ÖHD, 14 Ağustos’ta kalp krizi geçiren ve bir günlük tedavisinin ardından cezaevine gönderilen tutsak Mehmet Hüseyin Maral’ın tedavi sürecinde yaşadığı hak ihlallere ilişin rapor hazırladı
Burdur Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde hasta tutsak Mehmet Hüseyin Maral, 14 Ağustos’ta kalp krizi geçirdi. Bunun üzerine hastaneye sevk edildi. Bulunduğu ilde kalp doktoru olmadığından Isparta’da bir hastaneye sevk edildi. Burada yapılan tetkiklerde Maral’ın iki damarının tıkandığı belirlendi. Doktorların yaptığı tedavi sonucu Maral’ın tıkanan iki damarında biri açılırken diğer damarın açılması için bir ay sonrasına randevu verildi. Maral, hastanede bir günlük tedavisinin ardından tekrar cezaevine gönderildi.
Anjiyo sırasında kendisine siyasi ve faşist içerikli marşlar dinletilmiş
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Antalya Temsilciliği tutsak Maral’ın kalp krizi geçirdiği sırada gerek hastanede gerek cezaevinde uğradığı hak ihlallerine ilişkin rapor hazırladı. Kalp krizi geçiren Maral’ın, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gördüğü süreçte insan onuruyla bağdaşmayan uygulamalara maruz kaldığı belirtilen raporda, “İddiaya göre, anjiyo işlemi sırasında kendisine siyasi ve faşist içerikli marşlar dinletilmiş, söz konusu uygulama tedavi sürecinin ağır psikolojik baskı altında geçirilmesine neden olmuştur. Bunun yanı sıra, hastanenin mahpus koğuşunun insani ve sağlık açısından uygun olmayan koşullara sahip olması nedeniyle Maral bu koşullara itiraz etmiştir. İlk anjiyo işleminin ardından Isparta E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na götürülen Maral’ın, yaklaşık 2 metrekarelik bir hücreye konulduğu ve burada fenalaştığı ifade edilmektedir. İkinci anjiyo işleminden sonra da benzer şekilde aynı hücreye götürülmek istenen Maral, sağlık durumunun bu koşullarda kalmasına elverişli olmadığını belirterek hücrede tutulmayı reddetmiştir. Diğer mahpusların da desteğiyle cezaevi idaresine ulaşılmasının ardından ise iddialara göre başgardiyan tarafından fiziksel ve sözlü şiddete maruz bırakılmıştır. Maral’ın ikinci anjiyo işleminden henüz çıkmış olmasına rağmen başgardiyan tarafından kollarının morartılacak şekilde fiziksel müdahaleye uğradığı ve kendisine ağır tehdit ve hakaretlerde bulunulduğu aktarılmıştır. Bu kapsamda kendisine, ‘sinkaflı küfürler’ edildiği belirtilmektedir” ifadelerine yer verildi.
‘Tedaviyi reddetme maruz kaldığı muamele kaynaklı’
Raporun devamında, “ Nitekim Maral, yaşadığı bu muamelelerin ardından, gerekirse cezaevindeki arkadaşlarının yanında hayatını kaybetmeyi göze alacağını, ancak Isparta’da yeniden tedavi görmeyeceğini ifade edecek noktaya gelmiştir. Bu nedenle tedaviyi reddetme yönündeki tutumunun, salt tıbbi tedaviyi kabul etmeme iradesi olarak değerlendirilmemesi; maruz kaldığını belirttiği kötü muamele, tehdit, fiziksel şiddet ve insan onuruna aykırı koşulların yarattığı ağır güvensizlik ve travmanın sonucu olarak değerlendirilmesi gerekmektedir” diye belirtti.
Raporun sonunda şu ifadelere yer verildi:
“Maral’ın iki ayrı kalp krizi geçirmiş olması, iki kez anjiyo işlemine alınması, cezaevine kabul edildiği günlerde dahi acil servise kaldırılması ve anjiyo işlemleri dışında da birden fazla kez acil sağlık müdahalesine ihtiyaç duyması, mevcut sağlık durumunun ciddiyetini açıkça ortaya koyuyor. Bu süreçte Maral’ın yeterli ve zamanında tıbbi müdahaleye erişememesi halinde kalp-damar sistemine ilişkin mevcut rahatsızlıklarının ağırlaşması ve hayati sonuçların ortaya çıkması mümkündür. Özellikle daha önce kalp krizi geçirmiş ve anjiyo uygulanmış bir kişinin, gerekli kardiyolojik takip ve acil müdahale imkânlarından mahrum bırakılması ciddi ve yakın bir yaşam hakkı riski doğurabilecektir. Dolayısıyla Mehmet Hüseyin Maral’ın mevcut sağlık durumu yalnızca ‘cezaevi koşullarında tedavi gerektiren bir rahatsızlık’ olarak değil; yaşam hakkı, insan onuruna saygı, kötü muamele yasağı ve mahpusların sağlık hizmetlerine erişim hakkı bakımından değerlendirilmesi gerekir ve acil bir durum olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle Maral’ın sağlık durumunun bağımsız ve uzman bir sağlık kuruluşu tarafından derhal değerlendirilmesi, geçirdiği kalp krizleri ve anjiyo işlemlerine ilişkin tüm tıbbi kayıtlarının temin edilmesi, düzenli kardiyolojik takip ve acil müdahale imkânının güvence altına alınması ve tedavinin güvenli bir ortamda sürdürülmesi hayati önem taşımaktadır. Aksi halde gerekli tıbbi müdahalenin gecikmesi veya sağlık hizmetlerine erişimin fiilen engellenmesi, telafisi mümkün olmayan sonuçlara, hatta Maral’ın yaşamını kaybetmesine neden olabilecek ciddi bir risk oluşturmaktadır.”
Kaynak: MA









