İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, daha önce Keir Starmer döneminde basından gizlenen Ortak İstihbarat Komitesi raporunun verilerini paylaşarak yaklaşan El Niño krizinin ve ekosistem çöküşlerinin ülkelerin ulusal güvenliğini tehdit ettiğini açıkladı, raporun sansürlü olmayan tam versiyonu hâlâ kamuoyuna yansıtılmadı
Ed Miliband, New York’ta gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yapılan kapalı toplantıda Avrupa Birliği, Kenya ve diğer ülkelerin dışişleri bakanlarını iklim krizinin ulusal güvenlik üzerindeki etkileri konusunda uyardı. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İngiliz istihbarat başkanlarının hazırladığı ve doğal sistemlerin çöküşünün çatışma, göç ve gıda kıtlığına yol açacağını ortaya koyan gizli raporun bulgularını mevkidaşlarına sundu. Sunulan raporda, Amazon ve Kongo yağmur ormanları gibi küresel ekosistemlerin çöküşünün dünya genelinde savunma ve güvenlik dengelerini sarsacağı vurgulandı.
Yaklaşan ve iklim çöküşüyle perçinlenen El Niño felaketinin dünya gıda sisteminin dayanıklılığını hiç olmadığı kadar sınayacağı vurgusu yapılan toplantı, dışişleri bakanlıkları arasında yapılan bu nitelikteki ilk toplantı olma özelliğini taşıyor. The Guardian’ın aktardığı habere göre toplantıda Ed Miliband şu sözleri aktardı:
“Şu anda, şimdiye kadar kaydedilmiş en şiddetli El Niño olacağı öngörülen bir durumla karşı karşıyayız. Bu durum, sınırların ötesine yayılan ve birbirini tetikleyen iklim şoklarını daha da şiddetlendirecek; gıda ve su güvenliğini tehdit edecek, toplulukları yerinden edecek, piyasalar üzerinde baskı oluşturacak ve ekonomilere zarar verecektir.”
İklim güvenlik raporu kamuoyundan gizlendi
Guardian’ın ortaya koyduğu araştırmaya göre Ortak İstihbarat Komitesi (JIC) raporu, geçtiğimiz Ekim ayında İngiliz hükümeti tarafından engellendi. Ocak ayında Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası kapsamında raporun sansürlü bir versiyonu yayınlandı, ancak hükümet, raporun tam metninin kamuoyuna açıklanması yönündeki taleplere kulak asmamaya devam ediyor.
Emekli general ve güvenlik uzmanı Richard Nugee, Guardian’a verdiği demeçte, hükümetlerin iklim sorununu, düşman devletlerin sabotajı gibi ulusal güvenliğe yönelik diğer tehditler gibi ele alması gerektiğini söyledi.
Küresel sermayenin ekolojik çöküş krizini fırsata çevirdiği koşullarda, hükümetler ve BM gibi uluslararası kuruluşların örgütlediği mekanizmalar bu krizlere toplumsal çözümler sunmak yerine iklim krizini finansallaştırmakla meşgul. Yıllardır Taraflar Konferansının (COP) büyük sermayelere bağlı lobi gruplarının ve egemenlik sahalarını, git gide erişimi zorlaşan kaynaklara erişimi kolaylaştırmnanın pazarlıklarını yapmak için bir platform olarak kullanıldığı biliniyor.
Richard Nugee, halk için kritik ve yaşamsal bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmamasını şu sözlerle gerekçelendirdi:
“Bir köprü yıkılırsa, bunun [dış bir güç] tarafından mı yoksa iklim olayları tarafından mı yapıldığı fark etmez, hepsinin etkisi aynıdır. İklim krizi gıda güvenliğini, enerji güvenliğini ve su güvenliğini etkileyecek; göçlere yol açacak ve potansiyel olarak çiftçilerin silahlı gruplara katılmalarına neden olacaktır. Devletler bunu kesinlikle bir ulusal güvenlik meselesi olarak ele almalıdır.”
Nugee, güvenlik raporlarının yayınlanmasının “çok nadir” olduğu için JIC raporunun gizlenmesi ve sansürlenmesinin şaşırtıcı olmadığını da belirtti.
İklim krizinde devletlerin yükselttiği güvenlikçi söylem
2000’lerin başından itibaren sürekli devam eden küresel finans ve kaynak krizine ABD başta olmak üzere birçok egemen devlet, çok çeşitli güvenlik söylemleriyle sürekli Ortadoğu, Latin Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya ülkesinde halkların kendi yolunu çizme çabalarına müdahale ederek sık sık kaynaklarına el koydu. 30 yıldır toplanan ve bu yıl 31’incisi bir ay sonra Türkiye’de düzenlenecek olan COP da, “iklim finansmanı” ve “adil dönüşüm” gibi çeşitli söylemler altında küresel iklim krizini fırsata çevirmek için pazarlık alanı olarak kullanılıyor. En son Nepal sel felaketinde görüldüğü üzere en çok yoksul ve dışlanmış halk ve toplum kesimlerinin en ağır bedelleri ödediği kriz, hassas iklim bilgilerinin aktarılmaması, kamuoyundan ve bağımsız bilim kuruluşlarından gizlenmesi veya bu tür kritik bilgilerin geç aktarılması nedeniyle önlemsiz kalıyor. Egemen siyasi güçlerin bu krizleri çözmek yerine ortaya çıkardığı katmanlaşan sorunları daha fazla askerileşme, silah ve savaş sanayisi için daha fazla rıza üretme, egemenlik alanlarını genişletme ve otoriterleşme fırsatı olarak değerlendiriyor. Küresel sermaye grupları da ucuz hammadde ve işgücü elde etmek için bu otoriter rejimlerle veya ülkelerdeki aşırı sağ partilerle daha fazla ilişki kurarak destekliyor.
COP 31’le gelenler: Betonlaşma, ormansızlaşma, radyoaktivite
DIŞ HABERLER









