Cizîr’de yüzyıllardır kültürel hafızanın önemli taşıyıcılarından olan düğünlerde son yıllarda Kürtçe şarkıların yerini farklı müzikler alıyor. Sanatçılar ‘Kültürümüzü korumazsak kaybederiz’ diyerek duruma tepki gösteriyor
Halay ve düğünler, Kürt kültürünün önemli bir parçası. Özelikle sınır hattında bulunan kentlerde yapılan düğünlerde bu kültürün birçok özelliğini görmek mümkün. Şirnex (Şırnak), Mêrdin (Mardin) ve Colemêrg’deki (Hakkari) düğünler bu anlamda önemli; Kürt halaylarının ve müziğinin birçok unsurunu içerisinde barındırıyor.
Ancak son yıllarda düğünlerde bir değişim yaşanıyor. Eski adet ve gelenekler bir bir değişiyor. Geçmiş dönemlerde günlerce devam eden düğünler son yıllarda kısa bir zaman dilimine sığdırılıyor. Yanı sıra, mekan değişiyor ve en önemlisi de Kürtçe şarkıların yerini farklı dillerdeki şarkılar alıyor.
Bu değişimin yaşandığı kentlerin başında Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesi geliyor. Cizîr, düğün sezonunun dört mevsim devam ettiği yerlerden. Özellikle yaz aylarında her mahallede ve sokakta farklı halay müzikler yükselir; öyle ki çoğu zaman sesler birbirine karışır.
2015-2016’da düğün yasakları
Cizîr’deki düğünlerde değişim yakın bir döneme ait. Özellikle 2015-2016 yılları arasında ilan edilen sokağa çıkma yasakları sonrası bu değişimi gözlemlemek mümkün. Cizîrliler, yasaklar döneminde yaşanan ölümlerden dolayı yaklaşık 3 yıl boyunca yas tuttu. Ya hiç düğün yapmadı ya da düğünleri çalgısız yaptı.
Emniyet izniyle düğün!
Ardından başlayan düğünler de emniyetin kimi “izinlerine” tabi tutuldu. Çalgılı düğün yapmak isteyen aileler, uzun bir süre emniyete başvuru yapmak zorunda kaldı. Emniyet, “düğünlerdeki halay başları ile araç konvoylarında sarı, kırmızı ve yeşil mendillerin sallandırılmaması” koşuluyla düğünlere izin verdi. Zafer işareti, havai fişek kullanılması ve “örgütsel şarkıların” söylenmesi yasaklandı.
Emniyet bununla da yetinmedi; uyarıların yerine getirilip getirilmediğini öğrenmek için birçok zaman zırhlı araçlarla düğünlerin girişinde bekledi.
Halkın düğün geleneklerine sahip çıkmasıyla yasaklar bir bir ortadan fiili olarak kaldırıldı. Ancak kimi değişimler de yaşanmadı değil.
Açık hava ve sokak düğünleri, yerini kapalı düğün salonları ya da lüks kır bahçeleri düğünlerine bıraktı. Davul ve zurnanın yerini farklı çalgılar almaya başladı.
Dil ve halayda değişim
Ancak en dikkat çekici değişim dilde ve halayda oldu. Son yıllarda bazı düğünlerde, bitime doğru “Erik Dalı”, “Ölem Ben” ve “Huriyem” şarkıları yükselmeye başladı. Şarkı değişince halay da değişti; yerini çifte telli aldı.
Kentteki kimi yurttaşlara göre, değişen çağ, özellikle gençleri etkisi altına alan teknoloji ve mekansal değişimin etkileri bu değişimin temel nedenlerinin başında geliyor. Ancak bu durumu “kültürel asimilasyon” olarak değerlendiren birçok kişi de bunun temel nedeninin bilinçli bir politika olduğunu vurguluyor.
‘Beni ve düğünümü temsil etmiyor’
Yusuf Oğuz, Cizîr’de düğünlerde şarkı söyleyen isimlerden biri. Geçmiş dönemlerde kültürel çalışmalarda yer alırken, son 3 yıldır da düğünlerde şarkı söylüyor.
Yaşanan değişimden rahatsız olduğuna dikkati çeken Yusuf Oğuz, zaman zaman söz konusu şarkıları çalmak zorunda kaldığını söyledi. Son yıllarda düğünlerde hem olumlu hem de olumsuz bazı değişimlerin olduğunu söyleyen Yusuf Oğuz, “Dengbêjler eskiden bu kadar dinlenmezdi, ancak çocuklar artık dengbêjleri dinliyor. Ancak batı müziğine de bir özenti söz konusu. Bu da kendi kültüründen uzaklaşmaktır. Çünkü beni ve düğünümü temsil etmiyor” diye kaydetti.
‘Kürt müziğini köklerinden uzaklaştırıyor’
Düğünlerin geçmişte festival havasında olduğunu kaydeden Yusuf Oğuz, son yıllardaki değişime dair şunları söyledi: “Son yıllarda 1 günle ya da bir geceyle sınırlandırıldı. Daha önce davul ve zurna vardı. Saz vardı. Şimdi bunların çoğu azaldı. Bunun azalmasının nedeni de kültürden uzaklaşmadır. Kürt müziğinin kökenlerinden uzaklaşılmasıdır” dedi.
‘Sanatçılar eleştirilmeli’
Kültürel değişim noktasında halktan çok sanatçıların eleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Yusuf Oğuz, “Çünkü şarkıcılar düğünlere yön verendir, düğünü yönetendir. Bundan dolayı önce şarkıcıları eleştirmek lazım. Eğer ben güzel bir ürün ortaya koymazsam insanlar da yönünü başka yere çevirir” ifadelerini kullandı.
Her insanın sevdiği bir şarkı ve halay çeşidinin olduğunu söyleyen Yusuf Oğuz, söz konusu “zorlukları” aşmanın yolunun yeni eserler yaratmak olduğunu kaydetti.
‘Unutursak kaybederiz’
Yusuf Oğuz’a göre düğünlerde şarkı dilinin değişmesi büyük bir risk. Yusuf Oğuz, bu riske dair de şunları söyledi: “Unutmak aynı zamanda kaybolmaktır. Bir şeyi unutursak, onu kaybetmiş oluruz. Ben davulun ve zurnanın kaybolmasını istemiyorum. Eğer bugün başka bir kültürü getirip kendi kültürümüzün içerisine sokarsak kültürümüzü unuturuz ve kaybederiz. Unuttuğumuz da bir keyfi kalmaz.”
Farklı dillerdeki şarkılardan rahatsız olmadığını vurgulayan Yusuf Oğuz, “Türkçeden rahatsız olduğumuz için değil; Türkçe de bir kültür. Ancak önce kendi duruşumuzu belirlemeliyiz” dedi.
Yusuf Oğuz, şöyle devam etti:
“İnsanlar istediği için biz de 5-10 dakika bazen çalıyoruz. Ancak bu 5-10 dakika yarın yarım saat olacak, diğer gün 1 saat, ertesi gün 2 saat. Bu kez ‘Xelefî nerede?’ diyeceğiz. Bir dönem Xelefî vardı, bir dönem Şamîran vardı, Demalî vardı… Unutulacak. Unutulmaması için bu riski görmek gerekiyor. Sahip çıkmak gerekiyor. Bir şeyi kazıdıkça o şey incelir. İnceldikçe kırılır. Kırıldığı zaman da unutulup gider.”
‘Bu Kürt kültürü değil’
Cengiz Oğlağı da uzun yıllardır düğün çekimleriyle ilgilenen işletmecilerden. Cengiz Oğlağı, düğün sonlarında çalınan Kürtçe dışındaki şarkıları çok zorunlu olmadıkça çekimlerin montajında kullanmıyor.
Cengiz Oğlağı’ya göre de dönemsel ve teknolojik değişimler Cizîr’deki düğünleri etkiliyor. Cengiz Oğlağı, bu değişime dair şunları belirtti: “En göze çarpan değişim ve tehlike Türkçe şarkılardır. Cizîr’deki düğünlerde Kürtçe olmayan ve Kürt kültürünü yansıtmayan şarkılarla halay çekiliyor. Bu Kürt kültürü değil.”
Düğünlerin salonda yapılması
Bazı kesimlerin bilinçli tercihi doğrultusunda Botan Bölgesi’ne ait olmayan şarkıların düğünlerde seslendirildiğini ifade eden Cengiz Oğlağı, “Başka değişimler de var. Bir süre önceye kadar düğünlerin hepsi sokaklarda yapılırdı. Bütün komşular ve çevrelerle birlikte bu coşku paylaşılırdı. En büyük değişimlerden birisi de düğünlerin artık salonlara taşınmasıdır. İster istemez salonlar bazı kültürel değerleri öldürüyor. Daha önce düğünler 2-3 gün yapılırken, şimdi 2 saate kadar inmiş durumda. Otomotik bir program gibi; başladı ve bitti. Misafirler de ‘kendimi gösterdim, gidiyorum’ diyor” şeklinde konuştu.
‘Yöresel kıyafetler için risk var’
Yaşanan değişimin kimi riskleri barındırdığı uyarısında bulunan Cengiz Oğlağı, “En çok korktuğum Kürt yöresel kıyafetleri; bu da ortadan kalkarsa bir şey kalmaz. Bizim düğünlerimizin en önemli özelliklerinden birisi elbiselerdir. Halen yüzde 99 yöresel kıyafet kullanılıyor. Bu kültür halen canlı. Ancak risk bulunuyor. Nasıl Kürtçe riskteyse, Türkçe şarkıları kültürümüzün içine sokuyorlarsa, onun için de risk var” dedi.
‘Kültürümüz varlığımız kırmızı çizgimizdir’
Cengiz Oğlağı, Türkçe şarkıların süresinin düğünlerde her geçen yıl daha da arttığına işaret ederek, şunları söyledi:
“10 yıl öncesine kadar hiç yoktu. 9 yıl öncesine kadar sadece 1 dakikayla sınırlıydı. 8 yıl önce 2 dakika oldu. Sonrasında yavaş yavaş daha da fazlalaştı. 10 yıl sonra nasıl bir şey olacak? Tehlike var. Kürt kültürü ne olacak? Yöresel kıyafetler ne olacak? Bazı şeyler bizim kırmızı çizgimizdir, kültürümüzdür, varlığımızdır. Her bölgenin kendine göre çok sayıda şarkısı var. Türkçede ya da Arapçada olan makamların hepsi Kürtçede de var.”
Haber: Azad Altay – Berivan Altan / MA









