• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
25 Ekim 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Sandığı kazanmak yetmeyecek, biliyoruz değil mi?-Ferda Koç

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

CHP’nin AKP’nin elindeki belediyeleri almaya, HDP’nin, kayyumlarla gaspedilen belediyeleri geri almaya odaklandığı bir yerel seçim sürecine girdik. Binbir hileyle “çöreklendiği” ve faşizmin/gericiliğin lojistik üsleri haline getirdiği Ankara ve İstanbul belediyelerini AKP’nin elinden almak elbette önemli. %60-70-80 oyla seçtiği belediye başkanlarını tutukladığı halkın atacağı “onur tokadı”ndan daha kıymetli bir şey tabii ki yok.

CHP İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerinde “Erdoğan-Bahçeli Koalisyonu’nun dışında kalan bütün güçleri bir araya getirmenin en kolay yolu (buna “akla uygun tek yol” da diyorlar) olarak, “muhafazakar” ve “ırkçı seçmen”i merkezine alan bir “sandığı kazanma” siyasetini, HDP ise gasp edilen belediyeleri oy artırarak geri alabilmek için “Kürt İttifakı”nı öne çıkardı. Ama AKP’nin çamura yatarak, trafoya kedi sokarak, sandık imal ederek cebine attığı belediyeleri almakla, %60’la alınan belediyeyi gaspçının elinden %70’le geri almakla bu kabusun, bu apaçık faşizmin defterinin dürülmeyeceğini de biliyoruz değil mi?

Zaten bilmesek de açık faşizmin reisiyle yancısı durmaksızın bildiriyorlar. Yerel seçim sandığından istedikleri sonucu çıkarmak için bütün yolları kullanmaya azimli olduklarını da 16 Nisan ve 24 Haziran’ın sabıkalı YSK’sının görev süresini uzatarak, Peker şarlatanına döner ekmekle toplanmış serseri sürülerine naralar attırarak gösteriyorlar. Bütün belediye başkan adaylarını MİT’e incelettiklerini ve hoşlarına gitmeyen belediye başkanlarını görevinden alıp yerine kayyum atamaktan geri durmayacaklarını çoktan ilan ettiler.

Yani yerel seçimlerin sandığından hangi sonuç çıkarsa çıksın açık faşizmi sürdürmeye kararlı bir iktidar merkeziyle karşı karşıyayız. Hal böyleyken, salt “sandığı kazanmaya” odaklı bir yaklaşıma bağlı olarak biçimlendirilecek bu “sağa açılma” siyasetlerinin “sandığın dışındaki” gündelik iktidar-muhalefet pratiğinde, hem seçim sürecinde, hem de seçim sonrasının faşist saldırı ortamında ihtiyaç duyulacak direnme gücünü zayıflatacağını görmemiz gerekiyor. Şu anki duruma kıyasla daha olumlu koşullar altında yaşanan 2014 yerel seçimlerinde İstanbul’da (soldan çok sağla iyi geçinmekte İmamoğlu’na çok benzeyen) Sarıgül’ün, Ankara’da (yine) Yavaş’ın temsil ettiği bu çizginin daha acemi ve sınırlı bir hilekarlığa/zorbalığa karşı etkisiz kaldıklarını hatırlamalıyız.

En somut anlatımını İmamoğlu’nun Saray ziyaretinde, Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı’ndan istifa etmemesine karşı tek bir kelime etmekten kaçınmasında, uzlaşmacılığı “milletin gönlünü kıracaksak seçimi kazanmak istemeyiz” demeye kadar vardıran söyleminde bulan bu çizgiyle (sandıkta çoğunluk sağlansa, hatta belediye başkanlığı kazanılsa bile) AKP’nin elinden herhangi bir belediye iktidarını almanın mümkün olmadığı ortada değil mi? Bu nedenle “sandığı kazanmak” için bu yolu tutanların umabilecekleri tek şeyin, Sarayın “en ziyade müsadeye mazhar muhalefeti” olabilmek olduğunu söylersek haksızlık yapmış olmayız.

1 Nisan sabahında sokağa çıkabilir, sokağı tutabilir, yaşamı savunabilir halde olmadıkça AKP-MHP dışındaki bir seçeneğin “sandıktan çıkmış” olmasının ne kadar anlamlı olacağı tartışma götürür bir şeydir. Sağa odaklı adaylarla anti-faşist direncin “yumuşatılması” iktidarın dayattığı kutuplaştırma ve cepheleştirme siyasetinin gerici etkisini azaltmayacak, yalnızca demokratik muhalefet zeminini çamurlaştıracak, iktidarın gönlünce şekil vereceği kıvama getirecektir. Devrimciler ve sosyalistler olarak, açık faşizm koşulları altında gittiğimiz bu yerel seçimlerde izleyeceğimiz çizgi, “sandığı kazanmak” ile “faşizme karşı mücadele” arasındaki ilişkinin doğru kurulmasına hizmet etmelidir.

CHP’nin “sağa açılım” ve HDP’nin “Kürt şehirlerine ve Kürt seçmenine odaklanma” politikalarının, bu çizgi açısından “uygun zemin” sağlamadığı ortadadır. Bununla birlikte, faşizme karşı direniş ihtiyacının şiddetine bağlı olarak bir “sol eksenli yerel seçim kampanyaları kümesi”nin oluşması yine de ihtimal dahilindedir. Halkın faşizme karşı direnme eğilimini “yumuşatarak dağıtan” politikaların ne tek ne de “akılcı” seçenek olduğunun gösterilmesi için, sol güçlerin ağırlık merkezini oluşturacağı yerel seçim pratiklerinin aynı zamanda faşizme karşı mücadelenin sol çizgisinin filizlendirildiği, güçlendirildiği mecralar haline getirilebilmesi gerekiyor.

* Bu yazı Sendika.org’la eş zamanlı olarak yayımlanmaktadır.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Kuyu tiplerinde koyu tecrit

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Marmara 6 No’lu L Tipinde ise devrimci tutsaklara bulundukları hücrelerde 7/24 kameralarla gözetleme ve kayıt yapma dayatılmaktadır. Özel yaşama saygı...

Rıza- ikna siyaseti- sömürünün gerçeğinde

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Ertuğrul Kürkçü 22 Ekim günü Yeni Yaşam gazetesine yazdığı son yazısında ikili devlet görünümünü analiz etmekte. Yazısını ikili devlet analizine...

Süreç yine mi tıkandı?

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Ülkeyi, bölgeyi ve Ortadoğu’yu yakından ilgilendiren barış ve demokratik toplum süreci, yine yavaşlamıştır. Bunun üzerine ilgili herkes, “süreç yeniden mi...

Güvenlik aşılmıyor, büyütülüyor!

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

İki yıl önce Devlet Bahçeli, Meclis'teki grup toplantısında sonradan Kurucu Önder olarak addettiği Abdullah Öcalan'a seslendiğinde, Türkiye siyasetinin ezberi bir...

Fransa ve politika

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

“Sıkıysa gelip yaşasınlar benim dokuz metrekare evimde. Az önce bir polis vardı. Ona böyle yaşanamayacağını anlatıyordum. O da abarttığımızı söylüyordu....

Eşit yurttaşlığın cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Dar kalıpları aşarak demokratik bir gelecek için ortak hareket hiç bu kadar elzem olmamıştı. “Yeni Toplumsal Sözleşme” için bir dakika...

Sonraki Haber

Kadın Fimleri Festivali yola çıkıyor

SON HABERLER

Kuyu tiplerinde koyu tecrit

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Parayı verene havayı kirletme hakkı

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Yeni adres sokaklar değil evler!

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Rıza- ikna siyaseti- sömürünün gerçeğinde

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Süreç yine mi tıkandı?

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Güvenlik aşılmıyor, büyütülüyor!

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır