• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Ağustos 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Bugün Mihri Belli yaşasaydı ne yapardı?

16 Ağustos 2026 Pazar - 15:06
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Özellikle Türkiye sosyalistlerinin, halkların gerçek kurtuluşu ve demokratik bir gelecek için Kürt halkının devrimci direnişine ve politik mücadelesine sırtını dönen bir tutumdan uzak durması gerekir. Açık ki Kürt halkı, Türkiye’nin demokratik ve devrimci dönüşümü açısından en dinamik güçtür. Bu bakımdan Mihri Belli’nin sözü bugün de önemini koruyor. Kürt halkının direnişi ile kurulan ilişki sosyalistliğin turnusol kağıdı oluyor

Mihri Yılmaz

16 Ağustos 2011’de hayatını kaybeden Mihri Belli’yi, 18 Ağustos’ta Şişli Camii’nden omuzlayarak, kızıl bayraklar ve “Gönlünü Ferah Tut Mihri Yoldaş” pankartı eşliğinde uğurlamamızın üzerinden 15 yıl geçti.

Mihri Belli’nin cenaze töreni, yalnızca bir devrimcinin son yolculuğuna uğurlanması değildi. Bir bakıma Türkiye’nin ve yakın coğrafyamızın siyasal tarihinin, özellikle de sosyalist ve devrimci mücadelelerin bir özeti gibiydi. Sosyalizm mücadelesinden yolu geçen farklı kuşaklardan insanlar oradaydı. İlk kuşak TKP’lilerden yol arkadaşları, Yunanistan’daki iç savaş yıllarında birlikte mücadele ettiği silah arkadaşları, Türkiye’nin farklı devrimci örgütlerinden mücadele insanları ve elbette Kürt özgürlük hareketinin temsilcileri, Kürt siyasi hareketinin sözcüleri oradaydı.

Bu yanıyla o cenaze, sadece bir vedalaşma değil, aynı zamanda bu coğrafyada yıllardır özlemi duyulan en geniş devrimci-demokratik birlik fikrinin somut bir ifadesiydi. Farklı geleneklerden, farklı mücadele deneyimlerinden gelen insanların aynı tabutun etrafında buluşması, Mihri Belli’nin yaşamı boyunca savunduğu enternasyonalist ve birleşik mücadele fikrinin güçlü bir karşılığıydı.

Bugün, ölümünün 15. yılında Mihri Belli üzerine çok şey söylenebilir. Hapishanelerdeki direnişçiliği, mücadeleye bağlılığı, baş eğmeyen kişiliği, sürgünlere ve baskılara rağmen yolundan dönmeyişi, sınırları aşan enternasyonalist devrimciliği, ömrünün sonuna kadar inatla sürdürdüğü sosyalist kimliği, yazıları ve fikirleri üzerine sayfalarca yazılabilir.

Ancak Mihri Belli’yi bugün yeniden düşünürken, bütün bunların yanında özellikle onun Kürdistan devrimine yaklaşımı üzerinde durmak gerekir.

Bu konuda daha çok şey söylenebilir. Ancak bazen uzun teorik açıklamalardan çok, yaşanmış bir anın kendisi daha güçlü şeyler anlatır. Mihri Belli’nin hayatında da böylesi anlar az değildir. Onun büyük devrimci hikâyesinin içinde, Kürdistan Devrimi açısından özellikle 1997 yılında Şam’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la gerçekleştirdiği buluşmanın çok özgün bir yeri vardır.

Mihri Belli: Türk halkı da Kürdistan Devrimi’nin sosyalist önderleri ile gurur duymalı

Bu buluşmada karşılıklı söylenenler, yalnızca iki devrimcinin birbirine hitabı değildir. Aynı zamanda iki farklı mücadele deneyiminin birbirini nasıl gördüğünü, Türkiye devrimci hareketi ile Kürdistan Özgürlük Hareketi arasındaki tarihsel ilişkinin nasıl kavranabileceğini de gösterir.

Abdullah Öcalan’ın Mihri Belli’yi karşılarken kullandığı ifadeler bu açıdan son derece anlamlıdır. Ona “Büyük Usta, hoş geldiniz” diye hitap eder. Mihri Belli’nin bu coğrafyada enternasyonal mücadelenin ve gerilla savaşının erken deneyimlerini taşıyan isimlerden biri olduğunu, kendi mücadelelerinin de bu tarihsel birikimden öğrendiğini ifade eder. Türkiye devrimci hareketinin geçmiş deneyimlerinin Kürdistan Özgürlük Hareketi açısından bir kaynak olduğunu açıkça teslim eder.

Bu, üzerinde özellikle durulması gereken bir noktadır.

Çünkü burada yalnızca bir saygı gösterisi yoktur. Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin kendisini, bu coğrafyanın daha önceki devrimci mücadelelerinden kopuk görmediğini; tersine, o mücadelelerin birikimini kendi deneyimi içinde değerlendirdiğini gösteren bir yaklaşım vardır. Mihri Belli şahsında, Türkiye sosyalist hareketinin tarihsel birikimine dönük açık bir sahiplenme ve saygı ifadesi ortaya çıkar.

Mihri Belli’nin Abdullah Öcalan’a yaklaşımı da en az bunun kadar dikkat çekicidir.

Mihri Belli, Türkiye devrimci hareketinin içinden gelen, uzun yıllara yayılan mücadele deneyimi ve siyasal ağırlığı olan bir isimdir. Buna rağmen karşısındaki hareketin yarattığı tarihsel gerçekliği kendi geçmişinin ölçüleriyle değerlendirmeye kalkmaz. Tam tersine, Kürdistan’daki yeni devrimci dinamiğin taşıdığı anlamı görmeye çalışır.

“Türkiye’li devrimciler, ilk defa sosyalist karakterli bir Kürdistan devrimine öncülük yapıldığını görüyor” derken tam da bunu ifade eder. Bunun büyük bir tarihsel fırsat olduğunu, Türkiye devrimcilerinin bu fırsatı doğru değerlendirmek ve buradan büyük bir devrimci çıkış yaratmakla sorumlu olduklarını söyler.

Bu sözlerin söylendiği tarih düşünüldüğünde, taşıdığı anlam daha da büyür.

Çünkü burada mesele yalnızca Kürt halkının mücadelesine destek vermek değildir. Mesele, Kürdistan’daki devrimci gelişmenin Türkiye’deki sosyalist mücadeleyi de dönüştürebilecek, iki halkın ortak kurtuluşuna yeni bir zemin yaratabilecek tarihsel bir dinamik olduğunu kavramaktır.

Mihri Belli’nin bu yaklaşımını önemli kılan bir başka şey de, kendi siyasal konumunu bu tarihsel gerçekliğin önüne koymamasıdır.

“Abdullah Öcalan halkının önderidir, biz daha başaramadık”

Görüşmenin ardından gazeteci Eyüp Burç’un Mihri Belli’ye söylediği sözler bu açıdan çok çarpıcıdır. Burç, Mihri Belli’nin Şam’a gelişinin Türk ve Kürt halklarının birlikteliğinin sembolik bir buluşması olduğunu söyler.

Mihri Belli ise bu değerlendirmeye itiraz eder.

Kendi şahsı ile Abdullah Öcalan’ın aynı düzlemde değerlendirilemeyeceğini söyler. Öcalan’ın kendi halkı açısından önderlik konumuna ulaştığını, bunun tartışma götürmeyecek kadar açık olduğunu belirtir. Kendileri açısından ise böyle bir önderliğin söz konusu olmadığını, henüz böyle bir tarihsel konum yaratabilme mücadelesi verdiklerini ifade eder.

Bu cevap, ilk bakışta bir tevazu örneği gibi görülebilir. Ama aslında Mihri Belli, ezen ulus kimliğine sahip bir sosyalistin ezilen bir halkın kendi içinden çıkardığı önderlik gerçeğine nasıl yaklaşması gerektiğini gösterir.

Belki de bu kısa diyalog, Türkiye sosyalist hareketinin Kürt meselesine yaklaşımında yıllarca yaşanan sorunların aşılması bakımından başlı başına bir ders niteliğindedir.

“Devrimciliğin ölçüsü Kürtler karşısında nerede durduğunuzdur”

Mihri Belli’nin Şam’da gerçekleştirdiği uzun konuşma bir siyaset dersi olarak öğreticidir. Ama şu cümleler birkaç saati aşan konuşmasının özeti olarak da okunabilir: “İnsanın kaç paralık devrimci, kaç paralık demokrat olduğu, Kürt ulusal demokratik direnişi karşısındaki tutumuyla belli olur.”

Bu söz, yalnızca Mihri Belli’nin yaşadığı döneme ilişkin bir değerlendirme olarak görülmemeli. Türkiye’de sosyalist olmanın, demokrat ve devrimci olmanın temel sınavlarından biri olarak aynı ölçü bugün de önemini koruyor.

Özellikle “süreç kapsamında” sol ve sosyalist çevrelerde çok sert tartışmaların yaşandığı bir dönemde, “Mihri Belli bugün yaşasaydı ne yapardı?” sorusunu sormak ve bu soruya kendi tarihsel tutumundan hareketle yanıt aramak daha fazla önem kazanıyor

Açık ki, Mihri Belli, Kürt özgürlük hareketine ilişkin eleştirilerini hiçbir zaman sakınan bir isim değildi. Görüş ayrılıklarını açıkça dile getiriyor, hatta bunların önemli bir bölümünü Şam’da yaptığı görüşmeler sırasında hareketin önderleri, yöneticileri ve kadrolarıyla doğrudan, uzun tartışmalar içerisinde ifade ediyordu. Ancak bütün bu eleştirilere rağmen onun temel politik tutumu çok açıktı: Ezilen bir ulusun mücadelesinde Kürt halkının yalnız bırakılmaması, Türkiye’den sosyalistlerin en temel görevlerinden biridir.

Mihri Belli kendi politik konumunu da büyük ölçüde buradan kuruyordu. Ona göre eleştiri yapmak başka, ezilen bir halkın mücadelesine sırtını dönmek başka bir şeydi. Eleştiriler sürdürülebilir, tartışmalar yapılabilir; ancak bunlar ortak mücadelenin önüne geçirilmemeliydi.

Bu yaklaşım yalnızca Mihri Belli’ye özgü de değildi. Türkiye devrimci hareketinin kurucu kuşağından Vedat Türkali gibi isimlerde de benzer bir politik kavrayış görmek mümkündür. Türkiye sosyalist hareketinin ilk kuşağı sayılabilecek isimlerin başarısızlıklarla geçen politik yılların ardından, Kürt özgürlük hareketinin ortaya çıkışının ve taşıdığı devrimci potansiyelin anlamını daha iyi kavradıkları söylenebilir.

Mihri Belli ve Vedat Türkali gibi isimlerin bugün açısından öğretici olan yanı da budur. Kürt meselesi karşısındaki politik tutumlarını, yalnızca eleştirmekten ziyade tamamlamak; yani ortak mücadelenin büyümesine kendi sorumlulukları ölçüsünde katkıda bulunmak üzerine kurmuşlardır.

Bu bakımdan bugün Figen Yüksekdağ’ın sosyalistlere yönelik çağrısıyla Mihri Belli’nin tarihsel tutumları arasında önemli bir ortaklık görmek gerekir. Her ikisinde de temel mesele, Kürt halkının yarattığı büyük mücadele potansiyelini ve bu mücadelenin Türkiye’nin demokratikleşmesi ve dönüşümü üzerindeki etkisini kavramaktır.

Burada söylenen, Türkiyeli sosyalistlerin mevcut sürece ilişkin bütün eleştirilerini bir kenara bırakması gerektiği değildir. Tam tersine, eleştiriler ve tartışmalar elbette yapılmalıdır. Ancak mesele, eleştirilerle ortak mücadelenin yollarını birlikte arayabilmektir.

Özellikle Türkiye sosyalistlerinin, halkların gerçek kurtuluşu ve demokratik bir gelecek için Kürt halkının devrimci direnişine ve politik mücadelesine sırtını dönen bir tutumdan uzak durması gerekir. Açık ki Kürt halkı, Türkiye’nin demokratik ve devrimci dönüşümü açısından en dinamik güçtür.

Bu bakımdan Mihri Belli’nin sözü bugün de önemini koruyor. Kürt halkının direnişi ile kurulan ilişki sosyalistliğin turnusol kağıdı oluyor.

Bu açıdan Mihri Belli’den ve onların temsil ettiği devrimci kuşaktan öğreneceğimiz daha çok şey var.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Îlham Hesen: Kadın hakları Suriye’nin yeni anayasasında güvence altına alınmalı

Sonraki Haber

‘Günümüz dünyasında komünler’ başlıklı panel düzenlendi

Sonraki Haber

'Günümüz dünyasında komünler’ başlıklı panel düzenlendi

SON HABERLER

‘Günümüz dünyasında komünler’ başlıklı panel düzenlendi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ağustos 2026

Bugün Mihri Belli yaşasaydı ne yapardı?

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ağustos 2026

Îlham Hesen: Kadın hakları Suriye’nin yeni anayasasında güvence altına alınmalı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ağustos 2026

YJA-Starlı Uzkaş için taziye kuruldu

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ağustos 2026

Mehmet Şerif Demir: Sağlıkta şiddetin kaynağı yapısal sorunlardır

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ağustos 2026

Irak’taki yolsuzluk operasyonunda 60 kilo altın, 20 milyon dolar ele geçirildi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ağustos 2026

John Holloway

Filozof Holloway’den Öcalan’a mektup: Derin bir hayranlıkla, yakında özgür olmanı umuyorum

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır