Amedspor tüm zorlukları aşarak Süper Lig’e çıktı ve Kürtlere uzun süredir hasret kaldıkları kitlesel bir mutluluk yaşattı. Bu mutluluğun kaynağı bilinen futbol fanatizminin ötesinde kendi rüyasının peşinden gidenlerin kritik bir eşiği aşmasıyla ilgiliydi. Kürtler için bir fenomene dönüşen Amedspor politik bir meselenin uzantısı olmanın yanında kentin ve bölgenin gündemini belirleyen sosyolojik bir olgu haline gelmişti. Süper Lig’e çıkmasıyla bu olgu daha da görünür hale gelecek gibi. Rasyonel bir çözüme kavuşamayan Kürt meselesi birçok şeyde olduğu gibi Amedspor’u da politikleştirdi. Bir tuzluğun bile politikleştiği yerde sporun politikleşmemesi abes olurdu. Takımın adını, Diyarbakır’ın eski isimlerinden biri olan Amed’ten alması ve bu ismin Kürtler arasındaki sembolik karşılığı taraftarın takım ile ilişkisini politikleştiren kurucu bağ oldu. Amedspor ismi ilk günden bu yana milyonlarca taraftar için apayrı bir heyecan, ırkçılar için eziyete dönüştü.
Amed ismiyle spor endüstrisine dahil olmak öyle kolay olmadı. Kürt siyaseti nasıl ki siyasal ve sosyal hayatın içinde yıllarca önyargılarla boğuşup negatif kavramlarla etiketlendiyse Amedspor da yeşil sahalarda aynı çirkinliklere maruz kaldı. Kürt halkının gündelik hayatın içinde karşılaştığı ırkçı ve ötekileştirici saldırıların bir benzeri Amedspor kulübüne yaşattırıldı. Bu bakımdan Amedspor’un hikâyesi Kürtlerin hikâyesi, kaderi Kürtlerin kaderidir. Toplumun Amedspor’u sahiplenme biçimi de bu hakikatten koordinatlarını almıştır.
Adının da ötesinde şehir olarak Amed, doksanlı yılların başından bu yana Kürt meselesiyle iç içe politikleşen bir kent haline geldi. Politik kimliği ve duruşu bahane edilerek Amedspor’a ve taraftarına yıllarca “potansiyel suçlu” muamelesi yapıldı. Sokaktan, zindandan, fabrikadan, tarladan tribüne gelmiş taraftar kitlesini suçlulaştırmak, onlara defolu yurttaş muamelesi yapmak, Kürtlere karşı yapılan ırkçılığın spor endüstrisine sıçramasının en somut örnekleri olarak tarihe geçti. Özellikle “beyaz toros” örneği hiçbir zaman hafızalardan silinmeyecek.
Takıma ve taraftara yönelik ön yargılardan dolayı yıllardır Amed’te yapılan her maç öncesi ve sonrası büyük ve riskli bir “olay” olacakmış gibi stadın etrafına onlarca TOMA ve kolluk kuvveti yerleştirilirdi. Bununla da yetinmez, şehrin birçok noktasında benzer güvenlikçi uygulamalar devreye girerdi. TOMA ve kolluk gücü kentin her yerine yerleşmişse o gün ya Amedspor’un maçı vardır ya da politik bir eylem. İkisi de yoksa o zaman Amed’ten devlet geçmektedir.
Sistemin stratejisi düz, önyargılı, etiketçi, güvenlikçi, kışkırtıcıyken taraftar ve halk birçok şeyin bilincindeydi. Bu bilinç, Amedspor’u sadece bir kentin değil bir halkın takımı haline getirdi. Böylece kitlesel kimliğin inşasıyla dayatılan kötü imaj da adım adım yıkılmış oldu. Sahada ve tribünde kimlikle uyumlu pratikler, Amedspor’a kadınından erkeğine, yaşlısından gencine, siyasetçisinden iş çevresine, sağcısından solcusuna, laikinden dindarına geniş yelpazede bir taraftar kitlesi kazandırdı. Amedspor devletin geleneksel Kürt politikasına maruz kaldıkça Kürtler takımın etrafında kenetlendi. Farklı dünya görüşlerine sahip olsalar da günün sonunda Kürt halkının kahiri ekseriyeti için Amedspor ortak bir aidiyete dönüştü.
Taraftar hiç bir koşulda geri çekilmeyerek kulüp sevgisinin yenmeye-yenilmeye odaklı bir motivasyon olmadığını ıspatladı. Zaman içinde Amedspor hiçbir koşula boyun eğmeyenlerin, asla vazgeçmeyenlerin büyük sabrı ve emeğiyle büyüyen bir hikayenin parçası oldu. Sempati, yoğun akışın ve zorlu tarihin içinde şekillendi. Sevgi, bağlılık ve sadakat motivasyonları salt zaferlerle sınırlı kalmadı. Hikayenin içinde kalmak, bir arada durmak; kolektif neşe, hüzün ve ortak değer yaratabilmek öncelikli hale geldi.
Kürt meselesinin henüz rasyonel bir çözüme kavuşamadığı bu eşikte ulusal ve kültürel sembollerin futbol endüstrisi ile içe içe geçmesi tüm Amedsporluları kaygılandıran temel bir risktir. Bu riskin farkındalığıyla yürüyebilmek Amedspor’un kimliğine denk düşen bir duruş olacaktır. Bu politik riski hep birlikte aşabiliriz. Kim bilir belki de Amedspor taraftarıyla, futboluyla, fikriyatıyla spora ve ortak yaşama yepyeni bir felsefe kazandırır. Hayırlısı diyelim! Amedspor’un başarısıyla bizlere kitlesel bir mutluluk yaşatan ve zor eşiklerin aşılmasında belirleyici olan komün ruhuna selam olsun.









