Türkiye’nin ve bölgenin içine değil de, müzakere sürecinin içine bakarsak bazı olumlu adımlarla bazı olumsuz adımları birlikte görürüz.
Olumlu adımları abartanlar uyuşturucu “beklentilere”, olumsuz adımları abartanlar da “umutsuzluğa” yol açarlar. Her iki eğilim müzakere sürecini olumsuz etkiler.
Müzakere sürecinin içine bakmakla yetinmek bu iki olumsuz eğilime yol açtığı gibi, müzakere süreciyle ilgili “ne yapmalı” sorusuna cevap vermeyi de engeller. Müzakere sürecinin penceresinden Türkiye’ye ve bölgeye bakmalıyız.
Şu anda hepimiz, müzakere sürecinin sonuç vermesini Öcalan’ın özgürlüğüne bağlıyoruz. Öcalan özgür çalışır bir statüye sahip olmadan müzakere sürecinin ilerlemeyeceğini sürekli anlatıyoruz. Ben de dahil hepimiz “demokratik entegrasyon ve yerellerin merkezden özerkliği sürecini” Öcalan’dan başka hiç kimsenin yönetemeyeceğini sürekli açıklıyoruz.
Haklıyız. Gerçeği dile getiriyoruz.
Ama sürecin nasıl yönetileceğini ifade etsek bile Öcalan’ın nasıl özgür olabileceğini gerçekçi bir alternatif çözümle anlatamıyoruz. Çünkü bu aşamada ne devlet, ne iktidar ne de sistem içi muhalefet Öcalan’ın özgürlüğünü kabule kesinlikle hazır değil. Sonuçta “Öcalan hâlâ tecritte” diyerek “negatif muhalefet” söylemine kendimizi mahkum ediyoruz.
“Negatif muhalefet” yazımın başında ifade ettiğim iki olumsuz sonuçtan başka sonuç üretemez: Ya sürecin olumlu yanlarını abartarak “beklemeye” yani “pasif muhalefete” yol açar ya da olumsuz yanları abartarak “müzakere” yerine “mücadele”ye, yani “aktif muhalefete” çağrı yapar.
“Pasif muhalefet” de, “aktif muhalefet” de bu aşamada “negatif muhalefettir”. Biri devletten ve iktidardan “şikayet” etmeye, gelişmeyi onlardan beklemeye ve diğeri ise müzakereden vazgeçmeye devlete ve iktidara savaş açmaya götürür. Birinci eğilim devletin ve iktidarın iç ve dış politikasını ve bu politikanın “içte barış” hedefiyle taban tabana zıt olduğunu hesaba katmaz, ikinci eğilim ise bugünkü iç ve dış somut şartlarda kendi güçsüzlüğünü görmez. Her ikisi de hareketi yenilgiye götürür.
Şimdi “pozitif muhalefet” zamanıdır.
Pozitif muhalefet nedir?
Dışımızdaki herkese karşı ve herkesle birlikte yürümeyi sağlayacak muhalefettir.
Biz müzakere sürecinin Kürt sorununu çözme temelinde ülkeyi demokratikleşmenin kilit meselesini “Öcalan’a özgürlük” sloganıyla ifade ediyoruz. Biz Öcalan’a özgürlük sloganı etrafında 60 milyonluk Kürt ulusunun çoğunluğunu ve (Öcalan’a utanmazca saldıranlar dışında) sosyalistleri birleştirmiş bulunuyoruz. Öcalan’ın özgürlüğü için bu büyük kitlenin daha örgütlü ve daha eylemli mücadelesi devam etmelidir.
Ancak dışımızdaki “herkes”, devlet, iktidar ve sistem içi muhalefet ve Türk ulusunun ezici çoğunluğu Öcalan’ın özgürlüğüne karşıdır.
Bu durumda biz dışımızdaki Öcalan’ın özgürlüğüne karşı olan ve karşı oldukları için müzakere sürecinin ilerlemesini frenleyen güçlerle hem müzakere halindeyiz, hem de bunların tümüne muhalefet ediyoruz.
Müzakere ile mücadele eğer muhalefetimiz “negatif muhalefet” ise birbiriyle çelişir. Ya bekleyerek süreci çürütmek isteyenlerle masada biz de oyalanırız ya da “norm dışı devletin” ekmeğine yağ sürerek müzakereyi baltalayan bir muhalefet hareketine dönüşürüz.
Müzakere ve mücadele arasında uyum nasıl sağlanır? “Pozitif muhalefetle.”
Pozitif muhalefet ne demektir?
Dışımızdaki güçler arasında ayrım yapmaksızın hepsine muhalefet etmek ve hepsiyle birlikte yürümemizi sağlayacak bir taktik planı onlara önermek “pozitif muhalefettir.”
Bu muhalefet kimin haksız, kimin haklı olmasından bağımsız olarak şu suçlamayı yapmalıdır:
AKP’nin rakibini tasfiye amaçlı başlattığı operasyonlar ve tutuklamalar ile Yeni Parti’nin buna karşı erken seçim amaçlı kampanyası kronik ekonomik krizi kaosa dönüştürmüş ve süreç içinde tırmanan darbe seçimsiz diktatörlük tehlikesine yol açmış ve ülkenin ABD ve İsrail’in zorlamasıyla İran’a ve Yemen’e karşı savaşın eşiğine gelmesine neden olmuştur.
Bu iki partinin arasındaki kavga Türk ve Kürt halkları arasında yüz yıldır süren savaşlara son verecek olan barış fırsatını tehlikeye sokmuştur.
AKP ve Yeni Parti, bu kritik aşamada, aralarındaki iktidar kavgasını, müzakere sürecinde sonuç alınıncaya kadar ertelemelidirler.
En kısa zamanda “silahsızlanma ve siyasallaşma” gereği sadece PKK mensuplarının özgürlüğüne yol açacak olan “fiili ve şarta bağlı kısmi af” yasasını, tecavüz, kadın cinayetleri, çocuklara karşı cinsel suçlar dışında kalan tüm hükümlü ve tutukluları kapsayacak ölçüde genişleterek hukuki eşitliği gerçekleştirmelidirler.
Yine en kısa zamanda her iki parti, üçüncü dünya savaşının yeni aşamasında ABD-İsrail ile İran-Yemen arasındaki savaşta Türkiye’nin “tarafsızlığını” ilan etmelidirler.
“Genel af” ve “tarafsızlık” şu anda tüm diğer ekonomik, sosyal, politik ve kültürel sorunları müzakere süreci boyunca çözmenin olmazsa olmaz iki stratejik adımıdır. Genel af yasası tırmanan darbe sürecini durdurur ve seçimsiz diktatörlük ihtimalini bertaraf eder ve “tarafsızlık” ülkenin savaşa sürüklenmesini önler.
İşte “pozitif muhalefet”in taktik planı böyle olabilir. Ayrımsız tüm sistem içi partilere, onların devlet içindeki destekçilerine karşı, ama onlarla birlikte çözüm hedefini savunur.
Öcalan’ın özgürlüğünü sağlamak ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni yasal bir statüyle yönetmesinin ve sonuca ulaştırmasının önünü açmak, bütün barış ve demokrasi güçlerinin “pozitif muhalefet” saflarında birliğine bağlıdır.
Şu aşamada “seçimle” ya da “silahla” sonuç almak, sistem içi güçlerden biriyle diğerine, yani Erdoğan’a karşı Özel’le ya da Özel’e karşı Erdoğan’la ittifak yapmak sonuç alması mümkün olmayan “negatif muhalefettir.” Pozitif muhalefet, işlerin kötüye gittiği ve hem devletin, hem iktidarın, hem de sistem içi muhalefetin kötüye gidişte ağır sorumluluğu olduğu şu kısa erimde “herkese karşı ve herkesle birlikte” olmanın biricik mümkün olan yoludur.
“Şu kısa erimde” kelimelerinin altını çiziyorum. Devrimci stratejiden söz etmiyorum.









