• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
17 Ekim 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kültür

Êzidî kardeşlerin dramından HEVAL BIRAKO’ya

17 Ekim 2026 Cumartesi - 23:00
Kategori: Kültür, Manşet
  • Yönetmen Numan Yiğit’in Heval Birako filmi, DAİŞ’in esir aldığı iki Êzidî kardeşin hikâyesi üzerinden savaşın yıkımını, özgürlük arayışını, direnişi ve hakikatin hafızasını beyazperdeye taşıyor
  • Gazeteci Nazım Daştan’ın kaleme aldığı hikâyeden uyarlanan Heval Birako, iki Êzidî kardeşin yaşam mücadelesini anlatırken DAİŞ’e karşı verilen mücadelenin tarihsel hafızadaki önemini de hatırlatıyor
  • Heval Birako filmi, iki Êzidî kardeşin esaret, özgürlük ve kavuşma hikâyelerini beyaz perdeye taşıyor. Film, iki kardeşin başından geçenleri anlatmanın ötesine geçerek bütün Êzidî halkının trajedisine, savaşın ortasında kimlik, aidiyet ve dayanışma meselelerine de dokunuyor

Roni Nasır Kaya

“Rakka’yı da DAİŞ’ten kurtaracağız. Umarım dünya verdiğimiz bunca bedele layık olacakatır.”

Heval Birako filminde duyduğumuz bu sözler, insanlığı karanlığa sürüklemeye çalışanlara karşı yalnızca bir kurtarma operasyonunun değil, aynı zamanda bedellerin dünya tarafından anlamlandırılması ve unutulmaması yönündeki bir beklentinin ifadesi. Rojava’da uzun yıllar gazetecilik yapan ve Türkiye’nin hava saldırısında yaşamını yitiren Nazım Daştan’ın kaleme aldığı bir hikâyeden yola çıkan Heval Birako filmi, DAİŞ tarafından esir alınan iki Êzidî kardeş Reşo ve Xêro’nun trajedisini beyazperdeye taşıyor. Yönetmen Numan Yiğit’in imzasını taşıyan yapım, iki kardeşin hikâyesini savaşın yıkıcılığı, esaretin yarattığı travma ve özgürlüğe uzanan zorlu yolculuk üzerinden anlatıyor.

Film, Kürt güçlerinin Rakka’yı DAİŞ’ten kurtarmak için başlattığı operasyonla açılıyor. Bir evden yoğun ateş açılması, operasyonun seyrini beklenmedik biçimde değiştiriyor. Evin içinde esirlerin bulunabileceği ihtimalini göz önünde bulunduran Kürt güçleri, operasyonu daha temkinli yürütmek zorunda kalıyor. Evin dört bir yanına yerleştirilen ağır silahlarla sürdürülen direniş, daha ilk sahnelerden itibaren gerilimi yükselterek izleyiciyi hikâyenin içine çekiyor.

Yönetmen, anlatıyı iki paralel hat üzerinden kuruyor. Bir tarafta esirleri kurtarmaya çalışan Kürt güçlerinin operasyonu, diğer tarafta ise DAİŞ’li bir emirin elinde esir tutulan çocukların ve kadınların yaşadıkları var. Bu iki anlatı hattı, filmin ilerleyen bölümlerinde birbirini tamamlayarak tek bir dramatik bütünlüğe dönüşüyor. Böylece izleyici, bir yandan kurtarma operasyonunun yarattığı gerilimi takip ederken, diğer yandan esaretin insan hayatında açtığı derin yaralara tanıklık ediyor.

Çölün ortasında geçen sahneler, DAİŞ’li emirin elinde tuttuğu çocuk ve kadınların görüntüleri, uyguladığı şiddetin boyutlarını ortaya koyuyor. Kamera, esirlerin yaşadığı çaresizliği ve korkuyu görünür kılarken savaşın yalnızca cephede yaşanmadığını, bedenler ve zihinler üzerinde de ağır izler bıraktığını hatırlatıyor. Filmin bu bölümlerinde mekânın uçsuz bucaksızlığı ile karakterlerin içine sıkıştığı esaret duygusu arasında güçlü bir karşıtlık kuruluyor.

Filmin görsel anlatımı, savaşın gerçekliğini hissettiren bir atmosfer yaratıyor. Kadrajların karakterlerin içinde bulunduğu koşullarla kurduğu ilişki, izleyicinin olayları yalnızca dışarıdan izlemesini değil, yaşanan gerilimi ve belirsizliği hissetmesini de sağlıyor. Ses ve ışık kullanımı, özellikle operasyon sahnelerinde gerilimi besleyen önemli unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu açıdan film, hikâyesini yalnızca diyaloglarla değil, görüntü ve sesin birlikte oluşturduğu sinematografik atmosfer üzerinden de anlatıyor.

Bir süre sonra evde direnen kişi sağ olarak yakalanıyor ve sorguya alınıyor. Ancak bu kişinin DAİŞ üyesi olduğu düşünülürken aslında örgütün eline düşmüş Êzidî bir çocuk olduğu, adının da Reşo olduğu anlaşılıyor. Reşo’nun yaşadığı travma, onu kurtarmaya gelen güçlerle ilişki kurmasını zorlaştırıyor. İçinde bulunduğu ruhsal çıkmazdan kurtulamayan Reşo, Kürt güçleriyle birlikte hareket etmeyi reddediyor. Bu noktada film, savaşın insan üzerindeki etkisini yalnızca fiziksel yıkımla sınırlamıyor; esaretin, korkunun ve güvensizliğin insanın dünyasını nasıl değiştirdiğini de görünür kılıyor.

Hikâyenin ilerleyen bölümünde Kürt güçleri, DAİŞ tarafından esir tutulan Êzidî genç kadınları da kurtarıyor. Zaman geçtikçe Reşo, yaşananları geride bırakmaya ve kendisini kurtaranlarla yakınlaşmaya başlıyor. İkiz bir kardeşinin daha olduğunu anlatması üzerine Kürt güçleri, Şengal’deki ailesiyle iletişime geçerek onları Rojava’ya davet ediyor. Reşo’nun ailesiyle kavuştuğu sahneler, filmin duygusal yoğunluğunun belirgin biçimde arttığı anlar arasında yer alıyor. Uzun süren ayrılığın ardından yaşanan buluşma, savaşın parçaladığı aile bağlarının yeniden kurulma ihtimalini de beraberinde getiriyor.

Ancak hikâye burada sona ermiyor. Filmin başlarında DAİŞ’li emirin yanında esir olarak gördüğümüz çocuğun, Reşo’nun ikiz kardeşi Xêro olduğu ortaya çıkıyor. Böylece filmin iki ayrı anlatı hattı, kardeşlerin hikâyesinde birleşiyor. Başlangıçta birbirinden bağımsız gibi görünen olayların aynı aile dramının parçaları olduğunun anlaşılması, anlatının dramatik etkisini güçlendiriyor. Xêro’nun da kurtarılmasıyla iki kardeşin hikâyesi, esaretin karanlığından kavuşmanın duygusal yoğunluğuna uzanıyor.

Reşo’nun Kürt güçlerine katılmaya karar vermesi ve adını Heval Birako olarak değiştirmesi, filmin ismine de anlam kazandırıyor. Bu karar, karakterin yaşadığı travmanın bir anda ortadan kalktığı anlamına gelmese de onun yaşadıklarının ardından yeni bir yön belirleme çabasını simgeliyor. Böylece film, iki kardeşin başından geçenleri anlatmanın ötesine geçerek bütün Êzidî halkının, insanlığın trajedisine, savaşın ortasında kimlik, aidiyet ve dayanışma meselelerine de dokunuyor.

Genel olarak Heval Birako, paralel anlatısını ortak bir hikâyede buluşturması, gerilimi aşamalı biçimde kurması ve duygusal sahneleriyle izleyiciyi etkileyen bir yapım. Ses tasarımı, ışık kullanımı ve görsel atmosferi, anlatının inandırıcılığını destekliyor. Özellikle esaret, kurtarma ve kavuşma sahneleri, filmin duygusal etkisini artırıyor. Yer yer yoğunlaşan dramatik anlatım, izleyiciyi karakterlerin yaşadığı acılarla doğrudan karşı karşıya getiriyor.

Nazım Daştan’ın kaleme aldığı hikâyeden beslenen film, Êzidî iki kardeşin yaşadıkları üzerinden DAİŞ’in yarattığı yıkımı ve bu yıkımın ardından gelen kurtuluş arayışını beyazperdeye taşıyor. Heval Birako, bu yönüyle yalnızca geçmişte yaşanan bir trajediyi anlatmıyor; aynı zamanda savaşın tanıklığını sinema aracılığıyla hafızada tutmanın önemini de hatırlatıyor.

Filme genel bir anlatı yapıldıktan sonra asıl muhatap olan yönetmenine kulak veriyoruz.

‘İnsanlığın hafızasına kaydedilmiştir’

Yönetmen Numan Yiğit’e, Rakka’nın özgürleştirilmesi için ağır bedeller ödendiğini, ancak sonrasında kentin Kürt güçlerinden alındığını hatırlatarak, dünyanın Rakka için verilen bedelleri görüp görmediğini ve bu konuda ne düşündüğünü sorduk.

Numan Yiğit, şu yanıtı verdi:

“Bu sahne üzerine çalışırken, bu riyakârlığı şahadete giden bir savaşçının geleceğe dönük kuşkuları üzerinden belirtmenin önemli ve gerekli bir eleştiri olacağını düşündüm. Savaşçı, ‘Umarım dünya verdiğimiz bunca bedele layıktır’ derken bunu dile getiriyordu. Trajik olan şu ki bugün Suriye devleti ve Rakka, yine Amerika ve diğer uluslararası güçler tarafından, DAİŞ’ten devşirilen ve aynı ideolojiden beslenen başka bir güce verildi. Tabii ki DAİŞ’e karşı verilen mücadele önemliydi. Mevzu bahis sadece Kürt halkının özgürlüğü değil, insanlığın kendisiydi. Her ne kadar bu riyakârlığa tanıklık etsek de bence Kürt savaşçılarının, insanlığa en karanlık dönemlerinden birini yaşatan IŞİD’i sönümlendirmesi, tarihin ve insanlığın hafızasına kaydedilmiştir.”

Filmin yeterince ilgi görüp görmediğine ilişkin sorumuzu da yanıtlayan Yiğit, filmin yeterince ilgi gördüğünü belirterek şunları dile getirdi:

“Rojava Film Komünü’nün yapımcılığıyla örgütlenen çalışmada, yaklaşık iki aylık hazırlık sürecinin ardından 2024 yılının ağustos ayının ilk haftasında çekimlere başladık. İki ay sonra, ekim ayının ilk haftasında çekimlerimiz bitti. Rakka, Qamişlo ve Amûdê’de çekimler yaptık. 45 günlük bir çekim süresi planlamıştık. Post prodüksiyon süreciyle birlikte filmi 150 bin dolara yakın bir bütçeyle tamamladık. Kendi çalışmalarımın başarısını halkın beğenisi oranında değerlendiren biriyim. Heval Birako, 13 Kasım 2025’te ilk defa Rojava Uluslararası Film Festivali’nde Kürt izleyicisiyle buluştu. Eleştiriler olmakla birlikte filme gösterilen yoğun ilgi ve beğeninin beni mutlu ettiğini belirtebilirim. Kuşkusuz, daha sonraki çalışmalarımı olumlu yönde etkileyecek değerli eleştiriler ve görüşler de geldi. Tabii şimdiye kadar film festival sürecinde olduğu için henüz geniş anlamda halkla buluşmadı. Önümüzdeki aylarda buna dönük planlamalarımız var. Hem Avrupa’da hem de ülkenin diğer bölgelerinde gösterimlerimiz olacak. O zaman izleyicilerin beğenisini, ilgisini ve eleştirilerini daha yakından göreceğiz.”

‘14 festivale seçildi’

Filmin kaç festivale katıldığı ve kaç ödül aldığına ilişkin sorumuzu da yanıtlayan yönetmen Numan Yiğit, şu bilgileri paylaştı:

“Bu yılın sonuna kadar başvurduğumuz birçok festival var. Şimdiye kadar birçok ülkeden yaklaşık 14 festivale resmen seçildi. Bunların bazıları sonuçlandı, bazılarında ise süreç devam ediyor. Süleymaniye Uluslararası Film Festivali’nde aynı anda ‘En İyi Oyuncu’, ‘En İyi Film Müziği’ ve ‘En İyi Ses’ dallarında üç ödül aldı. Sama Uluslararası Film Festivali’nde ise en iyi film dalında özel jüri ödülüne layık görüldü. Finalist ve yarı finalist olduğu bazı festivaller de var. Bu süreç hâlâ devam ediyor. Umarım daha başarılı sonuçlar da alınır.”

‘Türkiye’de de göstermek istiyoruz’

Filmin Türkiye’de de gösterilip gösterilmeyeceği konusunda ise Numan Yiğit, şunları söyledi:

“Türkiye’de de böyle bir planımız var. Arkadaşlarımızla iletişim hâlindeyiz. Genel anlamda Kürt filmlerinin Türkiye’de sinema salonlarında halkla buluşturulmasının önünde politik engeller var. Fakat uygun zaman ve koşullarda bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Sinema salonları olmasa bile uygun mekânlarda filmi izleyiciyle buluşturmak istiyoruz.”
PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Fizik ve Kimya Nobel Ödülleri

Sonraki Haber

İşçileşme yaşı 10 -11’e kadar düştü

Sonraki Haber

İşçileşme yaşı 10 -11'e kadar düştü

SON HABERLER

Ereğli’de tahliyelere engel

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Rüzgârı okuyan devlet

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

İşçileşme yaşı 10 -11’e kadar düştü

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Êzidî kardeşlerin dramından HEVAL BIRAKO’ya

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Fizik ve Kimya Nobel Ödülleri

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Devlet korkuyor

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Mekke Savunma İttifakı’na katılabiliriz

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır