• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Mayıs 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Dr. Hayri Hazargöl

Hareket Yönetimi toplantısının gösterdikleri

6 Mayıs 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Dr. Hayri Hazargöl, Manşet, Yazarlar

PKK, Rêber Apo’nun demokratik toplum çağrısında belirttiği amaçların gerçekleşmesinin önünü açmak için kendini feshetmiş ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırmıştır. Dünyanın başka bir yerinde görülmeyecek cesaretli ve radikal adımlar atmıştır

Dr. Hayri Hazargöl

PKK’nin 12. Kongresinde fesih ve silahlı mücadelenin sonlandırılması kararının 1. yıldönümünde Hareket Yönetimi adına bir basın toplantısı yapıldı. PKK’nin 12. Kongresinden bu yana Kürt tarafının yaptıkları ve devletin attığı ya da atmadığı adımlar konuşuldu. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın inisiyatifinde yürütülen barış ve demokratik toplum sürecinin tıkanıp tıkanmadığı tartışmalarının yapıldığı bir süreçte, bu önemli bir toplantı oldu ve önemli mesajlar verildi.

Aslında bu süreç bir buçuk yıldır gündemde. Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’yla bu süreç hızlanmıştır. 27 Şubat çağrısı sadece PKK’nin feshi ve silahlı mücadelenin durdurulması çağrısı değildi; Kürt inkârının demokratikleşme temelinde sonlandırılıp Kürt varlığının ve haklarının da tanınması gerektiğine de vurgu yapılıyordu.

PKK, Rêber Apo’nun demokratik toplum çağrısında belirttiği amaçların gerçekleşmesinin önünü açmak için kendini feshetmiş ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırmıştır. Dünyanın başka bir yerinde görülmeyecek cesaretli ve radikal adımlar atmıştır. 30 gerillanın silah yakması ve çatışma riski olan alanlardan gerilla güçlerini çekmesi Türk devletinin adım atmasına güçlü bir zemin yaratmıştır. Silah yakma eylemiyle yasal ve hukuki adımlar atılırsa sadece silah yakma değil, Türkiye’de demokratik siyaset yapma irade ve kararlılığında olunduğu da vurgulanmıştır. 11 Temmuz’da silah yakma töreni sırasında okunan belgede bunlar da belirtilmiştir. Ancak 5 Mayıs 2026’da yapılan basın toplantısında hem okunan metinde hem de sorulara verilen cevaplarda görüldüğü gibi Türk devleti süreci geliştirecek ve hızlandıracak adımlar atmamıştır.

Kürt sorununun yasal ve hukuki adımlar atılmadan çözülemeyeceğini herkes bilmektedir. Yüz yıldır Kürtlerin devletle yaşadığı kopukluk ancak Kürt varlığını ve özgürlüğünü tanıyan yasal adımlarla giderilebilir. Kürt Halk Önderi’nin belirttiği gibi Kürtler şimdi yasa ve hukuk dışıdır. Bu durum da ancak Kürt varlığını ve haklarını tanıyan yasalarla aşılır. Yüz yıllık Kürt sorununun esasında bu gerçeklik yatmaktadır.

Kürt varlığını tanımak onun siyasi iradesini tanımakla olur. Şu anda devlet hâlâ Kürtlerin önderim ve baş müzakerecim, dediği Abdullah Öcalan’ın siyasi konumunu ve statüsünü belirlemiş ve tanımış değil. Fiili yürüyen görüşmeler resmi muhataplığa dönüşmelidir ki, süreç ilerlesin, Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme açısından bir anlam taşısın. İmralı, resmi muhatap haline gelir, özgür çalışır konuma kavuşursa o zaman Türk devletinin çözüm iradesi olduğu görülür ve süreç hızlanır.

Medya Savunma Alanlarında yapılan basın toplantısında Hareket Yönetimi’nin yaptığı açıklama ve sorulara verilen cevaplar bu konuya vurgu yapmaktadır. İmralı’da Abdullah Öcalan’ın siyasi konumu belli olursa ve bir taraf olarak çalışmalarını yürütürse barış ve demokratik toplum sürecine destek fazlasıyla artar.

Herkes doğrudan İmralı’nın ne söylediğini duymak ve öğrenmek istiyor. Görüşme notları konusunda DEM heyetinin açıklamaları olsa da kamuoyu doğrudan Öcalan’ı duymak istiyor. Basına sızan görüşme notlarında belirtilenler doğru olsa dahi tartışma konusu oluyor. Bu açıdan da gazetecilerin, aydınların ve siyasetçilerin Abdullah Öcalan’la yüz yüze görüşme yapmaları bu süreç açısından çok önemli olacaktır.

Eğer iktidar süreç ilerliyor, tıkanma yok, diyorsa, o zaman İmralı konusunda adımlar atması gerekir. Kürtlerin baş müzakerecisi Abdullah Öcalan’ın görüş ve önerilerini açık biçimde kamuoyuna sunması olursa o zaman süreç ilerliyor sözü inandırıcı olur. Bu açıdan iktidara sorumluluk düşmektedir.

Hareket Yönetimi olarak 5 Mayıs basın toplantısında ortaya konulan tutumda barış ve demokratik toplum sürecini geliştirme iradesi ve ısrarı görüldü. Ancak bu toplantıda iktidara yönelik ciddi eleştiriler yapıldı. O zaman iktidar bu açıklama ve değerlendirmeleri dikkate almalı, özellikle İmralı konusunda beklenen adımları atmalıdır.

İmralı’nın konumu ve statüsü belli olmazsa, bu, muhataplık, dolayısıyla süreç konusunda hükümetin yaklaşımlarını sorgulatır. Türkiye’nin en temel sorununda muhataplığa doğru yaklaşmayanın Kürt varlığının ve özgürlüğünün hukuk içine alınması konusunda iradesi olup olmadığı sorgulanır.

Sürecin gelişmesinin anahtarı olacak muhatabın statüsünün netleştirilmemesi ister istemez süreç tıkanıyor mu, ya da donduruldu mu sorularını akıllara getirir.

Süreç hâlâ sonlanmamış; ancak ilerletilmesi ve olumlu sonuca doğru götürülmesi konusunda öncelikli olan konularda adıma atılması gerekir. Şimdiye kadar yürütülen fiili görüşme ve ilişkiler artık siyasi karar ve yasal adımlara evirilmelidir.

Tayyip Erdoğan’ın, hükümet toplantısı sonrası yaptığı açıklamalarda sürece hiç değinmemesi, Hareket Yönetimi adına yapılan açıklama ve değerlendirmelerin boşuna olmadığını gösteriyor.

Demokratik toplum sürecinin gelişmesi için adım atma sırası devlettedir. Bugüne kadar silah taşıyanların Türkiye’ye dönmesi için de demokratik siyasetin engelsiz, amasız, fakatsız özgürce yapılacağı bir hukuki sistem ve siyasi ortamın yaratılması gerektiği de açıktır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Bir bilanço ve bir karikatür

Sonraki Haber

Kulüpten komüne Amedspor

Sonraki Haber

Kulüpten komüne Amedspor

SON HABERLER

Bolu Belediyesi soruşturması: Tanju Özcan hakkında 263 yıla hapis cezası istendi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

‘Barış için adım at’ yürüyüşüne çağrı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

 Gimgim’’de JES’e karşı nöbet 11’inci gününde

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

DEM Partili Oluç: Vakit kaybetmeden ‘barış yasası’ çıkarılmalı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Kürtler ve Aleviler hedefte: Suriye’de Nisan’dan bu yana en az 69 keyfi gözaltı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Filipinler Senatosu’nda silah sesleri duyuldu

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Cizîr’de kaçırıldıktan sonra tutuklanan Ramazan Kalkan tahliye edildi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır