• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Nisan 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

‘Ortak Askeri Güç kurulması şart’

15 Nisan 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Manşet, Ortadoğu, Söyleşi

Rojhilat Koalisyonu’nda yer alan PJAK’ın Sözcüsü Gelawêj Ewrîn sorularımızı yanıtladı:

  • Parçalanmış bir diplomasi ve ortak bir gücün olmaması hem Rojhilat’da hem de Başûre Kürdistan’a zarar verecektir. Başûre Kürdistan’ın kazanımları üzerinde büyük tehdit vardır. Kürtlerin ortak bir politikası olmalıdır. İşgalci devletlerin kolay şekilde tüm Kürtlere saldırabildiklerini gördük
  • Savaş sürecindeyiz ve halkımızın üzerindeki tehlikeler her zamankinden daha fazladır. Bu yüzden de Ortak Askeri Güç kurulması şarttır. Halkını koruyabilenler geleceğin İran’ında da söz sahibi olabilirler. En çok ortak bir gücümüzün olması konusunda ısrar ediyoruz. Halkın savunması bizim kırmızı çizgimiz olmalı
  • Pakistan’da İran’ın müzakere heyetinde Devrim Muhafızları yer aldı. Galibaf ve müzakere ekibinde yer alanlar gösteriyor ki İran’da siyasi hükümet yok. Cafari Sahraroudi en çok Abdulrahman Qasimlo suikastiyle anılmaktadır. Sadece Sahraroudi değil Galibaf da Kürtlerin katledilmesinden sorumlu

Mehmet Ali Çelebi

İran’daki savaşla Zagros Dağları’ndan Toroslar’a, Elbruz Dağları’na, Mars Dağları’na, Bağdat’a, Şam’a kadar bölgesel tarih yeni bir dönemece giriyor. Savaşın artçıları Türkiye, Irak ve Suriye’nin geleceğini bu ülkelerdeki Kürt dinamiklerini etkileyecek boyutta. ABD Başkanı Trump’ın, zaman zaman İran’daki Kürtleri gündeme getirmesi dikkat çekiyor. Kürtleri göstererek bir yanda Türkiye’ye istediğini yaptırmak diğer taraftan İran’a önüne koyduğu metni imzalatmak istiyor. PJAK Sözcüsü Gelawêj Ewrîn, röportajın bu bölümünde Türkiye’nin politikalarını, Kürtler ile Azeriler arasındaki ilişkileri, Kürtler arası birlik ve ittifakları, Kürtlerin Ortak Savunma Gücü oluşturma çabalarını, yönetim perspektiflerini değerlendirdi.

  • Savaş 47 yaşındaki molla-Devrim-Muhafızları rejimini belki de onlarca yıl geriye götürdü. Kürtler, Beluçlar, kentlerin yönetimini ellerine alamadan, ekonomik ve öz savunma sistemleri geliştiremeden rejim anlaşma yapıp ayakta kalırsa neler beklenebilir?

Bu dönemde İran’daki tüm muhalif güçlerin, devrimin temsilcilerinin ve öncülerinin büyük bir dikkat ve uyanıklık içinde olması gerekmektedir. Rejim ayakta kalabilmek için farklı manevralar yapmaya çalışacaktır. Örneğin kendini yeniden toparlayabilmek ve savaştan yıpranmış durumunu atlatabilmek için zaman zaman ateşkes ilan etmek isteyecektir. Sadece Kürt ve Beluç halkları değil, İran’daki tüm uluslar kendilerini yönetmeye hazırdır. Bu rejimden kurtulup demokratik bir sistem kurmak isteyenler sadece Kürtler ve Beluçlar değildir. İran’ın tüm ulusları, özgür ve demokratik bir sistem inşa etme umuduyla onlarca yıldır bu rejime karşı farklı yöntemlerle mücadele ediyorlar. İran’daki tüm uluslar bir şekilde bu kan emici rejimin mağdurlarıdır. Geçtiğimiz kış aylarındaki isyanlarda, rejimin nasıl hiçbir ayrım gözetmeksizin binlerce isyan öncüsünü vahşice katlettiğini gördük. İnsan sadece Kürtlerin veya başka bir ulusun İran’da kendi şehirlerini yönetmek istediğini söyleyemez. İran’ın her bir şehri kendini yönetmek istiyor. Şehirlerini bir an önce Devrim Muhafızları’nın elinden kurtarmak istiyorlar. Zaten İran’da Eyalet sistemi mevcuttur. Eğer doğru ve demokratik bir sistem olursa, Eyaletler merkezle simbiyotik (ortak yaşam) bir ilişki içinde, karşılıklı saygıya dayalı olarak kendilerini yönetebilirler. Bu yüzden Eyalet, İran coğrafyasının tamamında yerel demokrasiyi güçlendirmek için uygun bir sistemdir. Her Eyalet kendi çeşitliliğini koruyan özerk bir yönetim olarak, tüm İran’ın demokratikleşmesi için büyük adımlar atabilir. İran tarihinde de siyasi, ekonomik ve toplumsal durumun belirlenmesinde Eyaletlerin rolü her zaman çok önde olmuştur. İktidara gelenlerin her şeyden önce Eyaletleri razı etmesi ve ikna etmesi gerekirdi. Mevcut durumda da eğer Eyaletler demokratikleşir ve kendilerini yönetebilirlerse, o zaman devlet artık Eyaletlere her şeyi dayatamaz ve merkeziyetçiliği geliştiremez. Demokrasi, devletin merkeziyetçi hücrelerini de zayıflatacaktır. Söz yetkisi o zaman merkezden değil, Eyaletlerden merkeze doğru akacak ve bu şekilde gerçek demokrasi gerçekleşecektir. Bu savaştan sonra rejim artık birçok alanda egemenliğini kaybetmiştir. Bunun için de zaman, yerel demokrasinin ve halkların örgütlenmesinin daha fazla gelişmesi zamanıdır. Geriye sadece askeri gücün zoruyla kendini ayakta tutmak isteyen zayıflamış bir merkez kalmıştır.

  • İran çökerse ABD desteğiyle Türkiye ile İsrail arası denge oluşturarak Ortadoğu’yu domine etme hevesleri gerçekleşebilir mi?

İran İslam Cumhuriyeti rejimi yıkılırsa birçok bölgesel denge değişecektir. Şimdiden insan tüm güçlerin durumunu ve pozisyonunu belirleyemez. İran rejiminin yıkılması öyle sıradan bir mesele değildir. Tarihi ve kadim bir devlet olması anlamında böyledir. Bölgedeki birçok denge bu devletin kurulmasıyla birlikte oluşturulmuştur. Bu yıkım en çok Türkiye’yi etkileyecektir. Türkiye, demokratikleşme yolunu önüne koymazsa o da değişmeye mecburdur. Eğer İran gibi kadim bir devlet değişim dalgasının önüne geçemezse, Türkiye hiç geçemez. Belki geçici bir süreliğine bazı güçler Türkiye’yi kendi çıkarları için bir şekilde kullanmak ve ayakta tutmak isteyebilir. Fakat kapitalist güçlerin belirsizlik politikasına göre Türkiye’ye nasıl bir müdahale yapılacağı bilinmemektedir. Türkiye bir NATO üyesidir ve yıllarca bu güce yaslanarak savaşmak istemiştir. Bugün NATO’nun pozisyonu gündemdedir. İran ve Türkiye, bölgedeki en eski iki ulus-devlettir ve bugüne kadar bir dengeyle gelmişlerdir. Bugün bu denge bozuluyor, o zaman Türkiye’nin olduğu gibi kalması mümkün değildir. Zaten İran’ın demokratik bir sistem geliştirmemedeki ısrarı onu bu duruma sürükledi. Konu sadece dış güçlerin müdahalesi de değildir. Artık toplumlar mevcut sistemleri kendileri için bir tehlike olarak görüyor ve karşı çıkıyorlar. Türkiye, dış güçlerin yardımıyla kendini ayakta tutmak isteyebilir, ancak toplumsal, siyasi ve ekonomik krizler ile kaoslar, bu sistemin bu şekilde devam etmesine asla izin vermez. Türkiye ve İran, tarih boyunca her zaman Kürtlerle yaptıkları ittifaklarla ayakta kalmışlardır. Kürtlerin inkar edilmesi, onların varlığını da tehlikeye atmıştır. Türkiye, geleceğin İran’ında pozitif bir rol oynayabilir. Kürtlerle ittifaklar geliştirebilir; Kürtler buna açıktır. Rojhilat Kürtleri ile Azeri Türkleri İran’da birbirlerinin komşusudur, yıllarca ortak bir yaşam sürmüşlerdir; kimse bu halklar arasındaki bir çatışmadan kendine bir alan açmayı beklemesin. Bu, özellikle Türkiye için büyük bir hata olur. İran Suriye gibi değildir. Kürtler ve Azeri Türkleri, Kürdistan Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti döneminde birçok anlaşma imzaladılar ve bu zemin bugüne kadar da vardır ve daha da güçlenebilir.

  • Federe Kürdistan’ın başkenti Hewler ve Silemani hattındaki Rojhilatê Kurdistan partilerinin kampları vuruldu. Savaşın 25. günü Hewler’e bağlı Xelifan’da hükümet Peşmergeleri füzelerle vuruldu, 6 Peşmerge hayatını kaybetti, 30 Peşmerge yaralandı. Ardından Federe Kürdistan Başkanı Neçirvan Barzani’nin Duhok’taki evine İHA saldırısı oldu. KDP Başkanı Mesud Barzani’nin ofisi beş kez vuruldu. Bu saldırıların arkasında sadece İran mı var yoksa başka ülkelerle ortak bir aklın ürünü mü?

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, İran’ın savaşlı ve krizli durumu tüm bölgemizi de etkiliyor. Bu ülkelerden biri de Irak’tır. İran yıllarca savaş içeri girmesin diye her zaman komşu ülkelerde, özellikle de Irak’ta çeşitli güçler örgütledi ve savaştırdı. Şii Hilali en çok Irak’ta varlığını sürdürmek ve Irak’ın geleceğinde söz sahibi olmak istedi. Şii Hilali, Irak’ta zayıflıyor ve İran’ın Irak üzerindeki egemenliği de azalıyor. Irak’taki güçlerini korumak için, onları her zaman elinde bir kart olarak tutmak isteyecektir. Birçok güç, böyle bir durumda Kürtlerin birliğinin olmasını istemiyor. Kürtlerin parçalanmışlığı, özellikle Rojhilat ve Başûr Kürt Partileri arasındaki çelişkinin derinleşmesi, Kürtlerin düşmanlarının politikalarına hizmet edecektir. Maalesef yıllarca bazı Kürt güçlerinin yanlış politikaları, özellikle Kürdistan üzerinde sömürgeci olan devletlere yaklaşım konusunda birçok trajediye de yol açmıştır. O devletlere göz yummak ve bazı Kürt güçlerini ekonomik çıkarlarına kurban etmek, bugün özellikle Başûre Kürdistan’da halkımıza büyük bir acı yaşatmaktadır. Bu yüzden bu dönemde Kürtler arasındaki birlik, Kürtlerin elini güçlendirecektir. Parçalanmış bir diplomasi ve ortak bir gücün olmaması hem Rojhilat’da hem de Başûre Kürdistan’a zarar verecektir. Bugün Başûre Kürdistan’ın kazanımları üzerinde de büyük bir tehdit vardır. Bu kazanımları korumak için Kürtlerin ortak bir politikası olmalıdır. İşgalci devletlerin Kürtler arasına bir fark koymadığını ve istediklerinde çok kolay bir şekilde tüm Kürtlere saldırabildiklerini gördük.

  • Savaşta öldürülen ya da hayatta olan İran rejimindeki kilit isimler var. Dini Lider Ali Hamaney, Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi, İstihbarat Bakanı İsmail Hatib, Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhammed Pakpur, Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Ali Abdullahi, Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Keremi, Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, Meclis Başkanı Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf gibi isimleri 1979’dan beri Kürtler hangi olaylarla hatırlıyor?

Bu kişilerin çoğu Devrim Muhafızları geleneğinden gelmektedir. Devrim Muhafızları, Kürdistan’da katliamlarla, cinayetlerle, idamlarla ve tutuklamalarla Kürt halkının hafızasında yer etmiş bir güçtür. Savaş sürecinde gördük ki yüz binlerce Devrim Muhafızları üssü ve merkezi en çok Kürdistan’da bulunmaktadır. Bu kişilerin ellerinde binlerce Kürdün katledilmesinde payı vardır. 1979’da İran İslam Cumhuriyeti iktidara geldiğinde ilk sefer Kürdistan’a karşı gerçekleştirildi. Humeyni’nin fermanıyla 1980’lerin başında Kürdistan’a karşı ilk fetva verildi. İran ordusu tanklar ve toplarla yönünü Rojhilat’a çevirdi ve katliamlara başladı. Sadık Halhali adında bir kişi görevlendirildi. Bu kişi 5 dakikalık mahkemelerle sokak ortasında binlerce kişiye ölüm cezası kesti. O zamandan bugüne kadar aynı zihniyet halen iş başındadır.

  • Rojava Devrimi ve İran’da Eylül 2022’deki “Jin Jiyan Azadî” ayaklanmasından sonra Kürt ulusal birliği tartışmaları artmıştı. Bu sağlanamamış ve İran’a saldırılar öncesi Rojava’ya yönelik 6-29 Ocak 2026 saldırıları gelmişti. Somut bir adım 22 Şubat 2026’da geldi ve Rojhilatê Kurdistan Siyasi Güçler Koalisyonu oluşturuldu. Ancak Londra’da 28-29 Mart tarihleri arasında yapılan İran’ın Özgürlüğü Kongresi’ne katılım süreci sancılı oldu. Bazı partiler katılım listesinden çıkarsa da çalkantı sonrası davet edilen PJAK Liderlik Konseyi Üyesi Rêwar Awdanan online konuşma yaptı. Bu olayla koalisyon içinde hala sorunlar olduğu görüldü. Ortadoğu ve Kürtler stratejik eşikteyken İrani partiler ve diğer ülkelerdeki Kürt partilerin çözüm üretecek pozisyona gelmeleri nasıl sağlanabilir?

Kürtler içindeki birlik, İran muhalefeti üzerinde de olumlu bir etki yaratacaktır. Kürtler kendi içlerinde ne kadar ittifak halinde olurlarsa, geleceğin İran’ında da o kadar söz sahibi olabilirler. Kuşkusuz Kürtler arasındaki birliğin önünde birçok engel bulunmaktadır. Ancak önemli olan, insanın ortak noktaların peşine düşmesidir. Belki de çelişen birçok nokta vardır. Ancak Kürtler arasındaki ittifak, Rojhilat Devrimi’ni zafere taşıyacak çok önemli bir adımdı. Bilmeliyiz ki tüm İran’ın gözü Kürtlerdedir. Kürtler artık bölgede temel bir aktördür ve karar gücüne sahiptir. Artık kimse kendi istediğini Kürtlere dayatamaz. Bu yüzden Kürtlerin yaklaşımları sadece kendi içlerinde kalma temeli üzerine kurulu olmamalıdır. Kürdistan sınırları çerçevesinde daralmak Kürtleri yalnız bırakacaktır. Bunun için tüm İran halkları arasındaki ittifaka da önem verilmelidir. Milliyetçi tutumlar kimden gelirse gelsin, demokratik bir İran’ın inşasına zarar verecektir. Bu nedenle tüm İran muhalefetinin kendisini özellikle iki şeyden uzak tutması önemlidir. Milliyetçilik ve cinsiyetçilik toplumları zehirler ve ülkeye özgürlük ile demokrasinin gelmesine izin vermez. Geleceğin İran’ında PJAK’ın söz sahibi olmasını istemeyen bazı kesimler var. Demokratik Cumhuriyet felsefesi ve ideolojisini kendisi için bir tehlike olarak gören ve bunların arkasında duran bazı güçler vardır. Yıllarca PJAK üzerinde bir sansür vardı ve halen de devam etmektedir. İran halkları bizi tanıdıkça ilgileri ve inançları da daha çok artıyor. Bu, İran halkının kendi tercihini özgürce yapabilme hakkıdır.

Jin Jiyan Azadî İran’da kültürel devrimdir

  • Sizin yeni İran vizyonunuz nedir? İdari, siyasal, Anayasal, eğitimsel, ekonomik, kadın, askeri nasıl bir İran tahayyülünüz var? Yeni İran için üyesi olduğunuz Rojhilatê Kurdistan Siyasi Güçler Koalisyonu ortak bir program oluşturulabildi mi?

Biz PJAK olarak yarının İran’ı için somut proje ve programlara sahibiz. Bundan önce defalarca bu projelerimizi kamuoyuna açıkladık. İran toplumu çok renkliliğe sahiptir. Önder Abdullah Öcalan’ın Demokratik Ulus sistemi en çok İran’da pratikleşecektir. Halkların bir arada yaşama tarzı ve demokratik sistemler, İran halklarının hafızasında halen canlıdır. İran’da toplumsal hafıza çok güçlüdür. Özgür toplumun tarihi ve özgürlük mücadelesi, İran’da devletçilik tarihinden daha eskidir. ‘Jin Jiyan Azadî Devrimi’nde de İran’da değişime kadınların öncülük ettiğini gördük. Bunun için de geleceğin İran’ında kadınlar temel bir rol oynamalıdır. Demokratik Cumhuriyet, İran’daki tek çözüm yoludur. Yukarıda da bahsettim, Eyalet sistemi kendi içinde demokrasiyi güçlendirip tüm ülkeye yayabilir. Eyalet, tüm İran çapında gerçek demokrasinin ölçüsünü belirleyebilir. İran’daki tarihi, felsefi, toplumsal ve özellikle de kültürel geçmiş, siyasal sistemi de çokça etkileyecektir. Özellikle kültürel alandaki zenginlik, aynı zamanda İran’da bir kültür devriminin gerçekleşmesine de neden olacaktır. Kültür, devrimlerin ruhunu canlandırır. Devrim, kültürle ayakta kalır. Bir dönem boyunca varlığını koruyabilen birçok şey vardır. Fakat kültür, toplumsal varlıkların garantisidir. ‘Jin Jiyan Azadî Devrimi’, İran’da kültürel bir devrimdir. Çünkü toplumun bağrından çıkmış ve herkes onun peşinden yürümüştür. Bu öyle sıradan bir kalkışma değildi, siyasi veya ekonomik temelli bir talep değildi. Kuşkusuz kültür bunları da kendi içinde barındırır. Bu devrim doğru bir şekilde kanalize edilmelidir. Üzerinde çalıştığımız ve tüm İran toplumuna da tanıtmaya çalıştığımız şey, kadın özgürlüğüne dayalı demokratik toplum projelerimizin tüm İran’ın kaderini değiştireceği gerçeğidir. Bu, İran’ı hem rejimin gözü dönmüşlüğüne karşı koruyacak hem de kapitalist güçlerin açgözlülüğüne karşı koruyacaktır. Bu nedenle biz ‘Jin Jiyan Azadî Devrimi’ ile İran’da özgür ve demokratik bir toplumun temelini atıyoruz. Hangi durumda olursa olsun, halkların istek ve talepleri nettir ve kimse farklı yöntemlerle gerçeklerin üzerini örtemez.

  • Rojhilatê Kurdistan Siyasi Güçler Koalisyonu’nun genişlemesi, ortak ordu oluşturması, kasaba ve şehirlerin güvenliğini, ekonomik-sağlık ihtiyaçlarını karşılayacak bir ortak karar mekanizması geliştirmeleri konusunda ilerlemeler kaydedilebildi mi?

Bakın Pakistan’da İran’ın müzakere heyetinde (11-12 Nisan 2026) Devrim Muhafızları yer aldı. Galibaf ve müzakere ekibinde yer alanlar gösteriyor ki İran’da siyasi hükümet yok. Müzakere edenler ve müzakere üstünde etkisi olanlar bu kişiler. Mohammad Cafari Sahraroudi, Devrim Muhafızları bünyesinde uzun yıllar görev yapmıştır. Adı en çok Abdulrahman Qasimlo suikastiyle anılmaktadır. Sadece Cafari Sahraroudi değil Galibaf da Kürtlerin katledilmesinden sorumlu. Bunlardan biri de son dönemdeki mücadelelerde eylemcilerin katledilmesinde sorumlu olan, kanlarında eli olan, talimatı olan Galibaf’tır. Katliamcı bir ekip kurulmuş. Tüm dünyada bilinen bir ekip kararlarıyla kendilerini meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Bundan sonra İran’ı kim ve hangi ekip yönetecek, bu belli ediyor. Bu yüzden bu ekibin İran’da ekonomi, siyasi ve toplumsal yönden etkisi var. Bu yüzden etkisini artırmak istiyor. Bu ekibi katliamcı ekip olarak adlandırabiliriz. Başta Kürtler olmak üzere tüm İran halklarının öz savunma sistemine ihtiyacı vardır. Savunma olmazsa kendi sistemini kalıcılaştıramazsın. Siyasi partilerin ortak diplomasisi ve ortak politikaları için belirttiğimiz şeyler, kuşkusuz en çok savunma konusu için geçerlidir. Biz bir savaş sürecindeyiz ve halkımızın üzerindeki tehlikeler her zamankinden daha fazladır. Bu yüzden de Ortak Askeri Güç kurulması şarttır. Halkını koruyabilenler geleceğin İran’ında da söz sahibi olabilirler. Biz parti olarak en çok ortak bir gücümüzün olması konusunda ısrar ediyoruz. Halkın savunması bizim kırmızı çizgimiz olmalıdır.

* Çeviri için Davut Özalp’a teşekkürler

‘Halk gerektiği zaman şehirleri özgürleştirecek’

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Jeopolitik istisna olarak Kürtler

Sonraki Haber

Komisyon raporunda negatif barış riski : 6. ve 7. bölümler üzerine

Sonraki Haber

Komisyon raporunda negatif barış riski : 6. ve 7. bölümler üzerine

SON HABERLER

‘Cam kuleler ve ışık kirliliği ölüm tuzağı’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

AKP başa mı sarıyor?

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

Komisyon raporunda negatif barış riski : 6. ve 7. bölümler üzerine

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

‘Ortak Askeri Güç kurulması şart’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

Jeopolitik istisna olarak Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

Licik maden faciası davasında 1 sanığa tahliye kararı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Nisan 2026

Uluslararası Mülteci Film Festivali İstanbul’da başladı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır