• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Nisan 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Stratejik Kürt aklı gelişmiştir: Mesele pratik politikaya uygulanmasıdır

26 Nisan 2026 Pazar - 23:00
Kategori: Manşet, Şinasi Atabey, Yazarlar
  • Pozitif devrimi gerçekleştirecek olan öz güç, özgür irade ve bağımsız güçtür. Çatlaklardan, çelişkilerden bu güçle yararlanılır. İlişki geliştirecekse de bağımlı değil; öz güç, özgür iradeyle geliştirilir. Yoksa ya hegemon ya da statükocu güçler devrimi çalabilirler. Bu nedenle özgür Kürt çizgisi oldukça dikkatli olmalıdır
  • Önderlik gerçekliğinin sanatsallığını, kişiliğini ve ışığını, güzelliğini en önemlisi tüm bunların toplamı olan yaratıcılığını yansıtmalı, yaşamalı, yaşatmalıyız. Artık bahanelere sığınmamalıyız. Bahanelerin hiçbir değeri yoktur. Dönem, her şeyin hakkını verme dönemidir
  •  Özgür Kürt öncelikle kendine karşı mücadele edendir. Kendine karşı mücadele edemeyen, dışa karşı da mücadele edemez. Kendini inşa edemeyen toplumu inşa edemez. Bu kişilik kördüğüm hâline gelmiş kişiliktir. Tutsaktır, yenilmiştir. Tutsaktan, yenilmişten inşacı çıkmaz. İnşacı, özgür başarılı kişiliktir

 Şinasi Atabey 

Bu yıl baharla birlikte Üçüncü Dünya Savaşı yoğunlaştı. Aslında 2026 yılında savaşın giderek daha da yoğunlaşacağı belliydi. Ortadoğu’da ne zaman savaş derinleşse bunu Kürtlere yönelik başlatıyorlar. Hegemon güçler, hegemonya savaşını verirken halkların lehine gelişme olmasın diye en güçlü dinamik olan özgür Kürt çizgisini kendilerince ya zayıf düşürmek ya da baskı altında tutmak istemekteler. Olan yine böylesi bir politikanın gündemde oluşudur.

‘Hegemonya savaşında yüzyıllık statüko parçalanıyor’

ABD büyük bir hegemonya savaşı veriyor. Çin hegemonyasının önünü kesmek istiyor. Ukrayna’da Rusya’nın önünü kestiler ve yıllardır Rusya’nın orada uğraşmasını sağlıyorlar. İran, hegemonya savaşının merkezi ve belirleyicisidir. ABD-İsrail, İran’da Çin hegemonyasının önünü kesmek ve ABD’nin en az 50 yıl daha hegemonyasını garantilemek istiyor. Bu nedenle tüm güçleriyle yükleniyorlar. Bu sefer Çin ve Rusya, ABD’ye İran’ı Ukrayna yapabilirler. Nasıl ki ABD-AB yıllardır Rusya’yı Ukrayna bataklığında tutuyor ise, Rusya ve Çin de İran’ı destekleyip savaşı uzatabilirler. Diğer bir husus ise, Ortadoğu’da hegemonya savaşında yüzyıllık statüko parçalanıyor. Halklar açısından statükonun parçalanması önemlidir. ABD-İsrail kalıcı hegemonya oluşturmak için statükoyu parçalıyorlar. İngiltere ve Ortadoğu’daki en önemli müttefiki bunu engellemek istiyor. Suriye’deki rolleri bunun bir parçasıdır. Ama nasıl ki Suriye’de istediklerini elde edemediler ve Kürtler güçlerini koruyarak statü sahibi oldularsa, yine statükonun en önemli ayağı olan İran’ın ve diğer gücün statükoculuğunu ayakta tutamazlar.

Statükonun parçalanması, her ayağında, Kürt gerçekliğini daha fazla ortaya çıkarıyor. Fakat özgürlük çizgisinin bedenleşmesi statükonun parçalanmasına bağlanamaz. Unutulmamalıdır, hegemon güçler de statükocu güçler gibi karşı devrimcilerdir. Pozitif devrimi gerçekleştirecek olan öz güç, özgür irade ve bağımsız güçtür. Çatlaklardan, çelişkilerden bu güçle yararlanılır. İlişki geliştirecekse de bağımlı değil; öz güç, özgür iradeyle geliştirilir. Yoksa ya hegemon ya da statükocu güçler devrimi çalabilirler. Bu nedenle özgür Kürt çizgisi oldukça dikkatli olmalıdır. Kürtler için tarihi dönüm noktası geçerlidir. Riskleri de imkânları da var. Özgür Kürt çizgisi yarım asırdır özgür irade ve öz güçle içerik, nitelik, çizgi ve dinamik kazanmıştır. Bu çizgi, Ortadoğu’da statüko parçalanırken tarihsel çıkış imkânını yakalamıştır. Bu Kurmanclığa dayalı bir imkân olduğu için değeri daha fazladır. Demokratik Toplum/Ulus niteliklidir. Mahalli değildir, kendi modernitesi ile enternasyonaldir. Kürtler dışındaki tüm ezilenleri, gadre uğrayanları kapsıyor.

‘Kürtlerin inkârıyla artık yol alınamaz’

Ortadoğu’da Kürt inkârı da hâlâ bir politika olarak sürdürülüyor. Yüzyıllık inkâr zihniyetinin aşılması kolay olmuyor. Kendini Kürtlerin yok oluşu üzerinden var eden statükocu güç, Kürtlerin özgür varlık kazanması hâlinde bitişinin geleceğini görüyor. Ancak yeterince açığa çıktı ki Kürtlerin inkârıyla artık yol alınamaz. Öte yandan Kürtler bastırılamaz da. Kürt dinamiği oluşmuştur, bastırılarak yok sayılarak yol alınamaz. Bu noktada önemli olan kimin ne yaptığı değil, Kürt dinamiğinin ne yapacağıdır. Büyük tarihi deneyimlerden dersler alınarak varlık-özgürlük mücadelesi verilmelidir.

Bu konuda şu da belirtilmelidir ki Rojava’daki deneyim ve tartışmalar iki ayrı uçta ele alınıyor. Bir uç hiçbir şey olmamış gibi ele alırken bir uç da her şey kaybedilmiş gibi ele alıyor. Oysa ikisi de yanlıştır. Birincisi; orada öz güç, özgür irade ve bağımsız çizgide aşınma olmuştur. Hegemon güçlere aşırı angaje olma durumu yaşanırken yıllarca taktik ilişkide kalmaya razı olunmuştur. İkincisi; Kürt olgusunda ilk defa kendi kendini yönetme ve gücünü koruma ortaya çıkmıştır. Yalnız bununla yetinilmemelidir. Aşırı abartmadan, Kürt inkârının derinliği bilinerek, var olan durumun değeri bilince çıkarılarak demokratik ulus bilinci, örgütlü Kürt sınırlarının dışına da taşırılmalıdır. Yoksa on yıllarca mahalli sınırlarda kalınırsa çürüme kaçınılmaz olur. Unutulmamalıdır ki Ortadoğu’da çözüm mahalli sınırlara hapsolmakla gelişmez. Demokratik ulus ve kadın özgürlüğüyle tüm halklara demokratik siyasetle ulaşabilir.

‘Kendimizi kurumsal önderlik karşısında her an sorgulamalıyız’

Devrimciler her şart altında neyi nasıl yapacağını bilen insanlardır. Özgür Kürt çizgisinde bu yönlü bir düzey olsa da hâlâ tam gerçekleşebilen bir durum olduğu söylenemez. Bunun temel nedeni gerçekleşen kurumsal önderlik içinde klasik Kürtlüğü eritememedir. Önderliğin kendisi bile kişiliğini kurumsal önderlik gerçekliği içinde eritmiştir. Bizde gerçekleşen ise kurumsal önderliği klasik Kürt kişiliği içinde eritmemizdir. Aslında yarım asırlık süreç Önderlik şahsında klasik Kürt kişiliğinin nasıl eritildiğini yeterince göstermiştir. Ciltler dolusu anlatılmış, paylaşılmıştır. Ancak hâlâ kendinde ısrar var bu konuda.

Önderlik bunun için, “Despotik-dikta kişilikler önderlik gerçekliğini kendi kişiliklerinde eritirler” diyor. Bunun zemininin bireycilik olduğu açıktır. Kolektifleşemeyen kişilik despotik-dikta kişilik olur. Bu gerçeklik karşısında kendimizi kurumsal önderlik karşısında her an sorgulamalıyız. Dersini geçip geçmediğimizi ölçmeliyiz. Hâlâ buna gelememekte ısrar var. Bu ısrarla yücelikleri kendi cüceliklerimizde eritiyor, kendine sevdalı, egoist kişilikler açıkken bile bunu gizliyor, cesaretli bir şekilde itiraz edemiyoruz. Bu hâlimizle ya iyi bir tarikat mümini ya da despotçuklar oluyoruz. Demokratik komünalist kişilikler olamıyoruz. Kurumsal önderlik gerçekliğini tersyüz ediyoruz. En büyük bencillik budur ve kaybettiriyor. Önderlik gerçekliğini kendimize yontuyoruz. Tersinden özümsüyoruz.

Kurumsal kişiliği, kimliği kendimizde tüketiyoruz. Mütevazı, alçakgönüllü olamıyoruz. Bu nedenle kurumsal önderlik gerçeğinin oluşumu ile bizim oluşumumuz birbirine zıttır. Şahsımızda kolektif, demokratik, komünal kişiliklerin oluşmamasının nedeni budur. Artık doğru eleştiri-özeleştiri ile kurumsal önderliği gerçekleştirmeliyiz. Işık gibi aydınlık saçan bilge gibi öğretici-öğrenen olan, çekici, ilham verici olabilmeliyiz. Yanlışlıkları aşmalıyız. Bu sefer öz-biçim dönüşümünü gerçekleştirebilmeliyiz. Diğer kişilik iflas etmiştir, bitmiştir. Onunla devam edersek iflas ettirir, bitiririz. Önderlik gerçekliğinin sanatsallığını, kişiliğini ve ışığını, güzelliğini en önemlisi tüm bunların toplamı olan yaratıcılığını yansıtmalı, yaşamalı, yaşatmalıyız. Artık bahanelere sığınmamalıyız. Bahanelerin hiçbir değeri yoktur. Dönem, her şeyin hakkını verme dönemidir.

Önderliği en çok öfkelendiren hususlardan biri de rolünün, misyonunun farkına varamamadır. Tarihi rolünün farkında olamamak kötü kaybettirmiş ve kaybettiriyor. Sanki kaybetmek kadermiş gibi razı oluyoruz. İlginç olan Önderliğe de kaybettirmek istiyoruz. Derin bir kaybetmeye razı olma durumu var. Oysa Önderlik Kürt tarihi ve kişiliğindeki bu kaybetmeyi derin başarma tutkusuna dönüştürmüş. Bu zordur ama kör kader, kendini, kaybetmişliği açıyor.

‘Söylediği ayrı, pratiği ayrı olanın kendine saygısı olabilir mi?’

Dikkat çeken bir yön de muazzam bir bilgi durumunun gelişmiş olmasıdır. Diğer yandan da insan şaşırıyor. Bu kadar bilgi, analiz gücü, tespit var ama pratik-politikaya neden yansımıyor? Hâlâ pratik-politikada sınıfta kalıyoruz. Aslında bu kendine saygı durumu ile ilgilidir. Saygılı olmak sözü, özü, pratiği ile bir olmaktır. Söylediği ayrı, pratiği ayrı olanın kendine saygısı olabilir mi? Saygılı, saygın olabilir mi? Madem bu kadar bilinç var, neden denk bir inşa yok? O zaman şu söylenilebilir: Aslında geliştirilen bilinç özümsenmiyor, kişilik hâline getirilmiyor. Mimetik tekrarla klasik, kendinden kaçan kişilik gizleniyor, örtükleştiriliyor. Var olan bilinç ve söz pratikleşemiyorsa o zaman ortada büyük bir ikiyüzlülük vardır. Bu kadar bilgiyle kendimizi örtbas ediyoruz. Klasik kişilik bu şekilde sürdürülüyor. Klasik kişilik çokbilmişlik maskesini takarak hortlamış adeta.

Bu, kendisiyle mücadele edemeyen klasik Kürt kişiliğidir. Bu kişilik kendi içinde mücadele edemeyen, kendinde özgür Kürdü yaratamayandır. Özgür Kürt öncelikle kendine karşı mücadele edendir. Kendine karşı mücadele edemeyen, dışa karşı da mücadele edemez. Kendini inşa edemeyen toplumu inşa edemez. Bu kişilik kördüğüm hâline gelmiş kişiliktir. Tutsaktır, yenilmiştir. Tutsaktan, yenilmişten inşacı çıkmaz. İnşacı, özgür başarılı kişiliktir. Sözün-özün-pratiğin bir olması için her şey sunulmuştur. Nasıl saygın kişilik olunur, nasıl saygın olunur? Bunlara cevap verilmiştir. Kendini bilmenin yaratmak olduğu, bunun etik-politik kimlikli kişilikle bağlantılı olduğu yeterince gösterilmiştir. Saygın, saygılı kişi olmak isteyen gereğini yapar. Kürt kendinin inkâr edilmesinde suçunu görmelidir. Çünkü Kürt kendinden kaçıyor. Belki ağırdır ama kendine saygı duymuyor. Kendinden kaçan, kendine saygısı olmayanı kimse kabul etmez, saygı duymaz. Bu Kürt’ü yürek kabul etmediği için Özgür Kürt inşasına girişildi. Bu nedenle bu inşaya kendinden kaçmayan, kendine saygısı olan, saygın Kürt denildi. Onur, varlık, kimlik mücadelesi budur.

‘Tarihte ilk defa Kürtlerin önü açılmıştır’

Hegemon ve statükocu güçler Kürtlere önümüzdeki yüzyılları kaybettirmek istiyor. Ama özgür Kürt’ün hegemon ve statükocu güçlere karşı şansı yüksektir. Ortadoğu çapında üçüncü yolu açmıştır. Statükoculuğa ve dış güçlere dayalı özgür yaşam yaşanmaz. Artık Kürt özgür dinamiği vardır. Buna dayalı demokratik Kürt stratejisi geliştirilmiştir. Buna Kürtler için stratejik akıl çağı demek gerçekçidir. Kürtler için böyle bir çağ başlamıştır. Tarihte ilk defa Kürtlerin önü açılmıştır. Tüm mesele pratik-politikada bunu yaratıcı temelde değerlendirmeye kalmıştır. Üretken bir dinamik yaratılmıştır. Nasıl ki Birinci Dünya Savaşı’nda Rusya, İkinci Dünya Savaşı’nda Çin, Vietnam devrimleri geliştiyse, Üçüncü Dünya Savaşı’nda ise Kürt Demokratik Toplum/Ulus Devrimi gerçekleşiyor. Diğer devrimler ulus devletçiydi ve kapitalist moderniteye eklemlendiler. Kürt Devrimi ise anti ulus-devletçidir. Bu nedenle hegemon ve statükocu güçler tüm güçleriyle engellemeye çalışıyorlar. Ama eğer stratejik Kürt aklının gerekleri pratik-politikada yerine getirilirse, hiçbir güç engelleyemez. Tek engel kendimiz olabiliriz. Bu nedenle pratik politik irade, öz güç olabilmeliyiz. Yoksa mevcut kişiliklerimiz bu tarihi eşiği kaybettirecek.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Bangladeş’te yıldırım düşmesi sonucu 14 kişi hayatını kaybetti

Sonraki Haber

Devrim zihinde başlar, reddediş ile büyür

Sonraki Haber

Devrim zihinde başlar, reddediş ile büyür

SON HABERLER

Küresel Sumud Filosu ‘2026 Bahar Misyonu’ yola çıktı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Binlerce ‘Gülistan’ adalet bekliyor

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Savaş ve Palantir

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Nazan Üstündağ: Kaybedilmek istenen kadın tahayyülüdür

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Orhan Yılmazkaya, kırık sandalye ve ‘Apocu Siyaset Tarzı’

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Kürt-Türk ilişkilerinin tarihsel gelişimi

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Hafızanın sahnede yürüyüşü: Moraşîn

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır