• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Nisan 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Mehmet Nuri Özdemir

Jeopolitik istisna olarak Kürtler

15 Nisan 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Mehmet Nuri Özdemir, Yazarlar

İran, Irak, Suriye ve Türkiye’de taş yerinden oynasa mesele Kürtlere geliyor. Bu durumu nasıl okumalıyız? Kuşkusuz sorunun cevabı günümüzde jeopolitik bir mesele haline gelen Kürt ve Kürdistan sorununda aranmalı. Irak ve Suriye savaşında olduğu gibi hala devam eden İran savaşında da yine Kürt ve Kürdistan sorununun tüm denklemi doğrudan etkilemesi, yüz yıldır çözülemeyen sorununun çözüme kavuşmadığı sürece bundan sonra da yaşanacak her olayda küresel-bölgesel devletlerin ayağına dolanmaya devam edeceğini teyit ediyor.

Kürt-Kürdistan sorunu Ortadoğu’da dört ülkeye yayılmış sosyolojik, tarihi ve coğrafi gerçekliğiyle bir “jeopolitik istisna” oluşturuyor. Bu istisna klasik ulus-devlet modelinin Ortadoğu’daki en büyük anomalilerinden biridir. Bu istisnai sorun, olası her yeni durumda hem bölgesel-küresel emperyalleri, hem de anti- emperyalleri kara kara düşündürüyor. 20. Yüzyılın sonunda çeşitli kırım ve eritme teknikleriyle yok olması beklenen Kürtlerin dört ülkede oyun kurucu-bozucu özne formunda geri dönüşü hesapları alt üst ediyor.

Kürt-Kürdistan istisnası, bölgesel-küresel sömürge stratejisinde, Irak ve Suriye savaşından çok daha derin kırılmaları tetikleyebilecek potansiyele sahip olan İran savaşında da bir kez daha ajandaların baş köşesindeki yerini aldı. Savaşlarla birlikte egemenlerin çelişkileri derinleştikçe bu istisnai sorun aktüel siyasetin merkezine oturuyor.

Kırılma anlarında bölgesel ve küresel sömürgecilerin Kürtlerle diyalog motivasyonu öne çıkıyor. Bu durum her şeyden önce 20. yüzyıl boyunca çok aktörlü bir strateji olarak planlanan tarihsel Kürt kırımının çöktüğünü gösteriyor. Ancak tırmanan yeni gerilimler kırımın farklı biçimlerde yürütülebileceği kuşkusunu güçlendiriyor. Mesela İran savaşı eşiğinde Kürtleri köpürtmelerine rağmen şu saate kadar hem Kürtlere hem de ezilen diğer dinamiklere yönelik henüz ortada somut bir şey yok. Ne Molla rejimi daha eşit ve müreffeh bir ülke vaat ediyor, ne de emperyalizmin demokratik bir İran tahayyülü var.

Yeni bölgesel- küresel emperyal dalga, Kürtlerin yeni öznelliğini görüyor ve bu potansiyeli yönetmek istiyor. Deyim yerindeyse yeni dizaynda Kürtleri buz kırıcı olarak kullanma eğilimi söz konusu. Bu durum karşısında tedirgin olan rejim, Kürtlerle içeriği belirsiz, yer yer tehdit ve boş kardeşlik söylemleri ile süslü diyaloğu canlı tutmak istiyor.

Bu denklemde anti-emperyalist mücadelenin önemi de yükseliyor. Fakat bu kanatta da bugüne kadar Kürtlerin istisnai durumuna mesafeli duran bir tutum var. Yeni emperyal dalganın Kürtlere yönelik ajandasına kayıtsız kaldıkları gibi İran rejiminin faşizan pratikleri konusunda da ciddi bir hafıza sorunu yaşıyor; rejimin hiç bir reforma gönderme yapmayan yeni totaliter hesaplarını görmezden geliyorlar. Böylece rejimin yanında saf tutarak Kürtleri, yoksul sınıfı ve halkları görünmez hale getiren yere savruluyorlar. Bu savrulma -temkinli olmalarına rağmen- ezilenleri zaman zaman emperyallerden medet ummaya, bölgesel statükoların yıkılabileceği savaşlardan bir beklentiye sürüklüyor. Muhtemelen Kürtleri ve diğer ezilenleri emperyallerin kavgasında kurban olarak görmekten rahatsızlık duymuyorlar.

Buradan hareketle şunu rahatlıkla söylemek mümkün: Anti-emperyalist olmak adına faşizan pratiklere sessiz kalmak, tutarlı bir anti-emperyalist duruş değil, statükocu bir konumlanmadır. Kürt meselesinin yaşandığı ülkelerde klasik anti- emperyal tezlere referansla tutum almak tutarlı bir anti- emperyalist mücadele hattı için yeterli değil. Dört Ortadoğu ülkesinde süregelen Kürt istisnasına duyarlı, yanı sıra statükocu rejimlerin pratiklerine de eleştirel tutum alabilen yeni bir anti-emperyal perspektife ihtiyaç var.

Bu karmaşık tabloda Kürtlerin savrulmadan işaret ettiği üçüncü seçenek son derece hayati önem arz ediyor. Kürtler İran rejiminin acımasız baskıları, emperyalistlerin belirsiz savaşı ve anti- emperyallerin siyasetsizliği kıskacında istisnai realiteyi gören derinlikte bir çıkış arayarak başka bir yol öneriyor. Bu yol felaketler karşısında tüm İran halkları için bir çıkış olabilir.

Kuşkusuz Kürtlerin ve muhalefetin bu konjonktürde ne istediğini bilmesi, kafalarındaki ortak ve eşitlikçi yaşam iddiasını ete-kemiğe büründürmesi krizi çözebilecek en gerçekçi yoldur. Emperyal savaşa teşne olmayan, statükocu faşizme boyun ey eğmeyen yeni yol arayışları, kurtuluşun yerellerden olabileceğinin işareti olduğu gibi yeni bir anti-emperyal duruş olarak da kayda geçmeyi hak ediyor. Kaldı ki İran savaşında gerçek bir anti-emperyal duruş, ancak ve ancak İran’ın yoksullaştırılmış, emeği başkalarının bekası için gasp edilmiş işçi- emekçi sınıfına; özgürlüğe susamış kadınlarına, çağdaş ve eşitlikçi ortak yaşam fikriyatını savunan Kürtlere temas ettiği sürece anlamlı olabilir.

İran Savaşı Üçüncü Dünya Savaşı’nın kritik bir aşamasıdır. Hesaplar fazlasıyla büyük. Savaş uzun yıllara yayılabilir. Bu süre içinde bölge halkı yerel ve küresel faşizme karşı kendi yolundan yürümeli. Burada pasif bir konumdan bahsetmiyoruz. Bir İspanyol atasözünün dediği gibi, oyuna katılmayanlar kartları karıp durmakla meşgul olurmuş. Kürtler ve İran muhalefeti istese istemese oyunun baş aktörleri olduklarını biliyor. Temkinli ve akıllıca davranmaları bu farkındalığın yansımasıdır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Licik maden faciası davasında 1 sanığa tahliye kararı

Sonraki Haber

‘Ortak Askeri Güç kurulması şart’

Sonraki Haber

‘Ortak Askeri Güç kurulması şart’

SON HABERLER

‘Cam kuleler ve ışık kirliliği ölüm tuzağı’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

AKP başa mı sarıyor?

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

Komisyon raporunda negatif barış riski : 6. ve 7. bölümler üzerine

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

‘Ortak Askeri Güç kurulması şart’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

Jeopolitik istisna olarak Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

Licik maden faciası davasında 1 sanığa tahliye kararı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Nisan 2026

Uluslararası Mülteci Film Festivali İstanbul’da başladı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır