Pakistan’ın sınır saldırılarından etkilenen Nangarhar’da, Taliban’ın kadın doktorların bölgeye girişini engellemesi insani krizi derinleştiriyor. Yaralılar sağlık hizmetine erişemezken, özellikle kadın ve çocuklar hayati riskle karşı karşıya
Son haftalarda Pakistan’ın Afganistan’ın bazı sınır bölgelerine yönelik yeni bir askeri saldırı dalgası başlatması, halk arasında geniş çaplı endişeye yol açtı.
“Güvenlik tehditleriyle mücadele” iddiasıyla gerçekleştirildiği belirtilen saldırılar, bir kez daha sivil yerleşim alanlarını güvensizlik, korku ve istikrarsızlıkla karşı karşıya bıraktı. Evler, tarım arazileri ve günlük yaşam doğrudan zarar görürken, özellikle kadınlar ve çocuklar bu gerilimlerin ilk mağdurları oluyor.
Geçmişte de Afganistan ile Pakistan arasındaki sınır gerilimleri zaman zaman çatışmalara ve karşılıklı ateş açılmasına sahne olmuştu. Ancak mevcut durumu daha kaygı verici kılan unsur, saldırıların Afganistan’daki ağır insani ve ekonomik koşullarla aynı döneme denk gelmesi. Zaten yoksulluk, işsizlik ve sosyal kısıtlamalarla mücadele eden halk, şimdi yeni güvenlik tehditlerle karşı karşıya.
Son saldırılar can ve mal kaybına yol açmakla kalmadı, toplumun psikolojisini de derinden etkiledi. Aileler geceleri patlama sesleri ve uçakların gürültüsü eşliğinde sabahlarken, çocuklar korkuyla uykularından sıçrıyor. Bu durum eğitim, çalışma hayatı ve sağlık hizmetlerine erişimi doğrudan etkiliyor.
Böylesi bir ortamda acil sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyaç her zamankinden daha fazla. Yaralılar ve hastalar tedavi beklerken, imkân yetersizliği ve ulaşım kısıtlamaları sağlık merkezlerine erişimi zorlaştırıyor. Pek çok doktor ve sağlık çalışanı da görevlerini yerine getirirken ciddi engellerle karşılaşıyor.
Kadın doktorların çalışmasına izin verilmiyor
Öte yandan Afganistan’da kadınlara yönelik getirilen kısıtlamalar, ülkenin sağlık sisteminin kapasitesini daha da azaltmış durumda. Sağlık hizmetlerinin önemli bir bölümünü sağlayan kadın doktor ve hemşireler, bazı bölgelerde çalışma ve seyahat konusunda ciddi engellerle karşılaşıyor. Bu durum özellikle kırsal ve uzak bölgelerde kadın ve çocuk hastalar için tehlikeli sonuçlar doğuruyor.
Birkaç gün önce Nangarhar vilayetinin Behsud ilçesine düzenlenen saldırıda aynı aileden 18 kişi enkaz altında hayatını kaybetti. Bu ortamda bazı doktorlar Behsud’a giderek sağlık hizmeti sunmaya çalıştı; ancak Taliban tarafından öngörülemeyen engellerle karşılaştılar. Bazı kadın doktorların, bölgeye girişine izin verilmedi. Bu uygulama yalnızca onların mesleki haklarını ihlal etmekle kalmıyor, aynı zamanda hayati hizmetlere ihtiyaç duyan hastaları da riske atıyor.
‘Kendimi yok sayılmış hissettim’
Celalabad’da görev yapan kadın doktorlardan Fevziye Nezir yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Behsud’a gitmeye karar verdim. Son saldırılar sonucunda birçok ailenin acil tedaviye ihtiyaç duyduğu haberi gelmişti. Endişelere rağmen temel ekipmanları hazırladım ve küçük bir ekiple yola çıktık. Aklımda sadece yardım bekleyen çocukların görüntüsü vardı. Yolda duvarları çatlamış evler ve yol kenarında endişeli yüzlerle bekleyen insanlar gördüm. Kontrol noktasına vardığımızda Taliban güçleri belgelerimizi inceledi. Birkaç dakikalık görüşmenin ardından, kadın olduğum için bölgeye girişime izin verilmeyeceği söylendi.”
Fevziye Nezir sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yaralıların sağlık hizmetine ihtiyacı olduğunu, kadın ve çocukların tedavisi için bir kadın doktorun varlığının zorunlu olduğunu anlatmaya çalıştım. Ancak yanıtları kesindi: ‘Talimat var.’ Geri dönmek zorunda kaldık. O an kendimi yalnızca bir kadın olarak değil, bir doktor olarak da yok sayılmış hissettim.”
Dönüş yolunun yaşadığı sürecin en zor kısmı olduğunu belirten Fevziye Nezir, “Kontrol noktasının diğer tarafında, kadın doktor olmadığı için tedavi olamayan kadınlar olduğunu biliyordum. Bu mahrumiyet sadece bana yönelik değildi; yardım bekleyen tüm hastalaraydı. Ekibimin yanı sıra çok sayıda gazeteci de bölgeye giriş izni alamadı” dedi.
Fevziye Nezir, “O gün, patlama seslerinin yanında başka bir sessiz sesin de olduğunu açıkça anladım” diyerek şöyle devam etti: “Kadınların sesi. Kendi hemcinslerini kurtarma fırsatı bulamayan kadınların sesi… Özellikle kadın doktorların önündeki engeller kaldırılmadıkça, bu tür kırılgan bölgelerdeki insani kriz daha da derinleşecektir.”
Haber: Baharin Lehib / NûJINHA









