• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Mayıs 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Yatay kentleşme – Güner Yanlıç

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
9 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Son günlerde gündem olan yatay kentleşme-yapılaşma-şehirleşme-mimari ile ilgili birkaç başlığa değinmek istiyorum. Neden dikey değil de yatay bir kentleşme modeli olmalıdır? Dikey kentleşme dünyada terk edilen bir mimari modeli olsa da bizde çok tutulan bir yapılaşma türü olarak başköşede durmaktadır. Yatay kentleşme ile ilgili en güncel söylem ise yatay olursa buna yetecek arazinin olmayacağıdır. Oysa bu insanın iğneden korkması ile aynı yaklaşımdır. Ülke yüzölçümü ve nüfus oranlarına bakarsak; tarım, mera, göl, dağ, orman gibi doğal alanların dışındaki arazileri hesapladığımızda, böyle bir sorunun olmadığını kolayca görebiliriz.

Yatay ya da dikey olan yapılaşma bu alanlar dışında yapılmalıdır. Rantı değil bireyi, toplumu ve doğayı esas alan bir yaklaşımla alanlar belirlenmelidir. İnsan, doğa birlikte-barışıklığı esas alınmalı ve insan dışı canlı yaşamın da bizler kadar yaşam hakkı olduğu bilinmelidir. Merkezi imar kararları yerine yerel halkı ve gerçek ihtiyaçları esas alan yapılaşma politikaları yapılmalıdır.

Dikey ya da yatay kentleşmeden daha önemli konu konut yapımı ve bu yönlü imar politikalarının durdurulmasının gerekliliğidir. 2018 verilerine göre Türkiye’deki konut sayısı yaklaşık 20 milyon olup, % 30’luk bir oranla bu ihtiyacın çok üstündedir. Arazi rantı üretiminin en önemli kolu imar politikaları olup çok katlılıkla beslenir. Böylece kır yaşamının bitirilmesi, kanserli olan kentlerin hızla nüfus patlamasına da neden olur.

Elbette gettovari modelleriyle tek tipleştirme üzerine kurulu ve iktidarın motorize sanayi gücü olan inşaat sektörü bakanlığının bu sayının artmasında çok önemli bir yeri vardır. Aşırı kâr ve endüstriyalizmin olduğu bir yapılaşma yatay da olsa yanlıştır. Sermayenin inşaat endüstrisince yapılan bir yatay bir kentleşmenin kabulü doğru değildir.

Yatay ve az katlı bir yapılaşmanın doğru olduğu ve temel gerekçesi de tahakküm ve bürokrasiden uzak olmasıdır. Zigguratvari olan bu dikey yapılaşma büyüklük hissi vermesi ve egoyu desteklemesi nedeniyle doğru değildir. Xerawreşk’in (Göbekli Tepe ) yatay kentleşmenin en güzel örneği olduğu; birlikte barışık ve dayanışmacı bir yaşama olanak verdiği bilinciyle örnek bir yaşam alanıdır.

Bir kentleşme politikasının sadece yatay olması tek başına yeterli değildir. Bunun yanında yerel malzemenin kullanılması da bir o kadar önemlidir. Ahşap, taş ya da kerpiç gibi kültürel dokuya uygun olan sağlıklı ve doğal yapı malzemeleri kullanılmalıdır. Beton ve demir mukavemetinin belirlediği inşaat ömrü ortalama 40 yıl olup ahşap, taş ve kerpiç ise düzenli bakımlar yapılırsa yüzyıllarca ayakta kalabilmektedir. Günümüzde kerpiç yapı olup sekiz yüzyıl ayakta kalabilen yapılar bulunmaktadır.
Ucuz, sağlıklı ve doğal olan bu yapı malzemeleri ile sermayenin kazancı da düşecektir. Bu düşüş ise sermayenin bu yerel malzemelere saldırmasına neden olacaktır. Saldırı yöntemleri de karalama, küçümseme ve en nihayet paketleyip kendi pazarlamasına, üretimi yasaklamasına katkı sunacak yasalar çıkarması olacaktır.

Dikey mimari malzemesi olan beton, sigaradan daha fazla kanser yapan radon gazı en çok beton yapılar ve onun kimyasal yapı elemanlarınca yayılarak sağlıklı bir yapı türü değildir. İnsanların toprakla olan bağının kesilmesi planlanmakta ve fizyolojik ve psikolojik problemlerle karşı karşıya bırakmaktadır. Kentlilik ve yurttaşlık bilincinden uzaklaştırıp vatandaşlığı, toplumun da birey olmaktansa bencil olmayı öğretir.

Tüketim alışkanlıklarını belirleyen reklam ve tanıtım çalışmalarının tetiklediği site, plaza ve rezidans yaşamı modern gettoların toplumsal ilişkileri bitirdiği, üç nesil bir arada yaşayabilen toplumsal yapının da sonunu çekirdek aile mantığıyla getirerek, bireyi metalaştırarak buradan da sömürü yapmaktadır.

Yatay kentleşme olacaksa en önemli problemlerden biri de tektipçilik kafasıyla yapılması olur. Ülkenin doğusundan batısına modern kentleşme diye lanse edilen çeşitliliği esas almayan tektip mimari ile yapılmış modern gettoların sisteme ve sermayeye hizmet etmekten başka bir anlamı yoktur. Bu bilinçle sadece yatay bir kentleşme değil toplumsal ekoloji öğretilerini barındıran bir ekolojik yapılaşma esas alınmalıdır.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Bahçeli geri adım mı attı?

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Bahçeli’nin son açıklamaları bir geri adım atma anlamına geliyor. Hem de çok esaslı bir geri adım. Hatırlanırsa, aynı Bahçeli, sürecin...

Çakma Sezar ve hakiki Brütüsler

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Aynı gazetede yazanlardan birinin diğerinin yazısına ister olumlayarak isterse eleştirerek atıfta bulunması bizim medyada adetten değildir. Bu yaklaşıma akıl erdiremesem...

Hayır!

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Devlet Bahçeli, “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” kurulsun, Öcalan koordinatör olsun” derken, “yumurtayı masaya dikine oturtan Kristof Kolomb” kadar kendinden...

Dünyada sürekli savaş hali ve yeniden sömürgeleştirme

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

İkinci Paylaşım Savaşı iki kutuplu dünyayla sonuçlandı. Ekonomik bölgeler ve nüfuz alanları yeniden düzenlendi. Emperyalizm klasik sömürü yöntemlerini terk ederek...

Tayyip Erdoğan’ın büyük kaybetme oyunu mu?

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Artık süreç istihbarat örgütünün ilişkilenmesi ve çalışmalarını aşmış bulunuyor. Ortada 100 yıllık bir siyasi sorun var. Böyle bir sorun istihbaratın...

Güncel bir tehlike olarak İbrahim Kaypakkaya

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Türkiye ve Türkiye Kürdistanı devrimci hareketinin 71 devrimci kopuşunun komünist çizgisini temsil eden İbrahim Kaypakkaya’nın Amed Hapishanesi’nde 18 Mayıs 1973’te...

Sonraki Haber

Bir de Kürtlerle sorunu olsaydı?

SON HABERLER

Samsun’da şüpheli kadın ölümü

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

Taş ocağına tepki: Bağlarda verim kalmadı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

Katledilen öğretmen Fatma Nur Çelik’in davası görüldü

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

Erdoğan’dan süreç açıklaması: Yeni hamleleri ortağımızla istişare ediyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

‘Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’ düzenlenecek

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

Bahçe’de unutulanlar

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

Basın meslek örgütleri: Tutuklu gazeteciler serbest bırakılsın

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır