkiye’de siyasetçilerin asıl amacı, bütçeyi ve hazineyi yağmalamak, yağmalatmaktır… Her iktidar kendi sermaye grubunu oluşturur… Her dönemim kendi zenginleri vardır… AKP ‘İslamcı’ olduğunu söyleyen/sanılan kesimi palazlandırdı…

Tarikat/cemaat taifesini servete ve zenginliğe, daha doğrusu yağma ve talana ortak etti… Herhalde Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca yağma ve talanı AKP kadar ‘başarıyla yapan’ başka bir iktidar görülmemiştir… Gerçi ekonominin temeli ünlü “24 Ocak Kararlarından (1980)” beri aşınmaya devam ediyordu ama AKP süreci hızlandırdı ve ekonomiyi çökertmeyi ‘başardı…’ Fakat, AKP ve lideri Tayyip Erdoğan çöküşü büyük bir başarı olarak sunmayı da başardı… Bu konuda hakkını teslim etmek gerekir… Ekonomiyi uçurduklarını, ‘Türkiye’ye çağ atlattırdıklarını söylediler ve buna inananların sayısı az değildi. Aslında AKP’nin bir başarısı daha var: Bugüne kadar hiçbir iktidar yalanı AKP kadar ‘yetkinlikle’ kullanamamıştı… AKP ve lideri bu alanda tüm rekorları kırdı. O kadar ki, Türkiye artık tam bir ‘yalan cumhuriyeti’… Rakamlara, istatistiklere söyletemeyeceğiniz yalan yoktur…

Tabii sadece ekonomiyi çökertmekle kalmadılar, dış politikayı da bir çıkmaza soktular, sınırlı demokrasinin, hakların ve özgürlüklerin, sınırlı hukukun da köküne kibrit suyu döktüler… Bugün Türkiye 780 bin kilometrelik büyük bir hapishane sanki… Sadece hukuku değil, kuralları, değer ölçüsünü, nirengi noktasını da yok ettiler. Tabii ahlâk da erozyona uğradı… Çökertilmemiş kurum bırakmadılar… Aslında XXI’inci yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nu ihya etmeye heveslenirseniz, olacağı budur. Eğer tarihte ‘geriye dönüş’ mümkün olsaydı, işler ne kadar da kolay olurdu. Kırk yaşındaki adama sekiz yaşındaki çocuğun ceketini giydirmek mümkün müdür? Siz bu iktidarın saray saplantısının gerisinde ne var sanıyorsunuz? Padişah demek saray demektir, kışlık saraylar, yazlık saraylar… Fakat ölçüyü kaçırdılar. Padişahların vezirleri olurdu ve vezirler yönetimin vazgeçilmezleri sayılırdı… Tam bir ucube olan ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ dediklerinde başbakan yok… Bu ‘saf bir tek adam rejimi’, tuhaf bir otokrasi… Parlamento da çoktan by-pass edilmiş durumda…

Bir de ‘Büyük Proje” saplantıları var… Bu büyük projeler neden gündeme geliyor? Aslında ‘Büyük Proje’ demek, daima büyük sömürü, büyük yağma, büyük vurgun, büyük talan demektir. Bir proje ne kadar büyükse vurgun da o kadar büyüktür. Fakat hepsi o kadar değil. Büyük projeler aynı zamanda rejimin ideolojik meşrulaştırma araçlarıdır. Eski çağlarda inşa edilen büyük yapılar, iktidarın gücünün, yıkılmazlığının, ‘yenilmezliğinin’, ‘ebediliğinin’ simgeleriydi… Dolayısıyla, işte büyük köprüler, devasa binalar, camiler, hava alanları, vb. iktidarın meşrulaşma araçları işlevi de görüyor. AKP yeni bir ‘resmi tarih’ oluşturmak da istiyor. Bu amaçla yakın dönemi unutturmaya, Osmanlı dönemini yüceltmeye çalışıyor ama bunu becermesi mümkün değil… Gerçi resmi tarih, yalana, tahrifata, yok saymamaya, adıyla çağırmamaya dayanır ama yine de ‘asgari bir geri planı’ varsayar… Onun için AKP’nin ‘resmi tarih’ zorlamasının bir karşılığı yok. Beyhude bir çaba… AKP, Cumhuriyet döneminde yapılanları unutturmak, önemsizleştirmek için yoğun bir çaba harcıyor… “Her şey benimle başladı, ne yapıldıysa biz yaptık”! demek istiyor.

Din soslu bağnaz neoiberalizmle buraya kadar…

Türkiye’de neoliberalizmin yaklaşık 40 yıllık geçmişi var ama geride kalan dönemde hiç AKP iktidarındaki kadar ‘gözü kara’ uygulanmamıştı. AKP sınır tanımaz, utanmaz bir sömürü, yağma ve talan düzeni kurdu… Her şeyi özelleştirdi, paralılaştırdı, metalaştırdı. Dışardan aldığı kredileri münhasıran inşaata gömdü… Yandaşlara peşkeş çekti… Zaten ithalat bağımlısı olan sanayiyi çökertti. Tarım da ithal girdiyle yol alabilir hale getirildi ve artık insanları doyuramaz durumda. Devlet aygıtından ‘liyâkatı’ kovdu… Oysa bir sistem, bir rejim var olabilmek, işleyebilmek için kurumlara, kurallara, etiğe ihtiyaç duyar… Şimdilerde kuralların ve etiğin yerinde yeller esiyor… Dış politika hiç bu kadar yerlerde sürünmemişti… Kürt sorunu tam bir ‘çözümsüzlük’ girdabına hapsolmuş durumda… Oysa, Türkiye’nin vakitlice çözmek zorunda olduğu en temel sorun Kürt sorunudur… Zira, doğrudan toplumun geleceğini angaje ediyor… Velhasıl, tüm gösterge ışıkları kırmızıda, tam bir iflas tablosu söz konusu.

Lakin önemle hatırlanması gereken bir şey var: Artık muhalefetin ‘eski kafayla’ ‘yeni duruma’ müdahale etme, şeylerin seyrini değiştirme şansı yok. Kitleleri aldatma, oyalama şansı yok… Artık zemin kaymış, insanlık ve uygarlık tehlikeli bir türbülansa girmiş bulunuyor… İnsan ve toplum yaşamını tehdit eden riskler hızla artmakla… Sistemin ürettiği sosyal kötülüklere ekolojik yıkım eşlik etmekte ve bunak kapitalizm çözdüğünden daha çok sorun yaratır halde… Kapitalist dünya sistemi çökmekte ve Türkiye çöküşte ön sıralarda… Dolayısıyla radikal bir perspektif değişikliğine, yeni bir paradigmaya ihtiyaç var. Önceki dönemin yöntem ve araçlarının bir işe yaraması artık mümkün değil… Geçmişte yapılandan radikal olarak farklı politikalar, farklı yöntem ve araçlar, farklı anlayışlar ve perspektif gerekiyor… Keynezciliğe, 1980 öncesi politikalara, vb. dönerek aracı bataklıktan çıkarmak mümkün değil… Velhasıl ne ile cebelleştiğini bilmek büyük önem taşıyor… Durum profesyonel politikacılara bırakılmayacak kadar önemli… Zaman, insanları bilinçli ‘politik özneler’ olmaya davet ediyor… “Tarihi sadece halk yaptığına göre…”

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Dünya savaşı gölgesinde 1 Mayıs

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

1 Mayıs 2026’ya, dünya savaşı heyulasının artık yalnızca geçtiğimiz yüzyılın bakiyesi bir travma, insanlığı dehşet içinde uykusundan uyandıran tarihsel bir...

Emeğin sönmeyen meşalesi 1 Mayıs

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

Tarihte büyük günler, büyük mücadeleler sonucu doğmuştur. Bu, 1 Mayıs için de böyledir. İşçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve savaşım...

İngilizler sahaya mı iniyor?

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Esasında çürüyen, dikiş tutmayan sistemin kendisidir. Kapitalist modernist sistemin zihniyet kodları ile varlık gösteren, ayakta durmaya çalışan ulus devletçi yapı...

Kürt ulusal birliği ve demokratik ulus

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Kürt Özgürlük Hareketi’nin “demokratik ulus” teorisi ile “Kürt ulusal birliği” pratiği arasında zıtların birliği dediğimiz diyalektik bir ilişki var. Farklı...

Üçüncü Dünya Savaşı’nda Kürt devrimi gerçekleşiyor

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Kürtler için Üçüncü Dünya Savaşı kader tayin edicidir. 1. Dünya Savaşı'nda Ekim, İkinci Dünya Savaşı’nda Çin, Vietnam benzeri devrimler gerçekleştirildi....

Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

‘Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı ezmekte kullandığı örgütten başka bir şey değildir…’ Friedrich Engels ‘Radikal olmak...

Sonraki Haber

Nobel ödüllülerden CPT’ye mektup

SON HABERLER

Qamişlo’da Kürtçe için kitlesel yürüyüş: Dilimizden asla vazgeçmeyiz

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

Erdoğan ile Bahçeli bir araya geldi

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

İsrail, alıkoydukları aktivistleri Yunanistan’a teslim edecek

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

Adana ve İstanbul’da 1 Mayıs açıklaması: Alanlarda omuz omuza olalım

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

Qamişlo’da yolu kapatan esir ailelerinden BM’ye çağrı: Çocuklarımızı istiyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

 21 yaşındaki Sasan Azadvar idam edildi

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

İran’dan Hürmüz’de ABD’siz yönetim hedefi

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır