Wan’da düzenlenen dil panelinde yapılan sunumlarda statü ve demografinin tek başına dilin gelişimi için yetmediğini, Kürtçenin hukuk, pazar, basın ve yaşam dili olması gerektiği belirtildi
Wan’da 21 Şubat Dünya Anadil Günü etkinlikleri kapsamında Wan Barosu, Komeleya Vekolîn û Perwerdeya Hiqûqê (DADSAZ), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) tarafından “Dünya anadil gününde Kürtçe” konulu panel düzenlendi. Tahir Elçi Konferans Salonu’nda düzenlenen panelin moderatörlüğünü Hukukçu Sabır Ebdulahîzad yaparken, Avukat ve çevirmen Ekrem Koçbaşi ve Dr. Îbad Îbrahim panelist olarak katıldı.
‘Dilin statüsü prestiji açısından çok önemli’
Kürtçenin statüsünü anlatan Ekrem Koçbaşı, “Statünün prestij açısından çok önemi var. Dilin ekonomik, toplumsal, dini ve tarihi açısından statüsü çok önemlidir. Tarih boyunca Kürtçe resmi olarak bir statüye sahip olmasa bile toplumsal olarak önemli bir statüye sahipti. Ama bugün bu durum oldukça zayıfladı. Bir de demografik faktörler var. Dünya dilleri açısından bakıldığından demografik olarak Kürtçe iyi bir noktadır. Birçok halk dağınık yaşadığı için dilleri demografik olarak güçsüz bir durumda. Ama Kürtlerin tamamına yakını aynı demografide yer aldığı için bu dili güçlü kılıyor. Dil için en sıkıntılı nokta ise çocukların artık Kürtçe konuşmasıdır. Köylerde bile artık kentler gibi bir durum var. Yani çocuklara sonradan öğretilen anadil, onun anadili değil, ikinci dili oluyor. Statü ve demografi tek başına yetmiyor. Bunların yanında eğitim, basın dili, sivil toplum, pazar, yönetim ve yargı da bu dili kullanılmalıdır. Anadilinde eğitim her insanın hakkıdır ve bu hak verilmelidir, devlet dile saygı göstermeli, savunmalı ve ilerlemesi için sorumluluk almalıdır” dedi.
‘Başûr’da dilin gelişmi için bir çaba yok’
Ardından telekonferansla panele katılan Dr. Îbad Îbrahim, “Başûr’da hukuk alanında Kürtçe” konusunda sunum yaptı. Irak’ta Arapçanın yanında Kürtçenin de resmi dil olduğunu söyleyen Îbrahim, “Ama dilin gelişimi ve korunması için büyük bir çaba yok. Mesele burada Cumhurbaşkanı Kürt, ama Cumhurbaşkanlığı sitesinde Kürtçe yok ve açıklamaların tamamı da Arapça. Mam Celal döneminde bu durum biraz düzeldi; ama maalesef yine eskiye döndü. Dil konusunda halen bir standardizasyon yok. Çünkü Bahdinî ve Soranların büyük bir bölümü bir birlerini anlamıyor. Eğitim ve hukuk anlamında da Kürtlerin büyük bir bölümü Arapça kullanıyorlar. Mesela mahkemeler Arapça, mahkemenin tüm kararları Arapça yazılıyor; ama yasanın 24’üncü Maddesi’nde bu kararların Kürtçe yazılması gerektiğini söylüyor. Buna uymanlar için cezai yaptırım öngörülüyor; ama bu uygulamayı çok az mahkeme yapıyor. Yerel mahkemeler, Kürtçe konusunda hassas; ama kararlar temyiz için Hewlêr’deki mahkemelere gittiğinde bunun sonucu Arapça yazılıyor. Yine üniversitelerin büyük bir bölümündeki tüm materyaller neredeyse Arapça. Yani tüm materyaller Arapça bir zihinle hazırlanıyor. Gelen materyaller İngilizceden Arapçaya oradan da Kürtçeye çevriliyor. İnsanlar Arapça düşünüyor, okuyor; ama Kürtçe konuşuyor. Bu durum Kürtçeyi ikinci dil yapıyor. Türkiye’de şuan bir süreç yürüyor. Kürtçenin sadece konuşma dili değil, Kürtçe kanun dili olması gerekiyor” diye konuştu.
Panel soru-cevap bölümüyle sona erdi.
WAN








