Kürt Hareketi’ni Alevi düşmanı göstermek için her argümana sarılan bir kesim var. Kürt Alevi yoktur uydurmasını şimdi de KÖH Alevi düşmanıdıra revize ediyorlar. Yüzyıllar önceki bir mezhep savaşında öldürülen Alevilerin suçunu Kürt Hareketi’ne yıkmaya çalışanların tamamına yakınının Dersim Katliamı’nın açık veya ürkek savunucuları olması ders niteliğindedir
Tam da çözüm sürecinin konuşulduğu bir dönemde, Kürt Hareketi’ne Alevilik üzerinden geniş çaplı bir saldırı başlatıldı. Önce, Sayın Öcalan’a ait olduğu öne sürülen (yalanlandı) Yavuz Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki ittifaka dair bazı sözler dolaşıma sokuldu, ardından 53 kişi aceleyle, Alevi ileri gelenleri titri ile bir bildiri yayınladı. Fırsat avcıları da peşi sıra koroya eklemlendi. Günün sonunda en büyük destekçileri Ümit Özdağ oldu. Elbette Yavuz Selim’in ve İdris-i Bitlisi’nin Aleviler için ne anlam ifade ettiğinin üstünü çizemeyiz.
Yavuz Selim’in imparator olduğu Osmanlı İmparatorluğu, Doğu’da Şah İsmail liderliğindeki Safevi Devleti ile gerilim halindeydi. İdris-i Bitlisi bu dönemde 25 Kürt Beyi’ni bir araya getirerek, Osmanlı’ya bağlılık yemini etti. Bunun iki nedeni vardı. Birincisi, Kürtlerin Osmanlı ve Safeviler arasındaki bir savaşta büyük yıkım yaşamasını önlemekti. İkincisi ise Safevi Devleti Şii bir devletti ve Bitlisi de Sünniydi. Esasında Şah İsmail Bitlisi’ye ittifak da önerir ama mezhep çelişkisi nedeniyle Bitlisi tercihini Yavuz Selim’den yana kullanır. Yavuz Selim’in danışmanı olarak, Osmanlı İmparatorluğu’nun kesin zaferi ile sonuçlanan 23 Ağustos 1514 tarihindeki Çaldıran Savaşı’nda bizzat yer alır. Savaş sırasında Safevi Devleti’nden yana olan Aleviler kıyımdan geçirilir. Bölgedeki Kürt şehirleri ise Osmanlı İmparatorluğu’na dahil olur. Savaştan sonra imparatorluk bunun karşılığında bölgenin yönetimini Kürt beylerine bırakır. İdris-i Bitlisi Kızılbaşlığı Osmanlı için büyük tehlike görür ve mezhepsel nedenlerle onlardan hiç hazzetmez. Ayrıca Çaldıran Savaşı’nda 14-15 Kızılbaş Kürt aşireti de Şah İsmail liderliğindeki Safevi ordusunda, Osmanlı’ya karşı savaşır. Özetle, savaşın kazananı olan Yavuz’a bağlı Osmanlı Ordusu, Kürt ve Türkmen Alevilerini kılıçtan geçirir. İdris-i Bitlisi mezhepsel politikası ile Sünni Kürtleri Osmanlıya dahil edip, savaşın kazananı yapmada yardımcı olur ve Sünni Kürtleri bu yolla hem korur hem de bölge yönetiminde yer almasını sağlar. Türkmen ve Kürt Kızılbaşları da kaybeden tarafında olduklarından büyük yıkım yaşarlar. Tarafsız kalan Kızılbaşlar da bu vahşetten nasibini alır. Safevi Devleti ve Şah İsmail’in aslında Kızılbaşlıkla, Alevilikle ilgisi yoktur, Şii bir ideolojiye sahipler ama Anadolu Alevileri Şah İsmail’i kendilerine daha yakın görür. Savaş sonrası sağ kalan Aleviler ovaları terk edip, Dersim, Sivas (Koçgiri) gibi ulaşılması zor dağlık yerlere göçerler. Dönemi iyi anlamak için Bitlisi’nin tersi örneklere de bakmak lazım. Çaldıran Savaşı öncesi 1511’deki Kızılbaş isyanı olan Şahkulu İsyanı’nın bastırılması ve o dönemdeki Kızılbaş Alevilerinin fişlenip öldürülmesinde Bektaşi Alevileri’nin yer aldığı Yeniçeri Ocakları vasıtasıyla yapıldığını hatırlatalım. Keza 1606-1609’daki Celali İsyanları’na destek veren Kızılbaşlar da yine Yeniçeriler tarafından sistematik olarak imha edildi. Ulusal kimliklerin geride olduğu, mezhepsel kimliklerin ve kişisel çıkarların önde olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Bitlisi de Kürt ve Türk Alevileri için doğal olarak negatif bir isim. Buraya kadar olanı tarih.
Aslında Yavuz Selim ile İdris-i Bitlisi ittifakı ilk çözüm sürecinde Öcalan tarafından bir değerlendirmenin konusu olmuştu. Sayın Öcalan, böyle bir ittifakı jeopolitik olarak değerlendirmiş ve Kürtlerle Türklerin birlikteliğinin bölgede Türkiye’nin önünü açacağını ifade etmiş, ittifakın da eksik yönlerini söylemişti. Değerlendirmesinde ne Sünni ne de Alevi kelimesi geçmemiştir. Öcalan ayrıca Malazgirt ve 1. Meclis’in ruhundan da bahseder. Bütün bunlar politik olarak Kürtlerle Türklerin kader ortaklığına vurgudur. O dönemde Sırrı Süreyya Önder İmralı’daki bir görüşmede Alevilerin bir kısmı değerlendirmenizden güvensizlik duydu, bu konuda bir şeyler söylemek ister misiniz minvalinde sorusuna, “Böyle yanlış değerlendirmeler beni üzer, bizim hareketimiz aynı zamanda bir Alevi hareketidir” der. Durum buyken, Öcalan’ı, Kürt Hareketi’ni Alevi düşmanı göstermek psikolojik savaş dilidir. Hareket Yönetimi’nin önemli kesimi Alevi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Alevi. Kürt Hareketi Aleviliği açıkça bilinen Gültan Kışanak gibi bir ismi Diyarbakır gibi 2-3 binden fazla Alevinin yaşamadığı yerde belediye başkanı yaptı. Kürt halkı onu bağrına basıp, sandığa koştu. Çünkü Kürt Hareketi mezhepsel bir Kürt hareketi değil, baldırı çıplakların partisi oldu. Alevi halkının bütün haklarını tüzüğüne alan tek parti DEM’dir. DEM Parti kadınlara, Ermenilere, Süryanilere, sosyalistlere ve azınlık olan diğer kesimlere olduğu gibi Alevi toplumunu da her zaman pozitif ayırımcılık yaptı.
Bundan 600 yıl önce yapılan ve tarafların mezhepsel farklılıklar üzerinden dünyayı okuduğu bir zamanda değiliz. O yüzden Yavuz-Bitlisi ittifakını bugüne taşımak mümkün değil. Hiçbir Kürt de bunu savunmuyor. Sayın Öcalan’ın Kürt Hareketi aynı zamanda Alevi bir harekettir yaklaşımı da ortadayken. Peki bu suyu niye kaynatıyorlar? Kürt Hareketi’ni Alevi düşmanı göstermek için her argümana sarılan bir kesim var. Kürt Alevi yoktur uydurmasını şimdi de KÖH Alevi düşmanıdıra revize ediyorlar. Yüzyıllar önceki bir mezhep savaşında öldürülen Alevilerin suçunu Kürt Hareketi’ne yıkmaya çalışanların tamamına yakınının Dersim Katliamı’nın açık veya ürkek savunucuları olması ders niteliğindedir. Eğer bir Alevi; Çaldıran Savaşı öncesinde ve sonrasında Alevi/Kızılbaş katliamını yapan Yavuz Selim’i kendimize yakın görmeyiz, tıpkı Dersim Katliamı’nı yapanları kendimize yakın görmediğimiz gibi diyorsa, bütün korkularını, kaygılarını gidermek gerekir. Ama Yavuz Selim ile Bitlisi Kızılbaş Alevilerini katletti ama Dersim’de feodal-gerici bir isyan vardı, Cumhuriyet gereğini yaptı diyen bir Alevi görürseniz de, onun Alevi postuna bürünmüş bir Yeniçeri olduğunu hatırlayın. 53 imzacıdan 2-3 tanesi hariç diğerleri de bunlardan.









