• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Temmuz 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kültür

‘Kapatılmış’ anlatıyor: Toplamayın

16 Temmuz 2026 Perşembe - 23:00
Kategori: Kültür, Manşet

Yazar Zeki Bayhan’ın ‘Kapatılmışların Dünyasından-Yüzleşmeler, Sesler, Algılar’ adlı kitabı geçtiğimiz günlerde Dipnot Yayınları tarafından yayınlandı. Kitap, toplama kamplarından hapishane rejimine değin egemenlik sistemini tartışmaya açıyor

Ahmet Güneş

İnsan bazen ya kendine yazar ya da kendini yazar. Değil mi ki kitapların tarihi de böyle başlar biraz da. İnsan tesadüflere teessüf ediyor ve teşrif ediyor.

“Bu, kapatılan ve hapsedilen insanın yaşamına, duygusal ve düşünsel dünyasına odaklanmış, içeriden bir anlatıdır” diye başlıyorsa bir kitap, insan biraz kendine ve çevresine düzen veriyor. Çünkü kitap ‘çok düzenli’ bir yerde yazılmış. Mesele de bu ‘düzen’ zaten.

Yazar Zeki Bayhan’ın ‘Kapatılmışların Dünyasından-Yüzleşmeler, Sesler, Algılar’ adlı kitabı geçtiğimiz günlerde Dipnot Yayınları tarafından yayınlandı. Bayhan, şu sıralar İmralı’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sekreteryasında yer alan isimlerden biri. Bu kitap ise Bayhan’ın oraya gitmeden önce yazılan bir eseri.

Açıkçası kitabın duyurusu yapılırken merak etmiştim. Hem bir tanışıklık hem de kitabın adı yüzünden. Adı yüzünden çünkü yazarın daha önce okuduğum kitapları teorik ve ciddi konulardı; paradigma, sosyalizm, özgürlük ve erkekliği mesele ettiği ‘Sıfıra Yükselmek’ gibi ‘ağır’ konular. Bahse konu kitap ise farklı bir yerden. Yazarın ısrarla altını çizdiği gibi ‘hapishane rejimi’ içinde yüzleşmeyi, sesleri ve algıları anlatan bir kitap.

Kampların isim değiştirmesi

Zeki Bayhan ile Erzurum H Tipi Hapishanesi’nde tanışmıştık. Önce aramızdaki duvarda açtığımız bir delikten konuşarak, aylar sonra da aynı ringle hastaneye götürülürken yüz yüze. Bazı tanışıklıklar böyledir, aylarca konuştuğun bir insanla aylar sonra ilk defa yüz yüze geliyorsun. Bayhan da bunları dert ediniyor kitapta, hapishane rejiminin insanın düşünsel ve duygusal dünyasında açtığı yarıkları okura sakin ve edebi bir dille anlatıyor.

Bazen bir uçurumun kıyısında konuşuyor Bayhan, bazen de bir ranzada uzanırken. Bölüm bölüm başlayan kitap ara başlıklara bölünerek yazarla volta attırıyor. Toplama kamplarının yapılmasından hapishane rejimine nasıl gelindiğini ‘kapatılmışların’ tanıklığı ile anlatmaya başlıyor Bayhan. Elbette bu kitap aynı zamanda bir araştırma kitabı çünkü yazar bu kitabın içeriği için onlarca tutsağa sorular sormuş, yazılar göndermiş ve kendini çoğaltmış.

Rejimlerin dışarıya etkisi

Bu kitapla geçmiş yüzyılda toplananlara ve günümüzde ise kapatılmışlara dayatılan hapishane rejimini tartışmaya açıyor Bayhan. Tecrit sistemini, duvarların şeklini, itaat-irade ilişkisini ve daha pek çok tahribattan örnekler veren yazar, bu sistemin dışarıyı nasıl dizayn ettiğini de açıklıyor. Pek tabii kamplardan örnekler verirken mülteci kampları da ihmal edilmiyor.

Her gün pek çok tutuklama haberiyle güne başladığımız bir Türkiye’de hapishane rejimine yabancı değiliz. Sanırım herkesin bir şeyinin yolu oralardan geçmiştir ya da geçmektedir. Bayhan da bu konuya şöyle giriyor: “Dikkat edin, görece refah içinde yaşayan toplumlarda hapishane gündemi çok çok gerilerde gelir, tali kalır. Buna mukabil ekonomik, politik eşitsizlik ve bunalımların yaşandığı ülkelerde hapishaneler hem çok dolu hem de gündemin baş konularındandır.”

Asırlar önce başlayan kapatma-zindan pratiklerinden, gerek Nazi toplam kamplarından gerek Gulag kamplarının tanıklarından örnekler vererek, Ebu Gureyb’den Guatamalo’ya, modern toplama kamplarından mülteci kamplarına değin bu mekânlarda inşa edilen kapatma rejimini faş eden Bayhan, buna karşı verilmiş direnişleri de ıskalamıyor. İrlandalı Bobby Sands’dan Kürt M. Hayri Durmuş’a da değinen kitap, okuru duvarlardan geçirip okullar, hastaneler, kışlalar ve hapishaneler denkleminin içinde özgürlüğü sorgulatıyor.

Hapishane karşıtı eylemler

Kitabı okurken, Türkiye özelinde Ortadoğu’yu düşündüm. Örneğin Deniz Göktaş’ın tutuklanması ile beraber Kuyu Tipi hapishaneler ilk defa bu kadar konuşuldu. Hatta aynı günlerde bu tip hapishanelerin kapatılması için 268 gün açlık grevinde olan tutsak Gürkan Türkoğlu hayatını kaybetti. İlginç olan şu ki, bu topraklarda hapishanelerin kapatılması için bir politika ya da kampanya yapılmamış. Yanlış anlaşılmasın, direniş yok demiyorum ama F tipleri kapatılsından kuyu tipleri kapatılsına kadar eylemler yapıldı, yapılıyor. Burada tipler tartışılıyor, hapishane rejiminin kendisi değil.

Misal, ABD’de özellikle siyahların öncülük ettiği hapishane rejimi karşıtı eylemler çok yaygın ve akademilerde hâlâ tartışılıyor. ABD’de çünkü hapishanelerin büyük çoğunluğu siyahlardan oluşuyor ve hapishaneyle tanışan siyahların hapishanede daha çok şiddete maruz kaldığı yaşanan bir gerçek. Ve bu şiddet siyah toplumuna yansıyor. Bu yüzden hapishanelerin her türünün kapatılması için politikalar, bilimsel araştırmalar yapılıyor.

Hapishanelerin asla ıslah amacı taşımadığı, tam tersi suçları yeniden ürettiği bilinen bir gerçek. Tutuklanmanın sıradanlaştığı Türkiye gibi bir yerde ise hapishane karşıtı bir siyasetin hiç üretilmemiş olması biraz tuhaf oluyor. Nihayetinde bugün Türkiye hapishanelerinin büyük çoğunluğu Kürtlerden oluşuyor. Bayhan da bu kapatılma rejimini bu nedenle bir kitapla entelektüel ve akademik camiayı tartışmaya çağırıyor.

Kötüyü görünür kılmak

Aslında Bayhan, 28 yıllık bir tutsak olarak deneyimlediği, canıyla ve kanıyla yaşadığı hapishane yani kapatma rejimini tartışmaya açıyor, hem de nutuk atmadan: “Değil mi ki, kötüyü görünür kılmadan, ona karşı mücadele edilmesini isteyemez, bekleyemezsiniz.”

Bayhan, meramını anlatırken; Panoptikon mimarisinden Demokles’in Kılıcı’na değin egemenlerin sürekli ürettiği suç ve ceza ikileminin arkaplanında yatan şehirlerin dışında inşa edilen hapishanelere, kışlalara, mülteci kamplarına, gettolara, hastanelere ve oraların nasıl da laboratuvar gibi ele alındığını önümüze seriyor.

Oldukça sıkı olan edebi yönünü yaptığımız sohbetlerden ve kitap alışverişlerinden bildiğim Bayhan’ın bu kitabı ufuk açtığı gibi, yakınları da sorgulamaya çağırıyor. Hapishane mevhumunun insanın bedeninden başlayarak psikolojisine nasıl etkilerde bulunduğunu hem kendi tanıklığıyla hem de benzer süreçlerden geçenlerin anlatımlarıyla anlatan bu kitap, insanın kendisini ve çevresini yeniden düşünmesini sağlıyor. “Hapishanesiz bir dünyaya adım adım yürüme umuduyla” biten kitap, kapatma rejimlerine karşı bir siyaset üretmeye de davet ediyor. Yazarın bu içten ve içeriden kitabını ısrarla tavsiye ederim. Dilerim çokça tartışılır, emeği kadar.

Not: Shakespeare’dan Rimbaud’a, Cemal Süreya’dan Şerko Bêkes’e kadar şiir dağarcığı geniş olan yazarın alıntıladığı kitaplar, iyi bir okuma listesi veriyor, ıskalanmasın.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

12. Yargı Paketi: Geri çekilse de rafa kalkmadı

Sonraki Haber

Mühim olan mühimmat

Sonraki Haber

Yeniden yapılanmanın sosyolojik zemini

SON HABERLER

12’inci Yargı Paketi Meclis’te kabul edildi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

İktidara kâr, halka kanser!

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

Yeniden yapılanmanın sosyolojik zemini

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

Mühim olan mühimmat

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

‘Kapatılmış’ anlatıyor: Toplamayın

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

12. Yargı Paketi: Geri çekilse de rafa kalkmadı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

15 Temmuz sonrası KHK rejimi ve eğitim emekçilerinin tasfiyesi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır