• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
11 Mart 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

İran’ın nasıl bir sosyal ve siyasal yapısı var?

11 Mart 2026 Çarşamba - 10:06
Kategori: Editörün Seçtikleri, Ortadoğu

İran’ın siyasal sistemi yalnızca 1979 devriminin ürünü değildir. Antik inançlardan Şii teolojisine, Kürt coğrafyasından modern siyasi hareketlere uzanan tarihsel süreç, ülkenin bugünkü siyasal yapısını belirleyen temel dinamikleri oluşturur

Merkezi – İran coğrafyası, İslamiyet’ten önce Aryen kültürünün etkili olduğu ve birçok antik inancın merkezi rol oynadığı bir bölgeydi. Özellikle Rojhilat Kürdistanı, Mezopotamya uygarlığını besleyen; felsefe ve inançların doğup geliştiği önemli bir coğrafya olarak öne çıkar. Zerdüştlük, Mazdaizm, Mitraizm, Yezdanizm, Karmatilik, Budizm ve Maniheizm gibi inançlar bu topraklarda ortaya çıkmış ya da burada gelişme imkânı bulmuştur. Bu inançların birçoğu, birbirini izleyen dönemlerde toplumsal düşünce ve yaşam anlayışları üretmiş; insanlığın toplumsal ve felsefi gelişimine önemli katkılar sağlamıştır.

Zagroslardan Hemedan’a kadar uzanan bölgede gelişen Zerdüştlük, tek tanrılı dinlerin gelişimine ve bölgedeki düşünsel geleneklere kaynaklık etmiştir. Med İmparatorluğu döneminde ise Ortadoğu, Asur İmparatorluğu’nun tüm bölgeyi sürüklediği siyasi sorunlar ve çatışmalar ortamında, Medlerin öncülüğünde halkların ve aşiretlerin konfederal yapısına dayanan yeni bir düzen arayışı için mücadele etmiştir. Kürtler bu süreçte çözümün anahtarı olma rolüne girmiştir. Farklı halkların, aşiretlerin, inançların ve kültürlerin bir arada tutulmasına yönelik irade ve cesaret, bölgeyi yeni bir evreye taşımıştır. Tek tanrılı dinlerin yayılmasıyla birlikte bölge yeni bir aşamaya girmiştir. Buna rağmen eski inançların etkisi toplum içinde uzun süre canlı kalmış ve komünal yaşam anlayışının izleri varlığını sürdürmüştür. Bu etkilerin günümüzde dahi bazı bölgelerde, özellikle Rojhilat Kürdistanı’nda, kültürel ve toplumsal izleri görülebilmektedir.

İran coğrafyası, İslam’dan önce Pers ve Sasani imparatorluklarının egemenliği altında olup Zerdüştlük başta olmak üzere çeşitli inançların etkisinde şekillenmiştir. 7. yüzyıldaki Arap işgalleriyle birlikte İslamiyet İran’da yayılmaya başlamış ve ilk dönemlerde Hanefilik gibi Sünni mezhepler bazı bölgelerde etkili olmuştur. İran’ın mezhepsel yapısındaki en büyük değişim ise 16. yüzyılda Safevi Devleti’nin On İki İmam Şiiliğini resmi mezhep ilan etmesiyle gerçekleşmiş ve İran bu tarihten sonra Şiiliğin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Muaviye ve Emeviler döneminde İslamiyet’in siyasal ve ticari çıkarlar için kullanılmaya başlandığı görülür. Bu süreçte farklı inançlara sahip birçok halk ve topluluk İslamlaştırılmaya çalışılmıştır. Daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan Vahabi hareketler de dini gerekçelerle insanları katletmişlerdir. Taşlar ve türbeler gibi inanç sembollerini günah saymışlardır. Bu yaklaşım, İran’da yaşayan eski inançlara karşı da adeta bir darbe niteliğinde olmuştur.

Bu süreçten en fazla zarar gören topluluklardan biri Kürtler olmuştur. Kürtler, inançlarından koparılma sürecini ilk olarak Rojhilat Kürdistanı’nda yaşamışlardır. Ezidilere yönelik ilk fermanın Kirmanşan’da gerçekleştiği, Murat Xetari’nin Ezidilere dönük fermanları ele aldığı kitabında belgeleriyle birlikte aktarılmaktadır. Kürtlere yönelik bu fermanların İslamiyet adına gerçekleştirildiği bilinmektedir.

İran’da rejimin kodları

Velayet-i fakih, İran’da yasaların şeriata uygunluğunu denetleyen bir kurumdur. Ancak bu denetim yalnızca yasa ve kanunlarla sınırlı değildir. Son seçimlerde de görüldüğü gibi, kurum gerektiğinde adayların dini kimliğini ve hatta Müslümanlığını dahi sorgulayabilmektedir. Bu nedenle velayet-i fakih, fiilen son ve tek karar mercii gibi görünmektedir. Bu sistem, Ruhullah Humeyni tarafından ortaya konmuş ve daha sonra Ali Hamaney döneminde kurumsallaşarak rejimin ideolojisi haline gelmiştir. Sisteme göre Mehdi’nin yeryüzüne dönüşüne kadar bu makam onun temsilcisi olarak kabul edilir ve devlet kurumları bu anlayış üzerine inşa edilir.

İran’da On İki İmam inancına göre onların temsilcisi sayılan velayet-i fakih, en yüksek dini otorite olarak yürütme ve yasama süreçlerinde son söz sahibidir. Meclis’te kabul edilen yasaların yürürlüğe girebilmesi için fakihlerin oluşturduğu denetim mekanizmasından ve nihayetinde velayet-i fakihin onayından geçmesi gerekir. Cumhurbaşkanı da görevine ancak velayet-i fakihin onayıyla başlayabilir. “Ruhani lider” kavramı da bu konumdan doğmaktadır.

28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırıların ilk gününde Ali Hamaney’in öldürülmesi durumu, 37 yıllık Hamaney yönetimi ve 47 yıllık İslam Cumhuriyeti rejimi için çok büyük bir kırılma anlamına gelmektedir. Böyle bir gelişme, İran’ı yeni bir siyasi ve ideolojik dönemin eşiğine getirmiştir.

Hak ve hukukun paylaşımı

İran’da yasama, yürütme ve yargı organları bu üçlü yapı içinde faaliyet gösterir. Meclis’te ülkenin farklı bölgeleri ve toplumsal kesimleri temsil edilir. İran Meclisi toplam 290 milletvekilinden oluşur. İran’ın idari sisteminde “Kürdistan” tek bir bölge olarak görülmez. Kirmanşan, Urmiye, Sine ve Hemedan gibi farklı eyalet ve şehirlerden seçilen milletvekilleri mecliste yer alır. Bu bölgelerden seçilen ve Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı yerleri temsil eden milletvekillerinin toplamı yaklaşık 47 sandalyedir. Seçim sisteminde etnik veya dini kimliklerden çok ortak kimlik olan İran vatandaşlığı esas alınır. Ancak bu bölgelerden seçilen milletvekilleri fiilen Kürt nüfusunu temsil eden isimler olarak görülür.

Beluçistan bölgesinin de mecliste temsiliyeti vardır ve bu bölgeye yaklaşık 8 sandalye ayrılmıştır. Bunun yanı sıra İran’daki bazı dini azınlıklar için de özel temsil hakkı tanınmıştır. Zerdüştler, Yahudiler ve Hristiyanlar mecliste kendilerini birer milletvekiliyle temsil eder.

İran Anayasası’nın iki maddesi etnik ve kültürel azınlıkların statüsünü kapsar. Buna göre anayasanın 15. ve 19. maddelerinde azınlıklara verilen haklar şu şekilde formüle edilmiştir:

  • İran’ın resmi dili ve alfabesi, halkın ortak dili olan Farsçadır. Resmi belgeler, yazışmalar ve metinlerin yanı sıra ders kitapları da bu dil ve alfabe ile hazırlanır. Bununla birlikte Farsçaya ek olarak basında ve kitle iletişim araçlarında bölgesel ve kabile dillerinin kullanılmasına, ayrıca okullarda bu dillerin edebiyatlarının öğretilmesine izin verilmektedir.
  • Tüm İran halkı, ait oldukları etnik grup veya kabile ne olursa olsun eşit haklara sahiptir; renk, ırk, dil ve benzeri farklılıklar herhangi bir ayrıcalık veya üstünlük nedeni sayılmaz.

İran’ın resmi mezhebi Şiiliktir ve bu anlayış On İki İmam inancına dayanır. Bunun yanında ülkede Sünni Müslümanlar da yaşamaktadır. Ayrıca Yahudiler, Hristiyanlar ve Zerdüştler de İran’daki diğer dini topluluklar arasındadır. Bu gruplar resmi olarak dini azınlıklar olarak tanımlanır. Ancak anayasa ve mecliste ifade edilen bu kısmi haklar çoğu zaman kağıt üzerinde kalmış, pratikte uygulanmaları oldukça sınırlı olmuştur. Bu nedenle azınlıkların haklarının yeterince tanınmadığı, dışlanma ve ötekileştirme pratiklerinin yaşandığı yönünde eleştiriler bulunmaktadır. Kürtler, Beluçlar ve bazı dini topluluklar bu bağlamda hak ihlallerinden en fazla etkilenen gruplar arasında gösterilmektedir.

Nüfus dağılımı

İran’ın nüfusu yaklaşık 92 milyondur. Bu rakam, son yıllarda yapılan nüfus sayımı verilerine dayanmaktadır. Etnik dağılıma bakıldığında en büyük nüfus grubunu Farslar oluşturur ve toplam nüfusun yaklaşık yüzde 50’si Fars kökenlidir. Farslardan sonra nüfus büyüklüğüne göre sırasıyla Azeriler, Kürtler, Araplar ve Beluçlar gelmektedir. Bunun dışında ülkede Türkmenler ve Kaşkaylar gibi başka etnik topluluklar da bulunmaktadır. Lorların önemli bir bölümünün Kürt kökenli olduğu da ifade edilmektedir.

İran’daki etnik grupların nüfusuna dair farklı tahminler bulunmaktadır. Azerilerin yaklaşık 15 milyon olduğu söylenmektedir. Beluçların nüfusunun yaklaşık 2 milyon, Arapların ise 3 milyona yakın olduğu ifade edilmektedir. Kürtlerin sayısının ise 12 ila 15 milyon arasında olduğu belirtilmektedir.

İsviçre merkezli ve Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) ile istişari statüye sahip bir insan hakları sivil toplum kuruluşu olan Zagros İnsan Hakları Merkezi (Zagros), Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin (UNHRC) 57. oturumunda İran’daki Kürtlerin durumuna ilişkin BM Genel Sekreteri’ne sunulan yazılı bir raporda şu değerlendirmeye yer vermektedir:

“İran’da Kürtler, nüfusun yaklaşık yüzde 16 ila yüzde 17’sini oluşturmaktadır. Bu da yaklaşık 14 ila 15 milyon kişiye karşılık gelmektedir.”

Kürt nüfusu ağırlıklı olarak Batı Azerbaycan, Kürdistan eyaleti, Kirmanşan, İlam, Lorestan ve Hemedan eyaletlerinde yaşamaktadır. Aynı zamanda Horasan eyaletinde de önemli bir Kürt nüfusu bulunmaktadır ve bu bölge tarihsel olarak Kürt yerleşimleriyle bilinen bir coğrafya olarak öne çıkmaktadır.

Eyaletler ve Kürt coğrafyası

İran idari olarak 31 eyaletten (ostan) oluşmaktadır. Bu eyaletlerden bazıları Kürdistan, Kirmanşan, İlam, Gulistan, Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, Erdebil, İsfahan, Elburz, Buşehr, Tahran, Çaharmahal ve Bahtiyari, Güney Horasan, Kuzey Horasan ve Rezevi Horasan gibi bölgelerden oluşur. Her eyalet kendi idari merkezine ve yerel yönetim yapısına sahiptir.

İran’ın idari sistemine göre Mehabad, Bokan, Serdeşt ve Pîranşar gibi şehirler Kirmanşan eyaletine bağlı değildir. Bu bölgeler farklı eyaletlerin idari sınırları içinde yer alır. İran’ın resmi idari sınıflandırmasında bu şehirler doğrudan “Kürt bölgesi” olarak tanımlanmaz; daha çok eyalet temelli bir idari yapı esas alınır. Bunun yanında İran’da Kürdistan Eyaleti de bulunmaktadır ve bu eyaletin merkezi Sine şehridir. Tarihsel olarak bu bölgede Kürtlerin Erdalan Hanedanlığı etkili olmuştur. Bu nedenle Sine ve çevresindeki geniş bir alanda yaşayan bazı topluluklar kendilerini Erdalani kimliğiyle de tanımlayabilmektedir.

Öte yandan Mukriyan bölgesi olarak bilinen alanda da farklı halklar yaşamaktadır. Bu bölgede Azeriler, Ermeniler ve Asuriler de bulunmakla birlikte nüfusun büyük bölümünü Kürtler oluşturmaktadır. Mukriyan adı, bölgede tarihsel olarak güçlü olan Mukri aşiretinden gelmektedir. Bu aşiret Kürt kökenli olup bölgenin tarihsel ve toplumsal yapısında önemli bir yere sahiptir.

Şikakiler, Rojhilat Kürdistanı’nda Urmiye, Salmas ve Xoy bölgelerinde; bunun yanında Bakur Kürdistan’da Wan, Colemêrg ve Cizre’ye kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşayan bir Kürt aşiret konfederasyonudur. Bu konfederasyon Şikaki adıyla bilinir ve liderliği önce Cafer Ağa, daha sonra ise Simko Şikaki tarafından yürütülmüştür. Kürt ayaklanmaları içinde Simko Şikaki önemli bir yere sahiptir. Hedefi bağımsız bir Kürdistan kurmaktı. Simko, mücadelenin hem askeri hem de politik yönünün geliştirilmesi gerektiğini savunuyordu. Aynı zamanda Kürtçeye ve eğitime verdiği önemle de öne çıkıyordu. Bulunduğu bölgelerde Kürtçe okullar açtırmış ve Kürt hareketleri ile örgütlerini bir araya getirmeyi amaçlayan ittifaklar kurmaya çalışmıştır. 20. yüzyılın başlarında İran yönetimine karşı bir isyan başlatmıştır. Ancak isyan sürecinde İranlı yetkililerin müzakere daveti üzerine katıldığı bir görüşme sırasında Uşnu’da İran güçleri tarafından öldürülmüştür. Bu olaydan sonra Rojhilat Kürdistanı’nda, Güney Azerbaycan eyaletine bağlı bölgelerde Şikakiler adıyla anılan yerleşimler ortaya çıkmıştır.

Bunların yanında Rojhilat Kürdistanı’nda önde gelen aşiretler arasında Celaliler, Herkiler, Milaniler, Begzadeler ve Seyidler de bulunmaktadır.

Kürdistan Eyaleti ve diğerleri

Kürdistan Eyaleti içinde yer alan başlıca şehirler şunlardır: Sine, Bane, Bazirgan, Bicar, Dîwandere, Kamêran, Merîwan, Qurwe, Sahib, Seqiz, Sewlawa ve Dehgolan. Bu şehirler idari olarak Kürdistan Eyaleti’nin sınırları içinde bulunmaktadır.

İran’ın idari haritasına göre Urmiye ve çevresindeki bölgeler Batı Azerbaycan (Azerbaycan-ı Xerbî) Eyaleti içinde yer alır. Bu eyaletin sınırları içinde Urmîye, Biradost, Bokan, Çaldiran, Deştebêl, Dîlmeqan, Enzil, Kotol, Makû, Mehabad, Mêrgever, Mihemedyar, Miyandav, Nazlû, Nexede, Pîranşar, Poldeşt, Qerezîyaedîn, Rebet, Selmas, Serdeşt, Soma, Şahîndij, Şino, Şot, Tikab, Tirgever ve Xoy şehirleri bulunmaktadır. Bu yerleşimler idari olarak Batı Azerbaycan Eyaleti’ne bağlıdır.

Bunun dışında Kirmaşan Eyaleti de ayrı bir idari bölge olarak ele alınır. Kirmaşan Eyaleti’ne bağlı başlıca şehir ve ilçeler arasında Kirmaşan, Bêstûn, Ciwanro, Gêlan, Hersîn, Himeyl, Kengawer, Kirin, Kûzeran, Mayeşt, Newsûd, Nodşe, Pawe, Qesirşîrîn, Riwanser, Sehne, Selas, Serpêlê Zehaw, Sunqur, Şabad, Tazeabad ve Dalaho gibi yerleşim alanları yer alır.

İlam Eyaletinde ise Asmanawa, Awdenan, Bedre, Çerdawil, Çewar, Dêliran, Dirêşar, Eywan, Melikşay, Meyme, Mêran, Mûrmûrî, Serawbax, Şêrwan, Zerênabad ve Zerne şehirleri bulunmaktadır.

Horasan eyaletlerinde ise yaklaşık 1.5 milyon Kürt’ün yaşadığı tahmin edilmektedir. Ayrıca Çaharmahal ve Bahtiyari eyaletlerinde yaşayan Kürtlerin oranının yaklaşık yüzde 60 olduğu ifade edilmektedir. Bunun yanında Tahran’da yaşayan Kürt nüfusunun da yaklaşık 500 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Sonuç olarak İran’daki Kürt nüfusunun yaşadığı eyaletler idari olarak farklı bölgelere dağıtılmıştır ve bu alanlar resmi olarak “Kürt bölgeleri” şeklinde tanımlanmamaktadır. Bu durum, devletin idari ve siyasal yaklaşımıyla da ilişkilidir. İran’ın idari sistemi, etnik kimlikten ziyade eyalet ve şehir temelli bir yapı üzerine kurulmuştur.

Form kazanmış ve kayıp sayılan inançlar

Kirmaşan bölgesinde Lek, Lor, Caf, Kelhor, Sencabi ve Zengene gibi Kürt aşiretleri yaşamaktadır. Bu toplulukların önemli bir bölümü Yarsan (Ehli Hak) inancına bağlıdır.

Tarihsel kaynaklara göre Ezidilere yönelik ilk büyük saldırılardan birinin 7. yüzyılda, yaklaşık 640’lı yıllarda Kirmaşan çevresinde başladığına dair anlatımlar bulunmaktadır. Daha sonraki dönemlerde de Ezidi Kürtlere yönelik birçok saldırı ve fermanın verildiği bilinmektedir. Bu baskıların ardından Rojhilat Kürdistanı’ndan Bakur Kürdistan’a doğru bazı Kürt topluluklarının göç ettiği ifade edilmektedir.

İslamiyet’in ilk dönemlerinde ortaya çıkan daha eşitlikçi ve toplulukçu anlayış zamanla değişmiş, özellikle İran coğrafyasında Şiilik ve Sünnilik üzerinden yeni bir dini ve siyasi yapı şekillenmiştir. Bu süreçte farklı inançlara sahip Kürtler ise baskı ve zorla Müslümanlaştırma siyasetine maruz kalmışlardır. Devlet politikaları çerçevesinde Kirmaşan ve çevresinde yaşayan Feyli Kürtler “Şii Kürtler” olarak tanımlanmıştır. Feyli Kürtler bugün ağırlıklı olarak Irak’ta Diyala bölgesinde ve Bağdat çevresinde, ayrıca İran’da Kirmaşan ve İlam eyaletlerinde yaşamaktadır. Feyli Kürtler hem Irak’taki Baas rejimi hem de farklı dönemlerde İran’daki rejimler tarafından çeşitli baskı, sürgün ve hak ihlallerine maruz kalmışlardır. Esas olarak Feyli Kürtlerin önemli bir bölümünün Yarsan inancına bağlı olduğu ifade edilmektedir. Ancak İslami siyasetin baskın hale gelmesiyle birlikte uygulanan siyasi ve dini baskılar, hatta zaman zaman katliamlara varan politikalar sonucunda Feyli Kürtler de, diğer birçok Kürt inancında olduğu gibi, zorla İslamileştirme süreçleriyle karşı karşıya kalmışlardır.

İran’daki sistem, Mesihîler ve Zerdüştler gibi azınlık inançlarını resmi olarak tamamen reddetmemiş olsa da pratikte bu gruplara yönelik uygulamalar çoğu zaman olumsuz olmuştur. Bu topluluklar sık sık baskı, engelleme ve dışlanma ile karşılaşmış; hakları kısıtlanmış ve toplum içinde ötekileştirilmişlerdir. Eğitim alanında da bu inançlara sahip bireyler üzerinde ciddi kısıtlamalar uygulanmıştır. Bu durum, bazı film ve medya çalışmalarında da açıkça görülmektedir. Azınlık inançlarını ötekileştiren söylemler, medya ve kültürel üretimler aracılığıyla sistematik biçimde yaygınlaştırılmıştır. Üretilen bu içerikler, devletin söz konusu inançlara yaklaşımını ve uygulamadaki baskı mekanizmalarını gözler önüne sermektedir. Devletin bu inançları zaman zaman ahlaktan yoksun olarak nitelendirme eğilimi gösterdiği; sanat ve medya aracılığıyla toplumda tepki ve önyargı oluşturma yönünde bir siyaset izlediği ifade edilmektedir.

İran’da var olan siyasi parti ve örgütler

İran’da çeşitli siyasi örgüt ve partiler faaliyet göstermektedir. Bunların en eskilerinden biri, 1941 yılında kurulan Tude Partisi’dir. Tude, o dönemde İran’ın en büyük siyasi partilerinden biri olarak kabul edilir. Parti, özellikle işçi hareketleri ve aydın çevreler içinde etkili olmuş ve komünist, Marksist-Leninist bir ideolojiye sahipti. 1953 yılında Başbakan Muhammed Musaddık’a karşı gerçekleştirilen darbenin ardından parti ağır baskılara maruz kalmış ve faaliyetleri büyük ölçüde sınırlandırılmıştır.

1970’li yıllarda ise İran’da farklı sol örgütler ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri İran Halkının Fedai Gerillaları Örgütü (Fedaiyan-ı Halk)’tır. 1971 yılında ortaya çıkan bu hareket, Marksist ideolojiye dayanan ve silahlı mücadeleyi benimseyen sol bir örgüt olarak bilinmektedir.

Aynı dönemde ortaya çıkan bir diğer önemli örgüt ise Mücahidin-i Halk (MEK)’tır. 1965 yılında kurulan bu örgüt, İslam ile sosyalist düşünceleri birleştirmeye çalışan bir ideolojik çizgiye sahiptir ve kendisini zaman zaman “İslami sosyalist” bir hareket olarak tanımlamıştır. Örgütün önde gelen liderlerinden biri Mesud Recevi’dir. Mesud Recevi uzun yıllardır kamuoyunda görünmemekte, ancak örgüt adına yapılan açıklamalarda adı anılmaya devam etmektedir.

İran’da özellikle 1988 yılında gerçekleşen siyasi tutsak infazlarında Mücahidin-i Halk üyeleri de ağır şekilde hedef alınmış ve binlerce siyasi tutsak idam edilmiştir. Bu olay İran tarihindeki en ağır siyasi baskı ve infaz dönemlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Daha sonraki yıllarda örgüt üyelerinin önemli bir bölümü Irak’taki Eşref Kampı (Camp Ashraf) ve daha sonra Liberty Kampı (Camp Liberty) olarak bilinen yerleşim alanlarında yaşamıştır. Irak’taki siyasi gelişmeler ve güvenlik sorunları nedeniyle bu kamplar kapatılmış ve örgüt üyelerinin önemli bir bölümü 2016 yılından itibaren Arnavutluk’a taşınmıştır.

Günümüzde örgütün fiili olarak siyasi liderliğini Mesud Recevi’nin eşi Meryem Recevi yürütmektedir. Meryem Recevi çeşitli açıklamalarında İran’da demokratik bir sistem kurulması gerektiğini savunmuş ve bazı konuşmalarında Kürtlerin hakları ve yerel yönetim taleplerine olumlu yaklaşım gösterdiğini ifade etmiştir.

Haber: Rojbin Deniz / NûJINHA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Üreme alanına yapılan iskele kuş çeşitliliğini tehdit ediyor

Sonraki Haber

Kadın cinayetlerinde veriler saklanıyor: 6284 uygulanarak katliamlar önlenebilir

Sonraki Haber

Kadın cinayetlerinde veriler saklanıyor: 6284 uygulanarak katliamlar önlenebilir

SON HABERLER

Gül Dağ’ı katleden fail gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
11 Mart 2026

Kirmanşan’da iki Kürt siyasi tutsak açlık grevine başladı

Yazar: Yeni Yaşam
11 Mart 2026

Rusya’nın 20 milyon dolarlık hava savunma sistemi bir dronla imha edildi

Yazar: Yeni Yaşam
11 Mart 2026

Geçici hükümete bağlı gruplar Kobanê’nin köylerini yağmalamış

Yazar: Yeni Yaşam
11 Mart 2026

İran: Ekonomik merkezler hedef alınacak

Yazar: Yeni Yaşam
11 Mart 2026

Dep’te Newroz kutlaması CANLI

Yazar: Yeni Yaşam
11 Mart 2026

Silêmanî’de Komele üssüne saldırı: Bir peşmerge yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
11 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır