• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
26 Mayıs 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

Dr. Mithat İshakoğlu: ABD-Çin ziyareti gelişen savaşın yansıması

26 Mayıs 2026 Salı - 10:40
Kategori: Dünya, Editörün Seçtikleri

ABD-Çin ziyaretinin büyük küresel kapışma öncesi gelişen savaşın yansıması olduğunu belirten Dr. Mithat İshakoğlu, bu durumun Kürt siyasal hareketi için hem tarihsel bir fırsat hem de varoluşsal bir tehdit olduğunu söyledi

ABD-İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat’ta başlattığı savaş iki ayın ardından kırılgan müzakere taslakları ile devam ederken, ABD’nin gerçekleştirdiği diplomatik temaslar küresel çevrelerde tartışılmaya devam ediyor.

Son olarak ABD Başkanı Donald Trump’ın, yaklaşık on yıl aradan sonra Çin’e gerçekleştirdiği ziyaret öne çıkarken, İran ve halkların ABD-Çin masasında pazarlık unsuruna dönüştüğüne yönelik görüşler de artıyor. Ortadoğu’da çoklu aktörlerle süren hegemonik savaşta ise Kürtlerin üçüncü yol stratejisi öne çıkıyor.

Dr. Mithat İshakoğlu

İngiltere merkezli Centre for Kurdish Affairs’in kuruluş sürecinde de yer almış olan akademisyen ve siyasetçi Dr. Mithat İshakoğlu, 13-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleşen ABD-Çin görüşmesini değerlendirdi. Mithat İshakoğlu, ABD-Çin ziyaretinin küresel hegemonya mücadelesi yürüten aktörlerin kendi aralarındaki güç rekabetinin ve Ortadoğu’da derinleşen bölgesel savaşın doğrudan bir yansıması olarak okunması gerektiğini vurguladı.

‘ABD hareket alanını güvence altına alma amacı güdüyor’

Mithat İshakoğlu, ayrıca ABD’nin, İran’a yönelik hamlelerinde öngördüğü stratejik takvimin gerisine düştüğünü ve sahadaki lojistik ile siyasi sınırlarına dayandığını ifade etti. İshakoğlu, ABD’nin bunun ardından Çin ile diplomatik temas kurarak küresel riskleri minimize etme ve hareket alanını güvence altına alma amacı güttüğünü belirtti.

Her iki tarafın da krizin kendi küresel çıkarlarını tehdit edecek boyutlara ulaşmasının önüne geçmek adına asgari bir statüko arayışında olduğunu söyleyen İshakoğlu, görüşmeye ilişkin, “Görüşmeler sonucunda taraflar arasında küresel bir mutabakat sağlanamamış olsa da karşılıklı etki alanlarına doğrudan müdahale edilmemesi yönünde bir uzlaşı öne çıkmıştır. Buradaki temel gerçeklik şudur, küresel diplomasinin ajandası, bölge halklarının demokratik hakları ve refahı üzerine değil; tamamen egemen güçlerin kendi emperyal çıkarlarını maksimize etme ve küresel statükolarını tahkim etme stratejileri üzerine kuruludur” diye konuştu.

‘Kürtlere taktiksel ve konojoktürel bakılıyor’

Yürütülen diplomaside İran’ın ve etrafında şekillenen bölgesel mikro dengelerin müzakerelerde pazarlık unsuru olarak kullanıldığını ifade eden İshakoğlu, “Küresel aktörler, Pasifik’ten Doğu Avrupa’ya uzanan makro ölçekli nüfuz mücadelelerinde avantaj elde etmek ya da stratejik nefes alanları yaratmak adına, Ortadoğu’daki krizleri ve yerel dinamikleri birer koz olarak masaya sürmektedir. Kürt halkı, payına her dönem tasfiye ve göç hareketleri düşen bu kırılgan ve çıkara dayalı paylaşım simülasyonlarını tarihsel hafızasından çok iyi bilmektedir. Washington’ın Kürt aktörlere yönelik dönemsel olarak geliştirdiği mesafeli, pragmatik ve bazen de statükoyu koruyan rasyonel söylemleri şaşırtıcı değildir; bu durum tamamen realizm ilkesi gereği ulusal çıkarların öncelenmesiyle ilgilidir. ABD, İran’a karşı bölgesel bir kuşatma hattı inşa ederken, Türkiye ve Irak gibi yerleşik bölgesel nizamın taşıyıcısı olan devletleri tamamen karşısına almak istememektedir. Bu rasyonel siyaset zemininde Kürtler kalıcı ve stratejik bir müttefik olarak değil; konjonktürel, taktiksel ve araçsal birer partner olarak konumlandırılmaktadır” dedi.

Çin’in dış politikasının “iç işlere müdahale etmeme” yönünde olduğunu belirten İshakoğlu, bu politikanın bölgedeki otoriter rejimlerin, statükonun ve yerleşik hükümetlerin baskıcı pratiklerinin korunması işlevini gördüğünü ifade etti. İshakoğlu, Çin’in de Kürtlerin tarihsel hak ve özgürlük arayışlarını göz ardı ettiğini sözlerine ekledi.

‘Kürt özgürlük dinamiğinin devlet şiddetiyle bastırılmasına zemin hazırlayacak’

İran’da derinleşen krizin yalnızca dışsal askeri baskıların veya iktisadi ambargoların bir sonucu olarak okunamayacağına işaret eden Mithat İshakoğlu, devamında şunları söyledi:

“Bu krizin asıl belirleyici dinamikleri içeride birikmiştir; başta kadınlar ve Kürtler olmak üzere ezilen toplumsal kesimlerin, teokratik otokrasiye ve sosyo-ekonomik sömürüye karşı uzun süredir kesintisiz yürüttüğü meşru toplumsal muhalefetin doğrudan bir çıktısıdır. Küresel güçler ise bu içsel krizi yalnızca kendi jeopolitik çıkarları doğrultusunda manipüle etmeye çalışmaktadır. Eğer Çin, küresel pazarlıkların bir gereği olarak ABD ile uzlaşır ve bölgesel istikrar adına İran rejiminin yapısal olarak çözülmesini ya da demokratik bir dönüşümle iktidardan düşmesini engelleyecek finansal ve lojistik bir koruma kalkanı sağlarsa, bu durum içerideki toplumsal isyanların ve Kürt özgürlük dinamiğinin devlet aygıtı tarafından şiddetle bastırılmasına zemin hazırlayacaktır.”

‘Bölgesel kazanımlarına operasyonlar yapmasına meşruiyet sağlayacak’

Mithat İshakoğlu, ABD-Çin’in küresel kapitalist sistemde rekabet içinde olmalarına rağmen, Hürmüz Boğazı gibi kritik deniz ticareti jeostratejik geçiş yollarının açık kalması noktasında birbirlerine bağımlı olduklarına da dikkat çekerek, “İki gücün bu ticaret güvenliğini sağlama adına geliştireceği olası bir ekonomik konsensüs, bölgeye hakiki bir barış değil, ancak ‘otoriter bir istikrar ve baskı temelli bir sessizlik’ getirebilir. Çünkü uluslararası sermayenin güvenliği ve enerji arzının sürekliliği, halkların kendi kaderini tayin etme hakkından her zaman üstün tutulmaktadır. Bu sermaye odaklı mutabakat, yerleşik rejimlerin Kürtlerin bölgesel kazanımlarına yönelik daha pervasızca operasyonlar yapmasına rasyonel bir meşruiyet sağlayacaktır” dedi.

‘Hem tarihsel bir fırsat alanını hem de varoluşsal bir tehdit’

Mithat İshakoğlu, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla Ortadoğu, emperyalist rasyonalite için büyük küresel kapışma öncesinde bir saha temizliği ve arka bahçeyi disipline etme alanıdır. Washington’ın bu tecrit ve çökertme politikası başarıya ulaşsa dahi, iddia edilenin aksine bölgeye demokratikleşme, istikrar ya da insan hakları evrensel normları gelmeyecektir. Irak, Libya ve Suriye gibi tarihsel örneklerde tecrübe edildiği üzere, müdahalelerin yapısal sonucu yalnızca daha derin etnik-mezhepsel bölünmeler, otorite boşlukları ve kronikleşen vekalet savaşları olacaktır. Kürt siyasal hareketi açısından bu projeksiyon, eş zamanlı olarak hem tarihsel bir fırsat alanını hem de varoluşsal bir tehdidi barındırmaktadır.”

‘Uluslararası arenada özne olmanın yegane yolu’ 

Bu süreçte bir “üçüncü yol” stratejisinin rehber edinilmesinin varoluşsal bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Mithat İshakoğlu, “Üçüncü Yol, yalnızca doktriner ve ideolojik bir mesafeyi ifade etmez; aksine, halkımızın somut ulusal menfaatleri ve beka kaygısı söz konusu olduğunda, uluslararası ilişkiler zemininde son derece pragmatik, rasyonel ve esnek hamleler yapabilme kabiliyetini şart koşar. Arkasında kurumsallaşmış bir devlet aygıtı bulunmayan, egemenlik haklarından yoksun bırakılmış bir halk konumunda olsak da, kendi demokratik ve ulusal çıkarlarımızı merkeze alarak küresel diplomasideki çatlakları ve çelişkileri doğru okumalı, konjonktürel diplomasi yürütmeyi ve ilişkileri araçsallaştırmayı bir reel-politik enstrüman olarak yetkinlikle uygulamalıyız. Uluslararası arenada özne olmanın yegane yolu, sahadaki meşru öz güç ile masadaki diplomatik esnekliği diyalektik bir bağla birleştirebilmektir. Ortadoğu’da Sykes-Picot’tan bu yana ertelenen ve bastırılan meseleler de artık aynı eski yöntemlerle yönetilemez” şeklinde konuştu.

Haber: Deniz Karabudak \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Süveyda’dan Şam’a giden bir aile çocuklarıyla birlikte kaçırıldı

Sonraki Haber

Ertekin: Yargı politik mücadelenin aracı oldu

Sonraki Haber

Ertekin: Yargı politik mücadelenin aracı oldu

SON HABERLER

Duran Kalkan: 27 Mart’ta mutabık kalınan yol haritası işletilmedi

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Kızının mezarı için 10 yıldır aynı yolda

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Köykent Projesi’nden geriye kalan ‘yıkım’: Önce zorla getirdiler, şimdi de çıkın diyorlar

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

CHP’nin internet sitesinden PM ve MYK üyelerinin isimleri kaldırıldı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Ertekin: Yargı politik mücadelenin aracı oldu

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Dr. Mithat İshakoğlu: ABD-Çin ziyareti gelişen savaşın yansıması

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Süveyda’dan Şam’a giden bir aile çocuklarıyla birlikte kaçırıldı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır