• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Ekim 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Geriye ne kalacak?-Ferda Koç

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2019
Kategori: Yazarlar
0
Paylaşım
12
Görüntüleme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

ABD 1990’da Körfez Savaşı ile başlattığı bölgesel saldırı sürecini sürdüremez hale geldi. Suriye’den çekilme kararından sonra Afganistan’da Taliban’la masaya oturdu. ABD’nin Ortadoğu’daki kirli savaş siyaseti çöküyor.

Ama ABD’nin bu “düşüşü” karşısında bir “yükselen” devrimci alternatif, bölgesel devrimci süreç” var mı? Yok!

Üzerinden “Ortadoğu Devrimci Çemberi” hayalleri kurulan devrimci süreçler çökeli çok oldu. Ne THKP’siyle, THKO’suyla ve onları izleyen Devrimci Yol’u, TDKP’si, Kurtuluş’u, Devrimci Sol’u ile Türkiye devrimci hareketi var, ne Fedayin’le İran devrimci hareketi, ne FHKC’si, FDHC’si ile Filistin devrimci hareketi ve hatta ne “Red Cephesi” ne TKP, ne TUDEH. Bütün bölgede “ilerleyebilen” tek ilerici hareket var, Kuzeyin ve Batı’nın Kürt hareketi; o da bölgesel bir devrimci süreci yaratmaya değil kendi varlığını, konumunu sağlama almaya odaklanmış durumda.

ABD emperyalizmini durduran komünistlerin, devrimcilerin, milliyetçi devrimcilerin önderliğindeki halk direnişleri olmayınca, rakip emperyalistlerin yerel iktidar kastlarıyla oluşturduğu direnç belirleyici olunca, “dış müdahaleye karşı direniş”, anti-emperyalist, demokratik bir halk devrimi muhtevası kazanmıyor.

Bu yüzden ABD Vietnam’dan, Kamboçya’dan, Laos’tan kaçıp gittiği gibi teker meker yuvarlanmıyor. ABD’nin kirli savaşlarla bölgenin patronu olma hayali kararıyor, “süngüsü düşüyor” ama yıkılıp gitmiyor. Suriye’nin içinden çıkıp sınırına yerleşmenin hesabını yapıyor, olmazsa Irak’taki üslerinde sotaya yatmayı planlıyor, Afganistan’da konumunu “mandater” olarak korumaya uğraşıyor, İran’ı taciz etmekten vazgeçmiyor…

ABD kısmen “inine çekilirken” “meydanda” kalanlar kimler? Yükselen yeni emperyalist Rusya, İran’ın Mollalar rejimi, Esad’ın BAAS’ı, Filistin’de HAMAS ve FKÖ çürümüşlüğü, “devletimsi”lere parçalanmış Irak’ın “siyasi derebeylikleri”, Erdoğan’ın çürümüşler diktası, Cihadcı çeteler(i) ve tabii ki İsrail ve, Sisi’si, Suudileri, Katar’ıyla gerici Arap rejimleri.

Bu yüzden emperyalizmin bölge siyaseti karşısında devrimci bir alternatif olmadan çökünce “güzel günler görmeye” yaklaşmıyoruz. Yıllar sonra bu dönemin, ABD emperyalizminin birkaç adım geri çekilip gücünü toparladıktan sonra dönüşünün muhteşem olması için sahneyi olgunlaşmaya bıraktığı bir devre arası olarak anlam kazanması da mümkün; bölgesel emperyalist hegemonyanın el değiştirdiği, bir sömürgecilik sisteminin yerini bir başka sömürgecilik sisteminin aldığı bir geçiş sürecinin başlangıcı olarak anılması da mantıksal olasılıklar arasında. Tabii daha başka birçok gerici, yıkıcı alternatif de var. Türkiye’de açık faşizmin iktidar odaklarına olmadık palavraları attıran da bu cehennemi tablo.

Bölge siyasetindeki bu tablonun bir benzeri, Türkiye’de neoliberal/betonist birikim rejiminin çöküşünde tekrarlanıyor. Proleterleşen kamu çalışanlarının, kamu işyerlerindeki taşeron işçilerin hareketleri güdümlendikten, halkın hakları mücadeleleri püskürtüldükten, laiklik mücadelesi devlete teslim edilip değersizleştirildikten sonra gelen bu çöküş, toplumda ilerici bir sıçramanın zeminlerini çoğaltmıyor. Soğanın kırdığı rekor patlıcan biberle fersah fersah aşılırken, diktatörlük koşulları altında gidilen yerel seçimler zemininde anaakım muhalefet, “işbirliğine hazır”, “uzlaşmacı”, “meşrulaştırıcı”, “(oyun olsun da) oyunu her kuralla/hatta kuralsız oynamaya hazır” bir tutumu benimseyerek karaktersizliğin zirvelerini yokluyor.

Sosyalist, devrimci muhalefetin “hiçbir şey olmamış gibi” davranarak varlığını sürdürmesinin artık mümkün olmadığı, bu hareket biçiminin solu yokedici bir çürümeye sürükleyeceği zamanlarda yaşıyoruz. Aklın kötümser olduğu böyle zamanlarda ancak irade iyimser olabilir.

“Yeniden başlama”yı konuşacağımız zamanlara bir kez daha geldik gibi görünüyor.

Önceki Haber

‘Bedava toplu ulaşım’ kim diyorsa oyum ona-Metin Yeğin

Sonraki Haber

Dünyanın gri halleri-Azad Barış

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Fransa ve politika

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

“Sıkıysa gelip yaşasınlar benim dokuz metrekare evimde. Az önce bir polis vardı. Ona böyle yaşanamayacağını anlatıyordum. O da abarttığımızı söylüyordu....

Eşit yurttaşlığın cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Dar kalıpları aşarak demokratik bir gelecek için ortak hareket hiç bu kadar elzem olmamıştı. “Yeni Toplumsal Sözleşme” için bir dakika...

Fransa’da yakılan kıvılcım aleve dönüşür mü?

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Fransa’da liselilerin başlattığı, üniversite öğrencilerinin, öğretmenlerin, velilerin, göçmenlerin, sol örgütlerin, işçi sendikalarının da katıldığı ve diğer Avrupa ülkelerine de yayılan...

İstanbul Barosu’nda demokratik değişime devam…

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ekim 2026

İstanbul Barosu’nun geleceğini belirleyecek olan vatan ve millet söylemlerinin yüksekliği değil; ortak kaynakların nasıl yönetildiği, farklı görüşlerin ne kadar temsil...

Burjuva medyasının lağım kokan nefesi…

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ekim 2026

Bugünlerde dijital medyada yayınlanan isyan resimleri egemen sınıfları çılgına döndürüyor. Arjantin, Arnavutluk, Belçika, Brezilya, Fransa, İspanya ve İtalya sokakları protesto...

Aleviler barışın neresinde olmalı 

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ekim 2026

İçinden geçtiğimiz dönem, Türkiye'nin siyasal ve toplumsal geleceği açısından önemli bir eşiktir. Uzun yıllardır çözülemeyen sorunların, çatışmanın ve toplumsal kutuplaşmanın...

Sonraki Haber

Dünyanın gri halleri-Azad Barış

Kafadan körlük-Hicri İzgören

Nükleer endüstrinin manipülatif ikna aracı çocuklar-Pınar Demircan

Şahinderesi Kanyonu’na teras

Öfkeli ve hüzünlü şarkı sözlerinde artış!

SON HABERLER

Fransa ve politika

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

İçtiğiniz kahveye dikkat!

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Arzoxlî’de sit alanına GES

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Eşit yurttaşlığın cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Kanada ile nükleer flörtü

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Fransa’da yakılan kıvılcım aleve dönüşür mü?

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

‘Rojava’daki üniversitelerin statüsü korunsun’

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır