• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Haziran 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Özgür Müftüoğlu

NATO Zirvesi’nin akla getirdikleri

26 Haziran 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Özgür Müftüoğlu, Yazarlar

7-8 Temmuz’da yapılacak NATO Zirvesi için onbinlerce güvenlik görevlisi Ankara’ya yığılırken, birçok cadde ve sokağa giriş yasağı getiriliyor. Zirve’de görevli olanlar dışındaki kamu çalışanları 6-12 Temmuz haftasında izinli sayılacak. Valilik kararıyla, 28 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında kentte miting, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, oturma eylemi, protesto, açlık grevi, bildiri ve broşür dağıtılması, afiş ve pankart asılmasının yanı sıra sınav, sempozyum, panel, mezuniyet töreni, şenlik, konser, eğlence ve kutlamalar yasaklandı. Kısacası Ankara’da adeta sıkıyönetim ilan edildi. Bu arada çeşitli örgütlere mensup olduğu iddia edilen 200’ü aşkın kişi düzenlenen eş zamanlı ev baskınlarıyla gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan, aralarında akademisyen Emel Memiş, TEMA Vakfı gönüllüleri, gazetecilerin ve avukatların da olduğu 103 kişi tutuklandı.

Uluslararası bir toplantı için bir ülkenin başkentinde yaşamı durma noktasına getirecek, sıkıyönetimi çağrıştıran kısıtlamalar neden getirilir? Gerekçe zirveye katılacak liderlerin güvenlikleriyse, “Bu liderler, benzer toplantılar için dünyanın dört bir yanında boy gösterirken neden böylesine abartılı güvenlik önlemlerine ihtiyaç duyulmuyor? Ankara, uluslararası konukların güvenliklerini bile sağlayamayacak kadar güvensiz bir yer mi?” sorularını sormak gerekiyor sanırım. Ayrıca “Eğer hükümet başkentte yaşamı aksatmadan konukların güvenliğini sağlayamayacağını düşünüyorsa -ki bu diğer illerde güvenlik sorununun çok daha derin olduğunu gösterir- “Her yıl bütçeden iç güvenlik için ayrılan milyarlarca lira nereye harcanıyor?” sorusunun da gündeme gelmesi gerekmez mi?

Bu sorulara yanıt ararken yeni bir gelişme olarak, Zirve’yi izlemek isteyen çok sayıda gazetecinin akreditasyon talebinin geri çevrildiği haberi geldi. Tahmin edilebileceği gibi bu gazetecilerin büyük kısmı “muhalif basın-yayın kuruluşları”nın mensuplarıydı. Muhalif gazetecilerin NATO Zirvesi’nden halkı haberdar etmelerinin engellenmesi Ankara’daki olağanüstü güvenlikçi atmosfer konusunda başka soruları da akla getirdi: Bunlardan biri elbette “Zirve’de konuşulacak konular, alınacak kararlar Türkiye toplumundan gizlenmek mi isteniyor?” sorusuydu. Bunu tamamlayacak diğer bir soru ise, “Alınan olağanüstü güvenlik önlemleri, Zirve’de alınacak kararlara karşı toplumun göstereceği muhtemel tepkileri bastırmak için midir?” oldu.

NATO Zirvesi, küresel belirsizliklerin ve kapitalist dünya düzeninde bir yeniden yapılanmanın işaretlerinin güçlü biçimde açığa çıktığı bir döneme denk geliyor. Türkiye ise, bu yeniden yapılanma sancılarının çatışmaya dönüştüğü hassas bir coğrafyanın odağında yer alıyor. Ukrayna savaşıyla birlikte Rusya’yı yakın tehdit olarak algılayan Avrupa ülkeleri ve özellikle İran savaşıyla birlikte hegemonyası tartışmalı hale gelen ABD, soğuk savaş döneminde kurulan emperyalizmin savaş aygıtı NATO’yu yeni dünya düzenine uyarlarken Türkiye’ye de daha aktif bir rol vermek istiyor. Bu konuda NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin geçtiğimiz Nisan ayında Ankara’ya yaptığı ziyarette verdiği mesajlar oldukça çarpıcıdır.

Rutte’nin Ankara’da verdiği mesaj, küresel kaos ortamında Türkiye’nin jeostratejik öneminin arttığı ve NATO’nun değişen öncelikleri içinde Türkiye’nin daha etkili bir rol üstlenmesinin gerekli hale geldiğidir. Rutte bu görüşünü Türkiye’nin NATO’nun -ABD’den sonra- en büyük ikinci ordusuna sahip olması; Kuzey Atlantik Paktı’nın savaş bölgesi olan hem Karadeniz hem de Ortadoğu’da yer alan tek üye ülke olması ve “Türkiye bir savunma sanayi devrimi yaşadı.” sözleriyle ifade ettiği Türkiye’nin silah sanayinde son yıllarda gerçekleştirdiği atılıma referans vererek temellendirmektedir. Rutte, NATO’nun yeni düzeninde Türkiye’ye biçilen role ilişkin de en yakın güvenlik tehdidi olarak belirlediği Rusya, Çin ve İran’la girilecek muhtemel bir savaşta Türkiye’nin jeostratejik konumu, askeri gücü ve silah üretme potansiyeli nedeniyle, “ileri üs bölgesi” -yani sıcak çatışmanın alanı- olarak kullanılabileceğini belirtmektedir.

Rutte’nin mesajlarının yanı sıra geçtiğimiz günlerde Trump’ın Beyaz Saray’da Rutte ile birlikte yaptığı toplantıda Erdoğan ve Türkiye’nin askeri gücü için sarf ettiği övgü dolu sözleri ve NATO Zirvesi’ne katılma kararı vermesi ama tüm bunlar olurken hükümetin Türkiye’nin NATO’daki konumun ilişkin açık bir paylaşımda bulunmaması, toplumdan gizlenen bir şeyler olduğu kaygısını güçlendirmektedir.

Ankara’daki olağanüstü güvenlikçi atmosfer konusunda akıllara takılan bir başka soru ise -NATO Zirvesi’nden bağımsız olarak- “Zirve’nin, hakkını arayan kesimlerin demokratik tepkilerini ortaya koymalarının engellenmenin vesilesi olarak mı” görüldüğüdür. Zirve nedeniyle gözaltına alınanlara “Ankara’daki Doruk Madencilik işçilerinin eylemlerine neden katıldıkları”nın sorulması; Ankara’da halen devam eden Özel Sektör Öğretmen Sendikası’nın direnişi; Temmuz’da açlık sınırı altında ezilen asgari ücrete artış yapılmaması, kamu emekçileri ve emeklilere ise enflasyonun çok altında artışlar yapılmasına karşı yapılacak eylem olasılığı da bu sorunun haklılığını ortaya koymaktadır.

Bu arada NATO Zirvesi gerekçesiyle başkentte yaratılan baskı ortamının, CHP’nin seçilmiş yönetim kadrosuna yapılacak muhtemel bir yargı operasyonu için fırsat olarak değerlendirilebileceği de akılları kurcalayan bir başka sorudur!

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Çanakkale’de termik santrallerle kuşatıldı

Sonraki Haber

Aşure kazanında yükselen barış çağrısı

Sonraki Haber

Aşure kazanında yükselen barış çağrısı

SON HABERLER

Gözaltında tecavüz: İşkence sistematik

Yazar: Yeni Yaşam
26 Haziran 2026

‘Ben bir halk türküleri anlatıcısıyım’

Yazar: Yeni Yaşam
26 Haziran 2026

İktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ yasası!

Yazar: Yeni Yaşam
26 Haziran 2026

Aşure kazanında yükselen barış çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Haziran 2026

NATO Zirvesi’nin akla getirdikleri

Yazar: Yeni Yaşam
26 Haziran 2026

Çanakkale’de termik santrallerle kuşatıldı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Haziran 2026

Enerji güvenliği ve barış meselesine dair

Yazar: Yeni Yaşam
26 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır