Vl. Grup madenler içinde yer alan Kuvars ve feldispat madenleri büyük yıkımlara neden oluyor. Bu madenlerde silikozis hastalığına yakalanan işçiler hayati tehlikeyi atlatamazken, aynı hastalık kot taşlama işçilerinde de yaşanıyor
K. Bülent Ongun
Türk Toraks Derneği ve Aydın Tabip Odası tarafından 5 Haziran 2026’da Aydın’da, Çine’deki maden ocakları ve öğütme tesislerinden kaynaklanan silika tozunun çevre ve işçi sağlığı üzerindeki etkileri ele alınacak. Türk Toraks Derneği MYK Üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç ve Aydın Tabip Odası Başkanı Dr. Rıza Akdeniz’in yapacağı açılışın ardından Çine’de madenciliğin tarihi, silika tozunun çevreye yayılımı ve yerleşim alanlarına yakın bölgelerde solunum riskleri ele alınacak. İkinci oturumda ise işçi sağlığı ve alınması gereken önlemler konuşulacak. Toplantıda silikozis hastası Şenol Girgin ile öğütme tesisinde çalışmış olan işçi Sayım Ünal’ın yaşadıklarını bizzat anlatacağı “yerelden sesler” başlıklı tanıklıklar toplantıda söz olacak. Prof. Dr. Peri Arbak, meslek hastalığı olarak silikozis konusunda güncel bulguları paylaşırken, Uzman Dr. Orbay Tutku Seren, madenlerden ve öğütme tesislerinden silika tozunun çevreye nasıl yayıldığını aktaracak.
Hastalık işçiden saklanıyor
Aydın’ın Çine İlçesi ile Bingöl’ün Karlıova ilçesi silikozis hastalığıyla boğuşan işçilerle dolup taşmaktadır. 2019 yılında Çine Yaşam Platformu kurulmuş ve bu platform ekolojik yıkımlara karşı bir mücadele sürdürmeyi hedeflerken, kurucularının çoğunluğu silikozis işçilerinden oluşuyor olması dikkat çekiciydi. Çine’de ki madenlerde çalışan işçilerin 3 ayda bir akciğer filmleri çekilip hastalığa yakalandığı görülen işçiler işten atılmakta ve filmler ise patron tarafından işçilerden saklanmaktadır. Hastalığından bilgisi olmayan işçilerin işten atılma gerekçelerinde ise ekonomik kriz vb. gibi nedenler öne sürülmekte. Oysa işçiler, madende çalışan iş güvenliği uzmanının maden tesisindeki tozun dışarıdan görünmemesi için havalandırmaları dahi kapattığını çok iyi biliyorlardı.
Hastalanan işçi işten atılıyor
Yıllarca çalıştıkları madenlerden hastalanınca kapı önüne konan işçiler hastalıklarını çok daha sonra anlayabilmekteler. Çünkü hastalıkları işçilerden saklanıyor ve bir daha şirket işçilerin durumunu merak bile etmeden yeni işçileri işe alıp hastalık ortaya çıkıncaya kadar çalıştırıyor ve bu durum aynı tekrarlarla yaşanarak sürüyor. İşçiler maden ocaklarında grizu ve maden çökmelerinin dışında sinsice onları öldüren birçok hastalığa yakalanmakta. Bu hastalıklardan birisi de ‘kot taşlama’ işçilerinde görülen silikozis hastalığıdır. Bu hastalığa yakalanan bir işçi iflah olmaz yani iyileşmesi imkansızdır.
Taşlıçay’da her ev de silikozis!
Bu güne kadar kot taşlama işinden bu hastalığa yakalanan işçi sayısı 10 bin civarındadır. Bingöl’ün Karlıova ilçesinin, 300 haneli Taşlıcay Köyü’nde neredeyse her evde bir silikozis hastası olduğu bilinmektedir. Bu hastalık aynı zamanda birçok iş kolunda da görülmektedir. Demir-çelik fabrikalarında çalışan işçilerde de görülen silikozis maden ocaklarında da aynen kot taşlama işçileri gibi yaygın yaşanmaktadır. Özellikle Kuvars ve Feldspat madenlerinde çalışan binlerce işçi silikozis hastalığıyla boğuşmakta ve yaşamını yitirmektedir. Türkiye coğrafyasının hemen her yerinde açılan bu açık maden ocakları doğal yaşamı katlederken aynı zamanda işçileri de aynı kadere mahkum etmektedir. Kot taşlama işçileri neyi yaşıyorsa maden işçileri de aynı şeyi yaşamaktalar. İşçiler maden ocaklarında grizu ve maden çökmelerinin dışında sinsice onları öldüren birçok hastalığa yakalanır. Kuvars ve feldispat maden işçilerinin karşılaştığı silikozis, kuvarsla ‘kot taşlama’ yapan işçilerde de yaşanır.
En çok işçi ölümü madenlerde
Madenlerle doğada geri dönülmez gedikler açılırken yani bir nevi katledilirken, işçi ise bu madenlerde adeta ölüme mahkum edilir. Madende ertesi gün yine çalışabileceği enerjiyi elde edebileceği kadar bir ücretle işçi köleleştirilir. Dünya da en çok işçi ölümleri ise madenlerde gerçekleşmiştir. Kapitalizm işçinin eliyle doğayı yağmalarken işçide aynı biçimde sermaye tarafından yoğun bir sömürüye tabi tutulmaktadır. Dünya da ortaya çıkan ekolojik krizin ilk etkileyeceği kesim işçiler olutken, bir paradoksun içine sıkışmış haldedir. Kapitalizmin aşırı üretimleri sonucunda ortaya çıkan ekolojik kriz ve işçilerin yaşadığı paradoks ancak ve ancak kapitalizm koşulları ortadan kalktığında çözülebilir. Dünyanın her yerinde madenlerle doğada geri dönülmez gedikler açılırken, yani doğal yaşam bir nevi katledilirken, işçi ise bu madenlerde sömürülüp, adeta ölüme mahkum edilir. Dünya da en çok işçi ölümleri ise madenlerde gerçekleşmiş olması ise bir tesadüf değildir.









