• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
17 Ekim 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Serdar Sincar

Rüzgârı okuyan devlet

17 Ekim 2026 Cumartesi - 23:00
Kategori: Serdar Sincar, Yazarlar

Yükün ağırı Kürtlere düşüyor. Bölge krizsiz gün yaşamıyor ve her kriz yeni bir bekleme gerekçesi oluyor. Kasım geçer, sıra Irak’a gelir; ardından İran’ın iç çalkantısı ya da İsrail-Suriye hattı bekliyor

Serdar Sincar

TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu hafta çerçeve yasaya “üç sigorta” yerleştirdiklerini anlatırken sözü Suriye’deki entegrasyona, oradan da Irak’taki milislerin silahsızlandırılmasına getirdi; beklenen koşullara sessizce bir yenisi eklendi. Cevdet Yılmaz ise “sabır” istiyor. Kimin neyi beklediği sorulduğunda, beklenenin Kürtlerle varılacak bir uzlaşıdan çok bölge haritasının bir sonraki hali olduğu anlaşılıyor.

Aslında bu, sürecin doğum belgesinde de yazılı. Erdoğan 1 Ekim 2024’te İsrail tehdidine işaret edip “iç cephe” çağrısı yaptığında süreç bir dış tehdit diliyle doğdu. Bahçeli’nin 22 Ekim çağrısının ardından hızlı gelişmeler beklenirken, beş hafta sonra HTŞ Halep’e yürüdü ve 8 Aralık’ta BAAS rejimi çöktü. İmralı kapısı aralanırken Tel Rıfat ve Şehba boşaltılıyor, Menbiç düşüyor, Tişrin Barajı Ankara destekli saldırıların hedefi oluyordu. Bu kanlı kış 10 Mart mutabakatına kadar sürdü. Süreç daha ilk adımında Rojava’daki savaşın sonucuna bağlanmıştı: içeride diyalog, dışarıda savaş.

Bu çift hat sonraki ayların ritmini de belirledi. Tehdit büyüdüğünde Ankara hızlanıyordu; Haziran 2025’teki on iki günlük İsrail-İran savaşı “iç cephe” ve “barış” söyleminin en yüksek olduğu anlardan biriydi; İsrail’in Eylül’de Doha’yı vurması da bu dili besledi.

Belirsizlik büyüdüğünde ise Ankara duruyordu; Ocak 2026’daki Rojava saldırısı ve 28 Şubat’ta başlayan İran savaşı boyunca süreç donduruldu; Murat Karayılan bunu açıkça kayda geçirdi. O haftalarda Ankara’nın bütün enerjisi dışarıdaydı: Fidan, Washington’dan İran’daki Kürt gruplarının silahlandırılmayacağına dair güvence aldığını duyururken, içeride süreç ancak İran’da bir Kürt otonomisi ihtimali kapandığında yeniden kıpırdadı.

Kazanım geldiğinde ise Ankara onu önce yeni bir bölgesel kazanıma çeviriyor. Esad’ın düşüşü Rojava’ya saldırıya dönüştü; NATO Ankara Zirvesi’nde Washington’la Suriye konusunda uyum sağlandıktan bir ay sonra çerçeve yasa Meclis’e geldi. Aynı hafta Mekke’de Suudi Arabistan ve Pakistan’la ortak savunma anlaşması imzalandı. İçerideki adım, dışarıdaki konumlanmanın arka cephe düzenlemesi gibi duruyordu.

Yasa, bu ritmi hukuka da yerleştirdi. Uygulamanın MGK “doğrulamasına” bağlanması, her dış gelişmeyi içeride bir bekleme düğmesine çeviriyor. 30 Eylül’deki MGK’dan beklenen karar çıkmadı; bildiride onun yerine “Terörsüz Bölge” formülü vardı. Şimdi sırada 3 Kasım var. Ankara’nın Suriye’deki kazanımları büyük ölçüde Trump’ın kişisel tercihine dayanıyor, oysa Ocak’ta Rojava’da ateşkesi zorlayan Kongre’ydi. Washington’daki denge netleşene kadar beklemek, bu ritmin doğal adımı.

Yükün ağırı Kürtlere düşüyor. Bölge krizsiz gün yaşamıyor ve her kriz yeni bir bekleme gerekçesi oluyor. Kasım geçer, sıra Irak’a gelir; ardından İran’ın iç çalkantısı ya da İsrail-Suriye hattı bekliyor. Bu takvime göre ayar çeken bir siyaset, istemese de “sabır” çağrısının içinde kalır. Üstelik dondurmanın içeride bugün neredeyse hiçbir bedeli yok. Hareket yetkililerinin Kürtlerin üzerine düşeni yaptığını, devletten ise hiçbir adım gelmediğini söylemesi, bu bedelsizliğin en sade ifadesi.

Yelkenciler bilir; rüzgârı kimse yönetemez, teknenin devrilmemesi salmanın ağırlığına bağlıdır. Ankara rüzgârı okuyarak dümen tutuyor. Barışı savunanlara düşen, salmayı ağırlaştırmak, sürecin ağırlık merkezini dışarıdan içeriye taşımak.

Kürtlerin yaşadıkları her yerde emekçilerle, Alevilerle, kadın hareketiyle, ekoloji mücadelesiyle, belediyelerle ve muhafazakar kesimlerin barıştan yana damarıyla kuracağı ittifaklar, barışın kendi seçmenini yaratır. Bu seçmen genişledikçe süreci dondurmanın siyasi maliyeti yükselir. Bugün süreç bir devlet projesi gibi görünüyorsa, bunun bir nedeni de toplumun ona henüz yeterince sahip çıkmamış olması.

İkinci yönelim, kendi takvimini kurmak. Devletin adım attığı pencereler önceden okunabilir. Demokratik entegrasyon yasaları, Önder Apo’nun statüsü, anadil ve yerel yönetimlerin yetkileri, o pencere açıldığında masada hazır ve toplumsallaşmış halde bulunmalı. Ağustos’taki yasanın içeriği büyük ölçüde iktidarın masasında belirlendi; bir dahaki sefere masanın öbür ucunda geniş bir toplumsal irade oturmalı. Pencereyi beklemekle pencereye hazırlanmak arasındaki mesafe, sürecin nesnesi olmakla öznesi olmak arasındaki mesafedir.

Konjonktürün çocuğu olarak kalan bir barış onunla gelir, onunla gider. Toplumun malı olan bir barışı ise rüzgâr kolay kolay devirmez.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İşçileşme yaşı 10 -11’e kadar düştü

Sonraki Haber

Ereğli’de tahliyelere engel

Sonraki Haber

Ereğli’de tahliyelere engel

SON HABERLER

Ereğli’de tahliyelere engel

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Rüzgârı okuyan devlet

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

İşçileşme yaşı 10 -11’e kadar düştü

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Êzidî kardeşlerin dramından HEVAL BIRAKO’ya

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Fizik ve Kimya Nobel Ödülleri

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Devlet korkuyor

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Mekke Savunma İttifakı’na katılabiliriz

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır