futbol, halı sahada, arsada arkadaşlar arasında falan oynanmadığında spor değil tabii ki. profesyonel futbol adı da verilen tantana, bir grup erkek spor yapsın diye değil, biz izleyip eğlenelim diye kopuyor; o anlamda eğlence sektörünün bir parçası. eleştirel bir bakış açısıyla “endüstriyel futbol” diye tanımlayanlar var, eleştiri kısmına katılmıyorum. endüstriyel tabii ki, bu kadar antrenman, çalışma, tanıtım olmasa izlediğimiz oyundan bu kadar keyif almamız mümkün olur muydu? mahalle arasında oynayan çocukları izlemek dünya kupası maçlarını izlemek kadar heyecanlı mı! kaldı ki hayatımızdaki o kadar çok şey endüstriyel ki zaten. son otuz yılda işin içine daha fazla para girdi, bahis sektörü tadını kaçırdı, o ayrı.
bütün bunlara rağmen, dünyanın her yerinde farklı futbol takımlarına atfedilen kimlikler var. hangi takımı tutacağımızı biraz sevdiğimiz insanların, yakın arkadaşlarımızın tercihleri, biraz da o kimlikler belirliyor. aslında o kimliklerin, takımlara atfedilenlerin pek fazla bir anlamı yok. nitekim insanlar tuttukları takımı nadiren değiştiriyorlar hatta hiç değiştirmiyorlar.
diğer yandan, futbolun kitlelerin afyonu olduğu da bir klişe, futbol üzerinden politikleşenler de var; yakın dönemde fenerbahçe tribününü düşünün. ayrıca elimizi attığımız, gözümüze değen her şeyde siyasi bir etkinin olduğu ülkemizde futbol da bundan azade kalamıyor, en yakın örnek erdoğan’ın “himayesindeki” erokspor ve çeşitli liglerde dolaşması.
ama amedspor’un politikliği böyle değil, ona yakıştırılan bir kimlikle ilgili de değil. amedspor o kadar kürt, o kadar futbolda kürtlerin simgesi ki… bu halka layık görülen muameleye layık görülüyor; varlığı gayrimeşru sayılıyor, ırkçılığın olağan hedefi olması hoşgörüyle karşılanıyor, beyaz toroslarla tehdit ediliyor, bazen oynamadıkları maçlarda bile küfürlü tezahüratlarda adı geçiyor, oyuncusundan taraftarına hep rahatsız olsun isteniyor. o kadar ki süper lig’e çıktığı için tebrik eden üç büyüklerin sosyal medya hesaplarına küfürler yağdı! yani karşısında duranlar ve maruz kaldıkları onun varlığını politik kılıyor.
ama işte oyun, sadece profesyonellikle, teknik beceriyle oynanmıyor, takım ruhu, hırs da çok önemli. ve bütün bunlar amedspor’un gücünün bir parçası olabiliyor. yakın geçmişte beşiktaş, bu topraklarda hangi takımın taraftarı olursa olsun, adaletten yana olan futbolseverlerin sempati duyduğu takım, o çok kullanılan terimle “yükseleni”ydi. şimdi onun yerini amedspor alıyor.
neden önemli amed? çünkü o aynı zamanda, kürt halkını yok sayanların gözardı edemeyeceği bir olgu. barışa en dirençli olan kesimlerin doldurduğu tribünlerin karşısında duran, inkârdan gelinmeyecek, dik bir gerçeklik.
amedspor’un süper lig’de ne yapabileceği futbol ve finans otoritelerinin bilebileceği bir konu. ama şuna şüphe yok. özellikle önümüzdeki dönemde, amedspor’a, oyuncularına, taraftarına, adının geçtiği her şeye, adını anan herkese büyük sorumluluk düşüyor. amedspor, anadolu’nun, kürtleri küfürlerden tanıması istenen halkının, istese de istemese de karşısına çıkacak kürdiliktir artık. dik durmak, “em kî nin? em kurd in” ısrarı, barışmak için tanışma imkânı ve daha birçok şey. heba edilemeyecek bir fırsat. hayırlı olsun, kutlu olsun.









