• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Nisan 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Devrim zihinde başlar, reddediş ile büyür

26 Nisan 2026 Pazar - 23:00
Kategori: Forum, Manşet

21. yüzyılın devrimi bir zihniyet devrimi olmak durumunda. Zihni özgürleşmeyen toplum özgürleşemez. Düşüncesi sömürgeleştirilmiş insan, eline iktidarı geçirse bile eski dünyanın kalıplarını yeniden yaratır

Tayip Temel

Tarih boyunca birçok halk zorbalığa karşı ayağa kalktı, nice iktidarlar devrildi, saraylar yıkıldı ve rejimler değişti. Fakat geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki birçok defa iktidarın el değiştirmesi gerçek özgürlüğü yaratmaya yetmedi. Çünkü iktidarı değiştirmek başka, yaşamı değiştirmek başkadır. Yöneteni değiştirmek ile düşünme biçimini değiştirmek ise bambaşka şeylerdir.

Bugün dünyadaki birçok deneyimden anlaşılıyor ve daha açık görülüyor ki yalnızca devletin başına geçmekle, salt yönetim erkini ele geçirmekle toplumsal kurtuluş sağlanmıyor. Eğer toplumun düşünüş tarzı değişmemişse, insanın zihni eski kalıpların içinde yaşamaya devam ediyorsa ve eğer kültür dönüşmemişse, devrim dediğimiz şey bir süre sonra kendi karşıtına dönüşüyor. Dün yıkılan düzen, başka kalıp ve başka bir kılıkta yeniden yaşam bulup, karşımıza çıkıyor.

Toplumsal sistemler ayakta kalmak için kurumlar oluşturur ama sadece onlarla ayakta kalamazlar. Asıl olarak o kurumları var eden zihniyetle varlıklarını sürdürürler. Bir toplumu yöneten ve çoğu zaman baskılayan yasalar, ordular ve iktidarlar değil insanların farkına varmadan benimsediği düşünce kalıplarıdır. Sabah uyanıp ilk işi telefona bakmak, akşam aynı diziyi izlemek ve buna ‘normal hayat’ demek gibi farkına varmadan dayatılmış bir yaşamı tercih etmek ve dışsal iken içselleştirilmiş bir kanıksamadır. Bu nedenle esas olarak insanı yönlendiren şey inandığı ve nasıl yaşaması gerektiğini düşündüren şeydir.

Kapitalist modernitenin en büyük ve bir o kadar da vahşi başarısı da burada yatmaktadır. O ekonomi ile beraber asıl olarak zihinleri yönetir. Yalnızca ekonomik pazarı kurmaz, insanın ruhunu da biçimlendirir. Barbarlığın en inceltilmiş formu olan kapitalizm, insana neye ihtiyaç duyacağını, neyi arzulayacağını, nasıl güzel görüneceğini, nasıl yaşayacağını, neyi başarı sayacağını her gün yeniden öğretir. Reklamlarla, ekranlarla, sosyal medya algoritmalarıyla, görünmez yönlendirmelerle insan zihnini kuşatır.

Modern insan bu nedenle salt ekonomik sömürüye uğramıyor, ondan çok daha büyük bir zihinsel işgal altındadır. Bugün insanın aklına, duygusuna, hatta hayallerine kadar nüfuz eden bir sistemle karşı karşıyayız. Artık sadece emeğimiz sömürülmüyor, dikkatimiz de sömürülüyor. Zamanımız ve duygularımız da sömürülüyor. Bir insanın neye öfkeleneceği, neye sevineceği, neyi beğeneceği bile büyük ölçüde sistem tarafından belirleniyor. İşte tam da böyle bir çağda devrim sokaktan önce insanın bilincinde verilmek zorundadır.

Bu nedenle 21. yüzyılın devrimi bir zihniyet devrimi olmak durumunda. Zihni özgürleşmeyen toplum özgürleşemez. Düşüncesi sömürgeleştirilmiş insan, eline iktidarı geçirse bile eski dünyanın kalıplarını yeniden yaratır. Cenneti yaratmaya çalışanlar çoğu zaman farkına varmadan cehennemi yaşatıyorlar. Bu yüzden yeni yaşam iddiası, önce yeni insanı yaratma iddiasıdır. Yeni insan ise ancak yepyeni bir bilinçle doğar.

Abdullah Öcalan önderliğinin külliyatında da bu gerçek temel bir yerde durur. Ona göre tarih boyunca egemenlik yalnız zorla değil, insan zihnini biçimlendirerek ve bilinci şekillendirerek kalıcılık kazanmıştır. Bu nedenle özgürlük mücadelesi salt dışsal baskı düzeneklerine karşı değil, bireyin içinde yeniden üretilen iktidar anlayışına, öğrenilmiş teslimiyet biçimlerine ve egemen sistemin bilinçte yarattığı kalıplara karşı da yürütülmelidir. Çünkü zihni özgürleşmeyen insanın kuracağı hiçbir yaşam gerçek anlamda özgür olamaz.

Hakikatin mücadelesi biraz da burada başlar. İnsanın sisteme karşı ilk direnişi, dayatılan yaşam biçimini sorgulamasıyla başlar. Her reklamın ‘mutluluk budur’ dediği yerde ‘hayır’ diyebilmekle başlar. Herkes aynı dili konuşurken hakikatin farklı sözünü üretmekle başlar. Herkes tek merkezden düşünürken alternatif düşünce ve alternatif mecralar yaratmakla başlar.

Çünkü devrim bazen en önce küçük görünen şeylerde başlar. Bir reddediş ve bir itirazla başlar. Asıl düşünsel ve zihinsel değişim bir insanın ‘ben artık böyle yaşamayacağım’ öz eleştirisiyle başlar.

Örneğin biz Kürtlerin yaşadığı temel sorunlardan biri olması vesilesiyle dil inkarına bakarsak son derece çarpıcı bir gerçeklik ile karşılaşıyoruz. Kendi dilinden koparılan bir halk, sözcüklerini, hafızasını ve varoluşunun en derin yankısını ve melodisini de yitirir. Bu gerçeklikten bakıldığında egemenin diline teslim olmak ve ona göre yaşamak bir unutturma düzeni oluşturuyor. Böylesi bir düzende ezilenden yana olmak, dilin ve düşüncenin sömürge haline getirilmesini reddeden devrimci bir kopuştur. Devrimci tutum burada başlar. Egemenin kelimeleriyle değil, bastırılmış ve ezilmiş olanın hakikatiyle düşünmeye cesaret etmek ve onda ısrar etmek bir reddediştir aynı zamanda.

Bugün dünyanın temel çelişkisi sınıfsal ya da siyasal olduğu kadar varoluşsaldır. İnsanlık ya bilinçli bir dönüşüm yaşayacak, kendi yaşamını yeniden anlamlandıracak, özgür ve ahlaki bir toplum inşa edecek ya da kurduğu bu sistem kendi krizleri içinde insanlığı da sürükleyerek çökecektir.

Bu yüzden mesele yalnız iktidara gelmek veya karar erki olmak değildir. Mesele yeni bir yaşam kurabilmektir. Yeni yaşam ise yalnız yeni kurumlarla değil, yeni bir kültürle mümkündür. Yine demokratik toplum salt yeni yasalarla değil, yeni zihniyetle mümkündür.

Çünkü gerçek devrim, insanın dünyaya bakışını değiştirdiği an başlar. Temel sorunumuz ne sistem kuramama ne de fikri zenginliğin olmamasıdır. Çok zengin bir kavramsal set ve düşüncel-ideolojik derinlik sunulmuştur bize. Esas mesele o fikirleri taşıyan insanın kendi kişiliğini kurma ve inşa etme sorunudur. Değişmeyen zihniyet, her şeyi yeniden aynı yere sürükledi. Gerçek değişim dışarıdan değil, insanın kendisiyle yüzleşmesiyle başlar. Pratik öncü zihinsel olarak değişmeden hiçbir şey gerçek anlamda değişmez.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Stratejik Kürt aklı gelişmiştir: Mesele pratik politikaya uygulanmasıdır

Sonraki Haber

Hafızanın sahnede yürüyüşü: Moraşîn

Sonraki Haber

Hafızanın sahnede yürüyüşü: Moraşîn

SON HABERLER

Küresel Sumud Filosu ‘2026 Bahar Misyonu’ yola çıktı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Binlerce ‘Gülistan’ adalet bekliyor

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Savaş ve Palantir

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Nazan Üstündağ: Kaybedilmek istenen kadın tahayyülüdür

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Orhan Yılmazkaya, kırık sandalye ve ‘Apocu Siyaset Tarzı’

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Kürt-Türk ilişkilerinin tarihsel gelişimi

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Hafızanın sahnede yürüyüşü: Moraşîn

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır