Veliler, çocuklarını göndermekte tereddüt ederken, eğitimciler yaşananların yalnızca güvenlik tedbirleriyle açıklanamayacağını söyledi
Eğitim Sen Maraş Şube Başkanı İsmail Tekardıç, ‘Hiç kimse çocuğunu böyle bir ortamda gönül rahatlığıyla okula gönderemez. Aynı tereddütler biz eğitimcilerde de var
Urfa’nın Siverek ilçesinde 14 Nisan’da Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde düzenlenen silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Saldırıyı gerçekleştiren öğrenci yaşamına son verdi. 15 Nisan’da ise Maraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleşen saldırıda 1 öğretmen ve 8 öğrenci hayatını kaybetti; saldırgan da yaşamını yitirdi. Bunun üzerine eğitimciler eylemler düzenlerken, yetkililerden somut bir adım gelmemesi tepkileri artırıyor. Eğitim Sen Maraş Şube Başkanı İsmail Tekardıç, yaşananların artık çok daha ağır bir boyuta ulaştığını vurgulayarak, “Fatma Nur Çelik öğretmenimizin katledilmesiyle başlayan süreç, Siverek ve Maraş’ta büyük katliamlarla devam etti. Bu tablo insanlık adına utanç verici. Artık herkes şapkasını önüne koymalı. Eğitim camiası, iktidar, Milli Eğitim Bakanlığı, emniyet… Herkes sorumluluğunu düşünmeli. Bu olaylardan bir ders çıkarılmalı. Ama ne yazık ki böyle bir irade göremiyoruz” dedi.
Şiddet artık bir ifade biçimi haline geliyor
Şiddetin artmasının temelinde derin bir umutsuzluk yattığını belirten İsmail Tekardıç, şunları söyledi: “Bugün gençler kendilerini gelecekte bir yerde konumlandıramıyor. ‘Çalışırsam başarırım’ duygusu zayıflamış durumda. Kendi emeğiyle bir yere gelebileceğine inanmayan bir gençlik var. Bu çok tehlikeli bir kırılma. Çünkü bu durumda gençler kendini kanıtlayacak başka yollar arıyor. Bu da bazen şiddet oluyor, bazen suç örgütleri oluyor. Toplumda şiddetin bu kadar görünür olması, dizilerden sosyal medyaya kadar yaygınlaşması da etkili. Çocuk evde gördüğünü dışarıda uyguluyor. Şiddet artık bir ifade biçimi haline geliyor.”
Sadece güvenlik ile çözülmez
Okullarda alınacak güvenlik önlemlerinin tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan İsmail Tekardıç, “Okula güvenlik görevlisi koyarak bu sorunu çözemezsiniz. Bu çok daha derin bir mesele. Bu bir zihniyet sorunu. Eğitimin içeriğini, yaklaşımını, çocuklara sunduğu dünyayı yeniden düşünmek zorundayız. Bu çocuklar neden bu noktaya geliyor? Neyi eksik yaşıyorlar? Neden kendilerini yalnız hissediyorlar? Bunları konuşmadan çözüm üretilemez” diye konuştu.

Saldırgan profiline dair gözlemlerini de paylaşan İsmail Tekardıç şunları söyledi: “Bu çocuklara baktığımızda genelde içine kapanık, sosyal ilişkileri zayıf, kendi dünyasında yaşayan bireyler görüyoruz. Ama biz eğitimciler olarak bile çoğu zaman bu çocukların ne yaşadığını tam olarak takip edemiyoruz. Ailede, okulda, toplumda çözüm bulamayan çocuk, çözümü başka yerlerde arıyor. Şiddeti, katliamı, ölümü, acıyı, intiharı, uyuşturucuyu çözüm görüyor. Yakınında bulamadığı çözümü uzakta arıyor.”
Bu, toplumun sorunu
İsmail Tekardıç, bireysel silahlanmanın geldiği noktaya dikkat çekerek, “Bir öğrencinin elinde birden fazla silahla okula girebilmesi başlı başına bir felaket. Bu sadece bireysel bir sorun değil. Bu toplumun sorunu. Bu çocuklar bu toplumda yetişiyor. Toplumda kullanılan dil, kutuplaşma, düşmanlaştırma, bunların hepsi çocuklara yansıyor. Çocuk kendine bir ‘düşman’ yaratıyor. Bu çok tehlikeli bir durum” uyarısında bulundu.
Okullardaki tarikatlar
Okullarda çocukların gelişimini destekleyecek sosyal faaliyetlerin hayati önemde olduğunu vurgulayan İsmail Tekardıç, mevcut uygulamalara şu sözlerle tepki gösterdi: “Çocuklar müzikle, sporla, resimle, sanatla buluşmalı. Sosyal faaliyet dediğimiz şey budur. Ama bugün geldiğimiz noktada Bakanlık, bu alanı cemaatlerin ve tarikatların fikirlerini okullara taşımak için kullanıyor. Ne olduğunu bilmediğimiz yapılar, yapılan protokollerle çok rahat şekilde okullara giriyor. Kendi ideolojilerini, hayata bakışlarını çocuklara empoze ediyorlar. Bu anlayış, çocukları topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmek yerine, bir ‘tarafın’ parçası haline getiriyor.. Cemaat ve tarikatlar içindeki şiddet ve taciz olayları defalarca ortaya çıktı. Buna rağmen üzeri kapatıldı. Bu yapılar ve bu zihniyet, bugün yaşananların zeminini hazırlıyor. Bakanlık ise buna kulak tıkıyor, yetkililer bu yapıları koruyor.”
Maraş’ta sessizlik ve öfke var
Saldırının ardından Maraş’ta oluşan atmosferi anlatan Tekardıç, yaşanan travmanın çok derin olduğunu belirtti. Aileler, çocuklar ve eğitimcilerde büyük bir umutsuzluk ve belirsizlik olduğunun altını çizdi. Tekardıç, “Saldırının üzerinden üç gün geçti ama hala kentte büyük bir sessizlik, öfke ve derin bir düşünce var” dedi.
Velilere güven veremiyoruz
Aynı zamanda bir okulda müdür yardımcısı olan İsmail Tekardıç, velilerle yaptığı görüşmelerin tabloyu açıkça ortaya koyduğunu söyleyerek, şunları paylaştı: “Veliler beni arayıp ‘Hocam, okullar için iki gün tatil verdiler ama biz pazartesi ve diğer hafta da çocuklarımızı göndermek istemiyoruz’ dediler. Ben bir eğitimci olarak gönül rahatlığıyla ‘Gelin, okullarda hiçbir sıkıntı olmaz. Biz buradayız, bir şey olmaz’ diyemedim. Bunu söylemeye cesaret edemedim. Çünkü biz de aynı kaygıyı yaşıyoruz. Aileler haklı. Hiç kimse çocuğunu böyle bir ortamda gönül rahatlığıyla okula gönderemez. Aynı tereddütler biz eğitimcilerde de var. İnsanlar bir şeyin değişmeyeceğini düşünüyor. Yarın her şey normalmiş gibi davranılacağını biliyor. İstifa yok, sorumluluk alan yok, çözüm yok. İnsanlar yine kendi kaygılarıyla, öfkeleriyle, acılarıyla baş başa bırakılıyor.”
Çözüm iradesi yok
İsmail Tekardıç, yaşananlara rağmen yetkililerden somut bir adım gelmemesini de eleştirerek, şunları ifade etti: “Nerede hata yaptık, nasıl düzeltebiliriz? diye sorulmuyor. Bu da mevcut sistemin aynen devam edeceği mesajını veriyor. Bu yüzden hem halkta hem de eğitim camiasında ciddi bir umutsuzluk var. Artık çözüm üretmek için gerçek bir irade ortaya konulmalı. Aksi halde bu olayların tekrar etmesinden endişe ediyoruz. Çocuklarımızın güvenli bir şekilde okula gidebildiği bir sistem kurulmalı. Eğitim, cemaatçi ya da dayatmacı değil, özgürlükçü bir anlayışla yeniden şekillenmeli. Çocukların şiddeti değil, birlikte yaşamayı öğrendiği bir eğitim sistemi kurmak zorundayız. Bunun için de mevcut anlayışın değişmesi gerekiyor.”
Çözüm bu mu?
“İktidar, yetkililer bu kafayla, mantıkla hareket ettikçe maalesef biz bu olayların daha fazla olacağından endişe ediyoruz” diyen İsmail Tekardıç, şunları ekledi: “Bugün binlerce eğitimci Ankara’da ‘Yaşam Nöbeti’ tutuyor, çözüm arıyor. Ama yetkililerden tek bir somut adım göremedik. ‘Hata yaptık, birlikte çözelim’ diyen yok. İstifa yok, çözüm yok. Üstelik çözüm arayan eğitimciler bile şiddetle karşılaşıyor. Okulda şiddet, dışarıda şiddet… Böyle bir ortamda sorunun çözülmesi daha da zorlaşıyor.”
Kaynak: Yeni Özgür Politika Gazetesi









