• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Mayıs 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Aziz Tunç

Devlet çözümden korkuyor

10 Mayıs 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Aziz Tunç, Yazarlar

Siyasal alan bu hafta hızlı ve hareketli geçti. Türkiye’nin temel gündemi olan Kürt sorunu ve bu sorunla bağlantılı olarak yaşanan Barış ve Demokratik Toplum sürecine ilişkin olarak Apocu Hareket’in yönetiminin, Bahçeli’nin, DEM Parti’nin ve son olarak Erdoğan’ın açıklamaları gündemdeydi. Açıklamaların temel noktası, Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın statüsü ve sürecin ilerlemesi için yapılması gereken yasal düzenlemelerdi.

Apocu Hareket adına yapılan açıklamada, sürecin ilerlemesi için acilen Sayın Öcalan’ın statüsünün belirlenmesi ve yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği belirtildi. Ayrıca, “Mücadeleyi demokratik ve siyasi yollarla yürütmek istiyoruz. Devletin buna açık olması şartıyla hem mücadelenin hem de ulaşmak istediğimiz hedeflerin demokratik ve siyasi yollarla gerçekleştirilebileceğine inanıyoruz” denilerek sürecin temel amacı da ortaya konmuş oldu.

Aynı gün Devlet Bahçeli, sanki Apocu Hareket’in talebine cevap veriyormuş gibi ezber bozan bir öneri geliştirdi. Bahçeli, Sayın Öcalan’ın “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü” olmasını önerdi. Ardından DEM Parti, Bahçeli’nin önerisinin altına “imza atacağını” belirterek desteğini ortaya koydu. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin geri dönüşü olmayacak şekilde devam edeceğini belirterek Bahçeli’nin önerisine en azından itiraz etmediğini ifade etmiş oldu. Buraya kadar yaşananların olumlu olduğu, desteklenmesi ve sahip çıkılması gerektiği açıktır. Ancak açıklanmaya muhtaç bazı noktaların olduğunu da belirtmek gerekiyor. Birincisi, Bahçeli’nin söylediklerine ve Erdoğan’ın bu söylemlere karşı çıkmamış olmasına ne kadar güvenilebilir?

Bilindiği gibi Bahçeli, daha önce “umut hakkı” dedi ancak bir gelişme olmadı. “Kayyum gitsin, Ahmetler makama; Selahattin evine” dedi, o da gerçekleşmedi. Üstelik kamuoyu ciddiye alınmayarak bu gerçekleşmeyen vaatlere ilişkin herhangi bir açıklama da yapılmadı. Dahası, Erdoğan’ın sürecin devam edeceğini söylemiş olması, Bahçeli’nin önerisine yüzde yüz destek verdiği anlamına da gelmemektedir. Bu durumda, Bahçeli’nin bu önerisinin karşılık bulacağından emin olmak için hiçbir neden bulunmamaktadır.

İkincisi, Bahçeli ile Erdoğan Cumhur İttifakı’nın iki bileşenidir. Bahçeli istese Erdoğan’ın iktidarına son verebilecek güce ve imkâna sahiptir. Bu durumda belirtilen koşullara ve imkâna sahip olan Bahçeli’nin, bütün siyasal gücünü ve varlığını ortaya koyarak “Bir şeyler yapılmasını öneriyor ama ortağı bunları engelliyor” demesi ne kadar isabetli olur?

Bunlar bir arada düşünüldüğünde ortaya çıkan tablo şudur: Ya Bahçeli, Erdoğan’a rağmen bu görüşleri ileri sürüyor ki bu durumda “Cumhur İttifakı nasıl devam ediyor?” sorusu ortaya çıkacaktır. Ayrıca Erdoğan’ın açıklaması, durumun böyle olmadığını göstermektedir. Ya da Bahçeli ile Erdoğan bu konuda bir iş bölümü yapmış durumdadır. Görünen o ki bu ikili, süreci kendilerince belirledikleri bir sonuca götürmek üzere iş bölümü yapmıştır. PKK’nin feshi ve silahlı mücadelenin terk edilmesi, sürecin mimarı olan Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan ve PKK açısından paradigmasal değişikliğin gereği olarak ele alınırken; Erdoğan ve Bahçeli bu gelişmeyi farklı değerlendirmek istemektedir.

Sonuç olarak, hangi biçimde olursa olsun barış ve demokratik toplum sürecinde önemli bir aşamaya geçildiğini belirtmek gerekir. Elbette bu gelişme, sürecin sorunlarının bittiği anlamına gelmiyor. Çünkü devlet, esas sorunu yani Kürt sorununu ve çözümün asıl dayanağı olan demokratikleşmeyi, illüzyonist bir yöntemle gözlerden kaçırarak sorunu çözmek istemektedir. Bunun için sorunu silah bırakılmasına indirgemekte ve süreci burada bloke etmektedir. Öyle ki gerek devlet yetkilileri gerekse devlet medyası, sürecin başlamasından önce daha çok “Kürt” sözcüğünü ve “Kürt sorunu” kavramını kullanıyordu. Süreç boyunca ise neredeyse “Kürt” sözcüğü topluma unutturulmak istenmektedir.

Ancak devletin bu noktadaki tutumu da güven verici değildir. Kayyumların görev süreleri uzatılıyor. Kürtlerin seçtiği DEM Partili belediye başkanlarına 20 yıl ceza veriliyor. Kürtçe, ibadet dili olarak bile yasaklanıyor. Bununla da yetinmeyen Türk devleti, Rojava’da Kürtlerin kazanımlarını yok etmeye çalışıyor. Rojava’da tabelalardaki Kürtçe ifadeler kaldırılıyor, YPJ’nin varlığı engellenmek isteniyor.

Bütün bunların yanında bir an için çözümün gerçekleştiğini düşünelim. Silahlı mücadele yürütmüş binlerce gerilla, yurt dışında yaşayan binlerce Kürt siyasetçi, sanatçı, aydın ve aktivist ile cezaevlerinde bulunan binlerce tutuklu ülkede buluşacak ve demokrasi ile özgürlük mücadelesi yürütecek. Bu devlet, böylesine dinamik bir toplumsal yapıyı yönetebilecek mi? Devletin böylesine güçlü ve diri bir demokratik muhalefetle baş edemeyeceğini hem onlar biliyor hem de toplum biliyor. O nedenle devlet, çözümün her biçiminden korkuyor. Devletin çözüm olarak aklından geçen şey; ya iradesi kırılmış Kürtlerden oluşan bir toplulukla birlikte olmak ya da Kürtsüz bir gelecek yaratmaktır. Çözümsüzlük buradan doğuyor. Çünkü sorun silah değil, güç meselesidir. Devlet; iradeli, örgütlü ve güçlü Kürt’ten korkmaktadır. Kürtlerin böyle olmasını istememektedir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Şirnex’te ot bitecek yer kalmadı

Sonraki Haber

Mazlum Dinç: Süreç hızlandırılmalı, Abdullah Öcalan özgür olmalı

Sonraki Haber

Mazlum Dinç: Süreç hızlandırılmalı, Abdullah Öcalan özgür olmalı

SON HABERLER

Pirsûs davasında mahkemeye tepki göstermişlerdi: İki kişiye ceza

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

15 Mayıs etkinlikleri sürüyor: Ulu Cami önünde dengbêj divanı kuruldu

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Paris’te 5’inci Kürt Kültür Festivali düzenleniyor

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Yanlış eve polis baskını: 15 yaşındaki çocuğa işkence yapıldı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Dirbêsiyê’de halk esir ve şehit cenazelerinin teslimi için yürüdü

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

‘Casusluk’ davasında ara karar: Tutukluluk devam edecek

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Bir salgın şüphesi daha: 1700 kişi karantinaya alındı, 1 kişi öldü

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır