• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
17 Ekim 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Aziz Tunç

Devlet korkuyor

17 Ekim 2026 Cumartesi - 23:00
Kategori: Aziz Tunç, Yazarlar

Bazı gelişmeler hayatın akışı içinde unutulur gibi oluyor. Bu durumlarda konunun esası gözden kaçıyor ve başka tartışmalar gündemi meşgul ediyor. İki yıl önce başlayan Barış ve Demokratik Toplum sürecinde de benzer bir durum yaşanmaktadır. Hatırlayalım, süreç başladığında Bahçeli, “Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun” demişti. Geçen iki yıl içinde bırakalım Öcalan’ın Meclis’e gelmesini, herhangi bir tutuklunun sahip olduğu hakları kullanması bile pazarlık konusu olmaktadır.

Devletin soruna neden böyle yaklaştığını anlamak için sürecin mahiyetine, kimlerin sorumluluk aldıklarına, süreci yürütenlerin güçlerine, imkanlarına ve yaptıklarına bakılmalıdır.

Barış ve Demokratik Toplum süreci, kadim Kürt sorununun çözülmesi için geliştirilmiştir.  Sürecin temel hedefi, Kürtlerin özgürlüğünü ve bu amaçla devlete karşı başlattıkları isyanı, barışla ve demokratik toplumla sonuçlandırmaktır.

Bunun için Sayın Öcalan, önderi olduğu Kürt halkının ve kurucusu olduğu PKK’nin desteğine sahip olan başmüzakereci sıfatıyla, sürecin sorumluluğunu almış ve yürütmektedirler. Böyle olduğu için Sayın Öcalan, iki yıl içinde hiç kimsenin tahmin bile edemeyeceği adımların atılmasını sağlamıştır.

Devlet adına ise Cumhur İttifakı’nın yöneticileri olarak Erdoğan ve Bahçeli sürecin sorumluları durumundadırlar. Erdoğan ve Bahçeli’nin konuya yaklaşımları, sürecin hem bugününü hem de geleceğini anlamayı sağlayacaktır.

Erdoğan’ın birkaç defa DEM Parti heyetiyle görüştüğü ve birkaç defa da açıklama yaptığı biliniyor. Yapılan görüşmelerde ve açıklamalarda olumsuzluk olmadığı söylense bile, güven veren bir söylemin olduğu da söylenemez. Umut vermeyen bu tutumu gizlemek için de ısrarla, sürecin olumlu gittiği iddia edilerek, yanıltıcı bir algı oluşturulmak istenmiştir.

Devlet adına sürecin diğer öznesi olan Bahçeli, her tartışmalı durumda Kürtlerin sürece yönelik eleştirel yaklaşımlarına destek vermektedir. Böylece Kürt halkında bir minnet duygusu ve beklenti yaratmaktadır. Ancak yarattığı beklentiler gerçekleşmeyince de etkili bir itirazda bulunmamakta ve sürecin ilerlemesi için herhangi bir şey yapmamaktadır. Özellikle   Bahçeli, “elimden bir şey gelmiyor” diyemez, çünkü Erdoğan’ın iktidarının Bahçeli’ye bağımlı olduğu bilinmektedir. Bahçeli, bu gücünü son derece tarihi ve hayati bir gelişme olarak tanımladığı çözüm süreci için ve şimdi kullanmayacaksa ne için ve ne zaman kullanacaktır?

Esasında Erdoğan’ın ve Bahçeli’nin bu tutumları, devletin sürece dair temel politikalarının bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. Zira adı geçen yetkililer, bu süreci Türk devleti açısından hayati ve tarihi olarak değerlendirmektedirler. O halde tanımlanamayan bu “ilgisizlik” neden?

Bütün bunlar devletin yaptıklarının hiçleştirilmesi olarak görülmemelidir. Burada sorgulanan durum, itirazlar ve eleştiriler olmadan devletin demokratik ve barışçıl bir adım atmaması, yapılanların yetersizliği ve kullanılan yöntemin yanlışlığıdır. En son Sayın Öcalan’ın koordinatör olarak bir alt komisyonda bulunması da bu tür itirazlar sonucunda ve asıl özelliğinden kopartılarak sağlanmak istenmektedir. Çünkü devlet, atması gereken adımları ya atmayarak veya zamana yayarak süreci yolundan çıkartmaya çalışmaktadır.

Bu verilerden bakıldığında devletin sürece ilişkin politikasının ciddi olmadığı veya duygularla hareket edildiği düşünülemez, çünkü devlet demek kurumsallık demektir. Türk devletinin tepkilerin esiri olmayacak kadar güçlü bir kurumsallığa sahip olduğu bilinmektedir.

İşin özü şu ki devlet, Kürtlerden de Kürt Halk Önderi Öcalan’dan da çözüm sürecinin başarıya ulaşmasından da korkmaktadır. Devletin korkusu boşuna değildir. Çünkü Kürt halkı, politikleşmiş, örgütlü bir halktır. Silahlı mücadelenin bırakılması, bu halkın örgütlülüğünün ve bilincinin yok olması anlamına gelmeyecektir.

Bu korkusundan dolayı devlet, yapısal özelliklerini değiştirmeden, Kürtlerin iradesini ve geleceğe dair umudunu kırmak ve olası birliğini engellemek istemektedir. Böylece demokratikleşemeden Kürt sorunundan kurtulmayı hesaplamaktadır.

Sürece ilişkin olan bitenlerin tamamı bu perspektiften yürütülmektedir. Erdoğan’ın konuya dair kısmi sessizliği, Bahçeli’nin tutarsızlıkları, diğer yetkililerin “her şey yolunda gidiyor” türünde sahte umut vermeleri, muhalefete yönelik saldırılar, bunların tümü, sözü edilen perspektifin sonuçlarıdır. Üstelik devlet tercihen, isteyerek ve bilerek bu politikayı izlemektedir, o nedenle çözümün önündeki yegâne engel devletin kendisidir.

Sözde süreci desteklediğini söyleyen düzen için muhalefetin sorumluluğu da az değildir.  Başından beri kararsız ve iğreti bir tutum izleyen muhalefet, yapılan baskılardan dolayı sürece dahil olamadığını iddia etmekte, öyle sanmaktadır. Halbuki tersine süreci sahiplenmesi, kendisine yönelik saldırıları püskürtmenin en sahici yoludur.

Gelinen noktada ne barış ne de demokratikleşme devletin inisiyatifine bırakılmayacak kadar değerlidir. Dolayısıyla demokratik muhalefet, sürecin başarıya taşınması için kitlesel eylemselliklere yönelmek zorundadır. Yani özgürlük için, yine, yeniden mücadeleye devam.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Mekke Savunma İttifakı’na katılabiliriz

Sonraki Haber

Fizik ve Kimya Nobel Ödülleri

Sonraki Haber

Fizik ve Kimya Nobel Ödülleri

SON HABERLER

Ereğli’de tahliyelere engel

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Rüzgârı okuyan devlet

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

İşçileşme yaşı 10 -11’e kadar düştü

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Êzidî kardeşlerin dramından HEVAL BIRAKO’ya

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Fizik ve Kimya Nobel Ödülleri

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Devlet korkuyor

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Mekke Savunma İttifakı’na katılabiliriz

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır